gece ağlayıp inledi sürekli. dün mutfağın taş zemininde piknik yapıyorum diye oturmuş. annesinin uyarmasına rağmen vazgeçmemiş. gece de karın ağrısından inledi tabii. annesi sıcak havlu koyunca "azıcık" koymasını istemiş. Sabah arabayla babannesine götürdüm ama götürmeden şrek seyretti. akşam abisi ile gelirken daha yolda seslerini duyduk. abisine kızıyor. aslında hergün geldiğini o daha gelmeden anlıyoruz seslerden ama bu sefer abisi çok kızdırmış. zaten eve girer girmez kapıyı kapatıp abisini eve sokmadı. meğer abisi ile yarışmışlar. abisi onu geçmiş.
akşam evde, saç için kullanılan taç şeklindeki tokayı kulaklarına ters takarak steteskop yaptı önüne de telefonu koydu. doktor olup gögsümü dinledi. annesinin aldığı sıcak su torbasını sıcak su ile doldurup karnıma koydu. dinlenmem gerektiğini söyledi.
11 Mart 2015 Çarşamba
10 MART 2015 SALI
Bugün yazmaya değer birşey olmadı. sabah babanneye gitti ve akşam abisi alıp getirdi. akşam eevde legolardan yaptığı evi annesi toplayıp kaldırmış. eve gelince kim kaldırdı diye sormuş. annesi de "nesrin teyze" evi temizlemeye geldi. o toplamış" diye yalan uydurmuş. ayşe önce "nesrin teyze???" diye sormuş. sonra anlatılınca "haa" demiş.
bir de sabah şrek seyretmek istedi. şrek bulamadık. çizmeli kedi seyretti babannesine gitmeden.
ayrıca bu boş günde daha önceden anlatmayı ihmal ettiğim yeni bir gelişmeyi aktarayım. ayşe artık ayakkabılarını ters giymemek hususunda titizlik gösteriyor. ayakkabıyı giymeden önce gösterip "düz??" diye soruyor. genelde düzü tutturuyor ama ters olduğunu söylediğimizde de hemen değiştiriyor. eski inadı yok, benim yaptığım doğrudur diye... geçen haftalarda babannesinden gelirken ayakkabıları ters giyip düz olduğunu iddia ettiğinde annesi ters giymesine göz yummuş ve öyle yürümeye başlayınca da ayakları acımış. yolda annesine "anne, ayaklarım acıdı ama azıcık" diyerek ayakkabılarını değiştirtmiş. o günden beri ayakkabıları düz giyiyor. düz olup olmadığını bize soruyor.
bir de basamaklardan atlama huyu geliştirdi. son 3 basamaktan atlayarak iniyor artık.
bir de sabah şrek seyretmek istedi. şrek bulamadık. çizmeli kedi seyretti babannesine gitmeden.
ayrıca bu boş günde daha önceden anlatmayı ihmal ettiğim yeni bir gelişmeyi aktarayım. ayşe artık ayakkabılarını ters giymemek hususunda titizlik gösteriyor. ayakkabıyı giymeden önce gösterip "düz??" diye soruyor. genelde düzü tutturuyor ama ters olduğunu söylediğimizde de hemen değiştiriyor. eski inadı yok, benim yaptığım doğrudur diye... geçen haftalarda babannesinden gelirken ayakkabıları ters giyip düz olduğunu iddia ettiğinde annesi ters giymesine göz yummuş ve öyle yürümeye başlayınca da ayakları acımış. yolda annesine "anne, ayaklarım acıdı ama azıcık" diyerek ayakkabılarını değiştirtmiş. o günden beri ayakkabıları düz giyiyor. düz olup olmadığını bize soruyor.
bir de basamaklardan atlama huyu geliştirdi. son 3 basamaktan atlayarak iniyor artık.
9 Mart 2015 Pazartesi
09 MART 2015 PAZARTESİ
sabah geç uyandı ve TV de şrek filmi açmamı istedi. ankarada da istemiş, ancak TV formatı kabuletmediğinden seyredememişti. ancak TV de takılı olan flas bellekte şrek yoktu. çizmeli kediyi tercih etti. bitince babanneye gittik. yolu yürüyerek gittik. giderken kafasındaki örgü başlığı yüzünü tamamen kapatacak şekilde indirdi. yüzü görünmüyor. önünü göremiyor sandım ama örgü gevşek olduğundan görüyormuş. ama babannesinin karşısına öyle çıkmadı. akşam gelirken de hok hoğuk diyerek gene yüzünü kapadı.
08 MART 2015 PAZAR
Bursaya dönüş günümüz geldi. ama yola çıkmadan yazılması gereken şeyler var. esra, bugün ayşeyi yoğurdu. kucağına alıp ters tutuyor ve yere sarkıtıyor. sonra bohçalayıp kıçını ısırıyor. ayşeyi atı tuttu. ayşenin de hoşuna gitti tabi... esra ayşeye "gebeş" diye bağırıyor. ayşe de ona aynen karşılık veriyor.
bir ara ayşe sırt çantasına çeşitli eşyalar koydu ve okulculuk oynamaya başladı. efra da oyuna dahil olmak için geldi. ayşe efrayı istemedi. ayşe efraya karşı dışlayıcı davranmaya başladı sonlara doğru... hatta ankaralıların bursaya gelmesi mevzusu konuşulurken effa gelmesin bile dedi.
dedi yazmışken; söylemek ve demek yerli yerine oturdu artık.
yola çıktık. ayşe hemen uyudu. sonra uyandı. gene tünelden geçerken "tüneeeeeeeeeeeeeel" diye bağırdık. ankaraya giderken yollarda artık kedigözü olmadığından bahsetmiştik. aklında tutmuş. dönerken "ben kedigözü gördüm. hem de kırmızı" diye söyledi. çok akıllı bir çocuk... nasıl anlamış neyi kastettiğimizi... yolda uzun zamandır yapmadığımı kulak kıvırma işini yaptı. arabanın arkasında saklanıp, onu yolda unutmuşuz gibi yapma oyunu oynadık. sonra çıkıp bööö diyor.
bir de unutmadan yazayım. abisinin telefonunu öyle ustalıkla kullanıyor ki; ağzım açık kaldı. şifreyi de ezberlemiş. kendiken çekip duruyor.
eve varınca uymasını istedim ama uykum kaçtı deyip epey bir süre uyumadı. sonra hep beraber yattık.
bir ara ayşe sırt çantasına çeşitli eşyalar koydu ve okulculuk oynamaya başladı. efra da oyuna dahil olmak için geldi. ayşe efrayı istemedi. ayşe efraya karşı dışlayıcı davranmaya başladı sonlara doğru... hatta ankaralıların bursaya gelmesi mevzusu konuşulurken effa gelmesin bile dedi.
dedi yazmışken; söylemek ve demek yerli yerine oturdu artık.
yola çıktık. ayşe hemen uyudu. sonra uyandı. gene tünelden geçerken "tüneeeeeeeeeeeeeel" diye bağırdık. ankaraya giderken yollarda artık kedigözü olmadığından bahsetmiştik. aklında tutmuş. dönerken "ben kedigözü gördüm. hem de kırmızı" diye söyledi. çok akıllı bir çocuk... nasıl anlamış neyi kastettiğimizi... yolda uzun zamandır yapmadığımı kulak kıvırma işini yaptı. arabanın arkasında saklanıp, onu yolda unutmuşuz gibi yapma oyunu oynadık. sonra çıkıp bööö diyor.
bir de unutmadan yazayım. abisinin telefonunu öyle ustalıkla kullanıyor ki; ağzım açık kaldı. şifreyi de ezberlemiş. kendiken çekip duruyor.
eve varınca uymasını istedim ama uykum kaçtı deyip epey bir süre uyumadı. sonra hep beraber yattık.
7 Mart 2015 Cumartesi
07 MART 2015 CUMARTESİ
Sabah birkaç kere uyanacak gibi oldu ama annesi biberonu verince gene uyudu. bugün de efrayla sorun çıkmaksızın oynadılar. sadece bir keresinde ayşenin arabasını efra istedi. ayşe vermek istemedi. ayşenin efranın arabasına binmesini istedim. ayşe küçük olduğunu binmeyeceğini söyledi. kavga çıkmak üzereyken ben efranın yeni 3 tekerlekli bisikletine binip hadi yarış edelim dedim. hemen arabalarına kuruldular ve yarış etmeye başladık. tabii ben yenildim. bacaksızlar biz kazandık diye çığlık çığlığa bağırıyorlar. böylece kavga çıkmadan konu kapandı. ayşe sürekli "buğdaa" yiyor. yani, çorba...
ayşe bugün bana hiç olmadığı kadar çok sevgi gösterisinde bulundu. gelip gelip bana sarılıyor ve sarılmış halde kalarak "baba, heni hok heviyo" diyor. gün içinde bana sarılıp hatta yer yer üzerime yatarak kendini sevdirdi. ben de saçlarını okşuyorum.
ayşe bugün bana hiç olmadığı kadar çok sevgi gösterisinde bulundu. gelip gelip bana sarılıyor ve sarılmış halde kalarak "baba, heni hok heviyo" diyor. gün içinde bana sarılıp hatta yer yer üzerime yatarak kendini sevdirdi. ben de saçlarını okşuyorum.
06 MART 2015 CUMA
Ankaradayız. işlerimi bitirip eve döndüğümde efrayla pek güzel oynuyorlardı. tek araba olunca kavga ediyorlardı. biz de ayşenin arabasını da getirmiştik. bıu sefer de sadece ayşenin arabasına biniyorlar ama hiç kavga etmiyorlar. çok güzel geçiniyor, beraber oynuyorlar. ayşe ablalığını kabul ettirmiş. komutlar ayşeden... hatta bir ara efraya "herşeyi konuşma, sus" bile dedi.
05 MART 2015 PERŞEMBE
Sabah uyurken arabaya bindirip babannesine götürdüm. uyanmadı. geçenlerde, "birgün git, birgün gitme" demişti babanne için... bugün gitme zamanı... bugün demişken; aklıma geldi. bugün kelimesini olduğundan farklı anlamda kullanıyor. daha sonra- başka zaman, yarın yerine kullanıyor sanırım... akşam beren getirdi. hemen hazırlanıp ankaraya yola çıktık. arabada uyudu kaldı. artık araabada tepe lambasını yakmıyor. daha öncesinde akünün bitmesine sebep olduğundan ve ben sertçe uyardığımdan beri...
3 Mart 2015 Salı
04 MART 2015 SALIRTESİ
sabah 8.30 gibi uyanıp geldi. biraz huysuzluk edecek gibi oldu ama kucağıma alıp minika açınca toparlandı. süt istedi. sonra da sucuklu yumurta yedi. şu an oyuncaklarıyla oynuyor. aklıma gelmişken yazayım. minika reklamlarında çıkan oyuncakları istiyor bol bol. "bana onu al" lafı da bu... ayrıca dünden beri sehpanın üzerinde "bizim ev" kurulu... önce jengalardan şimdi de legolardan bir alanı çevreliyor. içine küçük oyuncakları koyuyor. onlara oyunlar oynatıyor. zaten senaryo yazıp rol dağıtıp oyun oynatmak en büyük eğlencesi... babannesini de kılıktan kılığa sokuyormuş.
Ha... unutmuştum, şimdi aklıma geldi. birkaç seferdir yolculuk ederrken arabayı satmaktan, yenisini almaktan bahsediyoruz. şiddetle itiraz ediyor. bu çok güzel diyor. satmayacakmışız düldülü... ah be güzel kızım... bizim düldülün yürüyor olması bile mucize...
Ha... unutmuştum, şimdi aklıma geldi. birkaç seferdir yolculuk ederrken arabayı satmaktan, yenisini almaktan bahsediyoruz. şiddetle itiraz ediyor. bu çok güzel diyor. satmayacakmışız düldülü... ah be güzel kızım... bizim düldülün yürüyor olması bile mucize...
03 MART 2015 SALI
"hana konukma söyledim. hana bi vurur. hen gününü göy"
yani
"sana konuşma dedim. sana bir vururum. sen gününü görürsün."
akşm yemeğinde annesine sürekli bunu dedi. sabah babannesine pek gitmek istemedi. bıraktığımda kapı aralığından mahsun mahsun bakıyordu. akşam almaya ben gittim. eve geldiğinde annesi, ayşeden aferin aldı.
"aferin burayı toplamamışsın"
oyuncakları ortalıkta... annesi etrafı toplamamış diye aferin diyor.
Ha, bu arada; merdivenlerin son üç basamağından atlayarak iniyor.
yani
"sana konuşma dedim. sana bir vururum. sen gününü görürsün."
akşm yemeğinde annesine sürekli bunu dedi. sabah babannesine pek gitmek istemedi. bıraktığımda kapı aralığından mahsun mahsun bakıyordu. akşam almaya ben gittim. eve geldiğinde annesi, ayşeden aferin aldı.
"aferin burayı toplamamışsın"
oyuncakları ortalıkta... annesi etrafı toplamamış diye aferin diyor.
Ha, bu arada; merdivenlerin son üç basamağından atlayarak iniyor.
02 MART 2015 PAZARTESİ
Sabah uyandıktan sonra ayşeyi babanneye götürmedim. tost yaptım yrım yamalak yedi. sonra marangoz cengize gittik beraber. ayşe onu pek seviyor. hemen hatırldı, biz buraya gelmiştik diyor. beraber lokantaya gittik. daha yeni tost yemesine rağmen 1 porsiyon da köfte yedi. sonra ofise giderken arabada uyudu kaldı. ben de arabayı karakolun önüne parkettim. annesi de arabada yanında oturdu. işimi halledip geldiğimde uyanmış, karakolda bilgisayarda oyun oynuyordu. eve geldik. akşam yemekten sonra hemen arka odaya gitti.
01 MART 2015 PAZAR
Sabah erkenden uyanıp adapazarına, ablanın yanına gittik. yurtta ayşe ablasının üzerine gidip zıplayarak uyandırmış. ablasını özlemişti. daha cumadan ablaya gidelim diye tutturmuştu.
aklıma gelmişken; tutturma konusunda üstüne yok. birkaç aydır yüzmeye taktı. yüzcem de yüzcem...
sapanca gölünün kıyısında da yüzmek aklına geldi. gölde yüzen kurt köpeği cinsi köpekten çok korktu. ilk defa köpekten korktu. kötü havhavmış o... yavru köpekleri sevdi. hayatında ilk defa faytona ve ata bindi. kazımpaşada 1 porsiyon köfte yedi. ayrılırken abla da bizle gelsin istedi ama tabii imkansız.
aklıma gelmişken; tutturma konusunda üstüne yok. birkaç aydır yüzmeye taktı. yüzcem de yüzcem...
sapanca gölünün kıyısında da yüzmek aklına geldi. gölde yüzen kurt köpeği cinsi köpekten çok korktu. ilk defa köpekten korktu. kötü havhavmış o... yavru köpekleri sevdi. hayatında ilk defa faytona ve ata bindi. kazımpaşada 1 porsiyon köfte yedi. ayrılırken abla da bizle gelsin istedi ama tabii imkansız.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
22 EKİM 2017 PAZAR
sabah gene enselendi. Koltuğun arkasından kafasını çıkardığı an gözgöze geldik. Kahvaltı için dünden yapılmış akıtmalara nutella sürüp verd...
-
Sabah 9.30 da pıtı pıtı ayak seslerini duydum. Zaten hemen hemen her zaman bu sesi duyuyorum. Çok ta hoşuma gidiyor. Elinde biberonu yanıma ...
-
Bugün pek kayda değer birşey olmadı ama dün ve önceki gün abisine yaptırdığı salıncak olayı var. abisinin barfiksine ip bağlatıp kendisi içi...