30 Nisan 2015 Perşembe

28-29 NİSAN 2015 SALI SALIRTESİ

Kısır günler... pek olup biten yok. ama salırtesi günü ayşeyi abisinin okuluna götürdüm. teneffüste abisi sınıfa soktu. kısa sürede sınıfın maskotu oldı çıktı. sonra babannesine götürdüm.
efralar geldiğinde aldığımız oyun hamuru en büyük eğlencesi... hamurdan yemek dondurma falan yapıp bizlere de ikram ediyor.

bir de son günlerde sürekli oynadığı bir oyun var. okula gitmecelik... çantasını kitaplarını hazırlıyor. koltuğa oturuyor servisete oturduğuı gibi... ben servise bindim. okula gidiyorum diyor. okula gitme konusunda çok ama çok hevesli...

Aklıma gelmişken geçen gün kendisine doktor hanım olarak hitap edilmesini istemişti...

akşam annesiyle biz eve geç gelecektik. geç saate kadar abisiyle çok güzel idare etmiş. aferin çocuklara...

28 Nisan 2015 Salı

27 NİSAN 2015 PAZARTESİ

sabah burhaniyeye gidecektim. beraber gideceğimiz müvekkil kendi kızını da götürecekmiş. ben de ayşeyi götürmeye karar verdim. yolda 5 yaşında tuğbayla başta soğuk dursalar da sonra kaynaştılar. tabii 3 saat yolculukta canları sıkıldı. arabanın arkasında bol bol abur cubur yediler. dniz kıyısında kızım ayaklarını suya soktu. gemi yaptık ama dalgaları aşıp yüzdüremedik. sonra biz adliyeye giderken çocukları teyzeye bıraktık. evin bahçesinde bir sürü kedi var. evde de zilli adında bir kedi var. çocuklar epey eğlendiler orda. dönüş yolunda uyuyup kaldılar.  

24-25-26 NİSAN 2015 CUMA CUMARTESİ PAZAR

Efralı günler... yaklaşık 20 saat kadar araları çok iyiydi. sonra gene kıyamet kopmaya başladı. problem genelde ayşeden kaynaklanıyor. çocuklarla geçinemiyor. hiçbisiyle.. onlarla oynamıyor.
Sosyal uyumsuzluğu büyük dert... bunu halletmemiz lazım. cuma gecesi kadirler de geldi. hüma ve umayla birlikte.. bizimki çocuklar oyun kurup oynadığında onlara katılmıyor. oynamıyor. en sonunda kızıp azarladım. oynamasını emrettim. benim zorumla oynamaya başladı. bir ara oynamamak için yatakta uyuyor numarası bile yapmış, aklı sıra hem çocuklarla oynamayacak hem de ben kızmayacam. en sonunda söz verdirdim, bakalım sonuç ne olacak. cumartesi sabahın köründe bütün çocuklar uyandı. hatta ayşe yatakta yatarken hüma ona masal kitabı bil okudu. önce atlı spor klübüne gittik at binsin çocuklar diye.. ancak öğlen tatili olduğu için olmadı.  botanik parka gittik ardından.. herkes bisiklet bindi. ayşe de dayısının kullandığı sepetli bisikletle dolaştı. sonra pikniğe gittik. ayşe yaktığımız ateşin üzerinden atlamadı. ben atlatmak istedim. istemedi. bir punduna getirip atlattım ateşin üzerinden... kıyameti kopardı. acıdığını iddia edip durdu. benle  didişiyor. kabullenmiyor birşey olmadığını... iddiasındaki ısrarı hem tekdir edilesi hem de can sıkıcı... yanlışını bile sonuna kadar savunuyor. ben de efranın elinden tutup onu ateşin üzerinden atlattım. o an ayşenin suratını  görmek lazımdı. karardı resmen... öyle kötü baktı ki... uçurtma uçurma denemelerimizin birinde uçurtmayı ayşeye de verdim. biraz uçurdu.
pazar günü, dayısının aldığı ve en baştan beri efrayla sorun kaynağı olan pepee yapbozu gene sorun oldu. ayşe, efra pepee yapbozuyla oynamak istiyor diye acayip derecede arıza çıkardı. benzeri efranın da var. ayşe delicesine kendininkini efraya oynatmak istemiyor. misafirler gittikten sonra, annesine " valla ödüm boktu. oyuncağımı götürcek diye"  demiş. bana da söyledi. ödüm patladı diye... meğer efra oyuncağı sahiplenip götürecek diye kıyamet koparmış.

23 Nisan 2015 Perşembe

23 NİSAN 2015 PERŞEMBE

Sabah uyanınca klasik süt-yumurcak-uyu üçlemesinin ardından kahvaltı teklif ettiğimde istemedi. sonradan şokellalı ekmek istedi. annesi bugün hepimizi sırayla haşladı. ayşeyi de ağlattı. öğlen efralar gelecekti. onları karşılamaya anne hariç maaile gittik. misafirlerimizi beklerken çocuklara dondurma aldım. sonra misafirlerimizi alıp eve döndük. ayşeyle efranın arası (her zamanki gibi) çok iyi...

22 Nisan 2015 Çarşamba

22 NİSAN 2015 SALIRTESİ

klasik yumurcak-süt-uyu üçlüsüyle güne başlangıcın ardından, sabah dedesine bırakırken pek mahsun mahsun baktı. akşam annesiyle birlikte alışveriş edip eve geldiğimizde A101den alışveriş ettiğimizi görünce kıyameti kopardı. laptopun yanına koşup "bunu,bunu" deyip ağlıyor. hemen anladım. bir zamanlar A101de oyuncak laptop vardı. onu çok istemişti. "senin evde var" deyip almamıştım. ara ara onu istedi durdu. en son olarak bana pembe laptopunun bozulduğundan bahsetmişti. A101e gidip te laptop almadan geldiğimizi görünce bağırıp çığlık atarak ağlamaya başladı. giydirip markete götürdüm. arada laptopun olmadığını, bittiğini gördü de sakinleşti. kasiyete tembihledik yenisi gelince bize haber vermesini... tabii ayşeye aldığımız bir sürü abur cuburun parasını öderken... şu an ablası ve abisiyle arka odada... (ablası gelmiş gündüz) bu gece salona geleceğini hiç sanmam.
akşam üzeri ağlayarak geldi. ablası kızmış. ben de "abla çok fena" dedim. ablasına kıyamadı. "hayır değil. ablalar kızar" deyip ablasını savundu. velede bak... hem zırıl zırıl ağlıyor, hem de laf ettirmiyor. yemekten önce salatalık yemeye dadandı. hok güzel deyip dünyanın salatalığını bitirdi.
akşam yemekten sonra kağıtları katlayarak kağıt uçak yaptı. inatla kendi bildiği gibi kısa kanatlı uçak yapıyor. doğrusunu gösteriyoruz. hayıy... bu doğru deyip bildiğini okuyor. aslında kendi kendine bize bakarak kağıt katlamayı öğrendi ama son aşamadaki katlamayı inatla yapmıyor. doğrusunun öyle olduğunu söylüyor. sonradan son katlamayı yapmaya başladı ama bu sefer de kok yukardan katlıyor. bu akşam abisinin yaptığı uçak çok güzel uçunca, kendi uçmayan uçağını havaya atıp hok güzel uçuyor dedi. sonra da oturup yeni bi kağıt katlamaya başladı. frizbiye benzeyen birşey yaptı ve havaya fırlatıp "daire uçan" dedi. bi yaşımıza daha girdik. neler de biliyor.

21 NİSAN 2015 SALI

Bugün ayşe kızımı büroya götürdüm. babannesine gitmek yeime benle işe geldiğin pek sevindi. zaten ne zamandır "ben senle işe git" deyip duruyordu. ama ne var ki, 1-2 saat sonra canı sıkıldı ve babannesine gitmek istedi. öğlen annesiyle zafer plazada buluştuk ve yemek yedik. ayşe mc donalds çocuk menüsü yedi. oyuncağını da aldı. sonra bannesine bıraktım. o kadar uykusu gelmişti ki, tramvayda oturduğu yerde uyuyup kaldı. kucağımda uyur halde babannesine teslim ettim.

19-20 NİSAN 2015 PAZAR PAZARTESİ

pazar günü nerdeyse hiçbirşey yapmadık. evde pinekledik. ayşe de evin içinde oynayıp durdu. bebeklerine kendi elbiselerini giydirip onlara annelik ediyor. onları besliyor. yatırıp uyutuyor. altlarını bağlıyor falan.. konsolu dağıtıp kaldırınca karagöz perdeleri ortaya çıktı. ayşe pek sevindi. onlarla oynadı. pazartesi günü de erkenden kalkıp birkaç haftadır adet edindiği gibi, "yumurcak-süt-yatmak" yapmak istedi ama maalesef aniden işimle ilgili bi yanlış alarm verilince apar topar babanneye götürdüm. arabayla giderken arabayı (gene) ayşe kullandı. bir de birkaç zamandır yeni bir huy edindi. "meme" deyip annesinin boynunu emmeye başladı.

20 Nisan 2015 Pazartesi

18 NİSAN 2015 CUMARTESİ

Bugün de bir sürü şey oldu. ama hiçbirini yazmayacam. Şu videolar yeterli...

17 NİSAN 205 CUMA

sabah erkenden İstanbula gidip gece geç döndüğümden ayşe ile ilgili bende hiçbirşey yok bugün için...

16 Nisan 2015 Perşembe

16 NİSAN 2015 PERŞEMBE

sabah hem geç hem de ağlayarak uyandı. 10-15 dakika boyunca birşeyler söyleyip ağladı. anlamadım. sonra süt isteyip yattı. ardından babanneye götürdüm. dedesine bırakıp babannesiyle mahkemeye gittik. öğlen eve uğradığımda baba geldi diye koşarak kapıyı açtı. biraz orada kaldım. babannesi ayşeye çilek almış. ayşe pek yemiyor. çok ta güzel halbuki... öğleden sonra gezmeye gitmişler. akşam babannesi merdivenlerin başında bıraktı. koşa koşa yukarı çıktı. ben balkonda çilekleri sularken hemen elimden sürahiyi elimden alıp o döktü suyu... bunu hep yapıyor.

15 Nisan 2015 Çarşamba

15 NİSAN 2015 ÇARŞAMBA

birkaç gündür yumurcak tv istiyor sürekli... eskiden sadece minika isterdi. şimdi de moda olma sırası yumurcakta... Tv seyrederken, "ama arabalar konukmaz" falan diyor. bu sabah ta "hayvanlar konukmaz" dedi. ben de daha önceden filmlerde mahsuscuktan konuştuklarını falan anlatmıştım. bugün, "hayvanlar konuşmaz ama bu bir film" deyiverdi. artık filmi ve gerçeği ayırtedebiliyor galiba...
bugün ısrarla bana minili çantasını arattırdı ve buldurdu. okula gidecekmiş. okula gitme işinde epey ısrarcı.. bütün oyunları okula gitmek üzerine... istanbuldan dönerken bile yolda gördüğü bütün binaların okul olduğunu iddia etmişti. okula göndermemiz şart...
sabah doğru dürüst kahvaltı etmediğinden dışarı çıktığımızda kayhanda cantık ısmarladım. yarısını yedi. sonra parka uğradık. parkta tırmanma konusundaki yetersizliğini gidermek için tırmanmayı öğrttim biraz... (daha önce düştüğü) salıncağa ilk başta binmek istemedi ama sonra yavaş sallanma sözüyle bindi. çok tedirgindi ama kazasız belasız atlattık. eve döndük. uyuyacaktı güya ama uyumadı. gece abisinden buyurarak birşeyler istediği için maraza çıktı. annesi lütfen demesini öğretti.  

22 EKİM 2017 PAZAR

sabah gene enselendi. Koltuğun arkasından kafasını çıkardığı an gözgöze geldik. Kahvaltı için dünden yapılmış akıtmalara nutella sürüp verd...