2 Nisan 2015 Perşembe
01 NİSAN 2015 ÇARŞAMBA
Sabah uyanır uyanmaz elindeki masal kitaplarını gösterip anne okumadı diye şikayet etti ve bana okutmaya başladı. birini okudum. hemen ikincisini okutmaya çalıştı. sadece 1 tane dedim. diğerini akşam okurum dedim. hı-hı dedi. babanneye götürdüm. gene zili çalıp saklandı. akşam abisi getirdi. gece gene masal okudum.
1 Nisan 2015 Çarşamba
31 MART 2015 SALI
Bugün "büyük kesinti" günü ve ayşenin gün boyunca çok canı sıkılmış babannesinde... Elektrik olmayınca TV de yok tabii. Su doldurmaya gitmişler korusuya.. orda biraz oyalanmış.
aslında sabah epey eğlenceli başladı. hızllıca gidip kapının zilini çalıp duvara saklanmış. bana da parmağıyla "sus" işareti yapıyor. babannesinden saklanıyor. akşam ben almaya gittim. çıkmadan plav yedi epeyce... evde mum ışığında oyuruyoruz. mumları bebeklerinin başına getirmemizi istiyor. bebekler korkar diyor. halbuki kendisi akşam karanlık merdivenlere beni bırakıp fırladı gitti. hiç korkusu yok. akşam abisi biraz zıvanadan çıktı. ayşeyi kızdırdı. ayşe ilk defa avazı çıktığı kadar çığlık attı. çok şaşırdım. abisi benle boğuşurken yerde yatan ayşenin bebeklerinin üzerine bastı. ayşe dakikalarca ağladı. abisini en sonunda azarlamak zorunda kaldım. durmuyor piçkurusu..
aslında sabah epey eğlenceli başladı. hızllıca gidip kapının zilini çalıp duvara saklanmış. bana da parmağıyla "sus" işareti yapıyor. babannesinden saklanıyor. akşam ben almaya gittim. çıkmadan plav yedi epeyce... evde mum ışığında oyuruyoruz. mumları bebeklerinin başına getirmemizi istiyor. bebekler korkar diyor. halbuki kendisi akşam karanlık merdivenlere beni bırakıp fırladı gitti. hiç korkusu yok. akşam abisi biraz zıvanadan çıktı. ayşeyi kızdırdı. ayşe ilk defa avazı çıktığı kadar çığlık attı. çok şaşırdım. abisi benle boğuşurken yerde yatan ayşenin bebeklerinin üzerine bastı. ayşe dakikalarca ağladı. abisini en sonunda azarlamak zorunda kaldım. durmuyor piçkurusu..
30 Mart 2015 Pazartesi
30 MART 2015 PAZARTESİ
sabah geç uyandı. annesi sağlık ocağına aşıya götürecekti. uyanmayınca uyandırmak zorunda kaldık. aç değilim dedi. allem edip kallem edip eline şokellalı akıtma tutuşturdum. yedi. dışarda yağmur yağıyor denince hemen koşup şemsiyeleri aldı. öğlene kadar annesinin işyerinde kalacak. sonra babannesine gidecek.
aşı oluken biraz ağlamış. sonra yeni bebek arabasına kurulmuş. yol boyunca hiç kalkmamış. arabaya sığmıyor bile... hem araba küçük hem bizimki iri... hakkaten de yaşına göre epey iri galiba.. akşam abisi getirdi. bbek arabasıyla sürat yaparak gelmişler. akşamı sürekli bebek rölü yaparak geçirdi. hatta yemekten önce kucağıma yatıp uyudu. 1 saat kadar sonra uyandı. süt istedi. biberon yıkanıyordu, vermedim. mısır ekmeği doğranmış çorbadan epey yedi. geceyi de bebek olarak geçirdi. sürekli emekliyor. bebek gibi davranıyor. konuşmuyor. bir ara ben de onla beraber emeklemeye başladım. bana" baba bebek" dedi. çok güldük. ben yerde yatarken bacaklarıma terslemesine yattı.
aşı oluken biraz ağlamış. sonra yeni bebek arabasına kurulmuş. yol boyunca hiç kalkmamış. arabaya sığmıyor bile... hem araba küçük hem bizimki iri... hakkaten de yaşına göre epey iri galiba.. akşam abisi getirdi. bbek arabasıyla sürat yaparak gelmişler. akşamı sürekli bebek rölü yaparak geçirdi. hatta yemekten önce kucağıma yatıp uyudu. 1 saat kadar sonra uyandı. süt istedi. biberon yıkanıyordu, vermedim. mısır ekmeği doğranmış çorbadan epey yedi. geceyi de bebek olarak geçirdi. sürekli emekliyor. bebek gibi davranıyor. konuşmuyor. bir ara ben de onla beraber emeklemeye başladım. bana" baba bebek" dedi. çok güldük. ben yerde yatarken bacaklarıma terslemesine yattı.
23-30 MART 2015 HAFTASI
Bu haftanın olayı ablanın adapazarından gelmesiydi. ayşe çok mutlu oldu. ablayla beraber "öbbet" te bizde kaldı. ayşe daha da fazla sevindi. özlem ayşeye harfleri telaffuz ettirmeye uğraştı. ayşe işi gargaraya getirip hiç oralı olmuyor. ayşenin "sanatçı paketi"ne şahit olunca özlem çok sevindi. ayşe de özlemin önünde dans edip duruyor. bir ara özlem oyun ezberi yapıyordu. bizimki pür dikkat özlemi seyretti. yakında bizimki de başlar.
Ablasına ve diğer insanlara alışık olmadığımız laflar söylemeye başladı. aklımda kalan ablasına "o iş sana kaldı" demesi... artık tamamen çocuk cümleleri kuruyor ama genel olarak fiiil çekimleri yok. filler zamansız ya ni... çoğu harf te telaffuz edilmiyor. mesela; biz buraya gene gel diyor. haftanın genelinde gündüzleri babannede geçirdi. ama her seferinde pek te gitmek istemedi. bir gün benle evde kaldı. bir gün de annesiyle... benle kaldığı gün, ishaldi. "çiş gibi kaka" yapıp durdu.
bu arada unutmadan, ayşe otobüs terminalini ablasının okulu sanıyor. küçük cep kameramızı telefon sanıyor herhalde... onu yanında taşıyor. sorunca da turuncu bebek arar diye taşıdığını söylüyor. büyük bebeğe isim takmış. "ilke"
Ablasına ve diğer insanlara alışık olmadığımız laflar söylemeye başladı. aklımda kalan ablasına "o iş sana kaldı" demesi... artık tamamen çocuk cümleleri kuruyor ama genel olarak fiiil çekimleri yok. filler zamansız ya ni... çoğu harf te telaffuz edilmiyor. mesela; biz buraya gene gel diyor. haftanın genelinde gündüzleri babannede geçirdi. ama her seferinde pek te gitmek istemedi. bir gün benle evde kaldı. bir gün de annesiyle... benle kaldığı gün, ishaldi. "çiş gibi kaka" yapıp durdu.
bu arada unutmadan, ayşe otobüs terminalini ablasının okulu sanıyor. küçük cep kameramızı telefon sanıyor herhalde... onu yanında taşıyor. sorunca da turuncu bebek arar diye taşıdığını söylüyor. büyük bebeğe isim takmış. "ilke"
27 Mart 2015 Cuma
18 MART-22 MART HAFTASI 2015
Artık haftalık yazmaya karar verdim. Zor oluyor günlük... Bu hafta oldukça renkli geçti. en aklımda kalanı "yılanlı et"
BİMde kıyma gördü, ambalajında solucan gibi uzanan.. ve kıymaya isim taktı. yılanlı et. hatta pazar günü gittiğimiz piknikte yılanlı et istedi. inegöl köfte aldık. mudanyada kumsalda piknik yaptık. sahil yolunda tur attık. ayşe oradaki oyun alanlarında epey zaman geçirdi. aklımda kalan diğer önemli olay, dükkan vitrininde duran 5 mankene bakıp bizim aileye benzetmesi ve "çekirdek aile" demesi...
BİMde kıyma gördü, ambalajında solucan gibi uzanan.. ve kıymaya isim taktı. yılanlı et. hatta pazar günü gittiğimiz piknikte yılanlı et istedi. inegöl köfte aldık. mudanyada kumsalda piknik yaptık. sahil yolunda tur attık. ayşe oradaki oyun alanlarında epey zaman geçirdi. aklımda kalan diğer önemli olay, dükkan vitrininde duran 5 mankene bakıp bizim aileye benzetmesi ve "çekirdek aile" demesi...
17 Mart 2015 Salı
17 MART 2015 SALI
Sabah efra uyandırdı. efra uyandığında sinirliydi. bizimki de sinirli uyandı. hemen birbirlerine giriştiler. problem asıl olarak ayşeden kaynaklanıyor. ortamı değiştirmek için piknik yapalım dedim. koridora kahvaltı sofrası hazırlayıp güya piknik yapmaya başladık ama ayşe hala sinirli... kavga kıyamet... efranın süt bıyıklarını konu ederek ortamı yumuşattım. ayşe de süt bıyığı yaptı. sonra efra da... ortam yumuşadı. birbirleriyle konuşmaya anlaşmaya başladılar. sonra birlikte oynasınlar diye, kötü havhav olup bunlara saldırdım. mutfağa kaçıp kapıyı kapattılar. ben kapıyı zorladıkça beraber kapıya yükleniyorlar. sonra ikisi birden çıkıp beni dövmeye başladılar. sonra ben iyi havhav olup onları sırtımda taşıdım. araları tamamen düzeldi. ardından bilgisayarda barbi köpek yıkıyor'u açıp evden ayrıldım. önce ayşe oynayacaktı. sonra da efra...
öğlen eve döndüm. çocuklara bilgisayar açacam derken yargıtay duruşmasını da kaçırdım. sağlık olsun.
ayşeye "gidelim" dedim. bursaya dönmek istemedi. 2-3 saat kadar sonra dönmeye ikna oldu. terminalden otobüse bindik. şansımıza koltuk TV si çalışmıyor. ayşe film aç diye tutturdu. bozuk dedim. öfleyip pöfledi. allahtan yarım saat kadar sonra tamie edebildiler de yol boyunca film seyretti. yol boyunca uyumadı. eskişehirde ayşenin oturduğu koltuğa bi' delikanlı oturdu. acayip bozuldu. muavin çocuğu başka koltuğa gönderdi de rahatladık. bursaya vardığımızda terminaldeki çocuk parkına gitti hemen... herşeyi sadece bir kere kullanmasına izin verdim. belediye otobüsünde uyudu kaldı. kucağımda eve götürürken de uyanmadı. sabaha kadar mışıl mışıl uyudu.
öğlen eve döndüm. çocuklara bilgisayar açacam derken yargıtay duruşmasını da kaçırdım. sağlık olsun.
ayşeye "gidelim" dedim. bursaya dönmek istemedi. 2-3 saat kadar sonra dönmeye ikna oldu. terminalden otobüse bindik. şansımıza koltuk TV si çalışmıyor. ayşe film aç diye tutturdu. bozuk dedim. öfleyip pöfledi. allahtan yarım saat kadar sonra tamie edebildiler de yol boyunca film seyretti. yol boyunca uyumadı. eskişehirde ayşenin oturduğu koltuğa bi' delikanlı oturdu. acayip bozuldu. muavin çocuğu başka koltuğa gönderdi de rahatladık. bursaya vardığımızda terminaldeki çocuk parkına gitti hemen... herşeyi sadece bir kere kullanmasına izin verdim. belediye otobüsünde uyudu kaldı. kucağımda eve götürürken de uyanmadı. sabaha kadar mışıl mışıl uyudu.
16 MART 2015 PAZARTESİ
Sabah babannesine bıraktım. akşam abisi getirdi. hemen hazırlanıp ankaraya doğru yola çıktık kızımla ben... tok olmasına rağmen otobüste yesin diye popeyes aldım. iyi ki de tok.. yumuldu. bana sen patatesleri ye diyor. koltuk TV sinde minika go var. onu seyretti mecburen... sonra uykusu geldi. yattı ama uyuyamadı. kalktı. karnım aç dedi. bir de kek yedi. sonra uyudu. ankaraya varınca giydirirken uyandı. terminali hatırladı. istanbuldan geldiğimizde burada epey zaman geçirmiştik. evde hemen yattık. uyudu. şaşırtıcı şekilde o kadar çok su, limonata, kola tüketmesine rağmen çişi gelmedi.
16 Mart 2015 Pazartesi
15 MART 2015 PAZAR
Sabah sağlıklı uyandı. kulağının ağrısı geçmiş. neşesi yerinde... öğleden sonra dışarı çıkacaktık. hemen şapkasını istedi. yoksa kulağım ağrır. diyor. kitap fuarına gittik. kendine bi kitap aldı. bir sürü güzel şey gördü. ama sonra alırız veya almayalım dediğimizde hemen uyum gösterip hiç problem çıkarmıyor. ardından ablasının yolcu ettik. ablasını hemen göndermek istiyor. özel bir amacı yok. oradaki beklemeyi anlamlandıramıyor.
sonra anatoliuma gittik. oradaki balonların pahalı olduğunu anlattım. anladı. burda pembe para karşılığı 1 tane balon veriyorlar. sokakta 2 tane. burası pahalı dedim. pahalının ne demek olduğunu anladı ve balon istemedi. geçen sefer bindiği akülü arabalara gene bindi. gayet ustaca araba kullanıyor. diğer arabaları geçmek için virajı içerden falan almayı bile akıl ediyor. büyüdüğünde çok iyi bir şöför olacak. zaten bisiklet kullanırken de hızlandığında ellerini bırakıyor. bu da özgüveninin göstergesi...
sonra anatoliuma gittik. oradaki balonların pahalı olduğunu anlattım. anladı. burda pembe para karşılığı 1 tane balon veriyorlar. sokakta 2 tane. burası pahalı dedim. pahalının ne demek olduğunu anladı ve balon istemedi. geçen sefer bindiği akülü arabalara gene bindi. gayet ustaca araba kullanıyor. diğer arabaları geçmek için virajı içerden falan almayı bile akıl ediyor. büyüdüğünde çok iyi bir şöför olacak. zaten bisiklet kullanırken de hızlandığında ellerini bırakıyor. bu da özgüveninin göstergesi...
14 Mart 2015 Cumartesi
14 MART 2015 CUMARTESİ
"Sen beni anlamıyosun" günün bombası annesine söylediği bu söz... söylediğini anlamamk değil, kastettiği... yetişkinlerin kullandığı anlamda kullandı bu cümleyi..
uzun zamandır yaptığı ama benim yazmayı ihmal ettiğim birşey daha var. her çorap çıkartışında ayak parmak aralarını elleriyle kir var diye temizlemesi ki, kir oluyor zaten...
bir de dün yaşadığı tahin pekmez yıkımı meselesi var... dün burnunun sürtülmesi içine oturmuş olacak ki; bu sabah kalkar kalmaz aldığım ambalajın aynlış oduğunu, yuvarlak almam gerektiğini söyledi.
Öğleden sonra mobilyacıları gezmeye gittik. hava soğuk ve yağmurlu... ayşe akşam geldiğimizde kulağım ağrıyor demeye başladı. ateşi de var. bizimkiler özlemin oyununa gittiler. ben ayşeyle evde kaldım. hiçbirşey yemeden yattı. sadece süt içti. gece doktora götürmekten bahsedince şiddetle karşı çıktı yattığı yerden inleyerek..
aklıma gelmişken yazayım. mobilyacıda ikram edilen şeftali msuyunu tuntundu değil diye içmedi. sen hep bunu içersin, bunu seversin deyince de kızdı. hayır. turuncu diye yürüdü gitti.
uzun zamandır yaptığı ama benim yazmayı ihmal ettiğim birşey daha var. her çorap çıkartışında ayak parmak aralarını elleriyle kir var diye temizlemesi ki, kir oluyor zaten...
bir de dün yaşadığı tahin pekmez yıkımı meselesi var... dün burnunun sürtülmesi içine oturmuş olacak ki; bu sabah kalkar kalmaz aldığım ambalajın aynlış oduğunu, yuvarlak almam gerektiğini söyledi.
Öğleden sonra mobilyacıları gezmeye gittik. hava soğuk ve yağmurlu... ayşe akşam geldiğimizde kulağım ağrıyor demeye başladı. ateşi de var. bizimkiler özlemin oyununa gittiler. ben ayşeyle evde kaldım. hiçbirşey yemeden yattı. sadece süt içti. gece doktora götürmekten bahsedince şiddetle karşı çıktı yattığı yerden inleyerek..
aklıma gelmişken yazayım. mobilyacıda ikram edilen şeftali msuyunu tuntundu değil diye içmedi. sen hep bunu içersin, bunu seversin deyince de kızdı. hayır. turuncu diye yürüdü gitti.
13 Mart 2015 Cuma
13 MART 2015 CUMA
Sabah uyanıp yanıma geldi. Laptopta barbiboyama istedi. o oynarken ablasını uyandırıp işe gittim. öğleden sonra geri döndüm. ayşe benimle kaldı. 3 boyutlu balık yapbozunu yapmayı kısmen öğrenmiş. üzeindeki rakamlara bakarak yapabiliyor başlangıcını... bana da yaptırdı defalarca...
akşamüzeri pazara gittik. çilekistedi. aldım. aynı yaz çileği gibi lezzetli... şaştım kaldım. eve gelir gelmez çilek istedi. biraz verdim. daha istedi. yemekten sonra dedim. markete gittğimde TV de reklamlarda görüp te istediği tahin-pekmez karışımını aldım. ben o bunu istedikçe "sen bunu sevmezsin" demiş, karşılığında ayşeden azar işitip seveceğine dair nutuk dinlemiştim.
nitekim yemekten sonra ekmek dilimine sürdü reklamdaki gibi... bir lokma ısırdı ve hiç sevmedi. (nerden mi biliyordum. çok basit: ben neyi seviyorsam o da seviyor, sevmediklerimden hoşlanmıyor)
eee, ben tahin pekmezden hiç hazzetmediğime göre.... beğenmediğini söyleyip bırakmak istedi. ben de eski konuşmalarımızı hatırlatıp yemesi gerektiğini söyledim. çaktırmadan mutfağa bırakıp arka odaya kaçtı. gecenin büyük çoğunluğunu orada geçirdi.
akşamüzeri pazara gittik. çilekistedi. aldım. aynı yaz çileği gibi lezzetli... şaştım kaldım. eve gelir gelmez çilek istedi. biraz verdim. daha istedi. yemekten sonra dedim. markete gittğimde TV de reklamlarda görüp te istediği tahin-pekmez karışımını aldım. ben o bunu istedikçe "sen bunu sevmezsin" demiş, karşılığında ayşeden azar işitip seveceğine dair nutuk dinlemiştim.
nitekim yemekten sonra ekmek dilimine sürdü reklamdaki gibi... bir lokma ısırdı ve hiç sevmedi. (nerden mi biliyordum. çok basit: ben neyi seviyorsam o da seviyor, sevmediklerimden hoşlanmıyor)
eee, ben tahin pekmezden hiç hazzetmediğime göre.... beğenmediğini söyleyip bırakmak istedi. ben de eski konuşmalarımızı hatırlatıp yemesi gerektiğini söyledim. çaktırmadan mutfağa bırakıp arka odaya kaçtı. gecenin büyük çoğunluğunu orada geçirdi.
12 Mart 2015 Perşembe
12 MART 2015 PERŞEMBE
ankaradan getirdiğimiz ve annannesinin ördüğü marsupilami oyuncağını anmadan olmaz. şu ana kadar ihmal etmiştim. "marsupilami"ye "hamuhumini" diyor.
sabah önce parka gittik. ama büyük parka gitmek istedi. ama ters yönde olduğundan gidemedik. bozuldu ve kızdı. bıraktığımda zırlıyordu. yarın götürme sözü bile kar etmedi.
akşam ablası -evet, geldi- almaya gitti. babannesiyle ekmek almaya giderlerken yolda rastlaşmışlar. ayşe hemen koşup sarılmış. merdivenlerde ablasıyla yarış ediyordu. anne gelince abla kardeş yatağa yatırıp gıdıkladılar.
akşam yemeği için cantıkçıya kızımla beraber gittik. kızım bisiklette... sağı solu gene unutmuş... bisikletle hızlı giderken gidonu bırakıyor. daha önce de bayır aşağı giderken yapmıştı.
kime çektiyse :)
ayakkabısını giymeden bize düz mü ters mi diye soruyor demiştim ya... "baba, böyle??" diyerek soruyor. zaten artık şaşmıyor da...
yemekten sonra ellerini yıkamaya gitti. ıslak ve soğuk elleriyle ablasının yanaklarına dokunup ablasını üşüttü. bunu yazmayı unuttum ama epey zamandır bana da yapıyor. çok eğleniyor biz ürperdikçe... kahkahalar atıyor.
ablasının yanağına süpangle yedikten sonra öpücük kondurdu. ablası da ona... ikisinin de yanağında tatlıdan yapılma dudak izi var.
3 kardeş hep beraber arka odaya gittiler. bütün gece salona gelmezler muhtemelen...
sabah önce parka gittik. ama büyük parka gitmek istedi. ama ters yönde olduğundan gidemedik. bozuldu ve kızdı. bıraktığımda zırlıyordu. yarın götürme sözü bile kar etmedi.
akşam ablası -evet, geldi- almaya gitti. babannesiyle ekmek almaya giderlerken yolda rastlaşmışlar. ayşe hemen koşup sarılmış. merdivenlerde ablasıyla yarış ediyordu. anne gelince abla kardeş yatağa yatırıp gıdıkladılar.
akşam yemeği için cantıkçıya kızımla beraber gittik. kızım bisiklette... sağı solu gene unutmuş... bisikletle hızlı giderken gidonu bırakıyor. daha önce de bayır aşağı giderken yapmıştı.
kime çektiyse :)
ayakkabısını giymeden bize düz mü ters mi diye soruyor demiştim ya... "baba, böyle??" diyerek soruyor. zaten artık şaşmıyor da...
yemekten sonra ellerini yıkamaya gitti. ıslak ve soğuk elleriyle ablasının yanaklarına dokunup ablasını üşüttü. bunu yazmayı unuttum ama epey zamandır bana da yapıyor. çok eğleniyor biz ürperdikçe... kahkahalar atıyor.
ablasının yanağına süpangle yedikten sonra öpücük kondurdu. ablası da ona... ikisinin de yanağında tatlıdan yapılma dudak izi var.
3 kardeş hep beraber arka odaya gittiler. bütün gece salona gelmezler muhtemelen...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
22 EKİM 2017 PAZAR
sabah gene enselendi. Koltuğun arkasından kafasını çıkardığı an gözgöze geldik. Kahvaltı için dünden yapılmış akıtmalara nutella sürüp verd...
-
Sabah 9.30 da pıtı pıtı ayak seslerini duydum. Zaten hemen hemen her zaman bu sesi duyuyorum. Çok ta hoşuma gidiyor. Elinde biberonu yanıma ...
-
Bugün pek kayda değer birşey olmadı ama dün ve önceki gün abisine yaptırdığı salıncak olayı var. abisinin barfiksine ip bağlatıp kendisi içi...