Sabah tam annesi kapıdan çıkarken uyanıktı. gitmesin diye mızıldadı. ama uyumlu çocuk.... 5 saat sonra glecem deyince annesi kafasını sallayıp kabulleniyor. zaten ben de birşey dediğimde hemen "hı-hı baba" hazır.. harika bir çocuk... geç yaşta çocuk sahibi olduk ama Allah dağına göre kar verdi.. arızalı bir çocuğu kaldıramayabilirdik. bu neredeyse hiç sıkıntı vermiyor. sabah nutellalı ekmek yedikten sonra gene uyudu. arka odada sevimli öcüler seyrederken ayağımda salladım. zaten ben de ayakta duramıyordum. ikimiz de uyuduk. uyandıktan sonra dünden kalan pideyi ısıtıp yedirdim. biraz da kavurma et... oyuncak hikayesini açtırdı. sandalyeyi çekip üzerine çıkarak ablasının malzemelerine ulaşıyor. bir ara arka odada dudaklarına ruj sürmüş.. (neredeyse taşırmayacakmış bacaksız) Gugalar ruj sürmez. ben ruj sürmeni istemiyorum dedim sakin, sevecen ve kararlı bir ses tonuyla... bu sefer daha önce olduğu gibi... küsmedi.. üzülmedi.. ağlamadı. mahçup oldu ve yüzünü sakladı. ben odaya girince yatağa yüzükoyun yatıp yüzünü saklıyor. ben çıkınca filmi seyretmeye devam ediyor. kamyonunu aldı. balkondan mandalları istedi. dampere mandalları doldurup onlarla oynadı. battaniyesini vücuduna elbise gibi sarıp ortalıkta dolaştı. bir ara battaniyeyle üzerini tamamen kapatıp öcü oldu.. mavi saçlı bebeğe takıldı bugün çok... hiç ilgisini çekmezdi halbuki... unutmadan birkaç gündür sokağa çıktığımızda sokakta zıplayarak koşuyor.
akşama doğru uyutmak istedim. ayağıma koyup salladım. 1 saat sallamama rağmen uyumadı. ayaklarım mahvoldu. uyumak yerine Trt çocuk seyretti. kalktı. biraz sonra annesi geldi. hemen masanın altına saklandı. annesine "ayşe babannede. git al" dedim. sevgi de gitmiş gibi kapıyı açıp kapadı. sonra da emekleyerek gizlice salona girdi. ayşe açığa çıkınca canı sıkıldı. annesine kızdı onu kandırdığı için.. annesi sarılıp teselli etti. sonra ben alışverişe gidecek oldum. ayşe hemen kendini de gösterdi. zaten son zamanlarda asla yalnız alışverişe çıkamıyorum. Ayşeye "hava karardı. hava soğuk. busefer olmaz" dedim. anladı ve başını sallayarak ve "hı-hı baba" diyerek onayladı. şu sıralar en çok duyduğum söz bu... "hı-hı baba"
Allahım! bu nasıl çocuk... bu kadar mı uyumlu ve anlayışlı olur bi çocuk... Acaba herşeye boyun eğen ve herşeyi kabullenen bir karakterde mi olacak, yoksa olayı analiz edip duruma göre kabullenen, duruma göre dibine kadar isyan eden (ben) bir yapıda mı olacak, bunu büyüyünce anlayabileceğiz. alışverişte kızıma manyetik yazı tahtası, kakaolu süt ve birkaç günden beri sürekli istediği (sonra alırım kızım dediğimde, hı hı baba dediği) şirinler jel aldım. ilk başta eyç'i (manyetik tahtanın oyuncak hikayesindeki adı) istemedi. sonra bayıldı. onunla oynarken ablası geldi. hemen masanın altına saklandı. her zaman yaptığımız gibi, berile "seni karşılamaya çıktı ayşe" dedik. beril, "kesin sehpanın altındadır deyince, bizim saf kızın masanın altından sesi geldi. "I-Ih" gülmekten öldüm. sonra ablası bulunca neden buldu diye ağlamaya başladı. yemekte çok az et ve pırasa yedirdim. çok süt içiyor. gene kabız olmuş sanırım. oyuncak atına biniyor ve atı şaha kaldırıyor. sonra bana geldi sırtıma tırmandı ve at olmamı istedi. şu an yazı yazıyorum. olmaz dedim. biraz ısrar ettikten sonra problem çıkarmadan(gene) gitti. abisine kendisi için çadır kurdurtuyor. şimdi de balona ayağıyla vurup gol gol diye oynuyor. ortalıkta biraz oynadıktan sonra ayağıma koyup salladım. hemen uyudu. yatağa götürdüm. yatırdım. tuvalete girdim. çıkışta "baba" diye seslendiğini duydum. uyutmak için yatakta yanına yatıp pışpışladım ama işe yaramadı.salona geldik. çadırına girdi. sonra geldi bana sırnaştı. sesli öpcem seni dedim. şımarıp gülmeye başladı. yanağından öptüm. hemen eliyle yanağını sildi. gene öptüm muccuk diye... gene sildi.. defalarca... sonra çadırına kaçtı. ardından bende çadırına girdim. çadırda yok. diğer çıkıştan sıvışmış. bulamamış gibi yaptım. uzun süre aradım. bulamayınca dayanamadı. baba diye seslendi. çıkrı. sırtıma bindi. at olup evin içinde tur attık. uyutmaya çalıştım. ama uyumuyor. çilekli süt verdim. sevmedi. içmedi. eyç'te kedi çizdi. kime göstersen kedi der. o kadar iyi çizdi yani... sonra benim çizdiklerimi silme oyunu oynadı. benim çizdiğimi hemen siliyor kahkaha atarak... birkaç kere ayağımda salladım uyusun diye... her defasında kalktı. sonra koltuta kendi kendine yatıp uyudu.
31 Ocak 2014 Cuma
30 Ocak 2014 Perşembe
30 OCAK 2014 PERŞEMBE
Sabahın köründe eve geldiğimde uyuyordu Ayşe... mahkemeye gidip geldiğimde uyanmış, salondaki koltukta uzanmış,TRT Çocuk seyrediyordu. 2 gündür görüşemiyoruz kızımla... ben büyük bir hasret ve sevinçle "kızım" dedim ama hanfendi hiç istifini bozmadı. yerinden bile kıpırdamaadan ve yüzünde en ufak bir değişiklik olmadan, bana baktı ve ardından parmağıyla TV yi gösterdi. sonra da gözlerini çevirip seyretmeye devam etti. gülümsemedi bile... bu çocuğun duygularını göstermemesi inanılmaz... gelecekteki hayatında da hiç kimse için sevgi ve sevinç gösterinde bulunmayacak herhalde...
Peynirli yumurta yaptım. biraz yedi. Öğleden sonra annesinin yanına gittik. çiling çilinge bindik. çok kalabalıktı. bir kadın kucağına aldı. adını sordular. guga dedi çok zor duyulur bir sesle... indik. tombiş tavuk döner aldım yer diye... karakolda annesi yedirdi. tok ta olsa sevdiği şeyleri yiyor. annesinin bilgisayarındaki oyun çok ilgisini çekti.. dönüşte pirinçhan'a girdik. orada "kıskaç" gördük. (Oyuncak hikayesindeki zımbırtı...) Para atıp oyuncak almaya çalıştık ama beceremedik. nasıl kullanıldığını bile bilmiyoruz ki... sorduk.. nasıl kullanıldığını öğrendik ama gene beceremedik. paralar boşa gitti... tamamen kapalı olan top havuzu vardı. oraya girdi. bayağı uzun süre orda oynadı. topları kucaklayıp kaydırağa kadar götürmeye çalıştı. kaydıraktan önce topları sonra kendini top havuzuna attı. sonra topları dışarıya atmaya başladı. ben de toplayıp ona doğru attım. acayip eğlendik. Gene tramvayla geri döndük. Akşam evde uyusun istedim ama uyutamadım. annesi geldikten sonra zamansız uyandı ve elbette zamansız uyandı. evde gökhan misafirimizdi. neşesiz ve huzursuz uyandı. hafiften ateşi var. annesinin yanına giderken üşütmüş olabilir. gökhana ilk başta pek yüz vermedi ama sonradan iyi anlaştı. beraber jengalardan kule yaptılar.(bittikten sonra ayşe yıktı) kucağına oturdu. hatta gökhanı eve bırakırken o da geldi bizle... ön koltukta gökhanın kucağında ön camdaki buğuda resimler çizdiler. dönüşte eve varmadan uyumasın diye bayağı bir şaklabanlık yaptım. lafa tuttum. uyutmadım. evde annesinin yanına yatıp uyudu.
Peynirli yumurta yaptım. biraz yedi. Öğleden sonra annesinin yanına gittik. çiling çilinge bindik. çok kalabalıktı. bir kadın kucağına aldı. adını sordular. guga dedi çok zor duyulur bir sesle... indik. tombiş tavuk döner aldım yer diye... karakolda annesi yedirdi. tok ta olsa sevdiği şeyleri yiyor. annesinin bilgisayarındaki oyun çok ilgisini çekti.. dönüşte pirinçhan'a girdik. orada "kıskaç" gördük. (Oyuncak hikayesindeki zımbırtı...) Para atıp oyuncak almaya çalıştık ama beceremedik. nasıl kullanıldığını bile bilmiyoruz ki... sorduk.. nasıl kullanıldığını öğrendik ama gene beceremedik. paralar boşa gitti... tamamen kapalı olan top havuzu vardı. oraya girdi. bayağı uzun süre orda oynadı. topları kucaklayıp kaydırağa kadar götürmeye çalıştı. kaydıraktan önce topları sonra kendini top havuzuna attı. sonra topları dışarıya atmaya başladı. ben de toplayıp ona doğru attım. acayip eğlendik. Gene tramvayla geri döndük. Akşam evde uyusun istedim ama uyutamadım. annesi geldikten sonra zamansız uyandı ve elbette zamansız uyandı. evde gökhan misafirimizdi. neşesiz ve huzursuz uyandı. hafiften ateşi var. annesinin yanına giderken üşütmüş olabilir. gökhana ilk başta pek yüz vermedi ama sonradan iyi anlaştı. beraber jengalardan kule yaptılar.(bittikten sonra ayşe yıktı) kucağına oturdu. hatta gökhanı eve bırakırken o da geldi bizle... ön koltukta gökhanın kucağında ön camdaki buğuda resimler çizdiler. dönüşte eve varmadan uyumasın diye bayağı bir şaklabanlık yaptım. lafa tuttum. uyutmadım. evde annesinin yanına yatıp uyudu.
27 Ocak 2014 Pazartesi
27 OCAK 2014 PAZARTESİ
Sabah 09.00 uyuyunca, günboyu uyanmamış. saat 12 gibi uyanacak gibi oldu. bilgisayarda film açtırmak istedi. ben bilgisayarı açarken gene uyumuş. abisine bıraktım. saat 15 gibi uyanmış. abisini görünce tavır koymuş. ablası gelince tost yapmış, ayşe yemiş. şehriyelerle oynamış gene... annesi gelince şehriyeleri saklamış. ayşe şehriyeleri yerinde göremeyince annesine nerede olduklarını sormuş hareketlerle... annesi gelince yemek yedirmiş. ablasıyla babannesine gitmişler. orada da nohut yemiş. eee. bütün gün uyuyup aç gezince böyle olmuş. orada ibrahim abiler misafirmiş. onlarla pek bir anlaşmış. oynamış. evde twister oynamış. zaten zırt pırt twister halısını yayıyor salonun ortasına.. efrayla kutay geldiğinde twister oynayacakmış onlarla... ben gece 22 gibi uyanınca, tüm bunları anlattılar. yanıma geldi. sırtıma çıktı. at oldum. gezdik. normal saatte uyudu kaldı.
26 Ocak 2014 Pazar
27 OCAK 2014 PAZARTESİ
Bugün, gün çok erken başladı. 03.30 gibi... koltukta yatıyordu. baba diye bir ses duydum. bizimki uyanmış çişini gösteriyor. yaptırdım. koltuğa tekrar uzandı biberonla süt istedi. TV yi de gösterdi. açtım. seyretmeye başladı. minika kanalını bir süre seyrettikten sonra, TV nin sesi gitti. ben de oyuncak hikayesi açtım flash bellekten.. onu seyretti. ikinci filmin ortalarına doğru sıkıldı herhalde... kucağıma geldi. paintte birşeyler karaladı. gene çişini yaptı. bir biberon daha süt aldı. laptoptan sevimli öcüler filmini açtım. pürdikkat seyretti. koltuğuna oturdu. keyfi yerinde... hiç uyayacakmış gibi değil... ben uyukladım arar ara ama onun uyumaya hiç niyeti yok. sonra youtube ta çeşitli pixar videoları seyrettik. luxo' nun topla olan macerasını seyrettik. pek memnun olmadı. zira annesi yaramazlık ettiği için luxoya kızıyor. arka odaya gittik. sevimli öcüler 2 yi açtım. yatakta ağzında bebiron (3.süt) seyrediyor. birşeyler yermisin dedim. kafasını salladı. nutellalı kuzucuk yaptım ama yemedi. seyrederken uyuyup kaldı. sabah 09.00.. uyanması gereken saatte uyudu.
Unutmadan, son günlerdeki popüler oyuncağı şehriyelerle de oynadı gece... uyurken yanında olan ve yere dökülen pirinçleri topladık. şehriyeler için tava ve kaşık aldı mutfaktan... yumurtalıktaki şehriyeleri ondan ona döküp duruyor. bu arada söylemeden olmaz. birkaç gündür şehritelerle sadece oynamıyor. onları yiyor da kıtır kıtır...
Unutmadan, son günlerdeki popüler oyuncağı şehriyelerle de oynadı gece... uyurken yanında olan ve yere dökülen pirinçleri topladık. şehriyeler için tava ve kaşık aldı mutfaktan... yumurtalıktaki şehriyeleri ondan ona döküp duruyor. bu arada söylemeden olmaz. birkaç gündür şehritelerle sadece oynamıyor. onları yiyor da kıtır kıtır...
26 OCAK 2014 PAZAR
sabah annesiyle beraber salona geldiler. beni görmemek için kafasını çeviriyor eşşoğlusu.. baz sonra yanıma yanaştı.. bugün kendisine oyuncak olarak şehriye muhafazasını ve şehriyeleri seçti. tupperware leri aldı. içinden şehriyeleri alıp alıp yumurtalığa koyuyor. kahvaltılık almak için BİM e giderken o da benimle geldi. artık, kucağa alınmamak konusunda anlaştık. sadece merdivenlerde kucak var. yolda yürümek... gerçi iki gündür yürümüyor, koşuyor... neden bilmem. yolda karşıdan karşıya geçerken kırmızı ışığı sonuna kadar bekliyoruz. araba gelmese bile, başkaları geçse bile... trafik eğitimini aksatmadan sürdürüyoruz. çocuğa doğrusunu yaşatarak öğretmek lazım... sokak başlarında durup araba gelip gelmediğini ayşenin de anlayabileceği şekilde kontrol ediyor. gelmediğini yüksek sesle söyleyip öyle karşıya geçiyoruz. yalnız, ayşe caddeden koşarak geçiyor. neden diye sordum. kırmızıda bekleyen arabaları parmağıyla gösterip "bürn bürn bürn" dedi. anlaşıldı... fırından un kurabiyesi aldı kendine... kahvaltı sofrasında gene biraz arıza çıkardı ama yedi.. Bim den kendine bir sürü şey aldı. hatta son almak istediği şeyi artık yeter diyerek almadım. anlayışla karşıladı. çok olgun bir çocuk.. evde ben at oldum. sırtımda gezdi evi bir baştan bir başa... sonra bilgisayarın başında oyuncak hikayesi seyrediyor. ve gece boyunca oyuncak hikayesi seyretti. hatta beni de arka odaya çağırdı. beraber seyrettik. tupperların içindeki erzaklarla oynamaya devam ediyor. tupperdan avucuyla pirinç alıp yumurtalığa dolduruyor. hiç etrafa dökmüyor bu sırada... gerçi sonradan yumurtalık devrilip dökülüyor. gece benle beraber halının üzerine yattı. beraber uyumuşuz. gece 1.30 gibi koltuğa yatırdım. yastık olarak kızımın koltuğunu kullanmıştık.
25 Ocak 2014 Cumartesi
25 OCAK 2014 CUMARTESİ
sabah aka odadan gelen kahkaha sesleri üzerine yatak odasına gittim. ayşeyle annesi yatakta oynaşıyorlar. ayşe salonda yatıyordu. ne zaman gitmiş oraya... ben odaya gelince ayşe surat astı ve beni kovdu. 15 -20 dakika sonra salona yanıma geldi elinde annesinin saati... bu sefer ben ona yüz vermedim. "sen beni kovmuştun. sana küstüm" dedim. bozuldu. zırlaya zırlaya annesinin yanına gitti. içini çeke çeke ağlamış. sonra ben odaya gittiğimde hala ağlıyordu. sen bana sarıl, ben de sana sarılayım. dedim. sarıldı. barıştık. beraber börek almaya gittik. yanına annesinin saatini de aldı alma diye ısrar etmeme rağmen.. zaten arabada kaybetti de... bulduk, kenara koyduk. küçük plastik çatalları gördü. beğendi hemen aldı. eve döndüğümüzde babanne bizdeydi. onu görür görmez gerisin geriye kaçtı. hiç yüz vermedi. herhalde kendisini götürecek sandı. oturduk börek yedik. sıkma portakal suyunu sevmedi. içmedi. onun yerine su içti. suyu seviyor babası gibi... kahvaltıdan sonra eline süpürge alıp etrafı süpürmeye başladı. şemsiyeyi açıp evin içinde dolaşmaya başladı. sonra atına binip dolaşmaya başladı. şimdi legolardan gene uçak yapınca aklıma geldi. bir haftadır legodan uçak yapıp onları eliyle uçuruyor. Öğlen annesiyle gezmeye gitti Gemliğe... Dönüşte uyuyordu ama kucağa alınınca uyandı. Eve girdik. bir süre koltukta yattı yüzükoyun. sonra kalktı ve başladı bağırmaya... (zırlamıyor, mızırdamıyor. direkt bağırıyor.) sıkıntımız Gemlikte beraber oldukları çocuklarmış. onları istiyor. Alp abi diye birisinden bahsediliyor.
TV de orda seyrettiği yumurcak TV yi açtım. Hala bağırmaya devam ediyor ama bir yandan da TV ilgisini çekiyor. bağırıyor bağırıyor, ama gözü de TV de... bir an yoğunlaşması dağılıyor. Sonra yine bağırmaya başlıyor. Tv nin galip geleceği belli... 5-10 dakikadan sonra nitekim öyle oluyor. Bu süreçte sırtıma binme teklifini dahi reddetti.
Abisiyle banyoya girmiş, suda oynamayı seviyor ama iş yıkanmaya gelince su koyveriyor. annesi ağlaya zırlaya yıkamış.
Birkaçzamandır büyük sorun olan bir olayı yazmayı unutmuşum. aklıma gelmişken yazayım. saçına toka taktırmıyor. saçını bağlatmıyor. birkaç haftadır ağlaya zırlaya yapabiliyoruz. kandırmak için ben yapıyormuşum gibi ellerimi uzatıyorum. arkadan annesi topluyor saçlarını çaktırmadan...
TV de orda seyrettiği yumurcak TV yi açtım. Hala bağırmaya devam ediyor ama bir yandan da TV ilgisini çekiyor. bağırıyor bağırıyor, ama gözü de TV de... bir an yoğunlaşması dağılıyor. Sonra yine bağırmaya başlıyor. Tv nin galip geleceği belli... 5-10 dakikadan sonra nitekim öyle oluyor. Bu süreçte sırtıma binme teklifini dahi reddetti.
Abisiyle banyoya girmiş, suda oynamayı seviyor ama iş yıkanmaya gelince su koyveriyor. annesi ağlaya zırlaya yıkamış.
Birkaçzamandır büyük sorun olan bir olayı yazmayı unutmuşum. aklıma gelmişken yazayım. saçına toka taktırmıyor. saçını bağlatmıyor. birkaç haftadır ağlaya zırlaya yapabiliyoruz. kandırmak için ben yapıyormuşum gibi ellerimi uzatıyorum. arkadan annesi topluyor saçlarını çaktırmadan...
24 Ocak 2014 Cuma
24 OCAK 2014 CUMA
Bugün kızımı hiç görmedim desem yeridir. sabah çıktığımda uyuyordu. daha doğrusu uyanıktı ama uyuyordu. öğlen ablası babannesine götürmüş. akşam geldiğinde yanıma geldi ama sonra hemen arka odaya oyuncak hikayesi seyretmeye gitti. işim bittikten sonra ben de yanına gittim. zaten sürekli birisinin yanında olmasını istiyor. beraber seyrederken ben uyuyup kaldım. 23.00 gibi uyandım. sonra annesi onun yanına gitti. geceyarısını geçene kadar orada kaldılar. sonra salona geldi yastığı ve battaniyesiyle.. yastık kılıfı da getirmiş. kılıf değiştirildi. yatarken TV yi göstermeye başladı. oyuncak hikayesini burada da açtık. hem seyrediyor hem yatıyor. gece saat 01.30... gözleri kapandı nihayet...
23 Ocak 2014 Perşembe
23 OCAK 2014 PERŞEMBE
sabah ayşe uyurken işe gitmem gerektiğinden berile bıraktım. öğlene doğru döndüğümde ayşe film seyrediyordu. ablasından yumurta istemiş, yemiş. ablası dershaneye gitti. ben de ayşeyi babanneye götürdüm. babanne evde yok. bankaya gitmişler. arabada bekledik. ayşe arka koltukta uyudu ben de ön koltukta... telefon sesiyle uyandık. babanne işlerinin bittiğini söyledi. gittik onlar aldık ve eve bıraktım ayşeyle beraber. akşam ayşeyi aldım ve alışverişe gittik. doğum günü pastamı ayşe seçti. uğurböcekli, sonra bankamatik bulmak için şehirde bayağı bir tur attık. eve geldik ayşe tok olduğu için pek yemez diyordum ama tavuk olduğu için yedi. tabağına mayonez, acılı ketçap ve acısız ketçap sıktırıyor mutlaka... akşam ablası gelince hemen sehpanın altına saklandı. orayı biliyor. başka yere saklan dedim. masanın altına saklandı. ablası da hemen buldu. ayşenin canı sıklıdı ve zırlamaya başladı. ben de çağırıp kulağına, yarın koltuğun arkasına saklanırsın bulamaz. dedim. anladı ve sustu. yemekten sonra pastaya mum diktik. ayşe üfleyerek söndürdü. mum üflemeyi seviyor. sonra bir daha mum yaktık. ayşe gene pastaya üfleyerek söndürdü. pasta yedik. sonra ben erkenden yattım uyudum.
22 Ocak 2014 Çarşamba
22 OCAK 2014 ÇARŞAMBA
Saat 10 ve şu an hâlâ uyuyor. sabah 8.0 gibi uyanmıştı. biberon vermiştim. tekrar uyumuş. ayşeyi zeynepe bırakmıştım. eve döndüğümde ikisi de uyuyordu. fırsattan istifade aklıma gelenleri yazayım.
son zamanlarda oyuncaklarına ama özellikle yomuşa yemek yedirme sevdası peydah oldu. kaşıkla yemek veriyor. jelibon veriyor. hatta emzirmeye bile kalkıştı bir seferinde... evvelki gün de yomuşa çorap giydirmiş. kulaklarına da çorap geçirmiş. çok komik görünüyor. kalemleri sopa tutar gibi tutmasına rağmen resimlerin içini taşırmadan boyayabiliyor şaşırtıcı olarak.. ama şu sıralar pek birşey çizmiyor. paintte fareyle birşeyler karalamaya daha hevesli....
sabah uyanır uyanmaz televizyonu gösterdi. trt çocuk açtım. seyrediyor. karnın aç mı dedim. hayır dedi. (yani kafasını sağa sola salladı.) jelibon ve süt dilimi verdim. hakkaten de yemedi. sadece bir ısırık... tekrar yattı.. müüü dedi. süt verdim. yatarak TV seyrediyor. ayağıma koyarak salladım. uzun süre salladıktan sonra ayaklarımın acısı dayanılmaz hale geldiğinde ancak uyudu. Akşam tam annesinin geliş saatinde uyandı. Annesi gelince hemen sehpanın altına saklandı. başka yere saklan orayı herkes biliyor deyince sandalyelerin altına saklandı. annesi güya aradı bulamadı. bulunamayınca ses çıkarıyor. annesi buldu. ablası gelince de saklandı.
bütün günü aç geçirdiği için annesi kavurma et yedirdi... artık açlıktan mı, yoksa etseverliğinden mi bilemiyorum, güzelce karnını doyurdu. gece birlikte oyuncak hikayesi seyrediyorduk. ben uyumuşum.
son zamanlarda oyuncaklarına ama özellikle yomuşa yemek yedirme sevdası peydah oldu. kaşıkla yemek veriyor. jelibon veriyor. hatta emzirmeye bile kalkıştı bir seferinde... evvelki gün de yomuşa çorap giydirmiş. kulaklarına da çorap geçirmiş. çok komik görünüyor. kalemleri sopa tutar gibi tutmasına rağmen resimlerin içini taşırmadan boyayabiliyor şaşırtıcı olarak.. ama şu sıralar pek birşey çizmiyor. paintte fareyle birşeyler karalamaya daha hevesli....
sabah uyanır uyanmaz televizyonu gösterdi. trt çocuk açtım. seyrediyor. karnın aç mı dedim. hayır dedi. (yani kafasını sağa sola salladı.) jelibon ve süt dilimi verdim. hakkaten de yemedi. sadece bir ısırık... tekrar yattı.. müüü dedi. süt verdim. yatarak TV seyrediyor. ayağıma koyarak salladım. uzun süre salladıktan sonra ayaklarımın acısı dayanılmaz hale geldiğinde ancak uyudu. Akşam tam annesinin geliş saatinde uyandı. Annesi gelince hemen sehpanın altına saklandı. başka yere saklan orayı herkes biliyor deyince sandalyelerin altına saklandı. annesi güya aradı bulamadı. bulunamayınca ses çıkarıyor. annesi buldu. ablası gelince de saklandı.
bütün günü aç geçirdiği için annesi kavurma et yedirdi... artık açlıktan mı, yoksa etseverliğinden mi bilemiyorum, güzelce karnını doyurdu. gece birlikte oyuncak hikayesi seyrediyorduk. ben uyumuşum.
21 Ocak 2014 Salı
21 OCAK 2014 SALI
sabah uyandı. ağlayıp zırlamak yok. hemen televizyonu açtırdı. kahvaltı ettimek istedim ama birkaç ısırık aldı yumurtadan hepsi o... giydirip babanneyi almaya gittik hastaneye gitmek için.. dedesini ziyaret ettik. hastanenin kapısında simitçi gördü. önce simit sonra meyvesuyu istedi meyve suyunu da içmedi. bize taşıttı. hastane koridorlarında sürekli mızırdadı kucağa alınmak için... kucak konusu bayağı sorun olmaya başladı. dedesine uğradık. sonra eve dndük. yolda annesini aldık karakoldan... öğle tatili. eve geldiğimizde annesi parka götür dedi. giderken daha sokağın başında şimdiye kaadar hiç görmediğim şekilde bağırıp kızmaya başladı. sanki sinir krizi geçiriyormuş gibi... paraka girmedi. kapısında zırladı da zırladı... elleriyle elbiselerini çekiştiriyor sanki yırtmak istiyormuş gibi.. dişlerini sıkıyor. tiz çığlıklar atıyor. ne olduğunu niye olduğunu anlamadım. eve döndük. annesi tarhana yedirmeye çalıştı. biraz oyun oynadı sonra TV karşısına yatıp uyudu kendi kendine Akşam 5 e doğru uyandı. oyuncak hikayesi seyretti yemeğe kadar. yemekte mantı yedi ama oturağına oturarak... sandalyeye oturak koyduk. öyle istedi. bayağı birşeyler yaptı ama hatırlamıyorum. sürekli birşeyler anlattı. kulağıma birşeyler fısıldadı. göbeğini açıp kikirdedi uzaktan... oynaştık biraz... at oldum. sırtıma bindi. balonlarla oynadık.. gece gene uyumak bilmedi. olmadık şeyler seyrediyor TV de... bu gece de dünyalar savaşı filmini seyretti gözünü kırpmadan... daha önce de kayıp dizisini seyretmişti aynı böyle... ne anlıyor şiddet sahnesi içeren bu tarz filmlerden anlamıyorum. salonda yattı uyudu. daha doğrusu uyu artık dedim de zorla uyudu. akşam bi isteğine karşı geldim diye zırlayarak arka odaya ablasının yanına koştu. içerden sesi geliyor. "bıdır bıdır bıdır, babaaa" ... beni şikayet ediyor. gece saklambaç oynadık bir ara... gardroba saklanmış. benim onu bulmamı istiyor. gardrobun kapağını açmak istediğimde açılmasını engelleiyor içerden... aradım taradım. en sonunda buldum tabii ki... vay efendim.. niye bulmuşum. zırlamaya başladı. duvara dönüp 20 ye kadar saydım. gene aynı yere saklandı... gene aradık taradık... dışarı gitmiş gibi yaptım. kapağı açıp etrafı kolaçan etti. ben de onu buldum böylelikle tabi... çakallığa hiç kafası çalışmıyor. arada, ufak kandırma operasyonları yapıp dünyada böyle bir şeyin olduğunu da öğretmeye çalışıyorum. mesela; uzaktan göbeğini gösterip sırıtıyor. aklınca ben onu kovalayacam. o da kaçacak. gel, kulağına birşey söyleyecem diyorum. hemen geliyor saf kızım. ben de kandırdım seni deyip göbeğine pırt yapıyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
22 EKİM 2017 PAZAR
sabah gene enselendi. Koltuğun arkasından kafasını çıkardığı an gözgöze geldik. Kahvaltı için dünden yapılmış akıtmalara nutella sürüp verd...
-
Sabah 9.30 da pıtı pıtı ayak seslerini duydum. Zaten hemen hemen her zaman bu sesi duyuyorum. Çok ta hoşuma gidiyor. Elinde biberonu yanıma ...
-
Bugün pek kayda değer birşey olmadı ama dün ve önceki gün abisine yaptırdığı salıncak olayı var. abisinin barfiksine ip bağlatıp kendisi içi...