13 Mayıs 2015 Çarşamba

13MAYIS 2015 ÇARŞAMBA

sabah erkenden kalkıp süt-yatma-Tv üçlüsü rutininden sonra babanneye gittik. problemsizce beni uğurladı. birkaç günden beri "görüşürüz" diyor. (tabi harfler gene yok)
Öğlen uyumamış. Akşam üzerine doğru iyice mayışmış. babannesinin kucağında uyuyacak gibi olmuş. babannesi uyutmamaya çalışmış. sonra, babannesi namaz kılmaya giderken, babannesine "ben  gözlerimi kapatayım ama uyumayayım" demiş ve tabii uyuyup kalmış. ben geldiğimde uyuyordu. uyanınca kucağıma geldi. uyuyormuydun diye sordum. uyumadığını söyledi. ama beni görmedin dedim. gözleri kapalıymış. ama sesimi de duymadın dedim. çok bozuldu. bana "hut hut hut" diye bağırarak ağzımı kapattı.  eve döndüğümüzde de erkenden yattı uyudu.

11-12 mayıs

pazartesi sabah ayşeyle beraber ben de içeri girdim. beraber kahvaltı ettik. dedesiyle beraber gittik. öğlene doğru gene eve döndük. ayşe çok memnun oldu. zaten geleceğimizi söylemiştim ayrılırken. biz yokken babannesine "nerde kaldılar" deyip durmuş. ertesi gün babannesi hastaydı. babannesinin yanına yattı. öyle bıraktım. ayşe bazı harfleri söyleyemediğinin farkında, söyletmeye çalışıyorum. hatta geçenlerde, "Ç" yi biraz söylettim sanki... ama "S" hiç yok.  

10 Mayıs 2015 Pazar

10 mayıs

millie samy oyunu
ekmekten telefon
günlerdir çorba
heceler ters
ben hasta o doktor
babannede ele öpmek
bebekler için araba
s dedirtme çabası ve hu deme ısrarı

8 Mayıs 2015 Cuma

09 mayıs

sabah güleryüzle salona geldi ve günaydın bile demeden, her zamanki rutini, TV-süt-yatmak üçlüsünü bile istemeden, "tadıy" demeye başladı. anlamadım. anlamadım diye biraz kızdı. defalarca tekrarladı. artık harfleri söylemelisin dediğimde "ben de sıkıntının farkındayım" der gibi bakıyor. "S" yi, "Ç" yi söylemelisin diyorum. itiraz etmiyor. ne olduğunu göster dedim. ilk başta hamle edemedi ama sonra sandalyeyi tutmasıyla ne istediğini anladım. "çadır." dün gece abisi yapmıştıkoltuk ve sandalyelerin üstüne battaniye gererek... ayşe de yastıklardan duvar ve kapı yapmıştı. aynısını (abisininki kadar güzel olmadı) gene inşa ettik. içine oyuncaklarını doldurdu. oyuncaksız olmaz diyor bir yandan da...

kızlara göre- erkeklere göre
küvet yüüznden kıyamet

07-08 MAYIS 2015 PERŞEMBE CUMA

böget
araba evi
sevgi bottat
hen hinek
yolda çilek
kiraz

6 Mayıs 2015 Çarşamba

02-03-04-05-06 NİSAN 2015 CUMARTESİ PAZAR PAZARTESİ SALI ÇARŞAMBA

Amma uzun zaman ihmal etmişim. pek anlatmaya değer şeyler yok diye... haftasonu annesi yoktu. pek aramadı. sadece ilk gün nerde diye sordu. gezmeye gitti dedim. hı-hı dedi. konu kapandı. bir daha açmadı. pazar günü babanneye gittik yemek yemeğe... yemekten sonra babannesiyle banyoya girdi. "senle banyoya girmek çok güzel oluyor" diyor bir de... babannesini yıkamış. pazartesi sabahı annesi geldi. ayşe de uyanık. hiç te abartılı bir sevinç gösterisinde bulunmadı. neredeyse hiç sevinç gösterisinde bulunmadı ama annesini özlemiş, işe gitmesini istemedi o sabah ve sonraki gün...
salı günü beyaz etek ve beyaz elbisesini giyip öyle gezdi evin içinde... bunlar bale elbisesiymiş ve bunları giyip bale okuluna gidecekmiş. bu bale tutkusu nerden geldi anlamadı gitti... baleden hiç hazzetmeyen biri olarak kızımı bale kursuna gönderecem anlaşılan... bir de bembeyaz giyindikten sonra karşıma geçip, "babai güzel oldum?" diye sorması yok mu? dişi değil mi, bu da başladı.. aslında geç bile kalmış sayılır. çarşamba günü tüm günü ayşeyle geçirdik. lise arkadaşlarımla buluşacaktık. ayşeyi de götürdüm yanımda.. kızlar ayşeye bayıldı. bizle beraber kahvaltı etti. ama sonra sıkıldı. parka götürme sözüm vardı. parka gidelim diye tutturdu. sonra enver hocaya giderken arabasında uyudu. uyanınca kendin verilen bebeklerle oynadı. sonra da giderken onları da hediye ettiler. dönüşte dondurmacıda indik. pembe dodurma istedi tabii ki... yiye yiye parka gittik. biraz parktan sonra eve geldik. evde oyuncaklardan adım atacak yer yok. tamamı yerlere saçılmış durumda... bu arada unutmadan, günlerdir sürekli oyun hamuruyla oynuyor. hamurları mahvetti ama muazzam şeyler yapıyor. bana mantı yapıp yediriyor günlerdir. önceleri yılanlı etti.(köfte) sonra benim ısrarımla mantı oldu. beyaz oyun hamurunu fincana dolduruyor. o da sütmüş. içiriyor bana.

aklıma gelmişken; günlerdir Tv de çıkan çizgifilmlerin hatta yerli dizilerin bile melodilerini ve sözlerini aynı anda mırıldanıp söylüyor.

1 Mayıs 2015 Cuma

01 MAYIS 2015 CUMA

sabah beraber gidip fırından kahvaltılık aldık. her zamanki gibi sosisli aldı kendine. sonra oyun hamurlarıyla oynamaya başladı. sonra bana hangonnot ister misin diye sormaya başladı. hiçbie şekilde anlamak mümkün değil. biraz sonra oyun hamurundan yaptığı hangonnotu getirdi. o kadar bariz şekilde ne olduğu belli ki çok şaşırdım. sanatçı paketi var bu kızda diyordum ya.. artık eminim... hangonnotu yiyecekmişim. yedim mahsuscuktan.. gün içinde defalarca yapıp getirdi. yedim. 

bimde iki yumurta oyuncağı arasında kararsız kaldı. vazgeçtiği oyuncağı arkaya sakladı. kimse almasın diye.. vay uyanık. sonra da aldığımız oyuncak iyi performans göstermeyince beni suçladı. hakkaten aldığımız oyuncağı ben göstermiştim ona.. 

oyun olarak servise binip okula gidiyor. ben de şöfor oldum. onu okula götürdüm.
bir ara "baba bak, bak baba" diye kendince bir şarkı uydurdu. onu söylüyor. söz müzik ayşeye ait...
aklıma gelmişken yazayım. birşeyi yanlış yaptığında veya söylediğinde hep “ayy, unuttu ben” diyor.
öğlen çadırdan evinde yattı uyudu. uyandıktan sonra da oyun hamurlarıyla oynamaya devam etti. zaten bütün gün oyun hamurlarıyla oynadı. artık biblolar falan yapıyor. 
bana mavi hamurdan birşey getirdi. diditmiş. anlamadım. sonra jeton düştü. denizmiş. hakkaten de mavi bir yüzey ve dalgalar var yaptığında...  bazı harfleri söylemediği için konuşmasını anlamadığımı söyledim. başını salladı. S-Z-Ç yi söyletmeye çalıştım. 
oyun olarak telefonla abisini ve beni aradı günboyu... konuşuyoruz. ben servisteyim. eve geliyorum falan diyor. akşama doğru pazara gittik. çilek aldık. şu an çilek istiyor. 

30 NİSAN 2015 PERŞEMBE

Sabah geç uyanmasını arzu ettiğim zaman erken, erken uyanmasını istediğim zaman da geç uyanıyor. nasıl denk getiriyor bilmem. bu gün de öyle oldu. babannesinin kapısına ben bebek arabasını toplarken benden önce hızlıca çıkıyor ve zili çalıp saklanıyor. bana da parmağıyla sus işareti yapıyor.
akşam abisi getirdi. gece annesini sordu. gezmeye gittiğini, birkaç gelmeyeceğini söyledim. hı-hı deyip onayladı. bir daha sormadı.

30 Nisan 2015 Perşembe

28-29 NİSAN 2015 SALI SALIRTESİ

Kısır günler... pek olup biten yok. ama salırtesi günü ayşeyi abisinin okuluna götürdüm. teneffüste abisi sınıfa soktu. kısa sürede sınıfın maskotu oldı çıktı. sonra babannesine götürdüm.
efralar geldiğinde aldığımız oyun hamuru en büyük eğlencesi... hamurdan yemek dondurma falan yapıp bizlere de ikram ediyor.

bir de son günlerde sürekli oynadığı bir oyun var. okula gitmecelik... çantasını kitaplarını hazırlıyor. koltuğa oturuyor servisete oturduğuı gibi... ben servise bindim. okula gidiyorum diyor. okula gitme konusunda çok ama çok hevesli...

Aklıma gelmişken geçen gün kendisine doktor hanım olarak hitap edilmesini istemişti...

akşam annesiyle biz eve geç gelecektik. geç saate kadar abisiyle çok güzel idare etmiş. aferin çocuklara...

28 Nisan 2015 Salı

27 NİSAN 2015 PAZARTESİ

sabah burhaniyeye gidecektim. beraber gideceğimiz müvekkil kendi kızını da götürecekmiş. ben de ayşeyi götürmeye karar verdim. yolda 5 yaşında tuğbayla başta soğuk dursalar da sonra kaynaştılar. tabii 3 saat yolculukta canları sıkıldı. arabanın arkasında bol bol abur cubur yediler. dniz kıyısında kızım ayaklarını suya soktu. gemi yaptık ama dalgaları aşıp yüzdüremedik. sonra biz adliyeye giderken çocukları teyzeye bıraktık. evin bahçesinde bir sürü kedi var. evde de zilli adında bir kedi var. çocuklar epey eğlendiler orda. dönüş yolunda uyuyup kaldılar.  

24-25-26 NİSAN 2015 CUMA CUMARTESİ PAZAR

Efralı günler... yaklaşık 20 saat kadar araları çok iyiydi. sonra gene kıyamet kopmaya başladı. problem genelde ayşeden kaynaklanıyor. çocuklarla geçinemiyor. hiçbisiyle.. onlarla oynamıyor.
Sosyal uyumsuzluğu büyük dert... bunu halletmemiz lazım. cuma gecesi kadirler de geldi. hüma ve umayla birlikte.. bizimki çocuklar oyun kurup oynadığında onlara katılmıyor. oynamıyor. en sonunda kızıp azarladım. oynamasını emrettim. benim zorumla oynamaya başladı. bir ara oynamamak için yatakta uyuyor numarası bile yapmış, aklı sıra hem çocuklarla oynamayacak hem de ben kızmayacam. en sonunda söz verdirdim, bakalım sonuç ne olacak. cumartesi sabahın köründe bütün çocuklar uyandı. hatta ayşe yatakta yatarken hüma ona masal kitabı bil okudu. önce atlı spor klübüne gittik at binsin çocuklar diye.. ancak öğlen tatili olduğu için olmadı.  botanik parka gittik ardından.. herkes bisiklet bindi. ayşe de dayısının kullandığı sepetli bisikletle dolaştı. sonra pikniğe gittik. ayşe yaktığımız ateşin üzerinden atlamadı. ben atlatmak istedim. istemedi. bir punduna getirip atlattım ateşin üzerinden... kıyameti kopardı. acıdığını iddia edip durdu. benle  didişiyor. kabullenmiyor birşey olmadığını... iddiasındaki ısrarı hem tekdir edilesi hem de can sıkıcı... yanlışını bile sonuna kadar savunuyor. ben de efranın elinden tutup onu ateşin üzerinden atlattım. o an ayşenin suratını  görmek lazımdı. karardı resmen... öyle kötü baktı ki... uçurtma uçurma denemelerimizin birinde uçurtmayı ayşeye de verdim. biraz uçurdu.
pazar günü, dayısının aldığı ve en baştan beri efrayla sorun kaynağı olan pepee yapbozu gene sorun oldu. ayşe, efra pepee yapbozuyla oynamak istiyor diye acayip derecede arıza çıkardı. benzeri efranın da var. ayşe delicesine kendininkini efraya oynatmak istemiyor. misafirler gittikten sonra, annesine " valla ödüm boktu. oyuncağımı götürcek diye"  demiş. bana da söyledi. ödüm patladı diye... meğer efra oyuncağı sahiplenip götürecek diye kıyamet koparmış.

22 EKİM 2017 PAZAR

sabah gene enselendi. Koltuğun arkasından kafasını çıkardığı an gözgöze geldik. Kahvaltı için dünden yapılmış akıtmalara nutella sürüp verd...