22 Ekim 2017 Pazar

10 EKİM 2017 SALI

sabah ben uyandırdım. Babannesi bizde... onunla kalacak. Ben dedesini hastaneye götürdüm. Geldiğimde hala uyuyordu. Uyandırdım. Standart kahvaltısı olan mısır gevreğini yedi. Sonra saat 11:00 de satranç kursu başlıyordu. Dün yapılacaktı bugüne kalmıştı. Abisi de evdeymiş. O okula götürdü. Önce satranç kursuna girmiş. Taşların isimlerini ve yerlerini öğrenmiş. Ama berra zaten anaokulundan bunları biliyordu. Birkaç ders sona teneffüste okula gittim. Okul harçlığı yoktu. Verdim. Hemen hüptirik aldı. Akşam okula gittim ama geç kalmışım. Annesi eve getirmiş. Mantı istedi. Aldım. Sehpanın üzerinde oyun hamuruyla yerini bulaca oynadık. 3 ayrı renkte 3 parçadan toplam 9 hamur parçasını değişik şekillerde sehpaya dizip ardından gözlerimizi yumup ezberden aynı renkteki 3 parçayı her renk için ayrı ayrı bulmaca oyunu... ben dizince hemen gözlerini yumup renkleri doğru olarak biraraya getirdi. Ama öyle hızlı yaptı ki; hile yaptığından şüpheleniyorum. Sanırım gözlerini tam yummadı. Sonra berra dizdi. Ben buldum. Ama ben nasıl örüntü yaptığımı yüksek sesle düşününce “ama sen çok kolay buluyorsun diye itiraz etti. Ben de örüntü yapılınca çok kolay buluanacağını anlattım. Elinden geldiğince karmaşık dizmeye çalıştı ama her seferinde ben örüntü kurunca kolaycacık buldum. En sonunda yanlış yapayım diye benim gözlerim yumukken hamurları çalmaya, yerlerini değiştirmeye bile başladı. Hile yaptı yani... ama maksat hasıl oldu. Oyun bahanesiyle örüntü kurmayı öğretmeyi amaçlamıştım. Işin mantığını kavradı. Hatta uygulamaya bile başladı. Annesi kızdı ama umrsamadım. Aferin bana ve kızıma...
mantı hazırlanırken kızgın yağ tavasının etrafında dolanıp duruyordu. Annesi de, ben de kızdık. Bir de; mutfakta sabah kahvaltısı için yapılacak böreğin yufkalarını aşırıp çiğ çiğ yiyor. Ablası gibi berra da çiğ hamur meraklısı...

yemekte neredeyse 2 tabak mantı yedi. Acıkmış anlaşılan. Yemektem sonra ders zamanı... önce annesiyle boyama yaptılar. Sonra okuma faslı geldi. Şimdilik “E” - “L” ve “A” harfini öğrenmiş. Sürekli okuduğu yazdığı kelimeler “el-ele-elle-el ele” “A” dan sonra da “al ve lale” gelmiş. “ele” yi mütemadiyen “elle” olarak okumaya eğilimli... cümle okuma alıştırmasında “al” ı okumakta çok ama çok zorlandı. O kadar ki; gözünden bir damla yaş kağıda damladı. Suratı allak bullak oldu okuyamadıkça... en sonunda öğrendi (veya ezberledi) takılmadan okuyabilmeye başladı. Ama dersin başında gözü kağıtta ve harflerde değil, sürekli sehpanın üzerindeki oyun hamurlarındaydı. Ben kağıda bak dedikçe kağıda bakıyor ama hemen sonra gene gözü hamurlara kayıyordu. Bak böyle yaparsan kızgın baba olurum dedim. Aynı tutumu sürdürünce sehpadaki herşeyi arkaya attım ve işte kızgın baba gldi dedim. Ilgisini vereceği başka birşey kalmayınca mecburen harflere yoğunlaştı. Sayfayı birkaç kere okuttum. Hatasız okumaya başlayınca annesine gönderdim. Annesi de aynı cümleleri yazdırmaya başladı. Yazarken hiç problem yaşanmadı. Bugün annesinin ders çalıştırması önceki günlerin aksine benden daha iyi ve verimli... o kadar ki; bildiği harflerden oluşan farklı ve hiç görmediği kelimeler bile yazdırdı. “ela- kek” gibi (“k” harfi “elek” kelimesinde geçiyordu. Öğrettik.) bizimki de inanılmaz şekilde yazdı, yazabildi. Bugün annesi iyi iş çıkardı. “Yazamazsın, bunu yaz da görelim” falan diye işi hafiften inada bindirince berra yüksek performans gösteriyor. Bunu öğrendiğim iyi oldu. Ben de kullanırım bu taktiği...   

09 EKİM 2017 PAZARTESİ

bugün kızımı okul çıkışına kadar hiç görmedim. Okuldan ben aldım ve kozahana gittik. Ben iş konuşurken o da resim boyadı. Bugün “A” harfini öğrenmişler. Onu gösterdi. Dondurmalı irmik helvası verdik. Yarısını yedi. Kalanı bıraktı. Üzerindeki tarçın yüzünden yemediğini söyledi. Yürüyerek eve döndük. Yol boyunca koşturdu. Ilerilere kadar gidip saklandı ve yanından geçerken beni korkuttu.

Artık sırları var han'fendinin... meydancıkta bir karahindiba buldu ve üflemeden önce bir dilek tutacağını söyledi. Sonra da üfleyip tohumları uçurdu. Dileğinin ne olduğunu sorduğumda ise, “söylemem” dedi. Aslında ne dilediğini tahmin edebiliyorum ama dediğim gibi; artık sırları var.  

04 EKİM-07 EKİM 2017 ARASI

Doskan ve sesken. yüze kadar onar onar sayıyor ve sksek ile doksanı böyle telaffuz ediyor. bunu da ilk olarak Abaküsteki boncukları sayarken farkettik. abaküsü saydı ve doskanbeş tane boncuk olduğunu hesapladı.
ders yaparken annesi birgün önceden kelime arasına konacak tireleri çizmişti. Önceden çizilmiş tirelerin arasına harfleri sığdırma sıkıntısı yaşıyor. Berra sonradan tirelerin arasına “elle” yazacak ama mesafeyi ayarlamakta sorun yaşıyor.

Sabah kalktığında flash bellekten film açıyoruz ve ardından dersi bitiriyoruz.

cuma günü sabah hiç olmadığı kadar, daha doğrusu uzun süredir olmadığı kadar erken uyandı. 8.30da...işim olduğundan abisiyle kaldı sabahtan... öğlene doğru ben geldim ve okula götürdüm.
cuma günü berra ve annesi eskişehire gittiler. Öğleden sonra annesi okuldan aldı. Yarım gün okula gitti. Ama annesini bekletmiş. Teneffüs bitmeden ve arkadaşlarıyla oynamadan çıkmamış. Bu arada; berranın davranış ve tavırları tam anlamıyla çocuğa dönüştü. Bebeksilik halleri tamamen sona erdi. Okul ve okul arkadaşlarının etkisi...


pazar akşamı eskişehirden geldiler. Terminale onları almaya gittim. Daha terminalde annesiyle kavga etmeye başladığımızda arabanın arka koltuğunda hiç ses ve tepki vermeden oturuyotdu. Çocuğun içinde neler kopuyor, allah bilir. Hep beraber burgaza gittik aşure yemeğe... berra aşureyi beğenmedi. Zaten daha tadına bile bakmadan yemek istemediğini belli etmişti. Neyseki yemek yedi. Koca bir tabak ta salata yedi. Salataya ve suyuna bayılıyor. Bütün derslerini eskişehirde bitirmiş. Ama gece annesi deftere birşeyler yazdırmaya çalıştı. Annesiyle ders yapamıyor. Annesi çok sert ve buyurgan bir tavır takınıyor. Berranın tepkisi de ilgisizlik gevşeklik oluyor. Artık hep ben ders çalıştırmaya gayret edicem. Eskişehirde de bit opersyonu yapılmış. “saç kıvırcıklandırma ilacı” diyoruz. Berra, efra, annesi falan... hepsi operasyona girmiş. 

4 Ekim 2017 Çarşamba

3 EKİM 2017 SALI

sabah gene salona gizlice gelip beni korkuttu. aldığımız gevrekle kahvaltı etti. sonra akşamdan kalan ödevi bitirdik.  problemsizce yapıldı. öğlene kadar trol filmini seyretti. hatta film bitsin diye biraz geç bile çıktık evden. ama okula geç kalmadık. gene sırtta ve omuzda gitti. akşam annesi getirdi. berra özellikle istemişti bunu. gece annesiyle ders yapmaya oturdular ve gene bitiremediler. annesi berraya ödev yaptırmayı beceremiyor. zaptiye mantığıyla yaklaşıyor olaya. bu da ayşe de ters tepki yaratıyor. suyuna giderek ders yaptırabilse sıkıntı olmayacak bence... ayrıca bit macerası var. aldığım gazyağını berranın kafasına sürüp banyo yaptırdık. tabii, gazyağı canını yaktı. annesi berrayı teskin etmek için saçlarının ablası gibi kıvır kıvır olması için bunu yaptığını söyledi. çaresiz, bazen yalan söylemek gerekiyor.

2 Ekim 2017 Pazartesi

02 EKİM 2017 PAZARTESİ

sabah gene beni korkutmak istedi ama ben uyandığını farkedemediğimden doğru pozisyonu alamadım. bu yüzden de onu yakaladım. sabah kahvaltı seçeneklerini sordu. saydım. mısır gevreği çekmiş canı.. ondan istedi. akşama alırız dedim. kuzucuk yedi. sonra da 2-3 gündür istediği trol filmini açtık. öğlen arabayla okula gittik. akşam almaya ben gittim. ben bahçedeyken sınıf çıkmış ama berra ile ecrin ortalıkta yok. ecrinin annesiyle bekledik ama yoklar. okulun dışına baktım. ikisi de orda. dışarı çıkmışlar. sınıftan bir arkadaşı berraya "öğretmen" diye hitap ediyor. berra da pek memnun değil bundan... "eski öğretmen dese mutlu olurdum" diyor. bir gün öğretmen berrayı masasına oturtmuştu ya... lakap ordan mülhem... yürüyerek markete gittik. çok az bir mesafe kucak istedi. çikolatalı mıdır gevreği ve çakıl çikolata aldık. diş macunu da aldık berra için. akşam yemeği için kızarmış tavuk ta aldık. yemekten önce gevrek yemek istedi. tavuk yiyemez diye itiraz ettim ama onu da yedi. sevdiği şeyler olunca iştahı pek açık maşallah... yemekten sonrası kötüydü. okula başlayan çocukların standart derdiyle uğraştık. gazyağı aradım bütün gece. bulamadım. banyoya girip bit şampuanıyla saçlarını iyice yıkadık. ders yapmak için annesiyle beraber oturdular. ders yapmak problemli oldu. annesi berrayı idare etmeyi pek beceremiyor galiba... dersini bitiremedi.

1 Ekim 2017 Pazar

1 EKİM 2017 PAZAR

Bu sabah uyandı ve sessizce salona geldi. duvarın arkasında saklanırken orada olduğunu farkettim ve o yöne bakmamak ve berrayı görmemek için TV ye döndüm. geçen gün ayapamadığını yapacak aklı sıra... gizlice salona girdi ve arkama geçip beni korkuttu. ben de irkildim. böylece berra epey eğlendi, güldü. sonra kuzucuk istedi. kahvaltı sofrası kurulunca, doyduğu için kahvaltıya gelmedi tabii... öğlenleyin annesiyle gemliğe gitti. epey geç saatte döndüler. ödevlerini bitirmiş olmasına rağmen keyfekeder şekilde doldurulması istenen kitaptaki ödevleri de bitirdi. aferin kızıma.

30 Eylül 2017 Cumartesi

30 EYLÜL 2017 CUMARTESİ

Sabah uyanıp çaktırmadan salona gelip beni korkutmayı planlamıştı ama salona sızma girişimini farkettiğim için planı suya düştü. üzüldü planının gerçekleşmemesine... öğlen benimle birlikte büroya geldi. oyuncak ta götürmüştü yanında. kağıt ta verdim. resim çizdi bol bol.. traktör kağıt olduğu için bol bol kağıt kenarlarını yırttı. çok hoşuna gitti. sonra annesiyle çarşıya gitti. geyikli bir giysi almışlar ayşeye... akşam dersleri de yaptı. ben nezaret ettim. hiç problem olmaksızın bitirdi. hatta fazlasını bile yaptı. gece de abisiyle oyun hamurlarıyla oynadı.

29 EYLÜL 2017 CUMA

sabah uyandı. kahvaltı için yumurta istedi. peynirli yumurta yaptım. güzelce yedi. sonra oturup akşam yapmadığı ödevlerini yaptı. okula sırtımda ve omuzumda gitti. çok az yürüdü. bugün okulda öğretmeni ona prenses demiş. bir de öğretmeni ona aferin vermiş dersi iyi yaptığı için. akşam ergünün bahçesine gittik. acayip eğlendi. bembeyaz bir köpek vardı. pamuk. onu okşadı. kedi de vardı. onunla da oynadı. kulübenin içinde kendince oyunlar kurdu. çok ama çok eğlenceli bir geceydi hepimiz için. sonra uyuyup kaldı. kucağımızda geldi eve kadar...

28 EYLÜL 2017 PERŞEMBE

Bugün şehidışında olduğum için sabah abisiyle kaldı ve okula onunla gitti. gece de çok geç geldim. karadut suyu almama çok sevindi. hemen içti. berra da okulda çok yorulmuş. ödevlerini bile yapamadan oturduğu yerde uyuyakaldı.

27 Eylül 2017 Çarşamba

27 EYLÜL 2017 ÇARŞAMBA

Günü annesiyle geçirdi, ben eskişehirde olduğum için... ama akşam ben aldım okuldan... son teneffüse gittim gene...
yürüyerek döndük. hiç sızlanmadan yürüdü. halbuki okula gidişlerle mutlaka yorulduğunu söylüyor. yolun büyük kısmını sırtımda veta omuzumda geçirmesine rağmen hem de...
okulda ceza almışlar bugün. bütün sınıfça teneffüse çıkmama cezası almışlar çok konuştukları için.
öğretmeninin araba almak istediğini biliyor. bizim arabamızı satıp yeni araba almamızı isteyince araba satmanın o kadar kolay olmadığını, mesela öğretmeninin araba satın almak istediğini ve bizim arabayla ilgilndiğini ama beğenmediğini anlattım. biliyorum dedi. meğer derslerini göstermeye gittiğinde öğretmenin önündeki ekranda araba satış sitelerinin sayfaları dikkatini çekmiş.
"merak etme baba öyle delirmem." bugün bu lafı etti. evde kendince hoplayıp zıplıyordu. ben tuhaf tuhaf ona bakınca bunu dedi.
okuldan dönerken çok yorulduğumu, çok çalıştığımı anlattım. yorulmasaydın, çalışmasaydın, dedi,çıktı işin içinden... bazen çocukların acımazsızlığı ve bencilliği çok fena oluyor.
annesi mısır alma sözü vermiş. konserve mısır aldık. kaşık kaşık yedi.
evin alt tarafındaki tostçu ayşeyi pek seviyor. bir keresinde annesi ayşeyi orda bırakıp pazara bile gitmişti. tostçunun önünden her geçişinde haraç alıyor. meyve suyu veriyor tostçu ona...

26 Eylül 2017 Salı

26 EYLÜL 2017 SALI

kafiyeli bir laf söyleyip, amma da uydu diye kafiyenin farkına vardı bugün okula giderken.. tam hatırlamıyorum ama şöyle birşeydi. "lamba, sabahları yanma"
sabah 10 gibi uyandırdım. tavada yumurta istedi. onu yerken iş için çıkmam gerekti ve yalnız bırakmak zorunda kaldım. yalnız kalabilir misin dedim. çabuk gel dedi. 1 saat sonra geldiğimde sıkıntı yoktu. okula giderken kafiyeli lafını etti. sırtımda ve omzumda taşıdım yolun yarısından çoğunu... abdal fırınının ordaki dar yokuştan koşarak indik. geçenlerde berra keşfetmişti ordaki eğlenceyi... okulda hemen bahçeye gitti. akşam eve annesiyle geldi. benden kantin parası istedi ama 1 TL yerine 2 TL istiyor. sebebi, 1 liraya aldığının arkadaşıyla paylaşmaya yetmemesiymiş.
yemekten sonra ödeve oturduk beraber... bu sefer annesi değil, benim nezaretimde ders yapacak. hiç mola problemi olmadan ödevi yaptık. hatta molayı ben verdirdim. top oynadık molada... birşey farkettim. berra ödev sırasında da eğlenmek, oynamak istiyor. araya küçük oyunlar sokarsan hiç sıkılmıyor. (S harfinden yılan ve ördek yaptık), yazarken şarkı bile söylüyor. artık harflere geçmişler. bir şey dikkatimi çekti. harflerin çizim yönlerine hiç uymuyor. kendi kafasına göre yön veriyor çizgilere... kağıtta gösterilen yönleri gösteriyoum. 1-2 tane öyle yapıyor sonra nasıl kolayına gelirse öyle yapmaya devam..
ödev sırasında, "şimdi kalbim beni alkışlayacak" dedi. ne kastettiğini tam anlamadım ama kalbinin heyecandan pırpır etmesini kastetmiş olabilir. ama gülerek ve güya çaktırmadan elleriyle masanın altından alkış efekti yapması komikti. neyse, jet hızıyla ödevi bitirdik. dersin arkasından banyoya girdi. artık suya dalabiliyormuş. gelip görmemi istiyor. birazdan çağırır. sesi geliyor. acayip eğleniyor suda...

22 EKİM 2017 PAZAR

sabah gene enselendi. Koltuğun arkasından kafasını çıkardığı an gözgöze geldik. Kahvaltı için dünden yapılmış akıtmalara nutella sürüp verd...