16 Ekim 2014 Perşembe

16 EKİM 2014 PERŞEMBE

Sabah çok zor uyandı. uykusunu alamamış tabii.. kucağıma aldım. balını omzuma dayadı. ancak öylelikle sakinleşti. aşağıda çok uzun süre servis bekledik. camdan bakan annesine falan dilini çıkarıyor. bu da dilini kıvırabiliyor. ailede sadece ben kıvıramıyorum anlaşılan.. akşam gene ben aldım. kafasında ördek şeklinde bi başlık var. eve girdik. uykusuzluktan yemek bile yemeden uyuyacaktı nerdeyse. dün keşfettiğimiz barbi saç şekillendirme oyununu açtım. çok seviyor bunu. uykusu dağıldı. yemek zamanı ise yemeğe gelmedi. oyuncaklarıyla oynadı. biz sofradan aklktıktan sonra geldi ve mantı istedi. eee, mantıyı bitirdikbiz. ayşeye ayrılan da bitti. çorbayı kabul etmedi. mecburen sevgi tekrar mantı yaptı. ymekten sonra da elma yiyecektik. ayşe elma istemedi. kabuk ister misin dedik. sevinçle kabul etti. dün akşam da 2 tane elmayı soydurup kabuklarını yemişti.
birkaç gündür ufak oyuncaklarını sıraya diziyor. sanki içtimaya çıkmış gibi oyuncaklar. sanırım okulda alıştı. uyku falan kalmadı. saat 09 gibi "baba, minika" dedi. ardından "anne hüt te" dedi. koltuğa uzandı. uyuyacak.

14 Ekim 2014 Salı

15 EKİM 2014 SALIRTESİ

ggtFVCBB



,,,,,ABEDSWRTHMJUIOKLŞPĞÜ GB

artık bu bloga kendisi hakkında yazdığımı net olarak biliyor. bu sabah yaptıklarını yazayım bloga dedim. hemen "ben" deyip kucağıma kuruldu. 

sabah uyanamamış. o yüzden ayşeyi okula göndermedik. bugünü kızımla beraber geçirecem. okula gitmemesine rağmen çok huysuzdu. 


video
kahvaltı etmek istemedi ama ben ıslak kek yerken gelip ona da vermemi istedi. biraz yedi. sonra cocopops istedi. onlardan yedi. cocopopslar tekerlek şeklinde kenarlarını yiyip ortada küçücük bir daire bırakıyor. oyun olsun diye "küçüğü ben yemek istiyorum" dedim. bana vermeyip turuncu bebeğe yedirdi. sonra bana verecekmiş gibi bir tanesini avucuma koydu. tam ben yiyecekken avucumdan aşırıp ağzına attı. ben de avucumu yaladım. aklı fikri muziplikte... o kadar ki, bu yaştaki çocuk yapısal olarak yalan söylemez, söyleyemez. bizimki şaka olsun diye, kandırmacasına yalan söyleyebiliyor. gerçek anlamda menfaat temini veya zarar görmeme amaçlı yalan değil, şaka amaçlı yalan... bildiğim kadarıyla bunu bile belli bir yaşa kadar söyleyemez çocuklar... ama ayşe doğuştan muzip... 
benim için kendi elinin resmini yapmış, makasla da kesmiş. bana verdi. gözümün önünden ayıramıyorum. tam önümde duruyor. sabah barbi giydirme oynamak istedi ama sonra sıklıdı ve kağıt istedi. yazıp çizip kesiyor. 
bir de geçen haftalarda yaptığı bir oyunu bugün gene oynadı. o zaman yazmayı unutmuştum herhalde, şimdi yazayım. ses çıkaran pepee, şila ve pembe bebeğine bastırarak şarkı söylemelerini sağlıyor. sonra hepsini kulaklarıma dayayıp benim "çok gürültülü" diye şikayet etmemi kahkahalarla seyrediyor. 
Günü oyun oynarak ve resim çizrek geçiriyoruz. sen biraz resim çiz dediğimde "birlikte" diyor. resimler çiziyoruz. boyuyoruz. sonracıma... ben at oluyorum. o da binici... odada geziyoruz. illa şaha kalkmamı istiyor. sonra da o at oluyor. ben üstüne(!) biniyorum. şaha kalkıp beni yere düşürüyor. acayip neşeli gün geçiriyoruz. 
 





geçen gün çizdiği havhav resmini makasla kesmiş. tasma resmini de.. ikisini birlikte bantla yapıştırıp mutad sergi yerine ( konsulun önüne yapıştırmak) yerleştirdi. 
öğlene doğru, "minika, süt, uyu" yattı ama uyumadı. sonra duck TV açtım. onu seyrederken dalıp gitmiş. (duck tv nin bu etkisini öğrendiğim iyi oldu) 
Akşam dedesi geldi. Dedesinin resmini çizdi. gece çok geç yatmış. ne de olsa gündüz 5 saate yakın uyumuştu. annesine "okul kötü, okul hayır" falan diyormuş.

14 EKİM 2014 SALI

sabah servise bindirdim. sorunsuzca bindi. akşam gene ben karşıladım. artık tüm gün gidiyor anaokuluna. karşıladığımda çok neşeliydi. kucağımda yanağımı öptü. hemen onun yaptığı gibi yapıp yanağımı sildim ve elimle yanağımı örttüm bir daha öpmesin diye. hemen diğer yanağımı öptü. onu slip kapattım. diğerini öptü. ben de onun yanağını öptüm. merdiven boyunca oynaştık. akşam boyunca keyfi yerindeydi.

13 Ekim 2014 Pazartesi

13 EKİM 2014 PAZARTESİ

ittiban... kızımın öğretmenin adını söyleyişi böyle... kızım konuşmakta  sorun yaşıyor ya STJOUYGFBDASDCFFZFRTYUUIIIU
(kızım geldi ve rica tonuyla "ayhe beyya" deyip bunu yazdı. ayşe berraymış bu...)
nerde kalmıştık. sanki ayşe bülbül gibi konuşuyormuş gibi, anaokulundaki muhataplarının tümünün ismi söylenmesi zor kişiler. öğretmen mihriban, müdür fehamet, servis şöförü lütfü, servis annesi münevver... ne diyelim.. fare geçemediği delikten kuyruğuna kabak bağlayıp geçmeye geçmeye çalışırmış.
ayşeyi karşıladım akşam. yüzünde güller açıyor. çok neşeli. yanağını öpmek istedim. hemen elleriyle kapadı. evde oynaştık biraz...
saçları serbest... sabah saçlarını toplatmadı. artık büyümüş... eskişehirde de saçlarını toplanmamış. "ayhe bebek a-ah, ayhe büyk" deyip büyük insan gibi saçlarını arkaya atıyormuş.
sabah okula giderken biraz suratsızlık etti ama fazla sıkıntı yaşanmadı.

Akşam eve geldikten sonra bir sürü şey yaptı. ama birşeyin miktarı çoğaldıkça kıymeti azalırmış. yaptıkları ne yazmaya ne hatırlanmaya değer bulunmuyor insan zihni tarafından... ama şu videoyu eklemeliyim. baba kahvaltı deyip annesiyle beni sofraya oturttu. yemek ikram eti.
akşam bir sürü resim yaptı. annesiyle benim için resimler yaptı. buzdolabına astık. sağdaki benmişim.
deftere resimler çizdi. hav hav resmi çizdi. yanında da tasma resmi. abisinin çizdiği havhav resmini beğenmedi. menimki iyi diyor. ben resim çizerken asla mavi kalemden başkasını kullandırtmıyor. 
gece erken saatte uyudu. sabah okul için erken kalkacak.


12 Ekim 2014 Pazar

10-11-12 EKİM 2014 CUMA CUMARTESİ PAZAR

eskişehirde hüma, kutay, umay, efra ve ayşe hep bir aradalarmış. ayşe özellikle hümanın peşinden ayrılmamış. başbaşa olmadıklarından efrayla pek takışmamışlar. sadece evin içinde değil, sokakta bile oynamışlar. annesiyle sokakta saklambaç oynamış. dayısına pek düşkün... eskişehire giderken dayı dayı diye sayıklamış durmuş. dayısını pek seviyor. karşılamaya gittiğimizde otobüsten inmek istemedi. seyahat hoşuna gitmiş. gezmeye devam edeceklermiş. surat edip duruyor. kucağıma bile gelmedi. sonradan geldi. karnın aç mı ne yiyeceksin dedim. hiçbişey dedi. anatolıum da yiyelim mi dedim. olur dedi. zaten uğurlamaya gittiğimizde de anatoliumu gösterip oraya gidelim demişti. daha yeni oraya gittik ya.. onu hatırlatıyor. yemek katında pizza aldım. büyük diye kızdı. bıçakla küçğk lokmalar haline getirdik. gene de yemedi. popeyes aldık. onu hem mayonze hem ketçapa bana bana yedi. eve geldik. yıkandı. annesinin her yıkayışında olduğu gibi ağlayarak çıktı banyodan... minikayı açtırdı.
bir de unutmadan, okul mevzusu var. günlerdir okula gitmiyor ya... okul konusu açılınca hayır diyor. sürekli okuldan bahsederek yarın sabahki okula gidişe zemin hazırladık. sanırım kabullenmeye başladı. sabah görecez ne olacağını.

9 Ekim 2014 Perşembe

09 EKİM 2014 PERŞEMBE

gece 3 gibi kustu gene... bayramın artçı şokları.. ishal de sürüyor. nitekim bugün bir kaç kere kakasını yaptı. uzun zamandır yaptığı fakat benim yazmayı unuttuğum birşeyi de bu vesileyl yazayım. eğer kakasını yapmasında sorun varsa bir insanı (eskiden annesi, bugünlerde ben) yanına çağırıp ellerini tutturuyor. onlardan güç alıyor adeta...  bugün de ben işe giderken benle gelmek istedi. zorlukla ikna ettim. öğlen eve döndüğümde sehpanın altına saklanmıştı her zamanki gibi... ben balkondayken gelip bööö diye bağırdılar... barbi giydir oyunu istedi. br sürü web sitesinden oyunlar açtım. oynadı. sonra uykusunun geldiğini söyleyip süt istedi. yatar yatmaz uyudu. unutmadan bugün biryere gitmek istedi ama anlamadım. havuza git gibi bir ses çıkarıyor ama değilmiş. ne olduğunu anlamadım.
akşamüzeri annesiyle birlikte Eskişehire gitti. Onları arabayla terminale bıraktım. bavulu o taşıdı. pembe ya...


7 Ekim 2014 Salı

08 EKİM 2014 PERŞEMBE

sabah güzel uyandı. su ve süt istedi. Tv açtım ama mmbhfjhjmnbnhdhddddddddddddddddddddddddddddddddddddddOBDDD





AAAAAYYYŞŞŞŞŞGGHGBFVGNSSS BHTJDCFA

bunlar ayşenin karalamaları... büyük bir ciddiyetle ayşe yazıyor sözüm ona...

neyse, nerde kalmıştık. Tv yi pek seyrdiyor sayılmaz. sesini dinliyor daha ziyade.. iki tabak mısır gevreği yedi. karnı ağrıyor sanırım. karnını tutuyor. bu bayram hepimiz pert olduk. ayşeyi ablasına bırakıp ayrıldım. öğlen geldiğimde koltukta uzanmış TV seyrediyordu. elleriyle yüzünü kapatmış. beni görmüyor. herhalde ben de onu görmeyeyim diye böyle yapıyor. öğleden sonra giderken o da gelmek istedi. olmaz deyince bozuldu. kızdı. arkamdan ağlıyordu. akşam geldiğimde evde yoklardı. ablasıyla beraber annesinin yanına gitmişler. telefon çaldı. arayan büyük kızım... ayşe huysuzluk ediyormuş. dışardaysam gelip almamı söyledi. maalesef... ayşe annesine tavır koyuyormuş.
hava karardıktan sonra geldiler. ayşeye markete gidelim dedim. hayır dedi. bana da tavır koyuyor. ısrar ettim kabul etmedi. arabayla gezelim mi ddim. kabul etti. beraber berenin doğum günü pastasını aldık. pembe pasta istedi tabiii.. uğurböceği şeklinde pasta aldım. gönlü olsun diye tüm mumları pembe aldım. evde "iyiki doğdun beren" nidaları yükselene kadar işler iyiydi ama kutlama beren için olunca bozuldu. küstü ve odanın bir köşesine koltuğun yanına büzüldü. zaten her doğum gününde bunu yapıyor. annesininkinde de "iyiki doğdun ayşe" demek zorunda kalmıştık. tüm kutlamaların ve mum üflemelerin kendisi için olmasını istiyor. bbbbbbbBAHJUY
yukarıda ayhe beyya yazıyor. ayşe öyle söyledi.
pastadaki mumları söndürmeyi falan reddetti. sonradan tekrar yanımıza geldi. tekrar mumları yaktık. iyiki doğdun ayşe falan dedik. ama ne olduysa gene arıza çıkardı. bu sefer tüm aile bireyleri ayşenin
kaprislerine karşı çıktık. herkes kızdı ve ayşeyi kimse teselli etmedi. özellikle annesi çok kızdı. biraz sonra ayşe annesinden özür diledi. ilk defa oluyor bu... biraz sonra da yattı uyudu.

04-05-06-07 EKİM 2014 (KURBAN BAYRAMI)

Eskişehirdeyiz. Daha şafak sökmeden uyandı. Beni görünce baba deyip kucağıma geldi ve kucağımda tekrar uyudu. Sonra normal uyanma saatinde tekrar uyandı. Gene kucağıma aldım. Bu sefer vucudunu göğsüme yasladı ve uzun süre öyle kaldı. Kımıldamadan oturdum. Sırtına battaniye örttüm. Çişi gelmişti. Çişini yaptırdım. Fil boyama isyedi. Laptop yanımızdaydı ve iyiki de birkaç fil resmini kaydetmişiz. Onları boyarken kavurma et ısıttım. Biraz da ondan yedi. Sonra minikayı açtırdı. Şu an içerde seyrediyor. Diğer herkes uyuyor. İkimiz ayaktayız. Anannesi de uyandı.

Şimdi de biraz dünü yazayım. Sabah babannelerine gitmişler. Ben geldiğimde beni karşıladı. Dedesinin elini öpmek yerine kendi elini öptürdü. Ama ikisine de sarıldı. Bayramlık elbiselerini giyme konusunda kriz çıkardı. Çünkü annesi bayramlık olarak pembe elbise almamış. Sarı gömlek, mor etek, sadece çorap pembe.... giydiremediler. Eski ve kirli pembe giysilerini giydi. Bi üçkağıt yaptım. Dedim ki, sarı gömleği giymediğine göre sarı gene benim rengim oldu. Çünkü sen sarıyı sevmiyorsun. Sarı benim rengim. Sarı sevsen sarı gömlek giyersin.
Şiddetle itiraz etti. “Hayı menim nenk” dedi. Ve sarı gömleği giydi. Eteği de giydi. Problem çözüldü. Evdeki herkese renk yakıştırdı. Bize bilindik renkler. Dedeye hiyah, amcaya kahkanengi, yengeye mor, falan... unutmadan, babam kendine akıllı telefon almış. Berenden nasıl kullanılacağını öğreniyor. Telefonu kurcalarlarken farkettik ki, ayşe telefonu çoktan ele geçirmiş te kendi selfiesini bile çekmiş. (şuna neden kendiken denmez, anlamam)
Eskişehire doğru yola çıktık. Arabada arka koltuktan uzanıp uzanıp yanağımı öpüyor. Annesinin de... ben kim öptü beni deyip yanağımı siliyorum. Gene öpüyor. Bu yanak silme işini son zamanlarda ayşe hep yapıyor. Onu öpünce hemen sırıtarak yanağını siliyor. Ayrıca öpmeyeyim diye elleriyle yanaklarını gizleme işi de var. son haftaların favori hareketleri..
bir de arka koltuktan kulağımı çekiyor. Eskiden kulağımı katlardı. Babaların kulağı çekilmez. Yaramaz çocukların kulağı çekilir diyorum sırıtıyor. Yol boyunca birkaç kere, “dayı, dayı” diye söylendi. İlginç. Dayısını görmek istiyor. Nitekim eskişehire varınca dayısının kucağından inmedi. Hatta abisi ile kavga etti, “dayı benim” diye... hatta TV deki bir bebeği dayısına benzetti. Sonra da niçin benzettiğini de anlattı. İkisinin de saçı yokmuş. “aynı aynı” diyor.
Bu “aynı aynı” mevzusunu yazmayı unuttum şimdiye kadar. 1-1,5 ay kadardır aynı olan şeylere merak sardı. Birbirine benzer veya eş olan herşeye hemen aynı diyor. Özellikle dikkat ediyor.

Bana giymem için turuncu terlikler getirdi. Giy diyor. Dayısını aradı telefonla.. ona “del” dedi. Hümayla umayı da çağırıyor. Onları seviyor. Geldiklerinde güzel oynar sanırım.

Oynadı hakkaten çocuklarla.. saklambaç, ve daha bir çok oyun. Özellikle umayla ilerde de çok iyi anlaşacak gibi... hümayla umay amuda kalkmayı biliyorlar. Bizimki de özendi. Yardımımla amuda kalktı birkaç kere... tabi kollarıyla güç almayı akıl edemiyor. Kafasının üzerinde... Boynunu kollamak zorunda kaldım. Bayram gezmesi boyunca sürekli problem yarattı. Hep mızır mızır... uykusu da geldi. Ama en çok yüzüne bakılıp yarasının sorulmasından rahatsız oldu ki her evde de başına geldi. İnsanlar bakmasın ve bahsetmesin istiyor. Kızıyor. Bol bol çikolata ve şeker yedi. İlla ki pembe veya turuncu şekerleri seçti. Bu renkleri bulamayınca huysuzluk bile ettiği oldu. Hiçbir eve girmek istemedi. Hep kucakta (benim) hep pohpohlama... eziyet oldu. Gece de huysuzluk devam.. allahtan o kadar çok uykusu vardı ki, bursaya giderken hemen uyudu.

Bayramın üçüncü günü geecenin 04 de uyanmış ve salona getirtmiş kendini. Minika da açtırmış. Saat 05 gibi ben uyandım. Bir baktım ki uyanık.. çişini yaptı. Ben gene uyudum. Saat 05 gibi beni uayndırdı. su istedi verdim. Ben gene uyudum. Arkamdan o da uyudu herhalde.. sabah huysuz şekilde uyandı. Süt ve minika istemedi. Akılalır gibi değil... unutmadan aktarmalıyım. Son günlerde makasla kağıt kesme merakı çıktı. Bir de “hayır” demeyi öğrndi ya... ağzından çıkan 10 kelimenin 6-7 tanesi hayır.. özellikl de bayramda giyilcek giysiler hakkında...
etleri kasaba götürecektim. Ayşe de gelmek istedi. Dönüşte ev istikametinin tersini gösteriyor. Eve gitmeyecekmişiz. Kucağıma aldım da zor zahmet eve sokabildim. Evde de pembe külotlu çorap yerine kısa pembe çorap giymeye taktı. Üstelik te ters giymiş. Bana kızdı ve vurdu. Ben de babaya vurulmaz seni yaramaz deyip kulağını çektim. Masadan ayrılmaya kalktı ağlayarak. Men ettim. Ağlayarak sofrada kaldı. Birşeyler yemeyi reddetti. Sonra sonra ablası biraz sucuk yedirdi. Sucuğu da kurban etlerini işlemek için kasaba gittiğimizde aldırdı, et bitti diye.. bana çok kızgın. Bir bakışı var, kaşlar çatık, dudaklar düşük... kasaba giderken kucak istemişti gene.. iki elimde de poşet vardı. Alamam dedim. “bunu buna” deyip bir elimdeki poşeti diğer elime alıp boştaki elimle kucağa almamı söyledi. Şu anda arka odada giyinme savaşları son hız sürüyor. Ayşenin hayır sesleri buraya kadar geliyor. Giyinmesi için gene ben müdahale etmek zorunda kaldım.
Bayram ziyaretlerine başladık. Herkes ayşenin yüzündeki yarayı soruyor. Ayşe de kızıyor. Biz de herkese sormamalarını ve görmemelerini tembihliyoruz. Halam pembe bir elbise hediye etti ayşeye.. ayşe, giycem diye tutturdu. Sadece gece giymek için deyip vazgeçirdik. Nadide yengemde, içeri girer girmez geçen bayram oynadığı plastik askerleri sordu. Melihten kalma oyuncaklar. Onlar gene geldi. Onlarla oynadı. Çıkışta babanneye gitmek istedi. Burgazda değiller ddim ama yol boyunca babanne diye sayıkladı. Köye gittik. Köyde



bayramın son günü, gece kusmuş yatakta... zaten benden başka herkesin midesi nanay oldu galiba bu bayramda... nitekim ayş sabah uyanınca kakası geldi. İshal olmuş. Annesi aspirinli gazozo içmesi içmesini istedi. Ayşe son zamanlarda en sık söylediği sözle karşılık verdi. Hayır. Ben de kızacağımı ve içmesini söyledim. Sehpaya oturup suratını astı. Bana kötü kötü bakıyor. Mecbur kalınca içti. Ardından gelip benim kulağımı çekti. Ben ona yaramazlık edersen kulağını çekerim diyorum ya, ona kızdığım için bu durumda ben yaramazlık etmiş oluyorum. Kağıt istedi. Resim çizdi. + işareti çizmiş. Geçen gün fil boyamada boyayacağın yere + işaretini değdir demiştim. Ordan aklına girmiş anlaşılan. Benim bileğime kare çizdi. Ardından annesinin.. damgalandık :)  bizim ardımızdan abisiyle ablasına da kare çizdi. biz ablasıyla terminale bilet almaya giderken o da gelmek istedi. götürmedik. dönüşte biraz posta koydu. babannesine götürdüm. dünden beri babanne istiyordu. ama maalesef onlar da dışarı çıkmış. pembe gofret almaya gittik. pembe bir çocuk laptopu gördü. illa istedi. senin evde aynısı var dedim. zorla ikna ettim. baloncuk zımbırtıs ve çilek süt aldık. eve geldik. annesiyle ablasıyla boğuşuyor. gün içinde sürekli şarkı söyleye söyleye oyuncaklarıyla oynadı kendi kendine.. akşama doğru uyumuş. uykusunda elleriyle kutumsu hareketler yapıp 1-2-3 diye sayıyormuş. gecenin bir yarısı uyanıp yere yattı. biz de yere yastıkları koyduk. sabaha kadar orda uyudu. 

3 Ekim 2014 Cuma

03 EKİM 2014 CUMA

sabah yanıma geldi. birşey yemek istemiyor. biberon bile istemiyor. yüzündeki yaralar iyice belirgin hale gelmiş. bir gözü de hafiften kapalı. yumurcağı açtırdı. makasla kağıt kesip duruyor. makası çok ustalıkla kullandığını söylemeye gerek yok tabii.. benim cikcikimi yanıma getirdi. sonra parçaladı.
kağıtları kesiyordu. sonra bant istedi. sonra da yaptığı eseri gösterdi. kızımın ilk sergisi... resim, ayşeymiş... yazıda da ayhe beyya yazıyormuş.
abisi tost ekmeği almaya giderken hemen o da gitmek istedi. pembe çorap (itiraz üzerine morlar değiştirildi.) pembe tayt, pembe tişört giydi (şaşırtıcı mı) pembe ayakkabılarını da giyip gitti. geçen gün yaptığım tost afiyetle yemişti. gene yer sanırım.
geri geldiklerinde zırıl zırıl ağlıyordu. birşey istemiş te abisi almamış mı ne, öyle birşey...  yaptığım tostu geçen günkü gibi sekize böldük bıçakla.. üzerine de ketçap mayonez sıktık. çatalla yedi. 
Biraz sonra tüm aile bireylerini halının üzerine daire şeklinde topladı. oyuncak yemek takımlarını ortaya çıkardı ve hepimize tek tek servis yaptı. et yemeği, pilav, tatlı, çay (bana süt nedense) tencereden tabaklarımıza koydu. içecek isteyince perdeye gidip ordan birşeyler sağar gibi hareketler yapıp bardaklarımızı doldurdu. (herhalde fastfoodçularda gördü bunu) gülmekten gözlerim yaşardı. abisi çayını çok hızlı içip bitirince abisine kızdı, hızlı bitirdin. şimdi yeniden doldurmam gerek diye... 
sonra sofrasını topladı. uzun bir aradan sonra ilk defa öğleden sonra uykusu uyudu.  

02 EKİM 2014 PERŞEMBE

Bugün akşam saat 06 ya kadar ayşeyi göremedim. ben öğlen alamadığım için tüm gün okulda kaldı. öğleden sonra faaliyet yapmışlar. kızımın ilk faaliyeti bir bayram tebriği...
resim
Ayşeyi berili karşılamak için gittikleri terminalde gördüm. ben başka yerden gelmiştim. görüğümde ayşe ağlıyordu. biraz evvel yüzükoyun yere düşmüş. çocuğun yüzü gözü sıyrılmış. çok kötü.

gene de bu haline rağmen ağlaması hiç mertebesinde... onun yerine canı tatlı biri olsa kıyameti koparırdı.
Beril gelince hep beraber anatolium yemek katına gittik. pide ve popeyes istediler. ayşe hem pide hem popeyes yedi. yediklerini her sosa birden buluyor. patatess kızartması ve tavuk yedi böyle. kola da içti. yüüzne gözüne krem sürdük. tüm akşam viyaklamasıyla geçti. canı yanıyor çocuğun. 10 gibi uyudu.

1 Ekim 2014 Çarşamba

01 EKİM 2014 SALIRTESİ

Sabah el sallayarak ve gülümseyerek gitti ama dönüşte sıkıntı oldu. zira ben 5-10 dakika kadar geç kaldım. ayşeyi hatice aldı. ağlamış, zırlamış. hatta servis görevlisi vermekte tereddüd etmiş. ben almaya gittiğimde koltuğa uzanmış, hafifçe ağlıyordu. eve çıktık. sakinleşti. süt verdim. koltuğa uzandı. minika açtım. fil boyama falan açtım ama artık bakka havvan (başka hayvan) istiyor. kelebek ve civciv boyama açtım. benim bazı işlerim vardı. rahat vermeyince "işim var. beni rahatsız etme" dedim. biraz bozuldu ama anlayışla karşıladı. jengaları çıkarmıştı. onlardan minik kule yapmıştı. biraz sonra devrilince şaşırdı. yeniden inşa ediyor. gün içinde 2 kere şokellayı getirip yemek istediğini söyledi. sürdüm. yedi. akşam üzeri arabanın tamir edildiği haberi geldi. ben gidip almaya niyetlenince hemen "men de" dedi. zaten geçen gün de gelmişti tamirciye... bu sefer kucak istemek yok. anlaştık mı dedim. hatta kucak istersen seni bırakırım dedim. hakkaten de kucak istemedi. otobüste yaşlı bir kadın kucağına aldı. bizimki kadınla pek iyi uyuştu. sarıldı. kucağına iyice gömüldü. keyfi yerinde.. ama "benim kızım olur musun" sorusu gelince olmaz diye kafa sallıyor. hrşey bir yere kadar :) otobüsten indiğimde karşıda biryerdde ateş yakmışlar. onu gösterip ateş dedi. aydedeyi, kuşalrı gösteriyor bana... arabada arka koltuğa oturdu. eve döndük. evde yemekte gene dünkü gibi etleri yedi. ama bu sefer ekmeği yemeğin suyuna bandırıp yemesini sağladık. annesi kış için domatesleri mikserden geçiriyor. bizimki de bu tür yüksek seslerden rahatsız olduğu için kulaklarını kapatıyor. ilk başta o işin yapılmasına bile müdahil olmak istedi. annsi kovaladı. saat 21 e kadar oyaladık. klasik uyuma pozisyonunu aldı.

22 EKİM 2017 PAZAR

sabah gene enselendi. Koltuğun arkasından kafasını çıkardığı an gözgöze geldik. Kahvaltı için dünden yapılmış akıtmalara nutella sürüp verd...