sabah çıktığımda ve akşam döndüğümde uyuyordu. ama gündüz epey hikayesi birikmiş. abisi telefonda twinkle melodisi açmış. ayşe bütün bilgisayarlara ve tablete bakmış onlarda mı çalışıyor diye.. en sonunda sesin telefondan geldiğini anlayınca, bilgisayardan klibini açtırmak istemiş. (beren açmamış tabi ki)
Annesi de giderken ben de gelecem demiş. annesi yağmur yağıyor deyince, hemen şemsiye alıp gelmiş. şemsiyem var, kucak ta istemeyecem demiş. uğurlanken de annesine hoşçakal, kendine iyi bak demiş. ayrıca anneannesine, ankara gitmek istediğini söylemiş.
gündüz annesi aramış ki; yemek yemiyor, sucuk istiyor diye... telefonda çorbayı içmesini, akşama sucuk getireceğimi söyledim. sonra da almayı unuttum. uyaynınca sucuk yemek istedi aklısız başın cezasını ayaklar çekermiş. gittim aldım. bir de çilekli gofret aldım. sucuktan önce yemek için ısrar etti. izin vermedim. elinden de bırakmadı. ama sucuk yedikten sonra da gofrete yüz vermedi.
27 Ocak 2015 Salı
26 OCAK 2015 PAZARTESİ
sabah ben giderken uyanık olduğu için annesini uyandırdım. akşam neler olduğunu pek hatırlamıyorum ama zaten pek birşey olmadı. sadece oyuncaklarını topladı diye annesine epeyce kızdı. oyuncakları tekrar saçarak dağıttı. annesi gene toplamaya kalkınca annesine fırça atıp bağırdı.
24 Ocak 2015 Cumartesi
24 OCAK 2015 CUMARTESİ
sabah uyanıp salona geldi. çişini yaptıktan sonra, hikkui yaptım. yedi. sonra, biryere gidelim demeye başladı. ne demek istediğini anlamadım. heceleyerek söyledi. anlamıyorssun baba diye azarladı ama nafile... anlamadım.
video
kendine giymek için elbise getirdi. en sonunda annesine götürdüm. annesi anında anladı. genelde o anlamaz ben anlardım. bu sefer tersi oldu. pikniğe gidelim diyormuş.
daha olmaz dedik, yaz gelsin dedik. güneş çıkınca dedik ama pek işe yaramadı. sonra kombiciyle gazcılara gitmem gerekti. ayşeyi giydirdim. (kendine yazlık şeyler getirmiş giymek için, pikniğe gidecez ya) beraber gittik. dönüşte dayımı uğurlamak için incirliye gittik. dayıma bayılıyor. hemen koşup sarıldı. börek vardı. karnını doyurdu. evde bol bol maymunluk etti. dayımı uğurlamak için hep beraber çıktık. kucağıma tırmandı. dayım "ama sen kocaman kızsın" deyince hemen indi. bacaksız biz deyince iplemiyor. eve gidene kadar hiç kucak istemedi. sokak kapısında cama sıkışmış bi meyve sineği gördü. anne sinek bebeğini arıyor dedi. sabah ta mutfak tezgahındaki karıncanın annesini arayan bebek karınca olduğunu söylemişti. sineği tutup dışarı saldık. yol boyunca koşup zıpladı. markete girdik. zaten çileksüt istemişti. bir de kinder sürpriz aldı. dayımları uğurladık. onlar evlerine gidiyorlar. biz de eve gidiyoruz. mamanne zaten evde diye konuşmaya başladı. eve gittik. yol boyunca yürüdü. bir de durağın arkasındaki merdivenlerden çıkarken beni aşağıda bekletiyor. (çıktıysam indiriyor) höne ben, soona hen deyip basamakları çıkıyor. bunu ilk geçen gün deniz otobüsünde yapmıştı.
video
kendine giymek için elbise getirdi. en sonunda annesine götürdüm. annesi anında anladı. genelde o anlamaz ben anlardım. bu sefer tersi oldu. pikniğe gidelim diyormuş.
daha olmaz dedik, yaz gelsin dedik. güneş çıkınca dedik ama pek işe yaramadı. sonra kombiciyle gazcılara gitmem gerekti. ayşeyi giydirdim. (kendine yazlık şeyler getirmiş giymek için, pikniğe gidecez ya) beraber gittik. dönüşte dayımı uğurlamak için incirliye gittik. dayıma bayılıyor. hemen koşup sarıldı. börek vardı. karnını doyurdu. evde bol bol maymunluk etti. dayımı uğurlamak için hep beraber çıktık. kucağıma tırmandı. dayım "ama sen kocaman kızsın" deyince hemen indi. bacaksız biz deyince iplemiyor. eve gidene kadar hiç kucak istemedi. sokak kapısında cama sıkışmış bi meyve sineği gördü. anne sinek bebeğini arıyor dedi. sabah ta mutfak tezgahındaki karıncanın annesini arayan bebek karınca olduğunu söylemişti. sineği tutup dışarı saldık. yol boyunca koşup zıpladı. markete girdik. zaten çileksüt istemişti. bir de kinder sürpriz aldı. dayımları uğurladık. onlar evlerine gidiyorlar. biz de eve gidiyoruz. mamanne zaten evde diye konuşmaya başladı. eve gittik. yol boyunca yürüdü. bir de durağın arkasındaki merdivenlerden çıkarken beni aşağıda bekletiyor. (çıktıysam indiriyor) höne ben, soona hen deyip basamakları çıkıyor. bunu ilk geçen gün deniz otobüsünde yapmıştı.
23 OCAK 2015 CUMA
bugün sabah çok erken çıkıp akşam geç geldiğimden pek birşey yazamayacağım. ama geldiğimde ne kapıya koşmak, ne beni karşılamak.. hiçbirşey yok. kendi dünyasında takılmaya devam etti. ama gece karagöz sahnesini çıkarttırıp herkesi sırayla hem hayali hem seyirci yaptı. karagözle ufaktan senaryo falan yazmaya başladı.
22 OCAK 2015 PERŞEMBE
Bu güne ankara terminalinde başladık. hatta bursa arabası geciktiği için araba bile değiştirdik. yolda kulaklığı taktı ve animasyon seyrederek uyudu. sabah uyandırmadan giydirmeyi başardım ama belediye otobüsü beklerken uyandı ama gene uyudu. ancak evin kapısını açarken uyandı. sonra da uyumadı. ama ben pert olduğum için uyudum kaldım. annesini çok özlemiş. sarıldı. yatakta epey süre annesini bırakmadı.
21 OCAK 2015
geceyarısını geçe ankaraya vardık. ayşeyi giydirirken uyandı. taksiye binip demetevlere gittik. esra bizi karşıladı. tabii ki fra uyuyor. ayşeyi yatırdık ama saat 03 e kadar falan uyumadan yattı. sabah ben çıkarken uyuyordu. akşam geldiğimde efrayla ve konkonla saklambaç oynuyordu. saklambaçta saklandığı yerden çıkıp sobelemeyi öğrenmiş. koşa koşa duvara sobe diye vuruyor. gün içinde efrayla ayşe hiç problem yaşamamışlar. tam gitmeye yakın bir oyuncak için kapışmalarını saymazsak bu sfer aralarında problem çıkmadı diyebiliriz. gece aştiye gittik. otobüsümüz geciktiği için epey bir süre orada oyalanmak zorunda kaldık. yolda ayşe başını dizime koyup animasyon film seyrederek uyudu. bu kadar yol teptik 2 günd... hiç çiş veya kaka problemi yaşamadık. valla helal olsun.
22 Ocak 2015 Perşembe
20 OCAK 2015 SALI
Bugün hayatımız boyunca unutmayacağımız bir gün oldu. Ayşe ne kadarını hatırlar bilmiyorum ama ilk hatırası bugüne dair olursa şaşırmam.
Bugün bereni kast ajansına kaydettirmek için istanbula gittik. mudanyadan deniz otobüsüne bindik. çok rahat ve ferah. yol boyunca ayşe içerde fink attı. merdivenlerden indi çıktı. koridorlarda koşturdu. bavullukta pembe, çiçekli bir bavul gördü. içi gitti. defalarca bavulu görmeye aşağıya indi. hatta bir defasında bavulu öptü. söz verdim. kızım ablası gibi uzak okula gittiğinde bu bavuldan alacam. ayşe de onayladı. hem de çiçekli diye de belirtti özellikle... alt katta denizdeki gemileri gösteriyordum. birden "bonus saç" dedi. dönüp baktım ki, bonus kafalı bir adam oturuyor yanımızdaki koltukta... gülmekten yere devrildim. herkes kahkahayı patlattı. oturduğumuz koltukların yanında erdin adında bi bebek vardı. ayşe pek sevdi bebeği. kucağına aldı. okşadı, öptü. kabataştan indikten sonra tekneyle kadıköye geçtik. kızım ilk defa martılara simit attı. hatta doğrudan elinden bile yedirdi. hepimiz çok eğlendik. kadıköyde azabım başladı. ayşenin kucak sevdası. sürekli kucakta. zinhar yürümüyor. ajansa gittik. orada kağıt bulup resim çizdi. kendini, tasmayla havhav gezdirirken çizmiş.
kadıköye tekrar döndük. yolda kuş sesi çıkaran bir oyuncak aldık. ama su sızdırdığı için ayşe pek kullanmadı. haa.. unutmadan ayşe deniz gördüğü andan beri, yüzcem diye tutturdu. denize gircekmiş. ne desek kar etmedi. inadı inat.. en sonunda kumsal bulunca yüzeriz, dedim. kumsal aramaya başladı. allahtan yok.
gemiyle eminönüne geçtik. gene simit aldık martılar için... mısır çarşısını gezdik. esnaf ayşeye lokum ikram etti. bizimki pembe lokumları aldı. hok güsel diye diye yedi. sürekli omuzumda veya kucağımda... uykusu da geldi. kucağıma yatırdım. uyudu kaldı. biz sirkeciden kapalıçarşıya çıkarken ve kapalı çarşı gezimiz sırasında kucağımda öğlen uykusunu aldı. ben geberdim tabii... çarşıda uyandı. bir esnaf ayşeye pembe bileklik hediye etti. rengarenk çay bardakları gördük. pek beğendi. tam bizim aileye göre diyor. herkese, rengine göre bardak var. kapLI Çrşıdan beyazıta gittik. kucak konusunda arıza çıkarmaya başladı. ağlayıp zırlarken birden yanımızda bi palyaço peydah oldu. ayşeye balondan şapka, kemer ve çiçek yaptı. ayşe sustu ama palyaço beni ağlattı fahiş para alarak. neyse, canı sağolsun. en azından ayşe 2 saate yakın sakinleşti. bir süre de kucak istemedi. beyazıtta güvercinlere yem attık. oradan mahmutpaşadan eminönüne indik yeniden balımekmek yedik. ayşe de yedi. sonra köprüden yürüyerek karaköye geçtik. balıkçıları gördü. ben de balık tutcam diye tutturdu. oltamız yok falan diyorum. umurunda değil, balık tutacakmış. pembe olta alacakmışım. Bu pembe takıntısıyla, barbun veya kırlangıç tutar bu velet. tramvaya bindik ve deniz otobüsü iskelesine vardık. orda beklerken bir havhav gördü. küçük birşey.. onunla oynadı. bayıldı hayvana.. aslında bu cins hayvan alınabilir. ufak, bakımı kolay...
bizimkiler bursaya dönecekken ben ankaraya gidecektim. ayşe, ben de ankaraya gelecem dedi. pek akıllı insanlar sayılmayacağımız için, ayşe benle kaldı ve diğerlerini uğurladık. vapurla hareme geçtik. ankaraya geldik diye seviniyor. anlatım, otobüse bincez diye.. otobüse bindik. kek aldım bir tane . keki kirli diye sadece kenarlarını kemirerek yedi. içinden çıkan meyveleri de tükürdü. etrafı kırıntı etti. ekranda animasyon açtık. kucağıma yatarak 2 tur filmi seyrett. sonra uyudu. geceyarısı ankaraya vardığımızda, giydirirken uyandı. efralara gittik. efra uyuyor tabii ki.. teyzesine falan sarıldı. sonra yattık. epey bir süre uyumadı. sonra daldı gitti.
bugünle ilgili başka birçok ayrıntı falan da var ama hem hepsi aklımda değil, hem bu kadar yeter bence...
Bugün bereni kast ajansına kaydettirmek için istanbula gittik. mudanyadan deniz otobüsüne bindik. çok rahat ve ferah. yol boyunca ayşe içerde fink attı. merdivenlerden indi çıktı. koridorlarda koşturdu. bavullukta pembe, çiçekli bir bavul gördü. içi gitti. defalarca bavulu görmeye aşağıya indi. hatta bir defasında bavulu öptü. söz verdim. kızım ablası gibi uzak okula gittiğinde bu bavuldan alacam. ayşe de onayladı. hem de çiçekli diye de belirtti özellikle... alt katta denizdeki gemileri gösteriyordum. birden "bonus saç" dedi. dönüp baktım ki, bonus kafalı bir adam oturuyor yanımızdaki koltukta... gülmekten yere devrildim. herkes kahkahayı patlattı. oturduğumuz koltukların yanında erdin adında bi bebek vardı. ayşe pek sevdi bebeği. kucağına aldı. okşadı, öptü. kabataştan indikten sonra tekneyle kadıköye geçtik. kızım ilk defa martılara simit attı. hatta doğrudan elinden bile yedirdi. hepimiz çok eğlendik. kadıköyde azabım başladı. ayşenin kucak sevdası. sürekli kucakta. zinhar yürümüyor. ajansa gittik. orada kağıt bulup resim çizdi. kendini, tasmayla havhav gezdirirken çizmiş.
kadıköye tekrar döndük. yolda kuş sesi çıkaran bir oyuncak aldık. ama su sızdırdığı için ayşe pek kullanmadı. haa.. unutmadan ayşe deniz gördüğü andan beri, yüzcem diye tutturdu. denize gircekmiş. ne desek kar etmedi. inadı inat.. en sonunda kumsal bulunca yüzeriz, dedim. kumsal aramaya başladı. allahtan yok.
gemiyle eminönüne geçtik. gene simit aldık martılar için... mısır çarşısını gezdik. esnaf ayşeye lokum ikram etti. bizimki pembe lokumları aldı. hok güsel diye diye yedi. sürekli omuzumda veya kucağımda... uykusu da geldi. kucağıma yatırdım. uyudu kaldı. biz sirkeciden kapalıçarşıya çıkarken ve kapalı çarşı gezimiz sırasında kucağımda öğlen uykusunu aldı. ben geberdim tabii... çarşıda uyandı. bir esnaf ayşeye pembe bileklik hediye etti. rengarenk çay bardakları gördük. pek beğendi. tam bizim aileye göre diyor. herkese, rengine göre bardak var. kapLI Çrşıdan beyazıta gittik. kucak konusunda arıza çıkarmaya başladı. ağlayıp zırlarken birden yanımızda bi palyaço peydah oldu. ayşeye balondan şapka, kemer ve çiçek yaptı. ayşe sustu ama palyaço beni ağlattı fahiş para alarak. neyse, canı sağolsun. en azından ayşe 2 saate yakın sakinleşti. bir süre de kucak istemedi. beyazıtta güvercinlere yem attık. oradan mahmutpaşadan eminönüne indik yeniden balımekmek yedik. ayşe de yedi. sonra köprüden yürüyerek karaköye geçtik. balıkçıları gördü. ben de balık tutcam diye tutturdu. oltamız yok falan diyorum. umurunda değil, balık tutacakmış. pembe olta alacakmışım. Bu pembe takıntısıyla, barbun veya kırlangıç tutar bu velet. tramvaya bindik ve deniz otobüsü iskelesine vardık. orda beklerken bir havhav gördü. küçük birşey.. onunla oynadı. bayıldı hayvana.. aslında bu cins hayvan alınabilir. ufak, bakımı kolay...
bizimkiler bursaya dönecekken ben ankaraya gidecektim. ayşe, ben de ankaraya gelecem dedi. pek akıllı insanlar sayılmayacağımız için, ayşe benle kaldı ve diğerlerini uğurladık. vapurla hareme geçtik. ankaraya geldik diye seviniyor. anlatım, otobüse bincez diye.. otobüse bindik. kek aldım bir tane . keki kirli diye sadece kenarlarını kemirerek yedi. içinden çıkan meyveleri de tükürdü. etrafı kırıntı etti. ekranda animasyon açtık. kucağıma yatarak 2 tur filmi seyrett. sonra uyudu. geceyarısı ankaraya vardığımızda, giydirirken uyandı. efralara gittik. efra uyuyor tabii ki.. teyzesine falan sarıldı. sonra yattık. epey bir süre uyumadı. sonra daldı gitti.
bugünle ilgili başka birçok ayrıntı falan da var ama hem hepsi aklımda değil, hem bu kadar yeter bence...
19 Ocak 2015 Pazartesi
19 OCAK 2015 PAZARTESİ
Sabah uyanıp yanıma geldi. peynirli yumurta yaptım ikimize. .yarısını yedi. son lokmayı yememek için fellik fellik benden kaçtı. ben işe giderken o da benle işe gelmek istedi. daha önce de götürdüm ya.. gene istiyor. başka zaman inşallah... akşam geldiğimde uyuyordu. uyanınca hafif sinirliydi. çişini yaparken annesine vurmuş. annesi de azarlayınca koşa koşa yanıma geldi. zırlıyor. biraz sonra ayşeye aldığım harf jelibonlarla kendince yazı yazmaya başladı. ayşe yazacak ama bir harf eksik. sehpaya parmağıyla "Y" çizdi. yok dedi. ben de "I" ile "V" yi birleştirip "Y" yaptım. kıyameti kopardı. meğer "I" uzun geldi diyeymiş. "I" yı koparıp kısalttı. "V" ile birleştirip "Y" yaptı.
18 OCAK 2015 PAZAR
sabah kahvaltıda fırından adığımız şeylerin sadece sosisli yerlerini yedi. bütün gün evdeydik. bir sürü ey yaptı ama şu an hiçbiri aklıma gelmiyor.
telefonla oynama oynadık. ben anne oldum. ayşe çocuk. bana telefon ediyor. konuşuyoruz. okuldan arıyormuş.
ısrarla havhav almamı istiyor. nerde yatacak. yerimiz yok diyorum. küçük ev al diyor. köpek isteme mevzusu epeydir var. en sonunda kızıma bir havhav alacaz anlaşılan..
dünkü oyunu gene oynadı. kaydedeyim dedim. hemen tempoyu düşürdü. doğru dürüst çekim yapamadım.
telefonla oynama oynadık. ben anne oldum. ayşe çocuk. bana telefon ediyor. konuşuyoruz. okuldan arıyormuş.
ısrarla havhav almamı istiyor. nerde yatacak. yerimiz yok diyorum. küçük ev al diyor. köpek isteme mevzusu epeydir var. en sonunda kızıma bir havhav alacaz anlaşılan..
dünkü oyunu gene oynadı. kaydedeyim dedim. hemen tempoyu düşürdü. doğru dürüst çekim yapamadım.
17 Ocak 2015 Cumartesi
17 OCAK 2015 CUMARTESİ
Sabah yatakta annesinin yanında yatarken, annesi hasta olduğu için onu iyileştirmeye çalışıyordu. boğazı acıyor diye boğazını öpüyor, elini sürekli boğazında tutuyordu. ayşeyi alıp salona götürdüm. dün yaptığı/yaptırdığı kek ile nutellalı ekmek ve yumurta istedi. hepsini yedi.
ABEY
ayhebeyya yazacam deyip bunu yazdı. deminden beri kucağımda youtubeda yüklü ayşeberra videolarını seyrediyoruz. eski çekimlerdeki kıyafetlerinin nerde olduğunu, çok güzel olduğunu soruyor. ayrıca beyaz-candan erçetin videolarını büyük bir zevkle ve merakla seyrediyor.
uzun zamandır yazmıyorum ama artık yazmam lazım. ayşe büyüdüğünü iddia ediyor ya, büyümesinin tamamlandığını, daha fazla büyümeyeceğini de iddia ediyor. daha da büyüyeceksin deyince zaten büyü diyor.
bir de şeyi aktarmalıyım. ayşe kendi gözlerini kapatınca görünmez olduğuna hala inanıyor. bana benziyor. nadide yengemde ben ufakken dedemden saklanırken gözlerimi kapatmamı hep anlatır. beni çok salak bulurmuş. ben ayşeyi sevimli buluyorum.
tüm öğleden sonrasında legolardan kurduğu kulemsi ev ve küçük oyuncaklarla oyun kurdu. oyuncakları eve soktu, çıkardı. birbirleriyle konuşturdu. oyuncaklardan biri anne oldu. biri de kendisi, ayşe... harika oyundu.
bugün için yazılması gereken şeylerden biri de tam kere sıçmasıydı. ishal veya kabız falan da değil...
ABEY
ayhebeyya yazacam deyip bunu yazdı. deminden beri kucağımda youtubeda yüklü ayşeberra videolarını seyrediyoruz. eski çekimlerdeki kıyafetlerinin nerde olduğunu, çok güzel olduğunu soruyor. ayrıca beyaz-candan erçetin videolarını büyük bir zevkle ve merakla seyrediyor.
uzun zamandır yazmıyorum ama artık yazmam lazım. ayşe büyüdüğünü iddia ediyor ya, büyümesinin tamamlandığını, daha fazla büyümeyeceğini de iddia ediyor. daha da büyüyeceksin deyince zaten büyü diyor.
bir de şeyi aktarmalıyım. ayşe kendi gözlerini kapatınca görünmez olduğuna hala inanıyor. bana benziyor. nadide yengemde ben ufakken dedemden saklanırken gözlerimi kapatmamı hep anlatır. beni çok salak bulurmuş. ben ayşeyi sevimli buluyorum.
tüm öğleden sonrasında legolardan kurduğu kulemsi ev ve küçük oyuncaklarla oyun kurdu. oyuncakları eve soktu, çıkardı. birbirleriyle konuşturdu. oyuncaklardan biri anne oldu. biri de kendisi, ayşe... harika oyundu.
bugün için yazılması gereken şeylerden biri de tam kere sıçmasıydı. ishal veya kabız falan da değil...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
22 EKİM 2017 PAZAR
sabah gene enselendi. Koltuğun arkasından kafasını çıkardığı an gözgöze geldik. Kahvaltı için dünden yapılmış akıtmalara nutella sürüp verd...
-
Sabah 9.30 da pıtı pıtı ayak seslerini duydum. Zaten hemen hemen her zaman bu sesi duyuyorum. Çok ta hoşuma gidiyor. Elinde biberonu yanıma ...
-
Bugün pek kayda değer birşey olmadı ama dün ve önceki gün abisine yaptırdığı salıncak olayı var. abisinin barfiksine ip bağlatıp kendisi içi...