Sabah gene erken uyandı. erken mi uyandım diye soruyor. yeni aldığımız pembe tarağını elinden bırakmıyor. saçını tarayıp duruyor. bir de oyuncak emzik aldı ağzına... bir iki gündür bu oluyor. doğru dürüst kahvaltı etmedi. TV seyrediyor. biter bitmez ödevi yapmaya başlayacaz. bu arada; TV kanallarını kendi kendine değiştirmeyi iyice becermeye başladı. kanal listesinde kendi kanallarının isimlerinin şekillerini ezberledi. istediğini açıyor. ilk başlarda sadece 1-6-9 sayılarını ezberlemiş ve disney kanalı açabiliyordu. artık kanal listesinden seçebiliyor.
Çizgifilm biter bitmez ödevin başına oturdu ve şaşırtıcı bir hız ve sessizlikle bitiriverdi. hatta durunca, ben mola verdi sandım. bitirmiş meğer. hazırlanıp yola çıktık. yolun 2/3 sini kucağımda ve omuzumda geçirdi. deprem oluyor diyerek sallamya başladım. gülüp eğleştik yol boyunca... okulun sokağında servisler manevra yapıyordu. ön koltukta ecrinin yanına oturttum. nasıl mutlu oldu, servise bindi diye.. yüzünde güller açıyor. okula girmeden kapıdan bıraktım. sorunsuzca içeri girdi. son tenefüse gittim. bahçedeydiler. 4 kız bir grup olmuşlar. akşam annesi getirdi eve... evde uzun bir zaman telefonla oynadı. (yeni peydah olan bu telefon düşkünlüğü için birşey yapmak lazım) yemekten sonra oturdu ve ödevlerini bitirdi. okulda ne yaptığını sorduğumuzda hep, hatırlamıyorum diye cevap verirdi. bugün biraz birşeyler anlattı. tahtaya kalkmaktan, sınıfta oynadıkları oyunlardan falan bahsetti. Mutlaka bahsedilmeesi gereken birşey daha var. birkaç gündür gazoz
kapağı biriktiriyor. "koleskon" yapacakmış.
21 Eylül 2017 Perşembe
20 EYLÜL 2017 ÇARŞAMBA
Bugün sabah erkenden kalktı. Daha 3 saat öncesinden "okul zamanı geldi mi, kaç kalmayalım, hadi gidelim"ler başladı. dünkü okula gitmek istememe krizi geçmiş görünüyor. öğlene doğru ablası, berra ve ben annesi için doğum günü alışverişine çıktık. 2 tane pasta aldık. birini berra seçti. bir de pasta ısmarladım onlara... berra üstü kaplamalı uğurböceği şeklinde bir pasta beğendi. ve böylece kaplamalı pastaların sadece şeklinin güzel olduğunu, tadının ise hiç güzel olmadığını keşfetti. kaplamasını ben yedim. akşam berrayla pastayı alıp annesine sürpriz yapmayı planladık. arabada ablasıyla benim annesine yapacağımız sürprizi berraya hiç çaktırmadık. sonra berrayı okula bıraktık.
akşam adapazarından yetişemeyiz diye berene tembihledik, berrayı almasını...
akşam abisi berrayı alıp zafer plazaya götürmüş ve "hangurber" ısmarlamış. gece eve gelir gelmez hemen ayşeyi alıp dışarı çıktım. pastanedn pastayı alıp anneye sürpriz yapacaz. plan şu: pastanın kutusunu açıp, mumları yakıp kapıyı çalacaz ve annesi kapıyı açınca bağırmaya başlayacaz. ama berra dış kapıda kapıda zili çalıverdi ve sürpriz bozuldu. ne yapacağımızı bilemedik. ben merdivenlerde kara kara düşünürken, berra eve girdi ve babam gelmedi deyiverdi. biz pazara gittik diye yalan da söylüyor annesine... ben ise kapı kapandıktan sonra pastayı dışarda bırakıp içeri girdim ve berraya, beni niye dışarda bıraktın, yaramaz diye söylendim. arada bunu yapıyor zaten. sonra da uzun süre hiçbir girişimde bulunmadık. sonra bereni dışarı yolladım. ski plan, be sefer beren versiyonuyla gündemde.. berraya da planı haber verdim. hemen gidip annesine "biz hiçbirşey yapmıyoruz anne" dedi. neyse; sürprizimizi yaptık. berra her zamanki gibi mumları üfledi. pasta yeme faslının ardından ödev yapma zamanı geldi. neredeyse dakka başı mola vermek istiyor. ödevlerini biitremedi ve sabaha kaldı bir kısmı... aslında ne yapacağını bilememiş tam olarak...
akşam adapazarından yetişemeyiz diye berene tembihledik, berrayı almasını...
akşam abisi berrayı alıp zafer plazaya götürmüş ve "hangurber" ısmarlamış. gece eve gelir gelmez hemen ayşeyi alıp dışarı çıktım. pastanedn pastayı alıp anneye sürpriz yapacaz. plan şu: pastanın kutusunu açıp, mumları yakıp kapıyı çalacaz ve annesi kapıyı açınca bağırmaya başlayacaz. ama berra dış kapıda kapıda zili çalıverdi ve sürpriz bozuldu. ne yapacağımızı bilemedik. ben merdivenlerde kara kara düşünürken, berra eve girdi ve babam gelmedi deyiverdi. biz pazara gittik diye yalan da söylüyor annesine... ben ise kapı kapandıktan sonra pastayı dışarda bırakıp içeri girdim ve berraya, beni niye dışarda bıraktın, yaramaz diye söylendim. arada bunu yapıyor zaten. sonra da uzun süre hiçbir girişimde bulunmadık. sonra bereni dışarı yolladım. ski plan, be sefer beren versiyonuyla gündemde.. berraya da planı haber verdim. hemen gidip annesine "biz hiçbirşey yapmıyoruz anne" dedi. neyse; sürprizimizi yaptık. berra her zamanki gibi mumları üfledi. pasta yeme faslının ardından ödev yapma zamanı geldi. neredeyse dakka başı mola vermek istiyor. ödevlerini biitremedi ve sabaha kaldı bir kısmı... aslında ne yapacağını bilememiş tam olarak...
19 Eylül 2017 Salı
19 EYLÜL 2017 SALI
Annesi öğlene doğru beni aradı ve Berranın okula gitmek istemediği ve ablasına sürekli huysuzluk ettiğini söyledi. eve gittim. ayşe yatakta yüzükoyun yatmış. gidip biraz oynaştım. keyfi yerine geldi. özel servisle gidecez deyip arabayla okula götürdüm. aynadan baktım. arkada somurtmuş oturuyor. okulun kapısında su koyverdi ve okula gitmek istemediğini ağlayarak söylemeye başladı. kucağımda.. boynuma öyle sıkı sarılıyor ki... okulda öğretmen gördü. berrayla ilgilendi. berra sorulara cevap vermiyor. ağlayıp duruyor. sınıfa hep beraber çıktık. sınıfa girdi. yanyana oturdukları Ecrinin yanında başka kız oturmuş. bir darbe de ordan yedik. ablası yüzünü yıkamaya lavaboya götürdü. dönüşte sınıfa girmek istemedi. öğretmen berrayı alıp "bugün öğretmen sensin" deyip kendi makamına oturttu. anlat bakalım deyince berra gülmeye başladı. biz sınıftan çıktık. sonradan öğrendiğimize göre çocuklar çok ses çıkarıyorlar diye onlara "susun" demekle sınırlı kalmış ilk öğretmenlik kariyeri...
akşam son teneffüse yetiştim. bahçede deli gibi kovalanmaç oynuyorlar. çıkışta annesi de geldi. raporu almış. berranın okula gitmek istememe sebebi de ortaya çıktı. okulda hep ders yapılıyormuş.
okul çıkışı gene servis krizi yaşadık. annesi servis annesine (ecrinin annesi) bizim semte giden sevis olmadığını söyletti olunca bize haber verecek güya... ama berrayı teskin etmek ne kelime...servislere sonradan kayıt yapmayacaklarını, ayakta kalacağını, servisin dolacağını ve daha bir sürü argümanı uzun süre ağlayarak ve bağırarak ileri sürdü. sinirden, doğumda burnunda varolan ve sonfradan kaybolan kırmızılık tekrar peydah oldu.
ona birşeyler alma teklifimi bile reddetti. ama sonradan kabul etti. markete gittik beraber.. oyuncaklı yumurta aldı kendine... yol boyunca park etmiş arabaların kapalı aynalarını açtı. hem de hepsinin... sokağın başında boş bir dükkan vardı, eskiden tatlıcı olan... sonrasında da "oturmacı" olan... (tabelaları duruyor, ordan biliyor) burası boş kalırsa ben işimi buraya açarım dedi. hemen üst katından da ev alırmış. böylece işe çok yakın olurmuş. bize de yakın olurmuş. ne zaman isterse gelebilirmiş. tavukçunun önünden geçerken "et çok güzel koktu " dedi. kızarmış tavuk aldık. herkes öyle iştahlı yedi ki, 1,5 tavuk yetmedi. berranın iştahını açtı galiba bu okul... yemekten sonra derse oturdu. ama hemencecik mola vermiş. bu sırada ben çocuklara bir de dominos pizza aldım. berra bir dilimi afiyetle yedi. zeytinleri ayırdı. son lokmada mantarları farketti. bunlar ne diye sordu. mantar cevabını duyunca suratı allak bullak oldu, ne yani; ben bunları yedim mi der gibi bir bakış attı ki, görmeye değer... tekrar ödeve oturdu. oflaya puflaya yapıyor. annesi hadi kuzum diye diye yaptırmaya çalışıyor. ben de uzaktan otoriter şekilde buyruklar savuruyorum, bitene kadar mola yok artık diye... annesi kalktı yanından. ben oturdum. dik uzun çizgi ve kısa çizgi çizme ödevi var. boş kağıda yapamıyorum diye sızlanıyor. 5 dakikaya kalmadı, beni yanından kovdu. ödevi bitene kadar masadan kalkmak yok. burnunu çeke çeke dersi yapıyor. alıştırmak biraz zaman alacak.
annesini yanına gitti. onu da kovdu. bir ara şarkı söylemeye başladı. ben de sandım ki; neşelendi, ödev yapıyor. kalemiyle oynuyormuş. afra tafra, bağırış, çağırış, azar ve ayar karışık ders yapılıyor ama eziyet çekiyor. çekiyoruz. sonunda bir mola daha verdik. hemen eline telefonu aldı. keyfi yerine geldi. bu telefona alışması son 1 ayın meselesi.. galiba tam da okul öncesi buna alışmak hata olmuş. molanın bitirilme kararını annesine posta koyarak karşıladı. ama sonra sesini çıkarmadan yapmaya başladı.
akşam son teneffüse yetiştim. bahçede deli gibi kovalanmaç oynuyorlar. çıkışta annesi de geldi. raporu almış. berranın okula gitmek istememe sebebi de ortaya çıktı. okulda hep ders yapılıyormuş.
okul çıkışı gene servis krizi yaşadık. annesi servis annesine (ecrinin annesi) bizim semte giden sevis olmadığını söyletti olunca bize haber verecek güya... ama berrayı teskin etmek ne kelime...servislere sonradan kayıt yapmayacaklarını, ayakta kalacağını, servisin dolacağını ve daha bir sürü argümanı uzun süre ağlayarak ve bağırarak ileri sürdü. sinirden, doğumda burnunda varolan ve sonfradan kaybolan kırmızılık tekrar peydah oldu.
ona birşeyler alma teklifimi bile reddetti. ama sonradan kabul etti. markete gittik beraber.. oyuncaklı yumurta aldı kendine... yol boyunca park etmiş arabaların kapalı aynalarını açtı. hem de hepsinin... sokağın başında boş bir dükkan vardı, eskiden tatlıcı olan... sonrasında da "oturmacı" olan... (tabelaları duruyor, ordan biliyor) burası boş kalırsa ben işimi buraya açarım dedi. hemen üst katından da ev alırmış. böylece işe çok yakın olurmuş. bize de yakın olurmuş. ne zaman isterse gelebilirmiş. tavukçunun önünden geçerken "et çok güzel koktu " dedi. kızarmış tavuk aldık. herkes öyle iştahlı yedi ki, 1,5 tavuk yetmedi. berranın iştahını açtı galiba bu okul... yemekten sonra derse oturdu. ama hemencecik mola vermiş. bu sırada ben çocuklara bir de dominos pizza aldım. berra bir dilimi afiyetle yedi. zeytinleri ayırdı. son lokmada mantarları farketti. bunlar ne diye sordu. mantar cevabını duyunca suratı allak bullak oldu, ne yani; ben bunları yedim mi der gibi bir bakış attı ki, görmeye değer... tekrar ödeve oturdu. oflaya puflaya yapıyor. annesi hadi kuzum diye diye yaptırmaya çalışıyor. ben de uzaktan otoriter şekilde buyruklar savuruyorum, bitene kadar mola yok artık diye... annesi kalktı yanından. ben oturdum. dik uzun çizgi ve kısa çizgi çizme ödevi var. boş kağıda yapamıyorum diye sızlanıyor. 5 dakikaya kalmadı, beni yanından kovdu. ödevi bitene kadar masadan kalkmak yok. burnunu çeke çeke dersi yapıyor. alıştırmak biraz zaman alacak.
annesini yanına gitti. onu da kovdu. bir ara şarkı söylemeye başladı. ben de sandım ki; neşelendi, ödev yapıyor. kalemiyle oynuyormuş. afra tafra, bağırış, çağırış, azar ve ayar karışık ders yapılıyor ama eziyet çekiyor. çekiyoruz. sonunda bir mola daha verdik. hemen eline telefonu aldı. keyfi yerine geldi. bu telefona alışması son 1 ayın meselesi.. galiba tam da okul öncesi buna alışmak hata olmuş. molanın bitirilme kararını annesine posta koyarak karşıladı. ama sonra sesini çıkarmadan yapmaya başladı.
18 Eylül 2017 Pazartesi
18 EYLÜL 2017 PAZARTESİ
Okulun gerçek açılış günü... öğlene doğru eve geldim. ayşe heyecanlı... ablasına durmadan "ne zaman gidecez" diye sorup duruyormuş. giyindi.
ablası, ben, berra okula yola çıktık. bir ara sırtımda taşıdım gene... çanta daha şimdiden ağır... güya öğretmen birşey getirmemizi istemedi. berraya kalsa herşeyi çantaya koyacak. lazım olmayanları taşımaya gerek yok deyip zor vazgeçirdik. okul bahçesine annesiyle beraber girdi. annesinin elini sımsıkı kavramış ve ağlamaklı olmuş. annesi öğretmenine teslim etmiş. ilk ders sırasında bahçede bekledim. teneffüste, arkadaşlarıyla oynadı. ip çekiştirdiler iki grup olarak... koşuşturdular. bir ara kızın biri bütün kızları duvara dizdi. orda kulaktan kulağa mı oynadılar, yoksa konuştular mı, anlamadım. berra oyunlarda çok yırtık değil ama pısırık ta değil... alışacak yavaş yavaş... akşam son teneffüste gene okuldaydım. beden dersindeymişler. bahçedeydiler. zil çalınca herkes dışarı çıktı. bizimkiler içeri girdiler. sınıfa çıkıp aldığım gofreti verdim. arkadaşlarıyla paylaştı.
akşam annesi getirdi eve... gelir gelmez servise binmek istediğini söyledi. diğer çocuklardan özenmiş herhal... olmaz dedim. bozuldu. niye olmayacağını anlattım. onu üzdüğümü söyledi. kalbim kırıldı ama diye bana duygu sömürüsü yapıyor. beraber işyerime gideceğimizi, ablası okula gidince evde kiminle kalacağını sordum. cevap vermedi ama gidip annesi nezlinde kulis yapmış. illa servise binmek istiyor. akşam yemekte gene milleti kırdı geçirdi. mostralık laflara devam...
yemekten sonra ödev zamanı geldi. ödevi tamamlayıp bitirmek yerine yarım bırakıp kalkmak istiyor. mola vermek istiyor. bir türlü yoğunlaşamıyor. sanırım bugüne özel bir durum.. zira eve geldiğinden beri bir azar, ayar, afra tafra modunda... aynı ruh hali ödeve yoğunlaşmasına da engel oluyor sanırım. ama hadi hadi deyince bitirdi 10 dakikada... annesi bütün sene ödev yaptırma kavgasıyla geçeceğini mırıldanıp duruyor. bence yanılıyor. hiç sorun olmayacak ödev yapmak... ilk gün olur böyle...
mostralık laflar vol 1 - şimdi ayvayı yedik.
gece, soğuk sıcak oynadık. herksle sırayla... ablasıyla, annesiyle, benimle... oynamaya hala doymuyor. berraya kalsa sabaha kadar oynarız. şirineyi saklamaca işini abarttım. avizenin üzerine koydum. asla bulamayacaktı ama ablası lambayı söndürüp yakınca farketti. şimdi de telefonda oyun oynuyor. tam şu anda çoraplarını çıkarıp kahkaha atarak yüzüme fırlattı.
artık geceleri erken uyuması gerektiğini söylüyorum ama dinleyen kim? balkonda 3 kız oturmuşlar, çene çalıyorlar. gece saat 23 olmuş. uyuyan yok. gece anneesiyle "mırnaşık" uyumak istiyormuş. annesinin mırnaşık uyumadığını söylüyor.
ablası, ben, berra okula yola çıktık. bir ara sırtımda taşıdım gene... çanta daha şimdiden ağır... güya öğretmen birşey getirmemizi istemedi. berraya kalsa herşeyi çantaya koyacak. lazım olmayanları taşımaya gerek yok deyip zor vazgeçirdik. okul bahçesine annesiyle beraber girdi. annesinin elini sımsıkı kavramış ve ağlamaklı olmuş. annesi öğretmenine teslim etmiş. ilk ders sırasında bahçede bekledim. teneffüste, arkadaşlarıyla oynadı. ip çekiştirdiler iki grup olarak... koşuşturdular. bir ara kızın biri bütün kızları duvara dizdi. orda kulaktan kulağa mı oynadılar, yoksa konuştular mı, anlamadım. berra oyunlarda çok yırtık değil ama pısırık ta değil... alışacak yavaş yavaş... akşam son teneffüste gene okuldaydım. beden dersindeymişler. bahçedeydiler. zil çalınca herkes dışarı çıktı. bizimkiler içeri girdiler. sınıfa çıkıp aldığım gofreti verdim. arkadaşlarıyla paylaştı.
akşam annesi getirdi eve... gelir gelmez servise binmek istediğini söyledi. diğer çocuklardan özenmiş herhal... olmaz dedim. bozuldu. niye olmayacağını anlattım. onu üzdüğümü söyledi. kalbim kırıldı ama diye bana duygu sömürüsü yapıyor. beraber işyerime gideceğimizi, ablası okula gidince evde kiminle kalacağını sordum. cevap vermedi ama gidip annesi nezlinde kulis yapmış. illa servise binmek istiyor. akşam yemekte gene milleti kırdı geçirdi. mostralık laflara devam...
yemekten sonra ödev zamanı geldi. ödevi tamamlayıp bitirmek yerine yarım bırakıp kalkmak istiyor. mola vermek istiyor. bir türlü yoğunlaşamıyor. sanırım bugüne özel bir durum.. zira eve geldiğinden beri bir azar, ayar, afra tafra modunda... aynı ruh hali ödeve yoğunlaşmasına da engel oluyor sanırım. ama hadi hadi deyince bitirdi 10 dakikada... annesi bütün sene ödev yaptırma kavgasıyla geçeceğini mırıldanıp duruyor. bence yanılıyor. hiç sorun olmayacak ödev yapmak... ilk gün olur böyle...
mostralık laflar vol 1 - şimdi ayvayı yedik.
gece, soğuk sıcak oynadık. herksle sırayla... ablasıyla, annesiyle, benimle... oynamaya hala doymuyor. berraya kalsa sabaha kadar oynarız. şirineyi saklamaca işini abarttım. avizenin üzerine koydum. asla bulamayacaktı ama ablası lambayı söndürüp yakınca farketti. şimdi de telefonda oyun oynuyor. tam şu anda çoraplarını çıkarıp kahkaha atarak yüzüme fırlattı.
artık geceleri erken uyuması gerektiğini söylüyorum ama dinleyen kim? balkonda 3 kız oturmuşlar, çene çalıyorlar. gece saat 23 olmuş. uyuyan yok. gece anneesiyle "mırnaşık" uyumak istiyormuş. annesinin mırnaşık uyumadığını söylüyor.
17 Eylül 2017 Pazar
17 EYLÜL 2017 PAZAR
Sabah uyandığında gene bebek oldu. kucağıma tırmandı ve ınga, agu gibi sesler çıkarmaya başladı. bir de oyuncağının emziğini aldı ağzına (dün de almış) onu gören abisi de ınga diye bağırmaya başladı. abisi annesinin üstüne, berra da benim üstüme yattı. bebeklik edip duruyorlar. berra (birkaç aydır yaptığı gibi) gene mememe saldırdı. ben de annesinin memesini emmesini söyledim. gidip annesine saldırdı bu sefer... bebek gibi davranmaya devam ediyor bu arada... abisi ile ablasını uyandırmak daha doğrusu yataktan çıkarmak için uğraştı. kahvaltıda et kavurma vardı. biraz nazlı yedi. abisi, "dişim ağrıyor" diyerek berraya laf çarpıtıyor. (berranın beğenmediği yemek olunca dişi ağrımaya başlıyor ya..) berra ilk başta anlamadı ama sonra jeton düştü. abisine girişti.
öğleden sonra yeni açılan suryapı marka avm ye gittik. berra ilk defa yanındaki çantasını x-rayden geçirttirdi. nasıl kasılıyor. büyük insan muamelesi gördü ya... oradaki dekhatlon mağazasına hepimiz gibi ayşe de bayıldı. sonrası, sıradan ve sıkıcı avm gezisi... mağaza mağaza saçma sapan zaman israf etmek... herkesin meşrebine göre mağazaya girildi. berra için oyuncakçıya da girdik. kalpli sticker aldık. bu arada; ayşe sabah kahvaltısında az yemesinin cezası çkmeye başladı. öyle bir acıktı ki; dayanamıyor. eve döndük. evde hamburger yaptık. ful malzemeli.. yanında soğan halkası ve patates... ayşe açlıktan hamburgerlerin olmasını bekleyemeyip kuru kuruya ekmek dişlemeye başladı. o kadar acıkmış. ayşe için hemen bir tane hazırladık. 1,5 hamburgeri yedi.
öğleden sonra yeni açılan suryapı marka avm ye gittik. berra ilk defa yanındaki çantasını x-rayden geçirttirdi. nasıl kasılıyor. büyük insan muamelesi gördü ya... oradaki dekhatlon mağazasına hepimiz gibi ayşe de bayıldı. sonrası, sıradan ve sıkıcı avm gezisi... mağaza mağaza saçma sapan zaman israf etmek... herkesin meşrebine göre mağazaya girildi. berra için oyuncakçıya da girdik. kalpli sticker aldık. bu arada; ayşe sabah kahvaltısında az yemesinin cezası çkmeye başladı. öyle bir acıktı ki; dayanamıyor. eve döndük. evde hamburger yaptık. ful malzemeli.. yanında soğan halkası ve patates... ayşe açlıktan hamburgerlerin olmasını bekleyemeyip kuru kuruya ekmek dişlemeye başladı. o kadar acıkmış. ayşe için hemen bir tane hazırladık. 1,5 hamburgeri yedi.
16 Eylül 2017 Cumartesi
16 EYLÜL 2017 CUMARTESİ
gündüz evde olmadığım için berranın neler yaptığından habersizim. ama dün gidemediğimiz irem ablasına bugün gideceğimiz için çok heyecanlıymış. sabah uyanır uyanmaz irem ablalara gidecez di mi diye sormuş. akşam geldiğimde anında elinde zeynep bebekle (kuvet takımının bebeği) bebek moduyla "dayı gelmiş" dedi. ve zeynepi elime tutuşturup onun ağzından bebekçe konuşup (şımarıkça ve ince bir ses tonu) zeynepi benimle konuşturdu. yemekten sonra iremlere gittik. iremle ve bir başka arkadaşıyla bol bol oynadı. keyfi gayet yerinde... hatta resim boyuyorum, bitsin diyerek geceyarısından sonra yarım saat daha oturmamızı sağladı. dönüş yolunda benim ve abisinin omuzunda geldi ama apartman kapısında indirilip merdiven çıkması istenince yorgunum deyiverdi. ne yapıp yorulduysa... ama uyku gözlerinden akıyor. nitekim hemen uyudu.
15 Eylül 2017 Cuma
15 EYLÜL 2017 CUMA
Bugün okul yoktu. tüm gün ablasıyla evdeydi. ben geldiğimde bebekleriyle oynuyordu. sonra beni öğretmen yapıp bebeği bana getirdi. kendisi de annesi oldu. ben, bebeğe "bugün tatil. niye okula geldin" deyince de "amma gıcık öğretmen" dedi. epey bir zaman okulculuk oynadık. oyun sırasında dolma biberi yememesi konusu da gündeme geldi. (beslenme kutusunda vardı) yediğini iddia etti. (daha dün zorla yemişti.) ancak akşam yemeğinde gene yemedi. bunu yüzüne vurunca bozuldu ve inkar etti dediğini...
yemekten sonra okey oynadık maaile... ayşe annesine yardım etti. zar atmak en büyük takıntısı... bütün zarları o attı. zarları atarken sihir yapıyor. ellerini sihirbaz gibi sallayıp sallayıp atıyor zarı... oyunun sonlarına doğru, taş çalmaya başladı. (valla) taşları dizdik. eksik. bir baktık ki; ayşe sırıtıyor. taş çalmış ama 5 tane çalmadığı için yakalandı. akşam annesinden izin alıp telefonda ve tablette oyun oynadı ve sonra vakitlice yattı.
yemekten sonra okey oynadık maaile... ayşe annesine yardım etti. zar atmak en büyük takıntısı... bütün zarları o attı. zarları atarken sihir yapıyor. ellerini sihirbaz gibi sallayıp sallayıp atıyor zarı... oyunun sonlarına doğru, taş çalmaya başladı. (valla) taşları dizdik. eksik. bir baktık ki; ayşe sırıtıyor. taş çalmış ama 5 tane çalmadığı için yakalandı. akşam annesinden izin alıp telefonda ve tablette oyun oynadı ve sonra vakitlice yattı.
14 Eylül 2017 Perşembe
14 EYLÜL 2017 PERŞEMBE
Bu sabah berrayı daha erken salona getirdim. uykulu uykulu biraz mızırdandı. disneyi açtım. uğurböceğini seyretti. ama bitmesi biraz uzun sürdü ve 15 dakika kala yola çıkabildik. sırtıma aldım beraryı. yolun büyük kısmını öyle gittik. sınıfa girdiğimizde öğretmen sınıftaydı ve kendisinden sonra gelinmemesi için uyardı. berra sınıftayken ben bahçedeydim. arada, teneffüs harici dışarı çıkmışlar ama ben farketmedim. sonra teneffüse çıktılar. berranın arkadaşın ecrinin annesini aradılar. epey aradıktan sonra buldular ve ecrinin beslenme çantasındaki sigara böreklerini yediler. iştahsız berra kıtlıktan çıkmış gibi yedi. şaşkınlıktan dilimi yutacaktım. üzüm bile yedi. saat 12 de annesi de geldi. ayşe annesine gümüşçüler çarşısını tariif etti v küpe istedi. 3 ay önceden gidilip öğretmenine hediye alınmış ve kendine de birşeyler beğenilmiş. annesiyle beraber gittiler. dükkanı bile göstermiş annesine. kulağında küpelerle geldi. (acayip pahalı. verilen paraya içim acıdı) gündüz oyun hamuruyla oynadı evde. play doh'un çok kaliteli olduğundan, ne kadar çok uzadığından falan bahsediyor oynarken... bir de ben kulaklıkla birşeyler dinlerken durmadan beni rahatsız edip birşeyler söyleyip duruyor. ben de buna uyuz oluyorum. epeydir bu konuda bir çekişmemiz var. akşam oturup ödevini de yaptı. bugün verilen kitaplarını kapladılar. sonra tablette birşeyler seyretmeye başladı. son birkaç aydır tablette veya telefonda oyunlar, videolar epey zamanını alıyor. buna da kısıtlama getirsek iyi olacak. çocuğu iyi oyalıyor ama öşçüyü kaçırma riski var. hatta hemen şimdi yazmayı bırakıp berraya beraber oynamayı tklif edeyim.
Braber oyun oynama teklifimin üzerine atladı. "sen baba ol" dedi. oldum. berra da hasta çocuk oldu. ateşine baktım. şurup verdim. sonra ben at oldum. sırtımda gezdi epeyce. dizlerim zonklayana kadar. yorulunca yere serildim. üzerime çıkıp sırtımda yürüdü. bir sürü muziplik yaptı. sonra berra, ablası ve ben yastık savaşı ettik. eğlneceliydi. artık okullu olduğu için geceleri erken yatmaya alışması gerektiğini söylediğimde, uykuyu geciktirmek için bana sataşıp, beni ayartmak için elinden geleni yaptı. sonunda pes etti ama bir sürü kitap getirip hepsini okumam gerektiğini söyledi. bir tanesini okudum. uyumadı tabii... ama bir süre sonra yatak odasına gidip yattı.
Braber oyun oynama teklifimin üzerine atladı. "sen baba ol" dedi. oldum. berra da hasta çocuk oldu. ateşine baktım. şurup verdim. sonra ben at oldum. sırtımda gezdi epeyce. dizlerim zonklayana kadar. yorulunca yere serildim. üzerime çıkıp sırtımda yürüdü. bir sürü muziplik yaptı. sonra berra, ablası ve ben yastık savaşı ettik. eğlneceliydi. artık okullu olduğu için geceleri erken yatmaya alışması gerektiğini söylediğimde, uykuyu geciktirmek için bana sataşıp, beni ayartmak için elinden geleni yaptı. sonunda pes etti ama bir sürü kitap getirip hepsini okumam gerektiğini söyledi. bir tanesini okudum. uyumadı tabii... ama bir süre sonra yatak odasına gidip yattı.
13 Eylül 2017 Çarşamba
13 EYLÜL 2017 ÇARŞAMBA
Sabah
09.30 gibi uyandırdığımda, uykusunu da alamadığından olacak,
biraz huysuzlandı. Nutellalı ekmeğini bile arabada yedi. Ayşeyi
okula bıraktım. Ağlamaklı şekilde "bahçede bekle" dedi. Maalesef
duruşmaya yetişmek zorundayım. Bekleyemem dedim. Ama ikinci ders sırasında yetiştim. Çıkışta koridorda arkasındaydım. Aşağıda, gözleriyle bizden birini aramaya başladı. Ben de arkasından
dokunup sürpriz yaptım. Bu sefer yanında başka bir kız var.
okuldan çıkışta annesini de alıp cantıkçıya gittik. Eski
anaokulunun ordaki cantıkçıyı istedi. Dönüşte alışveriş
yaptık ve evde selma teyzesinin ona aldığı kırtasiyeleri açtı.
Ana ne heyecan... bir hevesle açtı bütün paketleri... hepsini
yerleştirdi. Sonra da ilk ev ödevi... onu yaptı hemen... ablası
günün nasıl geçtiğini sorunca “mis gibi geçti ama
hatırlamıyorum.”diye cevap verdi. Bugün de oyun hamuruyla
oynamamışlar. Ama düz çizgiler falan çizmişler.
öğleden sonra evde beyaz oyun hamurundan bir kardanadam yaptı ki, bu kadar olur. ben öylesini yapamam.
Ha, unutmadan... bebeklerini bize verirken (abisi ve ben) "dayısı" diyerek veriyor. ve aklımıza gelmmişken... teneffüste kovalanmaç oynamışlar ve ayşenin yaka akrtı düşmüş. aradık ama bulamadık.
öğleden sonra evde beyaz oyun hamurundan bir kardanadam yaptı ki, bu kadar olur. ben öylesini yapamam.
Ha, unutmadan... bebeklerini bize verirken (abisi ve ben) "dayısı" diyerek veriyor. ve aklımıza gelmmişken... teneffüste kovalanmaç oynamışlar ve ayşenin yaka akrtı düşmüş. aradık ama bulamadık.
12 EYLÜL 2017 SALI
Ablası
götürüp getirdi bugün... öğretmeni olmayacak bugün.. isterse
gitmeyebileceğini söyledik. Olmaz. Oyun hamuruyla oynamayı
kaçırırım dedi. Gitmiş. Ama oyun hamuruyla oyun olmamış. Yarın
olacakmış. Akşam evde TV seyrederken erkenden uyudu. Geceyarısına
doğru da uyandı.
11 EYLÜL 2017 PAZARTESİ
11
Eylül 2017 Pazartesi
okulun
ilk günü... ilk hafta sadece günde 2 saat... 10.00 ila 12.00
arası... üstelik serbest kıyafet ama okula gitmek istemedi ve
ağladı evde... gitmelisin deyip okula götürdük. Biz de bahçede
bekledik. Teneffüse bir kızla elele tutuşarak indi. Yanyana
oturdukları kız... ecrin... teneffüsü de beraber geçirdiler.
Sonra 2. ders veliler de sınıfa çağrıldı. Bizimki en ön sıraya
oturmuş. Öğretmeni de iyi bir adamcağıza benziyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
22 EKİM 2017 PAZAR
sabah gene enselendi. Koltuğun arkasından kafasını çıkardığı an gözgöze geldik. Kahvaltı için dünden yapılmış akıtmalara nutella sürüp verd...
-
Sabah 9.30 da pıtı pıtı ayak seslerini duydum. Zaten hemen hemen her zaman bu sesi duyuyorum. Çok ta hoşuma gidiyor. Elinde biberonu yanıma ...
-
Bugün pek kayda değer birşey olmadı ama dün ve önceki gün abisine yaptırdığı salıncak olayı var. abisinin barfiksine ip bağlatıp kendisi içi...




