31 Ekim 2014 Cuma

31 EKİM 2014 CUMA

Sabah gene gayet mutlu uyandı. annesinin kucağında uyuyormuş gibi yapıyor ama dudaklarında gizlemeyi beceremediği bir sırıtma...
akşam servisten aldığımda cem'in dükkanına girdim. Ayşe hemen oyuncak istedi. "param yok  alamam" deyince ağlamaya başladı. (bu da yeni adet. hiç yapmazdı)
aldım. iki tane at... pony herhalde...
akşam yemekte yemek yiyeceğine dalga geçmeye başladı. ben de sofrada yemek yenir. konuşulup durulmaz dedim. eşşoğlusu, hapır hupur yemek yeme taklidi yapmaya başladı. beni makaraya sarıyor bacaksız...
gece, annesi yarınki gün için mutfakta birşeyler hazırlayıp duruyordu. ayşede iş yapmak, yardım etmek istiyor. annesi kızdı ve ayak altından çekilmesini söyledi. Ayşe de annesine küstü. arka odaya abisinin yanına gitti. annesi laf atınca, "benimle konuşma anne, ben sana küstüm" bile dedi. tabi kendi lisanınla.. ama net şekilde anlaşışıyordu. biraz sonra annesi gelip yaltaklanınca barıştılar. sevgi herkese ve herşeye saldırdığı için ben de arka odaya gittim. yatağa yattım. yastık sarı diye, öbür yastıkta yatmamı istedi. sarı benim rengim diyor. öbür yastığı aldım, yattım, uyudum.

30 Ekim 2014 Perşembe

30 EKİM 2014 PERŞEMBE

sabah çok mutlu uyandı. yatakta sırıtıyor. yanına gittiğimde annesine gömülüp elleriyle yüzünü kapattı. oyun yapıyor. giderken yeni beyaz kürkümsü monyunu giydi ilk kez. pek yakıştı kızıma.. rengi beyaz diye bozuldu gerçi biraz.

akşam okuldan dönüşte arabadan kucağıma atladı. elindeki poşette armut var. okuldan göndermişler. neden bilmiyorum. kucağımda giderken armutu yiyecek misin dedim. gülümseyerek yanağımı ve kulağımı ham diyerek yemeye(!) başladı. ben, yeme beni, ben armut değilim dedikçe pek eğlendi. bayiye uğradık. kendine pembe sakız aldı. eve gittik. birkaç gündür adet edildiği üzere kapıyı gene kendisi çaldı. (zili değil, tokmağı.. yakında ailemize mahsus kapı çalmayı da becerir.)

29 Ekim 2014 Çarşamba

29 EKİM 2014 SALIRTESİ

Dün gece çok ama çok geç uyuduğu için uyanması da geç oldu. ben giderken o da benimle gelmek istedi. olmaz dedim. ben hemen gelecem, geç kalmayacam dedim. sesini çıkarmadı. kahvaltıda suda pişmiş yumurta yemişler. Ayşe bir posta yemiş. ikinciyi istemiş. sonra da az pişmiş diye yememiş. "Kuru yumurta" istiyor. babasının aksine katı yumurta istiyor. genelde zevklerimiz örtüşür ayşeyle. bu sefer ters düştük.

eve geldiğimde geç geldim diye kızdı. halbuki geç kalmamıştım. sonra bana birşeyler anlatmaya, hatta birşeyler tarif etmeye başladı. ben anlamayınca da ayağını yere vurarak "hayır baba hayır" diyerek üzülüyor, kızıyor.

gündüz emineyle kızı irem geldi. irem de pembe düşkünü. ayşe oyuncaklarını getirip ireme veriyor. onunla yaş farkı olmasına rağmen çok güzel oynadı.

Maalesef bu yazıyı geç yazdığım için (gene) unutmayayım. yazayım dediğim birçok şeyi unuttum (gene) yoksa bugünle ilgili yazacak çok şey vardı.

gece bütün koltuk yastıklarını yere dizip kendine yatak yaptı. onların üzerinde yattı uyudu.

28 Ekim 2014 Salı

28 EKİM 2014 SALI

sabah servis gelmesine rağmen yarım gün çalışma olduğu için okula göndermedik. sabah nispeten biraz daha geç bir saatte uyandı.  biraz mızırdadı. sakinleştikten sonra sucuklu yumurta yedi. benim kısa bir işim olduğu için alelacele, pijamalarını değiştirmeden sadece mont giydirerek, otomobille babannesine götürdüm. 1-2 saat sonra gidip aldım. gelirken arabayı ona kullandırttım. seviyor araba sürmeyi... iyi şöför olacak, şimdiden belli. direksiyonu tutuşu falan gayet güzel. yalnız dikkati dağılıp yol yerine başka yerlere bakıyor bazen..
öğlen annesi gelince koltuğun arkasına saklandı. annesi, ona birşey almıştım deyince hemen çıktı. annesi çarşıya gidecekti. ayşeye de kendisiyle gelmesini teklif etti. ayşe kabul etmedi. hayret. gezme teklifini reddetti.
Günün hatta ayın,yılın olayı, bombası, pembe para olayı... bilindiği üzere 10 TL ye rengi pembe olduğu için çok düşkün.. ben de printerdan 10 Tl lik banknot çıktıları aldım arkalı önlü.. makasla kesip Ayşeye verdim. toplam 6 tane.. Ayşe sevinçten çıldırdı. Bir baktım, ayakkabılarını giymeye başlamış. oyuncak almaya gidecekmiş. soğuk hava ddim. montunu gösterdi. yalnız gidemezsin dedim. sen de gel dedi. ben yorgunum dedim. bozuldu. haftasonu onu oyuncakçıya götüreceğime söz verererek ancak ikna edebildim. aslında pek ikna olmuş ta sayılmaz. can sıkıntısından yattı uyudu.
Akşama doğru uyandı. annesi selmayla dışarı çıkmıştı. biraz annesini aradı ama pek takılmadı. akşam yemekte 2 tabak çorba yedi. ekmek te doğradı. muzip çocuk ya, yemek yerken bile aklı fikri muziplikte.. yemekten sonra resim çizmek istedi. suluboya çıkardım. kuruboyaları istedi. hevesi dinmiş. bugün bir kaplumbağa çizdi. harika... ayrıca kardanadam, anne baba, yılan ve inek resmi de çizdi.




beni 2 dakika rahat bırakmıyor. sürekli çizdiklerini gösteriyor. ya da bana da çizdiriyor. arda uyumak için yattı klasik pozisyonda ama uyumadı. onun yerine ben uyukladım. saat 11 e doğru tekrar yattı. süt ve minikayla.. uyuyacaktı ama annesi gelince uyku muyku kalmadı. 
 

26 Ekim 2014 Pazar

27 EKİM 2014 PAZARTESİ

Sabah güzel uyandı. pasta teklif ettim kabul etmedi gene.. istediğin gibi yap dedik. yaptı.
video
beyaz külotlu çorap giyme (okul istedi. Gece çorap bulmak için göbeğimiz çatladı)  konusunda gene sıkıntı yaşadık. pembe istiyor. okul istiyor deyip ikna ettik ama ağlamaklı giydi. pembe botlarını giymek istemedi. tamamen hazırlandıktan sonra ne olduysa pembe botları giydi. servise binip gitti.
Öğlen kızımı aldım. hırkası elindeki torbada.. merdivenden çıkarken boing boing diyerek ve sırıtarak bana torbayla vurmaya başladı. muzip muzip sırıtıyor. eve girince ben de ona yastıkla boinglemeye başladım. o da bana.. yastık savaşı ettik biraz. gün içinde resim çizdi.
video
sucuklu yumurta yedi. bitince gene istedi. onun yerine pasta teklif ettim. pastayı tercih etti. kağıttan uçak yaptırdı bana.. kağıt katlamanın bir devresinde beni durdurup "mektup gibi" ddi. hakkatende tam o sıra kağıt mektuba benziyordu. abisi gelince kapı sesi duyulur duyulmaz hemen saklandı. keza annesi gelince de saklandı. kapı açılma sesi duymasın. hemen saklanıyor. salonun heryerinde battaniyeye sarılmış yatan bebekler var. hepsi uyuyor. ve geldiğinde hemen pembe botları çıkarıp pembe spor ayakkabılarını giymişti. skiden gelme kızgınlığı var ya.. ama annesi soğan almaya beni gönderecek olunca hemen ben de dedi. olmaz. hava soğuk deyince, gülerek pembe botlarını gösterdi. işine gelince geçiverdi kızgınlığı... kafasına baş şemsiyesi taktık. BİMe gittik. dönüşte koşarak eve geldik. oyun oldu bize. eğlendi ama sokak v cadde başlarında gelen araba kontrolü yapma işini hala içselleştirememiş. eğitime devam... merdivenlerde anahtarımı (kapıyı o açmıştı) dondurma diyerek yalamaya kalktı sırıtarak.. aklı fikri muziplikte...

26 EKİM 2014 PAZAR

Sabah uyanıp salona geldi. abisi de birlikte.. sabah mayk wazovski resmi çizmiş. abisine göstermiş. neden tüm insan resimlerinde kollaron ve bacakların kafadan çıktığını öğrendik böylece... hepimiz mike wazovsky'yiz :)

kumbarasındaki bozuk paraları gene abisi yağmalıyor. daha doğrusu büyük madeni paraları ayşe veriyor abisine... küçükler ayşeninmiş. 

birşey söyledi. tarif etti. resmini çizdi. anlamadık. çok üzüldü.



suluboya ile renkleri karıştırıp yeni çıkan renkleri tespit ediyor. bir sürü karalama yaptı resim defterine.. şimdi de "ali babanın..." şarkısını söylüyor.
Sonunda anladık. pembe bukada ne demek... dün heykelde BKm de pembe kumbara görmüşler. pembe kumbaraymış. alacağıma söz verdim.
abisi ve ablasıyla spor yaptı. traş olup bıyıklarımı kesince, beni gördüğünde ellerini yüzüne kapatıp zırlamaya başladı.. bıyıklarımı kesmeyecekmişim. ama sakal istemiyor. hatta yemekte bana ayran içirip ayran bıyığı oluşturmaya çalıştı. aklıma gelmişken gün içind elini boyayıp kağıda basarak elizilerini çıkardı kağıda eline gökkuşağı çizip onu da kağıda bastı.
Akşam üzeri ablasını uğurlamaya terminale gittik ailecek... anatolıumu görünce biz buraya daha önce geldik. gene gidelim benzer birşeyler söyledi. mağazalarda gezdik.. ayşe hayatının ilk mağaza hırsızlığını yaptı. gökkuşağı renklerinde bir kolye... elinden düşürmüyor. almak istiyor. olmaz kızım dedik. ama elinde kolyeyle dışarı çıkmış. bileğine takmış. olan oldu. artık kızımın rengarenk bir kolyesi var. ablası giderken bol bol şımardı. gündüz uyku uyumadığı için bol bol huysuzluk etti. aslında gündüz süt getir minika aç ben uyu demişti ama yatmasına rağmen uyumadan kalkmıştı. şimdi uykusuzluktan kırılıyor. ablasına bol bol sarıldı. dönerken arabada uyudu. eve girerken uyandı. uyanmanın kızgınlığıyla kapının önündeki kilime yatıp ağlayıp zırladı. zorlukla ikna edip koltuğa aldık. o uyurken pembe pasta küçük bir almıştık. onu gösterdim. o kadar huysuz ki bunu bile reddetti. bir süre zırladıktan sonra pastayla ilgilenmeye karar verdi. mumları saçma sapan dizdi. ben de olmaz dedim. ayşe diretince ayşeye kızdım. şimdiye dek hiç olmadığı kadar... ayşe de ağladı. sonra gönlünü almak için pastaya mumları onun yaptığı gibi yan dizdim ama kabul etmedi. (meğer çocuk pastadan kedi yapmış. meramı oymuş sabah anladık.) çok gururlu. gururu için dünyayı yakıyor. geçen gün pembe botlarını hava sıcak diye giydirmedik. şimdi de giymeyecekmiş. veto ediyor. o zaman siz giydirmediniz. şimdi de ben giymiyorum havasında. üzgün ve kızgın yattı uyudu.

25 Ekim 2014 Cumartesi

25 EKİM 2014 CUMARTESİ

"menim göbek hok doydu" bugün kahvaltıdan sonra göbeğini şişirip böyle diyordu. bunu daha önce de birkaç kez yapmıştı. sabah uyandığında sucuklu yumurta yapmıştım. maaile kahvaltıda da tabağına gülen yüz yaptık. domateslerden ağız. kaşardan burun, zeytinden göz, salatalıktan kulak, patatesten kaş... hepsini tek tek ısırıp artanı nihalenin üzerine yerleştirdi. hepsini koyarken sayıyor. 12 ye kadar saydı. sonra bir ısırıktan artan yiyecekleri tek tek yedi. bazılarını bana verdi.
ablasını çok özlemiş. "ne kadar özledin sorusuna "gökkuşağı kadar" diyor.

sabah beraber resim çizdik.




ardından legolarla ve bloklarla birşeyler inşa etti. bu kız galiba mimar olacak. birşeyler inşa etme konusunda epey mahir.. resim çizmeyle arası da iyi.. birşeye bakarak onu çizebiliyor.  daha ne olsun..
bizimkiler yatakta yatarken babayı da getirieyim deyip yanıma gelmiş. elimden tuttu. yatak odasına götürdü. kendiken (selfi de diyorlar)  çektik.


sabah ta uyandığında yanına gitmiştim. elleriyle yüzünü saklamıştı.  bugün ayşe de fotoğraf çekti. işte şunlar:






Bugün benim için yapılan kuş yeniden peydah oldu. legolardan kuş yaptı. tek tek organlarını da sayıyor. bu kanat, bu kuyruk, bu başı bu gagası diye...
sümük yeme olayına hiç girmiyorum. zaten sofrada annesi gördü kızdı. bir daha yapmayacağını söyledi. bakalım sözünü tutacak mı?

işi gücü muziplik oldu. dünden beri giyinirken pantalona kollarını, gömleğe bacaklarını sokmaya çalışıyor mahsusçuktan.. yaparken de sırıtıyor. 
öğleden sonra annesi ve ablasıyla o da çarşıya gitti. kucak istemesi kriz yarattı. akşam üzeri de ablasının ehliyet sınavına gidecektik ama uykusu gelmiş. sadece berille ben gittim. yolda gökkuşağı çıkmıştı. çok hayıflandım kızım göremedi diye. çocuk sadece TV ve resimlerden biliyor ve seviyor gökkuşağını... gece babannesine gittik. tok olmasına rağmen dedesinden bir tabak daha yemek yedi. son zamanlarda alışkanlık ettiği gibi gene ekmeğini salatanın suyuna banıp yedi. 
Asıl yazılması gereken aylardır istediği suluboyaya nihayet kavuşmuş olması. bütün gün suluboya ile resim çizdi. renkleri birbirine karıştırmamasını söyleyince "okulda böyle" diyor. 



23 Ekim 2014 Perşembe

24 EKİM 2014 CUMA

sabah uyandı. ben okula öğlen gitsin dedim. ama ayşe okula gitmek istedi. ayakkabısını ters giyiyordu. annesine itiraz ediyordu düz diye.. ben müdahale ettim. ayakkabılarını karıştırıp ters şekilde ayşeye verdim ve düz dedim. hemen düzeltip öyle giydi. yanağından öpmeyeyim diye elleriyle yanaklarını kapatıyor. bu aramızda birkaç haftadır güzel bir oyun oldu. ama o beni çaktırmadan öptü. servise bindi gitti. hevesle okula gitmek istemesi bazı arkadaşlarıyla ilgili olabilir.

Akşam kızımı bisikletiyle bekliyordum. beraber pazara gittik. salatalık alıp yedi. Bime girdik. dünkü gibi gene pingui istedi. olur ama yemek yedikten sonra yiyebilirsin dedim. uzun zaman "babaa" diyerek kabul etmedi. en son poşete koydu. balık kızartırken büyük kızım geldi. zaten ayşe ablasını "hok" özlediğini söylemişti. ablasının geldiğine çok şaşırmış. "hok komik" diyor. yemekte balık yedi. ilerleyen saatlerde de pinguiyi hatırladı. onu da yedi.

23 EKİM 2014 PERŞEMBE

Sabah biraz mızmızlandı ama normal... yastık cocopopos verdik. servise bindi gitti. akşam geldiğinde çok mutlu olacağı bir sürpriz onu bekliyordu. "onun deyimiyle "bağbi hu" aylardr istiyordu çocuk. bulamamıştık bir türlü. bugün buldum. servisten iner inmez verdim. milkshake'i içti ve beğendi. eve girerken yüzünde güller açıyordu. annesinin kucağına atladı. beraber markete gittik sonra. pingui yedi bir tane de.. tabi akşam yemeğinde iştah miştah kalmadı. zorla biraz bulgur pilavı yedi. biberleri ayıklayıp bana yedirdi. erkenden yatmak için pozisyon aldı. tam uyuyacak derken uyumadı ve geç saate kadar ayakta kaldı.  

22 Ekim 2014 Çarşamba

21-22 EKİM 2014 SALI SALIRTESİ

Salı günü çok rutin bir gün oldu. sabah okula gitti ve akşam okuldan geldi. Hepsi bu. başka birşey yok. Belki "bugün okulda ne yediniz" sorusuna verdiği cevap yazılabilir.
Sırıtarak "inek" diyor. ne zaman sorsak hep aynı cevap..

Sonraki gün ise sabah uyanmasına rağmen annesi öğlen okula gitsin dedi. öğlene kadar benle evdeydi. bol bol duck tv seyretti. öğlen okula gönderdim. meğer annesi de okula gitmiş. ayşeye gözünmemiş. ayşe servisten inerken ağlamaklıymış. hala alışamamış demek. okuldan vazgeçip babanneye mi göndersek...
Akşam abisi aldı servisten. servis sorumlusuna "ben abisiyim" demiş. servis sorumlusu da ayşeye sormuş. ayşe "hayır" demiş. balkondan ben işaret ettim de abisine verdiler ama eve geldiğinde ağlıyordu. abisine acayip kızgın.. onu kovuyor. bana da posta koyuyor. onu ben almadım diye surat esip durdu. sakinleşsin diye resimler çizdim. sinirle makası alıp çizdiğim resimleri parçaladı. en sonunda sakinleşti. panda falan çizdik. dede panda, mamanne panda çizdi. akşam yemekte birkaç gündür yaptığını yaptı gene... ekmeği salatanın suyuna batırıp karnını doyurdu. ymek yemiyor pek. salatasuyu yetiyor. bugün de salatasuyuna ekmek banmanın yanında salatadan aktarma domateslerle karıştırılmış pilav yedi. son iki kaşığı yemek istemedi. ben yedireyim diye rivca ettim. bir kaşık yedikten sonra kaçtı. elimde kaşıkla yanına gittim. yemedi. ben sana küstüm deyip ayrıldım. biraz sonra yanıma gelip kucağıma atlamaya çalıştı. ben yüz vermeyince mecbur kalıp son kaşığı yemek zorunda kaldı. barıştık.




21 Ekim 2014 Salı

20 EKİM 2014 PAZARTESİ

Bugüne dair yazacak fazla birşey yok. sabah okula giderken biraz mızmızlandı ama pazartesi sendromu.. normaldir. akşam da ben aldım. merdivenlerden uçak gibi çıktık. o kanatlarını açtı. ben de uçurdum. akşam yemeğinden önce sucuklu yumurta yedi sonra akşam yemeğinde tabağındaki yemekle oynadı durdu. gece yatarken laptopta "büyük pepee" videosunu açık bırakmış sabah seyretmeye devam etmek için.
Günün olayı, sabah okul servisini beklerken sakallarımı kesmemi istemesi, ama bıyıklarımı kesmeyecekmişim. ben de dediğini yaptım. şu anda bıyıklıyım. akşam sordum, iyi olmuş mu diye.. onayladı. bıyıklarımı da keseyim mi dedim. olmaz dedi.

22 EKİM 2017 PAZAR

sabah gene enselendi. Koltuğun arkasından kafasını çıkardığı an gözgöze geldik. Kahvaltı için dünden yapılmış akıtmalara nutella sürüp verd...