30 Kasım 2014 Pazar

30 KASIM 2014 PAZAR

sabah geç sayılabilecek bir saatte uyandı. bıldırcın yumurtası pişirdim ama sadece sarılarına ekmek banıp yemiş. gerisini bırakmış. gidip annesini uyandırdık. abisiyle tepişti biraz. gidip onu gıdıklıyor. bütün gün evdeydik. kendi halinde oynadı. birkaç gündür yaptığı ama benim yazmayı unuttuğum birşey var. onu yazayım. annesinin telefonundan whatsappı açıyor ve ablasına gülen yüzlerden gönderiyor sürekli... gündüz film açtık seyretti. sonra annesi yıkadı. bu sefer sorunsuz yıkandı. annesi benim gibi yıkamış. öğleden sonra uyumak istedi. uyumasın diye çok uğraştık. ancak saat 4e kadar uyanık tutubildik. sonra uyudu. gece birkaç kere uyanmaya yeltendi ama gene dalmasını sağladı annesi...

29 Kasım 2014 Cumartesi

29 KASIM 2014 CUMARTESİ

sabah uyandığımda daha güneş doğmamıştı. Minikayı açtırdı. süt istedi. yatarak bir süre öyle kaldı. bıldırcın yumurtası pişirdim. yedi. ben kitap okurken bir kitap alıp yanıma geldi ve kucağıma oturdu. ona kitap okumamı istedi. getirdiği ablasının bi kitabıydı. ben de okumaya başladım ama okuduğumu beğenmedi.kitabı elimden alıp içinde barbi, havhav ve okula gitmek geçen bir hikaye anlatmaya başladı kitaba bakarak... aklı sıra okuyor. bir de bana iddia ediyor kitapta kendi okuduklarının yazdığını... sonra çocuk kitabı getirdi. onu okudum. sürekli kitabın konusuyla ilgili yorumlar yapıyor. ikimiz beraber annesinin yanına gittik. uyuyor. üzerine atlayıp uyandırdık. abisi de geldi. hep beraber yatağa yattık. ayşe çeşitli oyunlar kurdu. hepimiz roller biçti. kendisi anne oldu. annesini kız yaptı. abisini abla... sonra küçük oyuncakları getirdi. her birimize ikişer tane verdi. verirken "gözleri bagat" diyor. bir sürü oyun.. bir sürü eğlence... çok hoş.. burunlarımıza basıp bip bip diyor. ben sabah masal kitabı okurken de (korna çalmayla ilgiliydi) burnuna basıp bip demiştim. neşeli neşeli kikirdeyip kahkaha atmıştı. abisinin odasında yatağa atlamaca oynadı. havuza atlar gibi atlıyor ve yatakta yüzme hareketleri yapıyor. takla atıyor. ben yardım ediyorum. istemiyor ama kendisi de tam takla atamıyor. fakat olduğunu iddia ediyor. ben takla atmasına yardım edince olmadı diyor. kahvaltıda biraz börek yedi. ben yatıp uyudum. uyurken, kendi kendine yoklama alıyormuş. haye beyya bottat... annesi kendi adını sormuş. seegi bottat, abinin, ablanın, babanın adını sormuş. hepimizin adını soyadını söylemiş. babannenin ve dedenin adını sormasını istemiş annesinden onların da adını soyadını söylemiş. sonra da bottat aylesi demiş.
sonra gelip beni uyandırdı. annesini şikayet ediyor. sehpayı dikip koltuğa yanaştırmış, orası ev olmuş. ikimizi oraya oturttu. sandalyeleri önümüze dizdi. annesi çarşıya giderken o da gitmek istedi ama uykusu var. annesi kucak istermiş sen diyor. hayır ben büyüdüm diyor. yanına kuzu oyuncağını koydu. "bak, bu küçük ama ben büyüğüm. o daha büyümedi." deyip annesini ikna etmeye çalışıyor. evde kalmaya ikna ettik ama bu sefer de süt istemeye başladı. uyuyacak ama biraz önce balık yemiş. süt vermedik. biberona sarı gazoz koyduk. öyle uyudu.
birkaç saat sonra uyandı. annesiyle saklambaç oynadı. bir süre sonra annesi "bu son" deyip oyunu bırakınca ona küstü. ben de biraz oynadım. saklambaç oynarken bulunmadan sobelemeye bir türlü ikna edemedik. illa bulunduktan sonra koşup sobelemeye çalışıyor. bunu öğretmemiz zaman alacak. TV de seksenler dizisini seyredrken başkomiserin karısı rolündeki kadını özleme benzetti. hakkaten biraz andırıyor.

gece teyzeme ziyarete gittik. ayşe orada satranç taşlarıyla oynadı. bir siyah bir beyaz olarak diziyor. ve kendince oynuyor. ancak zehra emekleyerek geliyor ve bütün taşları saçıp savuruyor. 10 aylık bebeğin oyunu bu kadar. ayşe bozuldu ve ağlamaklı oldu biraz... zehrayı kucağıma aldığım zaman o da kucağıma gelip oturuyor. kıskandı biraz..

28 Kasım 2014 Cuma

28 KASIM 2014 CUMA

sabah neredeyse servisin kornasıyla uyandık. haliyle ayşeyi göndermedik. sabah uyandı. nesquik hazırladım, yedi. gece çişi geldiği için uyanmış. annesi götürmek istemiş. "ben giderim. sen yat" demiş annesine. işini halletmiş gelmiş. babannesine götürdüm. giderken bir torba dolusu oyuncak götürdü. akşam annesi almış. geldiğimde uyuyordu.

27 KASIM 2014 PERŞEMBE

sabah çok huysuz ve huzursuz uyandı. viyaklayıp duruyor. annesine kızıyor mütemadiyen... benim kucağıma geldi. servise bindirdim.  akşam annesi almış servisten. kızımla beraber kızarmış tavuk almaya gittik. gene yollarda elimi tutup beni çekiştirerek koşturuyor. yanımızda maviş bebek te var. tavukçu ayşeye yakınlık gösterince ayşe de maviş bebeği adamın yanağına yaklaştırıp onu öptürdü. bimden bana her çeşit meşrubattan aldırdı. bol bol tavuk yedi. en az tavuk kadar da ketçap mayonez yedi. o kadar çok sıktırdı ki tabağına.. bittikçe bi daha bi daha.. ikisini birbirine bulayıp pembe  diye gösteriyor. gece bir türlü uyumadı. çok geç saate kadar ayktaydı. hatta uyuması için onu uyarınca ona kızdım diye ağlamaya başladı. uzun sürdir yazmayı ihmal ettiğim birşeyi yazayım. kağıt uçak yapma macerası... kağıt katlayarak uçak yapmayı öğrendi. önceleri  saçma sapan katlıyordu. sonradan doğru şekilde katlamayı öğrendi. ama son katlamayı yapmıyor inatla.. o şekilde uçurmakta ısrar ediyor. atıyor ve çok iyi uçtuğunu iddia ediyor. ben uçağı tamamlayınca  kızıp bozuyor ve kendine göre yapıyor.

25 Kasım 2014 Salı

26 KASIM 2014 SALIRTESİ

Sabah çok neşeliydi. annesinin burnuna basıp, bip diye ses çıkarıyor. ben yanlarına gidince, ikisini de deyip benim de burnuma basmaya başladı. yüzünde güller açıyor. ben de onun burnuna bip yapmak isteyince yüzünü saklıyor. salona gelmeden yeni dolabımızın kapağını açıp annesini yatak odasına hapsetti. çıkmasına izin vermiyor. salonda balık yapbozuyla oynadı. şokellalı ekmek lokmaları yedi.
annesi onu giydirirken şımardı. asıl şımarma anlarını kaydedemedim ama şunu çektim.

 abisi için komodinin üzerine koyduğum pembe parayı görünce aldı. parayı elinde tutup, elini arkasına saklayarak para yok diyor abisine. abisi öbür elini çıkar deyince öbür elini de çıkardı. gene para yok. parayı yere atmış. abisi yerden aldı. ayşe gene ondan aldı. gene parayı saklıyor. ellerini arkasında saklıyor. iki elini de çıkarınca gene parayı yere attı. ben de paranın üzerine bastım. para hakkaten kayboldu. parayı aradı bulamadı. ama maalesef biz bu oyunu bitiremeden servisin kornasını duyduk. apar topar aşağıya indik.
akşam servisten aldım ve markete gittik. çok neşeli gene... sabahki ruh hali devam ediyor. caddelerde elimden tutup koşarak ilerliyoruz. çok ama çok mutlu. koşarken beni çekiştiriyor. ben onu yavaşlatmaya çalışıyorum. şaypadan, bebeeli ve barbili süt, pembe gofret ve pembe lolipop aldım ayşe için... bimde de kremini istedi. çok şey aldım. başka şey almam deyince çok bozuldu. ancak durumu anlatıyorum. karşı çıkamıyor, cevap veremiyor. benim kendim için gofret almama engl oldu kızgınlığından. abisini çağırmıştım torbaları taşımak için. ağlayarak abisine beni şikayet etti şeker almıyorum diye... sonrasında istediğini aldım. yolda herkes bir torba taşıyor. ayşe herkes torba taşıyor diye şarkı söyleyerek eve doğru koşturuyor. sokak ağızlarından geçerken araba glip gelmediğini kontrol etmeyi hala öğretemedim ayşeye... hatta bu sefer kızdım da biraz sokağa koşarak fırladığı için... bunu öğrenmekte neden sıkıntı çekiyor anlamıyorum. epeydir öğretmeye çalışıyorum halbuki...
evde  boyutlu yapbozunun parçalarını suluboya kutusuna yerleştirip (tepsi gibi) "mik mama ister. el kaldır" diye bizlere yemek ikram etti. sonra herkes için kağıt havluya çeşitli oyuncaklar sarıp "niki dodu" yaptı. annesine, bana, abisine... benim de kendisi için doğum günü hediyesi yapmamı istedi. şilayı peçeteye sarıp ayşeye verdim. (şilayı o seçti.) pek memnun oldu.

25 KASIM 2014 SALI

sabah uyuyup kalmışız. saat 7.30 da ancak uyandık. ayşeyi okula göndermeyecektim ama hem ayşe gitmek istedi, hem de bugün fotoğraf çekimi varmış. apar topar giydirdik. çocuğu 5 dakika içinde servise bindirdik. uykusunu alamadığı için ağlayıp zırlıyordu haklı olarak... öğlen geldiğinde serviste uyuyordu. kucağımda da uyuyacak gibiydi ama eve girmesiyle ağlaması ve ayaklanması bir oldu. uyutamadım. yeni yapbozuyla oynadı. sucuklu yumurta yedi. suluboya ile resim çizdi. benle eğlendi biraz. benim sandalyeme oturup burası benim deyip sırıttı bol bol... bir ara üşümüş olacak ki, pembe montunu istedi. kombiyi yaktım.  akşam üzerine doğru koltukta uyuya kaldı. çok ters zamanda uyudu. inşallah sabah kadar uyanmaz. pek ihtimal vermiyorum ama...

24 Kasım 2014 Pazartesi

24 KASIM 2014 PAZARTESİ

Ayşe sabah çok neşeli uyandı. yatakta muzip muzip gülüyor. okula gönderdikten sonra bugünün ayşenin doğum günü olduğunu hatırladım. gün içinde ayşe için hediye oyuncaklar aldım. herkes için bir hedşye.. bir tane kuzu, su barbi dediği denizkızı barbi, çay takımı ve 3 boyutlu balık yapboz.. Akşam servisten aldım. annesi ile abisi alışverişe gitti. ayşe için pasta da alıp gelmelerini istedim. bu arada ayşe evdeki etipufun üzerindeki kaplamayı yemiş, buzdolabındaki mumları çıkarmamı istiyor. mumları verdim. mumları alıp etipufun üzerine dikti ve yaktırdı. hayretler içindeyim. sanki doğum gününü biliyor da kendine pasta yapıyor gibi..

pastayı bana ikram etti, "niki noku baba" diyerek... biraz sonra uyku demeye başladı. ama daha pastası gelecek. zaten geç kaldılar. uyutmadım. annesi pasta almaya berni göndermiş. tk başına geldi. ayşe hemen sehpanın altına saklandı. beren pastayla geldi. pembe pasta yokmuş. ayşe, neden olduğunu hatırlamıyorum ama ağlamaya başladı. zaten pastayı da gördü.sürpriz yapma şansı kalmadı. saçma sapan gergin bir ortam abuk sabuk doğum günü kutlaması yaptık.

ayşeye hediyelerini verdik. çok sevindi. onlarla oynadı bol bol.  gece vakitlice yattı ama uyumadı. gece çok geç saatte hala uyumamıştı. annesi (gene) saçını acıttı. ağlayarak benim kucağıma geldi. kucağımda uyuttum.

23 Kasım 2014 Pazar

23 KASIM 2014 PAZAR

sabah kendiliğinden salona geldi. ona sucuklu yumurta hazırladım. yedi. şrek ve madagaskar filmlerini açtım. pek kaptırmasa da seyretti. oyun oynadı bir yandan da... madagaskar seyrederken zebra ve zürafa oyuncağını getirdi. aslanı da arıyor ama ortalıkta yok. annem buraya sakladı deyip beni gömme dolaba götürdü. baktık ama bulamadık. annesine gidip sordu. o da hatırlayamadı. annesinin telefonuyla oynamak istedi ama şarjı yok. adaptörü prize taktı. telefonu şarj ediyoruz. (öğlene doğru abisi telefonu kullanınca ona kızdı şarj olmadı diye) sonra bir ara arka odaya gidip ortadan kayboldu. yüzüklerle falan oynamış.
salona gelip benim konuşmamı yasakladı. yaklaşık yarım saattir konuşmuyorum. hareketlerle derdimi anlatıyorum. ayşe durumdan pek memnun.. arada; at oldum ve iki kere arka odadan salona sırtımda geldi.
kahvaltıda sosisli yedi. gündüz iki tane elbis askısını birbirine ucuca eklemiş. bana "bu utta bu buyik" deyip duruyor. uzun süre anlamadım. sonra anladım. olta ve balık... askıyı balık gibi yiyor. canı balık istiyor anlaşılan...
ben dr.no filmini seyrederken filmin başındaki renkli gölgeler, ayşenin dikkatini çekti. şu an geri sarıp sarıp aynı yeri seyrediyoruz.(çok merak ettim.film giriş sahnesinin adı nedir. bitişi jenerik, peki başlangıcı)
(öğrendim. hem açılış hem kapanışı, aynı ismi taşıyormuş. jenerik)

yıkanma zamanı geldi. ayşe gene benim yıkamamı istedi. ağlatmadan yıkadım. ama sıcak suyu hiç sevmiyor. sürekli hok hıcak diyor.
akşam yemeğinde domatese ekmek bandı ve biraz da pilav yedi. uyku uyku demeye başladı. uyumasın diye 1-2 saat oyaladım ama akşam 18.30 gibi artık bayıldı gitti.

22 Kasım 2014 Cumartesi

22 KASIM 2014 CUMARTESİ

Sabah benle sıkıntısı vardı. ezanla beraber annesiyle salona geldi çişini etmek için.. ona baktım diye mızırdanmaya başladı, baba bana baktı diye...
öğlene doğru uyandı ancak... bana biraz daha posta koydu. sonra aramız düzeldi. zaten annesi kızdıkça bana koştu bugün..
bugün sabahtan berenle birşey yapmıştı. aklımdan çıkmış.

şimdi hatırlayamadığım birşeye ağlıyordu. TV de ejderha filmini açtım. hem seyretti hem kahvaltıda domatese ekmek banıp yedi. sonra filmden sıkıldı. şrek oyuncağını getirdi. şrek filmi istiyor. açtık. onu seyretmeye başladı. salonda emekleyerek kovalamaca oynadık. arka odada kemerle beni bağladı. enikonu düğüm attı. allahtan gevşek bağlayabiliyor.  annesiyle gezmeye gitti. giyinirken şımarmak istedi. ama annesi her zamanki gibi tahammülsüz.
eve girerken de çocuk oyun yapmak istedi. gene tahammülsüz gene tahammülsüz.
ayşe sabahki oyunu sürdürmek istiyor. burnunun aktığını söyleyip silmemi sitiyor. ben peçete alınca da sehpanın etrafında emekleyerek kaçmaya başlıyor. ben de peşinden...
gece bol bol "kim istiyor. el kaldırsın" oynadı. ben durmadan hayali elmalar yedim durdum.
ayrıca efrayla telefonda konuştu. bugün okul olmadığından hep beraber evde olduğumuzdan falan bahsetti. efra ne kadarından anladı bilmem.

17 Kasım 2014 Pazartesi

18 KASIM 2014 SALI

Sabah giyinme konusunda arıza çıkadı ve mızırdadı. annesinin getirdiği elbiseyi giymek istemedi. giymek istediğini kendisinin seçmesini söyledik. dolabından pijama aldı geldi. ısrarla onları giymek istiyor. mecburen üzerindeki giysilerle gönderdik okula... saçlarını gene sanki ben örüyormuş gibi arkasına geçerek annesi ördü. kucağıma çıktı. servise bindi.

öğlen ben aldım. artık neredeyse her seferinde merdivenlerden uçak olarak çıktığımızı anlatmışmıydım. ayşe koluma yatıyor ve kollarını açıyor. uçarak merdivenleri çıkıyoruz. karnı tokmuş. beraber dışarı çıktık. yol boyunca sürekli kucak istedi. annesinin işyerine uğradık. sonra pembe (nedense kırmızı tramvayı böyle tanımlıyor) tramvaya binip kent meyadanına gittik. orada birisiyle buluştum. ayşe de ortalıkta oyalanıyor. yolda bulduğum bozuk parayı ayşeye vermiştim. oynayıp uruyordu. ama sık sık parayı ağzına sokuyor. sokmasın diye uyarıyordum sürekli. konuştuğum kişi parayı ağzına sokarsan senden alırım deyince ağlamaya başladı. parayı cebine koyduk. bir daha o parayla oynamayı reddetti. tekrar tramvaya binip eve döndüyorduk ki, BKM nin önünden geçerken aklıma pembe kumbara geldi. gidip aldık. ben bulamadım. ayşe beni yanlış dükkandan çıkartıp doğrusuna götürdü. burdan burdan diye diye kumbarayı buldu. aldık. evde  bütün bozuk paralarını dalga geçe geçe yeni kumbarasına attı. annesi gelince saklanmayı unuttu. sonra da saklanamadı diye annesine küstü. annesinin anlattığına göre oyuncak tabaklarını bulaşık makinesine dizmiş. bir de oje sürme macerası var. sürmüş beğenmemiş, silmiş. gene sürdü.
video
gece erkenden yattığı yerde sızdı kaldı. süt vermeye bile fırsat bulamadık. eee. yoruldu ne de olsa...

22 EKİM 2017 PAZAR

sabah gene enselendi. Koltuğun arkasından kafasını çıkardığı an gözgöze geldik. Kahvaltı için dünden yapılmış akıtmalara nutella sürüp verd...