31 Aralık 2014 Çarşamba
30 ARALIK 2014 SALI
sabah kar yağıyordu. ayşeyi uyandırmaya gittim. uyansın diye uğraştım ama uyanmadı. camdan dışarı bakarsa çok sevineceği bir sürpriz olduğunu falan söyledim. uyuyor numarası yapıyor ama dudaklarında hafif bir gülümseme var. saklayamıyor. ne yapıp edip gözlerini açtırdım. zırlamaya başladı. kar gösterdim. gene de ağlamaya devam etti. kar oynamaya aşağıya indik. çok pis bir kar yağmış. doğru dürüst tutmamış. kartopu oynadık biraz. sadece arabaların üzerinde kar var. babannesine götürdüm. akşam abisi almaya gittiğinde abisiyle dönmemiş. babannesi ve dedesiyle geldi. yolda onlara kar atıp durmuş. eve geldiğinde çok neşeliydi.
29 Aralık 2014 Pazartesi
29 ARALIK 2014 PAZARTESİ
sabah aniden işim çıkınca babannesini çağırdım. uyuyordu. öğleden sonra doktora götürmek için babannesine uğradım. kapıyı çaldım. ayşe açtı. evde kimse yok. babannesi gezmeye gitmiş. dedesi de ekmek almaya. 1-2 dakika içinde dedesi geldi. ayşeye gözlerini kapatmasını söyledim ve tek tek aldığım hediyeleri gösterdim. çok beğendi. at arabası, yapboz boya kalemi bant... yemek yedik ve bisiklete binip hastaneye gittik. yol boyunca bisikletiyle zigzaglar çizdi. hastanede sıramızı bekledik. iki tane çocuk vardı. biri küçüktü. ayşe bebek bebek deyip onu pek sevdi. göz doktorunda muayene ve damla damlatma sırasında hiç problem çıkarmadı. ama "E" harfinin yönünü gösterme işini beceremedi. ama zaten gözünde pek bi problem de yokmuş. TV yi çok yakından seyrediyor diye şüphelenmiştik. ama tutturdu. pembe çiçekli gözlük istiyor. optikçide de uzun süre oyalandık. gözlük çerçevelerini kurcalayıp durdu. canı çok sıkıldı. gitmek istedi. oyalamak için koltukta döndürdüm falan... bir tane pembe gözlük buldu. içi gitti. ama almadık tabii... dönüşt şakır şakır yağmur yağıyordu. ayşe bisikletiyle yolun çoğunu kendi sürerek gitti. allahtan başını da örten iyi bir mont var üstünde... mont aslınazdan ve 8-9 yaş içinmiş. ama ayşeye tam oluyor
28 Aralık 2014 Pazar
28 ARALIK 2014 PAZAR
sabah yatak odasından sesi geliyordu iytan baba buttat diye... battaniyenin altına gizlenip emekleyerek gittim. görünce sevinçli çığlığı bastı ve yorganın altına saklandı. sonra abisini çağırdı. benen abi butta...
yatakta oynaştık. havhav geliyor diye saklandık. sonra abisiyle ayşe dakikalar boyunca koluma şaplak atıp baba diye bağırdılar. onlar vurmaktan bıkmadılar ben de hareketsiz kalmaktan. en sonunda ikisini birden gıdıklamaya başladım. biraz sonra annesi de onlara katıldı. üçü birden şaplaklamaya başladılar. ayaklandığımızda ayşe elinde taraklarıyla ev halkını tek tek taradı.
kahvaltıda, uzun süredir hep yaptığı gibi üstüste konmuş iki taburenin üzerine tırmandı. üstelik çıkarken alttan ayağımızla devrilmesini engellememizi de mani oluyor. ödüm kopuyor kafa üstü yere çakılacak diye.. maymun gibi tırmanıyor. dişlerini fırçalarken beni de yanında tuttu. ellerini yıkarken en son olarak ağzını yıkadı eliyle. ellerini yıkamasını söyledim öyle değil dedi. ben yıkattırdım. çeşmeyi tekrar açıp ellerini yıkadı ve ıslak elleriyle ağzını sildi. öyle çıktı. ddiğim dedikçi... nuh diyor peygamber demiyor. bu tür huyları bizim aramızda epey törpülendi ama huyu tamamen değişmez ki...
öğleden sonra çarşıya çıktık. yol boyunca sürekli kucak istedi. biz isteğini boğuntuya getirmek için uğraşıp durduk ama birkaç dakikadan fazla çelemedik aklını. ben, abisi ve annesi ortaklaşa kucakta taşıdık. uçam balon aldık gene setbaşından. geçen hafta kayhanda yanından geçtiğimiz ve nar koparıp verdiğim camiyi görür görmez tanıdı. orda yere seksek çizip "hekhek" oynadı. dönerken huysuzluğu iyive ele almıştı artık. oyuncakçının birinde at arabalı bir oyuncak gördü. onu istedi. çok pahalı.. almadım. ağlayıp bağırıp zırlayarak eve döndük. uykusu geldi artık. o yüzden..
yatakta oynaştık. havhav geliyor diye saklandık. sonra abisiyle ayşe dakikalar boyunca koluma şaplak atıp baba diye bağırdılar. onlar vurmaktan bıkmadılar ben de hareketsiz kalmaktan. en sonunda ikisini birden gıdıklamaya başladım. biraz sonra annesi de onlara katıldı. üçü birden şaplaklamaya başladılar. ayaklandığımızda ayşe elinde taraklarıyla ev halkını tek tek taradı.
kahvaltıda, uzun süredir hep yaptığı gibi üstüste konmuş iki taburenin üzerine tırmandı. üstelik çıkarken alttan ayağımızla devrilmesini engellememizi de mani oluyor. ödüm kopuyor kafa üstü yere çakılacak diye.. maymun gibi tırmanıyor. dişlerini fırçalarken beni de yanında tuttu. ellerini yıkarken en son olarak ağzını yıkadı eliyle. ellerini yıkamasını söyledim öyle değil dedi. ben yıkattırdım. çeşmeyi tekrar açıp ellerini yıkadı ve ıslak elleriyle ağzını sildi. öyle çıktı. ddiğim dedikçi... nuh diyor peygamber demiyor. bu tür huyları bizim aramızda epey törpülendi ama huyu tamamen değişmez ki...
öğleden sonra çarşıya çıktık. yol boyunca sürekli kucak istedi. biz isteğini boğuntuya getirmek için uğraşıp durduk ama birkaç dakikadan fazla çelemedik aklını. ben, abisi ve annesi ortaklaşa kucakta taşıdık. uçam balon aldık gene setbaşından. geçen hafta kayhanda yanından geçtiğimiz ve nar koparıp verdiğim camiyi görür görmez tanıdı. orda yere seksek çizip "hekhek" oynadı. dönerken huysuzluğu iyive ele almıştı artık. oyuncakçının birinde at arabalı bir oyuncak gördü. onu istedi. çok pahalı.. almadım. ağlayıp bağırıp zırlayarak eve döndük. uykusu geldi artık. o yüzden..
27 ARALIK 2014 CUMARTESİ
Sabah erkenden çıktığımda henüz yataktan çıkmamış, uyku mahmurluğundaydı. akşam geldiğimde de uyuyordu. bana göstermek için tamamen pembe giyinmiş, pembe olan ne kadar eşya varsa sehpanın üzerine yığmış. ama uyuya kalmış ben gelmeden... sehpanın üzerindeki pembe yığınına dokunmadık. biraz da bizim dürtükememizle uyandı ama müthiş bir huysuzluk... mütemadiyen ağlıyor. sakinleştiremedik epey bir zaman.. en sonunda benim kucağımda sakinleşti. sonra bilgisayarda çamaşır yıkama oyunu bulduk. onu oynadı. bu oyun serisini sevdi. daha pek çok oyun var anlaşılan.. keşfetmemiz lazım... gece tekrar uyuyacağı zaman minika istedi. açmadık. çok bozuldu. epey bir zaman minika diye inledi.
27 Aralık 2014 Cumartesi
26 ARALIK 2014 CUMA
Bugün güne hiç olmadığı kadar erken başladık. saat 02 civarı... çiş için uyandı ve ardından uyumadı. saat 05 e kadar legolarla kah beraber kah yalnız oynadı. uyumasını teklif ettiğimde hayır dedi. çok ta güzel oyun kurdu kendine.. sabah ezanıyla tekrar yattı. neyseki saat 09 gibi gene uyandı. babannesine götürmem gerek ama benle kalmak istiyor. olmaz.işim var dedim. götürdüm. yolda giderken neşelensin diye yanak öpmece, öptürmemece oyunu kurdum. o beni öpüyor. sonra da yanklarını saklıyor ben öpmeyeyim diye.. bazen kanırıp (kediye bak falan) öpüyorum. hemen yanağını siliyor. akşam eve gitmeden pazara uğradım. çilek var.. bu mevsimde çilek... daha neler görecez bakalım. biraz aldım. ayşe çileğe dadandı. yemekten sonra yemesini söylememize rağmen ve çileği kaldırmamıza rağmen hepsini yedi bitirdi. yemesini mazur göstermek için "birgün çok kötü oluyor, birgün çok güzel oluyor" deyip duruyor. ne kastettiğini tam anlamadım. çilekleri ısırıp aydede şekline sokuyor ve gösteriyor hok monik" diye... neyseki yemekte balık ta yedi. çilekle doyar sanmıştım ama çinekop gördü mü dalıyor.
abisiyle beraber azdılar. sevinç çığlıkları evi kapladı. yıkanması gerekiyordu. annesinin yıkamasını istemedi. ben yıkadım. küvete su doldurdum. suyun içinde oynadı durdu. küvete yatıyor. benden de yukarıdan üzerine su dökmemi istiyor. su dökülünce hoşuna gidiyor. uzun süre küvette suyla oynadı. hava soğuk üşümesin diye sürekli üzerine su döküyorum. en sonunda banyodan çıktı. bu sefer de giyinmiyor. yatakta kucağımda zıplatmaca oynadık. sıra bende deyip o yattı. ben kucağına oturdum. o beni zıplattı(!) karşılıklı oynadık. giyinmeye ikna edemiyorum. bir süre sonra bornozu da çıkardı. çırılçıplak geziyor. aynanın karşısına geçti afrodit pozları veriyor haspa... muazzam güzellikte bir kız olacak büyüdüğünde... bornuzu alıp beline sardı. bornozun kemeriyle de düğüm attı. kendine etek yaptı bornozu. beceriyor da velet.. en sonunda kendi kendine giyindi. portakal kabuklarından çiçek yaptı. (son günlerde buna taktı) biraz da portakal yedi.
abisiyle beraber azdılar. sevinç çığlıkları evi kapladı. yıkanması gerekiyordu. annesinin yıkamasını istemedi. ben yıkadım. küvete su doldurdum. suyun içinde oynadı durdu. küvete yatıyor. benden de yukarıdan üzerine su dökmemi istiyor. su dökülünce hoşuna gidiyor. uzun süre küvette suyla oynadı. hava soğuk üşümesin diye sürekli üzerine su döküyorum. en sonunda banyodan çıktı. bu sefer de giyinmiyor. yatakta kucağımda zıplatmaca oynadık. sıra bende deyip o yattı. ben kucağına oturdum. o beni zıplattı(!) karşılıklı oynadık. giyinmeye ikna edemiyorum. bir süre sonra bornozu da çıkardı. çırılçıplak geziyor. aynanın karşısına geçti afrodit pozları veriyor haspa... muazzam güzellikte bir kız olacak büyüdüğünde... bornuzu alıp beline sardı. bornozun kemeriyle de düğüm attı. kendine etek yaptı bornozu. beceriyor da velet.. en sonunda kendi kendine giyindi. portakal kabuklarından çiçek yaptı. (son günlerde buna taktı) biraz da portakal yedi.
25 Aralık 2014 Perşembe
25 ARALIK 2014 PERŞEMBE
sabah erken uyandı. günü ayşeyle geçirdim. yesin diye sucuklu yumurta pişirdim. azıcık yedi. öğlene kadar sık sık süt içti. öğlen beraber oyuncakçıya gittik. yumurtayı bitirmesini şart koştum. yedi. beraber çıktık. kucak istiyor. kucağa almadım diye gözünde yaşlarla ağlamış. tramvaya bindik. oyuncakçıdan bebek arabası aldık. eski bebek arabası dün kırıldığından yenisini almaya söz vermiştik. aldık. eve döndük. yolda gözleri kaydı. uyuyacak sandım ama eve dönünce oyuncaklarına daldı. akşam annesi geldiğinde bana fırça attırdı. çişimi yaptım demişti. meğerse kakasını yapmış. annesi de bana kızdı. ayşe de "kandırdım. hok monik" diye gülüyor. şu anda elinde makasla kağıtları kesip birbirine yapıştırıyor. annesi makasla koşmasına kızmış diye makası annesinden saklayarak taşıyor. köpek yıkama oyununu oynadı. sonra da balerin oyunu... artık uykusu geldi herhalde...
24 ARALIK 2014 ÇARŞAMBA
sabah evden erken çıkmam gerektiği için babannesi bize geldi. ayşe de uyandı. sonra beraber gitmişler. öğleden sonra göz doktoruna götürecektik. (gözünün bozuk olduğundan şüpheleniyoruz uzun zamandır. Tv yi falan yakından seyrediyor.)
ama ayşe babannesiyle anneannemi ziyarete gitmişler teyzeme... orada da uyumuş. gidemedik yani... akşam babannesi getirdi eve... akşam rutin bir akşamdı. ama uyuyacağına yakın minika açtırdı. daldı uyudu diye kanal değiştirdim. anında gözünü açıp minika dedi. olmaz dedim açmadım. bana küstü. gitti uyudu.
ama ayşe babannesiyle anneannemi ziyarete gitmişler teyzeme... orada da uyumuş. gidemedik yani... akşam babannesi getirdi eve... akşam rutin bir akşamdı. ama uyuyacağına yakın minika açtırdı. daldı uyudu diye kanal değiştirdim. anında gözünü açıp minika dedi. olmaz dedim açmadım. bana küstü. gitti uyudu.
23 Aralık 2014 Salı
23 ARALIK 2014 SALI
sabah uyanmadı bir türlü. saat 10 gibi uyandı. hemen babannesine götürecek oldum. istemedi. evde beraber kalacakmışık. işe gitmem gerek deyip götürdüm. montunu ters giydi inadına. yol boyunca kafasını omzuma gömdü. adeta yapıştı bana. öyle gittik. mutlaka yüzünü yola dönen çocuk hiç kafasını kaldırmadı. babannesinden akşam ben aldım. kapıyı ayşe açtı. biraz oturduk babannesinde.. babannesinin yüzünü kolunu elini ıslak mendille silip "çok temiz oldun babanne" diyormuş. bir de nesquik istiyormuş babannesinden. yok denince de markette var diyormuş. pazarda çilek istemiş. varmış görmüş istemiş. aralıkta çilek.. allah allah.. almışlar. yemiş.. ev gidelim dedi. giyindi geldi. markete gidip nesquik ve patlayan şekerli meyveli yoğurt aldık. yol boyunca bayır aşağı giderken elimden tutup "huyooo" diye bağırarak koşturduk. kendi koşuyor. beni de çekiştiriyor. mecbur ben de koştum ama diz nanay oldu. yolun yarısını topallayarak yürüdüm. "beni teselli ediyor. "baba, son kaldı" diye.. evde ayakkabılığın üzerine çıkıp kapıyı o çaldı. yemekte de gene çift sandalyenin üzerine çıkıp yemek yedi. şu anda bütün oyuncakları dağıtmış, oynuyor.
gece neler olduğunu anlattı annesi. böylece neden saat 10da uyandığı ortaya çıktı. hanfendi gece herkesi yatırmış. (ben zaten erken uyumuştum) annesine de sen yat demiş. laptopun başında video seyretmiş. annesi 01.30 gibi uyanmış. bakmış, ayşe hala video seyrediyor. annesini gene uyumaya göndermiş. evde herkes uyuyor. ayşe tek başına ayakta. geve 2-3 gibi annesi uyanıp baktığında ayşeyi bütün bebeklerini yanına alıp yatıp uyuduğunu görmüş. velhasılı saatler boyu evde yalnız kalmış. korkmuyor da velet... ne yalnızlıktan ne karanlıktan... doğduğundan beri korkusu yok...
gece neler olduğunu anlattı annesi. böylece neden saat 10da uyandığı ortaya çıktı. hanfendi gece herkesi yatırmış. (ben zaten erken uyumuştum) annesine de sen yat demiş. laptopun başında video seyretmiş. annesi 01.30 gibi uyanmış. bakmış, ayşe hala video seyrediyor. annesini gene uyumaya göndermiş. evde herkes uyuyor. ayşe tek başına ayakta. geve 2-3 gibi annesi uyanıp baktığında ayşeyi bütün bebeklerini yanına alıp yatıp uyuduğunu görmüş. velhasılı saatler boyu evde yalnız kalmış. korkmuyor da velet... ne yalnızlıktan ne karanlıktan... doğduğundan beri korkusu yok...
22 Aralık 2014 Pazartesi
22 ARALIK 2014 PAZARTESİ
Sabah çok ama çok erken uyanıp salona geldi çişini etmeye... sabahın köründe bebeklerini toplayıp yatak odasına gitti. sabah normal saatte baktığımda yatakta bebeklerle oynuyordu. beni de çağırdı. bebeklerle senaryo kurup oyun oynadık. bitince gitmek istedim. ayşe, bitti'den anlamadığı için oyuna devam edeyim istiyor. ben yeter dedim. oynamadım. ayşe de bana küstü. uzun süre yatakta oturdu. yanıma gelmedi. sonra geldi ve kollarını kavuşturarak bana küstüğünü söyledi. babannesine götürdüm bisikletiyle.. akşam abisi almış. annesi gelirken bimdn birşeylr istedi telefonla.. ayşe telefonu eline alıp bana birşeyler söyledi sanırım kızıyor. çilekli süt alayım mı dedim. kabuletti. eve geldiğimde bilgisayarda birşeyler seyrediyordu. hiç istifini bozmadı. ama maalesef yemekten önce 2 kutu sütü içti. akşam üzeri de annesine küsmüş, mum altlıklarını ağzına soktuğuna kızdığı için...
20-21 ARALIK 2014 CUMARTESİ PAZAR
Bu iki günü taaa 5 ocak günü yazıyorum. o yüzden neredeyse herşey buharlaştı, uçtu. ama hayat boyu unutmayacağımız birşey olmuştu. maaile dışarıya gezmeye gittik. kayhanda annesi ayşenin burnunu silmek için sümkürttü ve ayşenin burnundan kol düğmesi çıktı. nasıl ve niye girdiğini açıklamıyor ama herhalde kendi soktu. sorunca suratı düştü. ödümüz koptu. özellikle annesi panik oldu. ben de bazı tavırlarımı yumuşatma kararı aldım.(annesine karşı)
ayşe dışarıda olduğumuz zaman zarfında sürekli olarak kucakta taşınmak istedi. taşındı da.. kah ben, kah abisi, kah annesi.. büyükler yürür. sen de büyüksün dediğimizde kıvırma yolu olarak "yoruldum" demeyi keşfetti. sürekli kullanıyor. heykelde şekerlemeciye uğradık. cennete girmiş gibi oldu. kendine bir sürü şey aldı.
ayşe dışarıda olduğumuz zaman zarfında sürekli olarak kucakta taşınmak istedi. taşındı da.. kah ben, kah abisi, kah annesi.. büyükler yürür. sen de büyüksün dediğimizde kıvırma yolu olarak "yoruldum" demeyi keşfetti. sürekli kullanıyor. heykelde şekerlemeciye uğradık. cennete girmiş gibi oldu. kendine bir sürü şey aldı.
19 Aralık 2014 Cuma
19 ARALIK 2014 CUMA
sabah gene erkenden uyandı. 1 saat kadar laptopta barbi giydirme oynadı. barbinin köpeğini yıkama oyunu bulduk. onu oynadı. sonra giydirip babannesine götürdüm. yolda gene kucakta taşındı. kucakta taşınmakla büyük olmanın bağdaşmadığını söylediğimde ağzında birşeyler geveledi. ne dediğini anlamadım ama muhtemelen zaten anlaşılacak birşey söylemiyordu zira diyebileceği birşey yok.
babannesinde rahatça kaldı. hatta ben daha otururken bana el sallayıp gitmemi istedi. akşam pazardan eve geldiğimde kapıda torbaları taşımak istedi. 3 kiloluk soğan torbasıyla 1 kiloluk başka bir torbaya hamle etti. taşıyamazsın dedim. "ben büyü" dedi. ve kaldırıp annesinin yanına gitti. ona da büyüdüğünü gösterdi. büyümüş olmak ayşe için çok önemli. yemekten önce çiğ sucuk yemiş. çiğ sucuğun güzel olduğunu söylüyor. pek birşey yemedi. annesiyle berenin dersleri ve durumu hakkında tartıştığımızda ayşe müdahale edip kavgayı yatıştırmaya çalışıyor. anlıyormuş meğer çocuk. baba burda kalsın. gitmesin bile dedi. artık daha dikkatli ve tahammüllü olmalıyım. hiç değilse ayşeyi kurtaralım.
unutmadan yazmalıyım. ayşenin ağzından son zamanlarda en çok çıkan iki söz: "hok komik ve hok güzel"
annesi bir şeftali bin şeftaliyi okumaya başladı. ayşeye. .. ayşe bir yandan dinliyor bir yandan da bloklarıyla kule yapıyordu. sonra hikayeyi dinlerken oturduğu yerde uyuyakaldı. ilk defa böyle uyuyor.
babannesinde rahatça kaldı. hatta ben daha otururken bana el sallayıp gitmemi istedi. akşam pazardan eve geldiğimde kapıda torbaları taşımak istedi. 3 kiloluk soğan torbasıyla 1 kiloluk başka bir torbaya hamle etti. taşıyamazsın dedim. "ben büyü" dedi. ve kaldırıp annesinin yanına gitti. ona da büyüdüğünü gösterdi. büyümüş olmak ayşe için çok önemli. yemekten önce çiğ sucuk yemiş. çiğ sucuğun güzel olduğunu söylüyor. pek birşey yemedi. annesiyle berenin dersleri ve durumu hakkında tartıştığımızda ayşe müdahale edip kavgayı yatıştırmaya çalışıyor. anlıyormuş meğer çocuk. baba burda kalsın. gitmesin bile dedi. artık daha dikkatli ve tahammüllü olmalıyım. hiç değilse ayşeyi kurtaralım.
unutmadan yazmalıyım. ayşenin ağzından son zamanlarda en çok çıkan iki söz: "hok komik ve hok güzel"
annesi bir şeftali bin şeftaliyi okumaya başladı. ayşeye. .. ayşe bir yandan dinliyor bir yandan da bloklarıyla kule yapıyordu. sonra hikayeyi dinlerken oturduğu yerde uyuyakaldı. ilk defa böyle uyuyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
22 EKİM 2017 PAZAR
sabah gene enselendi. Koltuğun arkasından kafasını çıkardığı an gözgöze geldik. Kahvaltı için dünden yapılmış akıtmalara nutella sürüp verd...
-
Sabah 9.30 da pıtı pıtı ayak seslerini duydum. Zaten hemen hemen her zaman bu sesi duyuyorum. Çok ta hoşuma gidiyor. Elinde biberonu yanıma ...
-
Bugün pek kayda değer birşey olmadı ama dün ve önceki gün abisine yaptırdığı salıncak olayı var. abisinin barfiksine ip bağlatıp kendisi içi...
