Ankaradayız. Ayşe efrayla oynuyor. Geçenlerde yaptığımız telaffuz çalışması sonuç vermiş, EA değil, EFA diyor.
Geçtiğimiz günlerle ilgi yazılması gereken en önemli şey, meslek seçimi... Veteriner olacakmış. Abisi hastaneye gittiğinde doktor olmaya karar vermiş ama hayvan doktoru...
Bir de evde süslenip püslenip klip çekmesi var. Abisinin aldığı barfiks çubuğunda barfiks çekmesi var, tabii destekli... ayrıca ip bağlatıp salıncak ta yaptırdı kendine... hem kendi sallandı hem bebeklerini sallladı.
Ankaraya giderken terminal otobüsünün bomboş olmasına hayret etti.
25 Haziran 2016 Cumartesi
23 Haziran 2016 Perşembe
23 HAZİRAN 2016 PERŞEMBE
hava çok sıcak. ortalık yanıyor ama bizim süslü, pembe abiye elbise ile geziyor. sentetik kumaşla nasıl rahat ediyor, bilmem..
ama asıl olay, benden teleskop istemesi. yıldızlara bakmak istiyormuş. bunu daha önce de istemişti. astronomiye epey meraklı... babası gibi...
ama asıl olay, benden teleskop istemesi. yıldızlara bakmak istiyormuş. bunu daha önce de istemişti. astronomiye epey meraklı... babası gibi...
22 Haziran 2016 Çarşamba
22 HAZİRAN 2016 ÇARŞAMBA
Ayşe evde uzun eteklerini giyip geziniyor. abiye ile gezmeye meraklı... süslü şey... bugün arka odada müzik açıp dans ediyor. siyah gözlükleri takmış. ortalıkta geziniyor. annesi, "gel de küçük ergeni gör" diyor. gecenin bir yarısı olmasına rağmen eteğini çıkarmayı reddediyor.
12 Haziran 2016 Pazar
12 HAZİRAN 2016 PAZAR
Bugün bazı harfleri telaffuz etme çalışması yaptık ayşeyle... patlamalı harfleri telaffuz edemiyor hala... yani, ç-f-v-p-l gibi... ben belirgin ağız hareketleriyle harfleri telaffuz ederken, ağzıma bakmasını istedim. ardından da aynı harfleri söylemesini... L dışında hepsini söylettim. sonra kelime içinde de yapabilecek mi diye "evet" demesini istedim. "eyee" yerine "evett" dedi. becerdik yani...
bisikletle gezmeye iyice alıştı ve merak sardı. her yere bisikletle gidiyor. ama birşey ortaya çıktı ki; sağı solu unutmuş. tekrar öğretmeye çalıştım ama öğrenmekte zorlanıyor. dağıldı. ben de üstelemedim.
yatakta ailecek oynaşırken, insanların üzerine tüm gücüyle ve dizlerini gömecek şekilde atlıyor. hiç acıması yok. bir de son zamanlarda annesine "10 senelik annem" diye sarılıyor. gülüyoruz bol bol..
bisikletle gezmeye iyice alıştı ve merak sardı. her yere bisikletle gidiyor. ama birşey ortaya çıktı ki; sağı solu unutmuş. tekrar öğretmeye çalıştım ama öğrenmekte zorlanıyor. dağıldı. ben de üstelemedim.
yatakta ailecek oynaşırken, insanların üzerine tüm gücüyle ve dizlerini gömecek şekilde atlıyor. hiç acıması yok. bir de son zamanlarda annesine "10 senelik annem" diye sarılıyor. gülüyoruz bol bol..
5 Haziran 2016 Pazar
05 HAZİRAN 2016 PAZAR
Dün ablasını alıp geldik adapazarından... arabada keyfi gayet yerindeydi. araba oyunu oynamadık nedense... yazmışmıydım, bilmem, araba oyununun ayşe versiyonunu oynuyoruz. o bir hece söylüyor. o heceyle başlayan kelime öylüyoruz. 2. tur yok. sonra gene ayşe yni bir hece söylüyor. söylediği heceyle başlayan kelimeyi önceden kafasında belirliyor. sonra hecesini söylüyor. 2. turda aynı heceyle başlayan kelime bulmakta zorlanıyor. hatta bulamıyor. ancak geri geri saymayı beceriyor. bunu da bir çizgifilm aracılığıyla öğrendi. son zamanlarda yabancı dildeki konuşmaların ne anlama geldiğini sormayı alışkanlık haline getirdi. TV de bi çizgifilmde "final countdown" çalıyor. bu vesileyle countdown'ın gerisayım anlamına geldiğini konuştuk. artık geri sayabiliyor. günün bombası ise aşk ve aşık olmakla ilgili düşünceleri... annesiyle ablasına anlattığına göre; birisini yanağından öpersen aşık olurmuşsun. ama öpülen aşık olmazmış. o da öperse aşık olurmuş. iki kere öperse daha çok aşık olunuyormuş. hiç ayrılınmıyormuş. iki kişi aynı kişiyi öperse birbirlerinin peşinden koşarlarmış. eğer öpmeden sadece yanağını değdirirsen aşk bitiyormuş. kızımın 5 buçuk yaş itibariyle aşk üzerine faraziyeleri bunlar... herhalde okulda gelişen ve yerleşen düşünceler...
bir de şu var : ablasının bardağından buz alıp eline yüzüne sürmüş ve "oh be! ateşim söndü" demiş.
Akşam yemeğinden sonra laptopta, youtube'tan "Comfortably Numb" dinliyordum. Ayşe birden bana dönüp, "baba, doğum günümde bunu çal" dedi. vay be... şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım. ama bu şarkıda bi tılsım, sihir var. yıllar evvel alt sosyokültürel katmandan gelen arabeskten başkasını bilmeyen vesile bile, bu şarkıdan hoşlanmıştı. kızım, haydi haydi sever.
bir de şu var : ablasının bardağından buz alıp eline yüzüne sürmüş ve "oh be! ateşim söndü" demiş.
Akşam yemeğinden sonra laptopta, youtube'tan "Comfortably Numb" dinliyordum. Ayşe birden bana dönüp, "baba, doğum günümde bunu çal" dedi. vay be... şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım. ama bu şarkıda bi tılsım, sihir var. yıllar evvel alt sosyokültürel katmandan gelen arabeskten başkasını bilmeyen vesile bile, bu şarkıdan hoşlanmıştı. kızım, haydi haydi sever.
26 Mayıs 2016 Perşembe
26 MAYIS 2016 PERŞEMBE
Dün okuldan almadan okul parkında oynamak istedi ama özellikle arda ile... ardayı çağırdı. oynamaya başladılar. ardaya karşı ilgisi var. ilk aşkı...
video
dönerken çikolata alalım dedi. kastettiği millipazarda satılan poğça, kurabiye tarzı şeyler... çikolata kaplı kalp şeklinde zımbırtılardan alıyor oradan her geçişimizde... yani hergün... markettekiler para da istemiyorlar bir tane tadımlık alıyor diye...
öğleden sonra babannesine bıraktım. akşam parkta bir çocukla tanışıp onunla oynadı. unutmadan yazmamız gereken birşey var. konuşması... mesela... evet yerine eyee, istiyorum yerine istii
ne zaman tam konuşacak, merak ediyorum.
bugün ise sabah çok asabi uyandı. herkese ve herşeye kızıyor, bağırıyor. öğlen erken aldım. zaten hava yağmurlu... evde şirinler filmini açtırdı. kumandada filmi dondurup yeniden başlatmayı öğrenmiş, ben daha bilmiyorum. bana da öğretiyor haspam...
video
dönerken çikolata alalım dedi. kastettiği millipazarda satılan poğça, kurabiye tarzı şeyler... çikolata kaplı kalp şeklinde zımbırtılardan alıyor oradan her geçişimizde... yani hergün... markettekiler para da istemiyorlar bir tane tadımlık alıyor diye...
öğleden sonra babannesine bıraktım. akşam parkta bir çocukla tanışıp onunla oynadı. unutmadan yazmamız gereken birşey var. konuşması... mesela... evet yerine eyee, istiyorum yerine istii
ne zaman tam konuşacak, merak ediyorum.
bugün ise sabah çok asabi uyandı. herkese ve herşeye kızıyor, bağırıyor. öğlen erken aldım. zaten hava yağmurlu... evde şirinler filmini açtırdı. kumandada filmi dondurup yeniden başlatmayı öğrenmiş, ben daha bilmiyorum. bana da öğretiyor haspam...
23 Mayıs 2016 Pazartesi
23 MAYIS 2016 PAZARTESİ
Dün otobüste uykusunu aldığı için gece uyumak bilmedi. hatta ben uyuduğumda hala uyanıktı. sabah ta uyanmadı haliyle.. giydirirken uyandı. çoğu zaman olduğu gibi omuzumda okula gitti. kapıda gene gözleri nemlendi. ve gene her zaman olduğu gibi biraz bahçede beklememi istedi. bu sefer insaflı davrandı. biraz vurgusu ilk defa...
konuşmusı hala biraz problemli. bazı laflarını anlayamıyoruz. patlamalı seslerin hiçbirini telaffuz edemiyor p, ç, ş mesela.. ama kurduğu cümleler akılalmaz.. adeta eğitimli yetişkin insan.. kelime hazinesi de geniş.. bizim meşhur kelime oyununu da oynamaya meraklı.. ama aklına pek kelime geldiği söylenemez.
okul çıkışı cantık yedi. bayılıyor cantığa.. öğleden sonra annesin bıraktım. akşam üzeri setbaşında buluştuk. bana yağmurluk alırken, "bana da birşeyler alırız belki" dedi. hiçbirşeye ihtiyacı olmadığını söyledik. "belki beğeniriz" dedi. ben de beğensek bile almayız, çünkü lazım değil, ihtiyacımız yok" deyince bana küstü. klasik pozlarını takındı. kollar kavuşturuldu, dudaklar şişirildi. eve dönerken, pideli köfte yemeye karar verdik. yolda baloncu gördü. ya balon ya pideli köfte dedim. zaten ben pek aç değilim dedi. ama ben ve annen çok açız, balon almıyoruz dedim. bana fırçayı bastı. "rejim yapmasaydın karnın tok olurdu" gece gene çok geç yattı.
konuşmusı hala biraz problemli. bazı laflarını anlayamıyoruz. patlamalı seslerin hiçbirini telaffuz edemiyor p, ç, ş mesela.. ama kurduğu cümleler akılalmaz.. adeta eğitimli yetişkin insan.. kelime hazinesi de geniş.. bizim meşhur kelime oyununu da oynamaya meraklı.. ama aklına pek kelime geldiği söylenemez.
okul çıkışı cantık yedi. bayılıyor cantığa.. öğleden sonra annesin bıraktım. akşam üzeri setbaşında buluştuk. bana yağmurluk alırken, "bana da birşeyler alırız belki" dedi. hiçbirşeye ihtiyacı olmadığını söyledik. "belki beğeniriz" dedi. ben de beğensek bile almayız, çünkü lazım değil, ihtiyacımız yok" deyince bana küstü. klasik pozlarını takındı. kollar kavuşturuldu, dudaklar şişirildi. eve dönerken, pideli köfte yemeye karar verdik. yolda baloncu gördü. ya balon ya pideli köfte dedim. zaten ben pek aç değilim dedi. ama ben ve annen çok açız, balon almıyoruz dedim. bana fırçayı bastı. "rejim yapmasaydın karnın tok olurdu" gece gene çok geç yattı.
22 Mayıs 2016 Pazar
22 MAYIS 2016 PAZAR
Ayşe ve annesi 4 günlüğüne gittikleri ankaradan döndüler. annesinin yazmamı istediği birşey var. ankarada, teyzesi, annesi, annannesi ve efra ev temizliğine girişmişler. bizimki ise uzun süslü eteğini ve yeni ayakkabılarını giyip bacak bacak üstüne atıp evin hanımefendisine gibi koltuğa kurulmuş. bu arada; kendine uzun süslü etek diktirdi annesinin terzisinde... giyip giyip geziyor. birkaç kere eziyetini de yaşadı ama gene de giyiyor. süslü kokoş... geçenlerde kendi için topuklu ayakkabı da istemişti. olmaz dedik. tam şu anda "sütlü, köpüklü" istedi. kahve yani... bir süredir çikolata zannıyla kahve içmeyi alışkanlık edindi.
asıl yazmam gereken ise, resim konusunda kendini (ve galiba beni de) aşmaya başlaması... artık mükemmel kompozisyonlar oluşturuyor. rüzgarda saçları savrulan çocuk falan gibi şeyler çizmeye başladı. bir de çizdiği resimleri makasla kesip yapıştırıp 3 boyutlu resimler oluşturması var ki, görülmeye değer... sanatçı paketi işbaşında... son yaptığını anlatayım. kağıda çizilmiş bir kayık resmini kesti. pipetten direk yapıştırdı. direğin tepesine kağıttan bayrak.. üstü kırmızı ayyıldızlı... kayığın içine başka bir kağıttan çizilip kesilmiş bi' kadın... kayığın altına da başka bir kağıda çizilmiş mavi bir deniz, içinde küçük bir kayalık bile var. bunların hepsini birbirine yapıştırdı. ortaya mükemmel bi eser çıktı.
TV de matrix'i seyrederken, açılıştaki meşhur akan yazılara, yaptığı yorum beni benden aldı. "doroemon yazıları" o ana kadar farketmemiştim. hakkaten de akan yazılar japon harfleri ve doreomon adındaki japon çizgifilminden o harfleri tanımış. zaten bana sorup duruyordu jenerik şarkısını bu hangi dil diye... yabancı dilin aşina olmadığı dillerden biri olduğunu anlamış. malum, yabancı dillere epey aşina... ingilizce zaten kaçınılmaz şekilde maruz kaldığımız bir dil, ayrıca, masha dolayısıyla rusça, pocoyo nedeniyle ispanyolcaya falan epey kulağı yatkın...
asıl yazmam gereken ise, resim konusunda kendini (ve galiba beni de) aşmaya başlaması... artık mükemmel kompozisyonlar oluşturuyor. rüzgarda saçları savrulan çocuk falan gibi şeyler çizmeye başladı. bir de çizdiği resimleri makasla kesip yapıştırıp 3 boyutlu resimler oluşturması var ki, görülmeye değer... sanatçı paketi işbaşında... son yaptığını anlatayım. kağıda çizilmiş bir kayık resmini kesti. pipetten direk yapıştırdı. direğin tepesine kağıttan bayrak.. üstü kırmızı ayyıldızlı... kayığın içine başka bir kağıttan çizilip kesilmiş bi' kadın... kayığın altına da başka bir kağıda çizilmiş mavi bir deniz, içinde küçük bir kayalık bile var. bunların hepsini birbirine yapıştırdı. ortaya mükemmel bi eser çıktı.
TV de matrix'i seyrederken, açılıştaki meşhur akan yazılara, yaptığı yorum beni benden aldı. "doroemon yazıları" o ana kadar farketmemiştim. hakkaten de akan yazılar japon harfleri ve doreomon adındaki japon çizgifilminden o harfleri tanımış. zaten bana sorup duruyordu jenerik şarkısını bu hangi dil diye... yabancı dilin aşina olmadığı dillerden biri olduğunu anlamış. malum, yabancı dillere epey aşina... ingilizce zaten kaçınılmaz şekilde maruz kaldığımız bir dil, ayrıca, masha dolayısıyla rusça, pocoyo nedeniyle ispanyolcaya falan epey kulağı yatkın...
16 Mayıs 2016 Pazartesi
16 MAYIS 2016 PAZARTESİ
Amma uzun zamandır ara vermişim. Bu boş geçen zaman için ilk yazılması gereken Ayşenin herkese ve herşeye "atar" yapması... son birkaç haftadır bitti ama bir ara özellikle annesine ama bana, abisine atar'ın allahını yaptı. hep azar... hep fırça... hatta bu şimdiden böyleyse ergenliği feci olur diye düşündük. erken ergenlik gibi bir dönem yaşadık.
bir sürü olay oldu ama vakitlice yazmayınca unuttum gitti. ama bu süreçte bisiklet aldık ayşeye... iki tekerlekli.. yanda destek tekerleri... ilk kültürparkta bindi. sonrasında okuldan bisikletle gelsin diye okula götürdüm. istemedi. bugün ise evin önünde kaldırımda bindi. hafif meyilde yukarı çıkarken zorlanıyor ama aşağı hızla inerken çok hoşuna gidiyor. kaldırımdaki bir adamın tam ayşe yanından geçerken ayşenin önüne çıkması sonucu ilk bisikletten düşüşünü yaşadı. bir bok olmadı ama canı biraz tatlı... o an ağlamadı ama eve gittikten sonra sızlanıp zırlamaya başladı. ben de fırça attım. dizinde basit bir sıyrık var ama sekerek ve topallayarak yürüyor velet... benden azarı yiyince arka odaya gidip kapıyı kapattı. artık kendini yalıtıyor kızıp küsünce... son 2 aydır bunu sık sık yaşadık. bir de kızdığında dudaklarını büzmesi yok mu...
okuldaki yılancılık oyunu aktarılmalı.. bahçe hortumu ile çocukları okul bahçesinde kovalıyorum. çok hoşlarına gidiyor.
bir sürü olay oldu ama vakitlice yazmayınca unuttum gitti. ama bu süreçte bisiklet aldık ayşeye... iki tekerlekli.. yanda destek tekerleri... ilk kültürparkta bindi. sonrasında okuldan bisikletle gelsin diye okula götürdüm. istemedi. bugün ise evin önünde kaldırımda bindi. hafif meyilde yukarı çıkarken zorlanıyor ama aşağı hızla inerken çok hoşuna gidiyor. kaldırımdaki bir adamın tam ayşe yanından geçerken ayşenin önüne çıkması sonucu ilk bisikletten düşüşünü yaşadı. bir bok olmadı ama canı biraz tatlı... o an ağlamadı ama eve gittikten sonra sızlanıp zırlamaya başladı. ben de fırça attım. dizinde basit bir sıyrık var ama sekerek ve topallayarak yürüyor velet... benden azarı yiyince arka odaya gidip kapıyı kapattı. artık kendini yalıtıyor kızıp küsünce... son 2 aydır bunu sık sık yaşadık. bir de kızdığında dudaklarını büzmesi yok mu...
okuldaki yılancılık oyunu aktarılmalı.. bahçe hortumu ile çocukları okul bahçesinde kovalıyorum. çok hoşlarına gidiyor.
26 Mart 2016 Cumartesi
26 MART 2016 CUMARTESİ
Bugün sabah yaptığı mutlaka yazılmalı... resimli hikaye kitabı yaptı... gerçekten yaptı... bir ev, yanında insanlar ve ağaçlar olan bir resim yaptı. resimde bir de tırtıl vardı. sonra aynı resmi başka bir sayfaya daha çizdi ama tırtıl koza olmuştu. sonraki sayfada, aynı kompozisyon gene verdı ama koza ağaca asılıydı. sonrakinde ise kelebek olmuştu. n sonunda da bu resimleri kendince bir araya getirip ciltledi. saklamamız gereken bir emanet bence...
hafta içinde benle eskişehire geldi adeti olduğu üzere... gündüzleri dükkanda geçirdi. akşamı ise geme sebebi olan umayın odasında... gece, sabaha karşı, fındık, dayısını uyandırmak için havlıyor. ayşe de sse uyanmış ve yanına gittiğimde odanın ortasında ağlıyordu. neyse ki o daha uaynmadan hamle etmişim de çok korkmadı. yanına yattım. aynı annesi gibi yatıyor. ahtapot tarzı.. koluyla bacağıyla beni sardı.
atlanmadan yazılması gereken birşey de bit mücadelesi... okuldan eve bit getirmiş. zaten günlerdir kafasını kaşıyıp duruyordu. sebebi bitmiş. bit ilacı işe yaramadı. biz de gazyağı sürdük. anası kılıklı, gaz kokusuna bayıldı. yanıma gelip saçlarını koklatıyor, "ne güzel kokuyor di mi" diyerek... anası gibi kimyasal kokulara bayılacak anlaşılan...
bir de okul kapısında gözünün yaşarması meselesi var.. ağlamıyor ama epey ağlamaklı oluyor. alışkanlık haline geldi...
hafta içinde benle eskişehire geldi adeti olduğu üzere... gündüzleri dükkanda geçirdi. akşamı ise geme sebebi olan umayın odasında... gece, sabaha karşı, fındık, dayısını uyandırmak için havlıyor. ayşe de sse uyanmış ve yanına gittiğimde odanın ortasında ağlıyordu. neyse ki o daha uaynmadan hamle etmişim de çok korkmadı. yanına yattım. aynı annesi gibi yatıyor. ahtapot tarzı.. koluyla bacağıyla beni sardı.
atlanmadan yazılması gereken birşey de bit mücadelesi... okuldan eve bit getirmiş. zaten günlerdir kafasını kaşıyıp duruyordu. sebebi bitmiş. bit ilacı işe yaramadı. biz de gazyağı sürdük. anası kılıklı, gaz kokusuna bayıldı. yanıma gelip saçlarını koklatıyor, "ne güzel kokuyor di mi" diyerek... anası gibi kimyasal kokulara bayılacak anlaşılan...
bir de okul kapısında gözünün yaşarması meselesi var.. ağlamıyor ama epey ağlamaklı oluyor. alışkanlık haline geldi...
16 Mart 2016 Çarşamba
16 MAYIS 2016 ÇARŞAMBA
bugün okula göndermedim. dünden beri öksürüyor. hasta sayılmaz ama tedbiri elden bırakmamak lazım.. saçını kaşıyıp duruyor 2 gündür. bit bulaşmış olmasın... annesine saçlarını da kontrol ettirmiyor.
unuttuğum birşeyi yazayım. okula giderken de gelirken de omuzumda geliyor. apartman merdivenlerinde omuzumda olduğunda tavandan elma topluyor ve yiyor. bunu eğlenceye çevirdi.
unuttuğum birşeyi yazayım. okula giderken de gelirken de omuzumda geliyor. apartman merdivenlerinde omuzumda olduğunda tavandan elma topluyor ve yiyor. bunu eğlenceye çevirdi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
22 EKİM 2017 PAZAR
sabah gene enselendi. Koltuğun arkasından kafasını çıkardığı an gözgöze geldik. Kahvaltı için dünden yapılmış akıtmalara nutella sürüp verd...
-
Sabah 9.30 da pıtı pıtı ayak seslerini duydum. Zaten hemen hemen her zaman bu sesi duyuyorum. Çok ta hoşuma gidiyor. Elinde biberonu yanıma ...
-
Bugün pek kayda değer birşey olmadı ama dün ve önceki gün abisine yaptırdığı salıncak olayı var. abisinin barfiksine ip bağlatıp kendisi içi...