31 Ekim 2013 Perşembe

01 KASIM 2013 CUMA

sabah çok erken uyandı. annesi gitmemişti. Salonda yatıyordu. uyanır uyanmaz TRT Çocuk açtık. badileriyle beraber tost yedi masaya oturup... ablası okul çantasını hışımla aldığı için ağladı. teselli ettik. annesi giderken pek gitmesini istemedi. sonra da oturağını sehpaya yanaştırıp tostunu yemeye devam etti. ardından koltuğa yattı, ağzında biberon, pepee seyrediyor. Tv deki sahnelere göre konuşup duruyor. mama, hav hav falan...
yatarken bir ara battaniyle yüzünü kapatıp oyun oynamaya başladı. yüzünde güller açıyor. gayet neşeli... yumurta ister misin dedim. iki işareti yaptı. pişirdim. bir yandan yiyor, bir yandan da tv seyrediyor. TV seyrederken canım kardeşimde Barış Mançolu bölüm vardı. orada harflere bakıp "B" dedi. sonra koşa koşa laptopun başına kucağıma gelip painti açmamı işaret etti.
bazı harflere bastı. ısrarla "B" ye basmıyor. "H" harfine basınca yukarı tırmanma hareketi yaptı. demek ki merdivenle bağlantı kurdu. her sefer olduğu gibi önce pembe rengi açtırıyor. ardından anne ve baba rengi sonra da "vööö" rengi...
Kuş hususunda gene eski huyu devam ediyor. kuş görünce cik cik diyor ve kafasının tepesini gösteriyor parmağıyla... hatta bugün kollarını kanat gibi açıp cik cik diyerek evin içinde koşmaya başladı. Bunu daha önce de yapmıştı.
bonibonları sehpaya yaydı. bir tanesini bana verdi. bir tanesini kenara ayırdı anne diyerek. başka bir tanesini de guga diyerek ağzına attı.
gelip gelip tişörtümü gösteriyor. ilk başta anlamadım ne demek istediğini... önce tişörtümü gösteriyor sonra da fareyi eline alıyor. sonra jeton düştü. tişörtümün üstünde bi farenin alttan ve üstten görünüşü var çizim olarak.. tevekkeli tişörtümü gösterip farenin altını gösteriyor. kalem istemeye başladı. kağıt kalem verdim. baka baka fare çizmeye başladı. ayrıntılara ne kadar dikkat ediyor. kaba hatlarını kendince çiziyor. üzerindeki küçük kaydırma topunu bile çizdi. sonra kendini çizdi. guga dedi. gözleri belirginleştirdi. gözlerini gösteriyor.
sabah çok erken uyandığı, gece de zaten çok geç yattığı için uykusu geldi. koltuğa yattı. biberonunu aldı. üstünü örttürdü. yattı. arka odada seni ayağımda sallayayım mı dedim. TV yi gösterdi. seyrede seyrede uyuyacak herhalde...
HAH HU... bu, hapşunun ayşecesi... TV de bir karakter hapşırdı. Ayşe de sesi böyle taklit etti.
Uyudu. 1,5 saat kadar sonra uyandı. evin içinde oynayıp oyalanıp duruyor. arabasını indirtti. ona biniyor. karnı acıkınca balık ve makarnayı gösterdim. makarnayı seçti. ketçap sıktı. işaretle mayonez de istedi. onu da sıktı. biraz yedi.. bugün özellikle Tv deki köpekler çok ilgisini çekiyor. her çıktığında hav hav diyor ve kuyruk sallıyor. (kıçını sallıyor yani)  bu arada bana da bir dakika rahat vermiyor. sürekli paçamda... şu an arabasıyla sehpanın altından uzattığım ayaklarıma çarpıyor "daaaa" diyerek... TV deki tel ali programında "A" harfi çıkınca "A" diyerek adını söylüyor. galiba bu harfi öğrenmiş. reklamlarda çocuk dergisi çıktı. dergiyi gösterip pepee müziği söylemeye başladı. pepee dergisi istiyor. daha önce birkaç sayı almıştık. şimdi de jengaları yere dizip harf oluşturmaya çalışıyor. yaptığı şekle a, u gibi isim veriyor. sabah ta jengalardan değişik şekiller yapmıştı. akşam 4 gibi tekrar yattı. uyumak üzere... bir şey daha vardı.. bir türlü aklıma gelmiyor.. beynim elden gitmeye başladı...
yattı uyudu ama çok az... uyandı. annesi geldiğinde beraber pazara gittik. bisikletiyle gitmek istedi ama poşet taşıma kolaylığı yüzünden bebek arabasıyla götürdüm. pazarda hangi tezgahtan nasıl ve ne zaman aldığını bile anlamadığım bi havucu tamamen yedi. ayrıca mandalina da yedi. mandalinayı sevdi. eve döndüğümüzde et yedi ama kendi yemek istedi. ketçap ve mayoneze banarak...(bir süredir ketçap mayoneze taktı) ancak et çok lime lime olduğu için çatalla alınmıyor ve ketçapa bulanması zor oluyor. ben yardım etmek isteyiince de kızıyor. akşam yemeğine semih geldi. pek sevdi semihi... ortalıkta koşturup sürekli konuşuyor bıdı bıdı... gece arabayla semihi götürürken ayşe de arabadaydı ama o kadar uykusu gelmişti ki araba kullanmak yerine kafasını göğsüme gömdü. hareketsiz durdu. nitekim eve gelince ayağımda salladım hemen uyudu. yazmayı unutmuşum. önemli... hemen ekleyeyim. trt çocukta bizim ninniler cd sinin reklamı çıkıyor sürekli.. ve orda da fış fış kayıkçı oynatılıyor. he çıktığında biz de fış fış kayıkçı hareketini yapıyoruz... üstelik reklam bittikten sonra bile devam etmek zorunda kalıyoruz.. tamam yeter kızım deyip zorlukla ikna edebiliyorum.

31 EKİM 2013 PERŞEMBE

sabah uyandı ve annesini göremeyince gene arıza çıkardı. ama neyse ki uzun sürmedi. Alelacele babanneye gittik. babannesiyle birlikte o da hastaneye gitmiş. akşam annesi aldı. akşamları parka uğramak istiyor ama hava karardığı için mümkün olmuyor. akşam babannesinden gelirken hamsi de getirmişler. ayıklayı yedirdim. "ham" diye diye ağzını açıp iştahla yedi. doyduktan sonra problem çıktı zira süt istedi. balığın üstüne süt vermedik. o yüzden biraz sıkıntı yaşadık. hatta bu yüzden bana küstü. annesiyle kavga ettik. birkaç saat sonra süt verdik. abisine ders çalışması için baskı yaptım. ders çalışmak sözkonusu olunca canı sıkıldı ve hıncını ayşeden çıkardı. ayşe badi badi diye diye peşinde dolaşıyordu. onu tersledi. ayşe de ağladı.

30 Ekim 2013 Çarşamba

30 EKİM 2013 ÇARŞAMBA

Bu sabah biraz geç uyandı. annesi olmadığı için gene huysuz ve mızıklıyor. kucağıma yattı. yarım saat kadar kucağımda yattı. arada birkaç kere yanağını öptüm. kızıp yanağını siliyor. sonra çişinin geldiğini gösterdi. ardından yumurta istedi ama iki tane... (ikiyi gene eski usul gösterdi) ben bir tane pişirdim. neden iki değil diye bozuldu. eki elinin işaret parmağını yanyana getirerek iki tane olacaktı diyor. yedikten sonra yatıp TV seyretmeye başladı. ağzında biberon... sonra kalktı. legolarla birşeyler yaptı. sonra tekrar yattı. birazdan babanneye götürecem. babanneye gidelim mi dediğimde kafasını olur anlamında salladı. sorun çıkmayacak herhalde...
Sorun çıkmadı hakkaten... Akşam almaya gittiğimde annesi de oradaydı. Ben BİM e alışverişe gittim. biraz sonra "baba baba" diye seslenerek ve koşarak geldi annesiyle beraber... kendine oyuncak çıkan yumurta ve bonibon aldı. emekleyen bebek çıktı... hep beraber eve yürümeye başladık. çok ama çok neşeli.. yolda hoplaya zıplaya yürüyor. sürekli kahkahalar atıyor. bi parka uğradık, kaydırak ve tahterevalliye bindi. salıncağa izin vermedim uzun sürer diye..  hiç itiraz etmedi. yolda sürekli kaldırımlardan yürüyor. annesi sokaktan yürüyor. aralarına araba girince kahkaha atarak anne diyor. annesi de arabaların arkasına saklanıyor. oyun oynuyorlar. kaldırımdan yürürken bi evin pencere parmaklıklarına kafasını çarptı. ağlamaya başladı. kucağıma aldım bi süre için... sonra gene yürümeye devam etti. annesi eve gitti. biz şaypaya gittik. yolda çişini işaret etti. ben de yol kenarına kuytu bi yere yaptırdım. şaypada tezgahtar kıza hiç sebep yokken posta koydu. sanırım geçen seferden o kıza bozuk... bilmiyoruz ama olsa olsa öyle birşey... eğer öyleyse kin tutuyor demektir. evde legolarla oynamaya daldı. hadi yemeğe hadi yemeğe dedim durdum. umursamayınca biraz kızgın söyledim. ağlayarak annesine gitti. yemekten sonra da uzay arabası denen zımbırtıya bindi. legoları da koymamı istedi. koyacak yer yok koyamam dedim. kızdı, arka odaya gitti. biraz sonra geldi. defter istedi. verdim. birşeyler çizmeye başladı. kuş çizebilir misin dedim. kafasını salladı olumlu anlamda... çizdi birşeyler...  
bir de kaç seferdir yazmayı unutuyorum. karşı sokaktaki bobinajcıya girmiştik aylar önce... şimdi dükkan boş.  her geçtiğimizde orayı gösteriyor.. unutmuyor orayı...
evin içnde oyalanır,oynarken yanıma geldi. kötü koku koklama hareketi yaparak çorabını gösterdi ayağını kaldırarak... çorabı kirlenmiş güya... bir kaç zamandır bunu da yapıyor... çorap don elbise... kötü koklama hareketi kirlenmiş demek... çıkartıyor.... yenisini giyiyor.

29 Ekim 2013 Salı

29 EKİM 2013 SALI

Sabah gayet neşeli uyandı. annesi yanında olduğundandır herhalde... evde uçan pepee balonuyla oynayıp durdu. balonun ipi tam erişme mesafesinde... yakalamak için zıplıyor. yakalayamıyor. parmak uçlarına yükseliyor. yakalayamıyor. aslında tam kıtı kıtına yetişiyor ama henüz koordinasyonu sağlayamıyor. o da yükselti oluşturup ipi yakalıyor. ben tahinli pide almaya giderken hemen kapıya yanaştı. ayakkabısını giydi. beraber gittik. kendine un kurbiyesi aldı. BİM de hem bonibon hem jelibon aldı. sadece birini alabilirsin. seç dedim. ikisini almak istedi sepete attı ama ben ısrar edince jelibonu seçti. dönüşte tahinli pide torbasını taşıması için ona vermiştim. onu da bana verdi. elini kolunu sallaya sallaya yürüdü. karşıdan karşıya geçerken yol kenarlarında araba geliyor gelmiyor alıştırmasını uygulamaya devam ediyoruz. evde et kavurma olmasına rağmen kendine yumurta da yaptırdı. hepsinden yedi. kendine guga demesi standartlaştı. Dün kuş'a tepki vermemişti.bugün TV de kuş çıkınca gene cik cik deyip kafasının üstünü gösterdi. toka sepetinden termometreyi almış. kolunun altına koyup ateşini ölçtük. sırıtarak bekliyor ve parmağıyla sus işareti yapıyor.
şimdi de tokalardan uçak yapmış... ses çıkararak onu uçuyor. parmağıyla dönme hareketi yapıyor. pervane de yapmış olabilir.
unutmuşum. parmağıyla çevirme, dönme hareketi yaparak çamaşır makinasını tarif ediyor.
şu anda yazı yazıyor. inanılmaz şekildd harflere benzeyen şeyler çiziyor ve yazarken heceliyor. gam hem falan gibi.. yazdıktan sonra da okuyor. ... guga...


kendi adını guga olarak söylemesi atık standart... insan yüzleri çiziyor. onları anneye ve babaya benzetiyor. geçen herkesin resmini çizmiş. pepee balonuyla o kadar çok oynuyor ki, abisi pepee balonunu almak isterken düşmüş, ayşe de pepee balonunu dövmüş. zaten saatlerdir badisiyle oyun oynuyor.
çok unutmaya başladım. yaptıklarının yarısı aklımdan çıkıyor. o yüzden parça parça yazabiliyorum. mesela, renklere verdiği isimler.. maviye baba, mora anne dediğini yazmıştım. asıl ilginç olan siyah... siyahı, korku sesiyle tarif ediyor. bööö benzeri bi ses çıkarıyor. bir de kağıt katlamak. çok iyi beceriyor... kağıt katlıyor. çok ta iyi beceriyor. legolarla bazı şekiller yapıyor. bi tane insana benzeyen bişey yaptı. ilginçti.. bi tabak kavurma et koydum sehpaya.. gitti geldi yedi...
sabah yolda kuyruğunu sallayan bi kediyi meakla seyretti. çok ilgisini çekti ve kendisi de kıçını sallamaya başladı. akşam kedi kuyruğunu nasıl sallıyordu dedim. gene kıçını sallamaya başladı. hala legolarla oynuyor.



şu anda kollarını açmış, cik cik diyerek bi sağa bi sola koşuyor. sürekli bişeyler söylüyor.  oynarken yüzükoyun yere kapaklandı. neredeyse yüzünü sdehpanın sivri tarafına çarpacaktı. kılpayı sıyırdı ama korktu ve ağladı. tüm akşam legolarla, balonla, abisiyle ve ablasıyla oynadı. TV de inek çıkınca müüü diyor. köpek çıktı. kuyruk sallamaya yani kıçını sallamaya başladı. pijamalarını çıkarmaya ve başka kıyafet giymek istiyor. neden diye sorunca parmağıyla çember çiziyor. çamaşır makinası yani kirlenmiş...
bugün aldığımız jelibom harf şeklindeymiş. "R" harfini getirip bana gösterdi ve "A" dedi. sonra tek tek bütün harfleri getirdi ve bana ne olduklarını söyletti. akşam üzeri de deftere yazı yazıp duruyordu. satırın dışına taşmadan harfe benzer şeyler karalıyor yazarken de okuyor...
unutmadan bugün telefon şarjını ararken biraz sinirlendim ve ayşe ilgi isterken onu tersledim. çok kırıldı ve ağlamaya başladı. sonra gönlünü almak için yanıma yatırdım ve beraber sarılarak yattık bi süre...

28 Ekim 2013 Pazartesi

28 EKİM 2013 PAZARTESİ

Sabah gene uyandığında annesini aradı. Salonda yatmıştı. çok geç yatmıştı. (02 civarı) o yüzden geç uyandı  ama gene arka odaya gidip annesini aradı. göremeyince bağırıp tepinmeye başladı. Sakinleşince koltuğa yatıp TV seyretmeye başladı. Biberonla süt te içiyor. kahvaltıda gene yumurta istedi. olmadığını görünce süt dilimi verdim. onu yedi. bir de cocopopsları sütsüz, çerez gibi kıtır kıtır yiyor. dün gece de yemiş. resim falan çizdi. legolardan kuş yaptı. ve yaptığı kuşu eliyle tutarak ve uçak sesi benzeri bi ses çıkararak odanın içinde koşarak uçurdu.

ha.. bu arada, bugün ilk defa kuş adı geçtiğinde ve kuş gördüğünde kafasının üstünü göstermedi. ancak TV de yıkanma sahnesi görünce yıkanmak istediğini gösterdi.
Öğlen annesi geldi. beraber çarşıya gezmeye gittiler. problemsiz bi gezintiymiş. sadece sonlara doğru arabasından inip kendisi itmeye başlamış. pideli köfte yemiş. tabi ki kendi kendine.... uçan pepee balonu almış. eve geldiğinde üç tekerlekli bisikletini balkondan çıkarttırdı. evde kendi kendine pedal çevirerek gezindi biraz... annesi oyuncakları toplayıp sepete koydu. hemen gelip hepsini yere döktü. uçan pepee balonuyla saatlerce oynadı. oyuncak sepetini ters çevirip ipine yetişiyor. ama sepet düz olmadığı için çok dikkatli ve temkinli.. göbek pırtlatma oyunu oynuyoruz. bayılıyor.. benden kaçıp saklanıyor.

27 Ekim 2013 Pazar

27 EKİM 2013 PAZAR

Sabah oldukça geç uyandı. gece biberon yokluğu ve zaten günden 01,30 gibi eve gelmek yüzünden geç uyumak yüzünden çok normal. biraz göbeğe pırt yapmaca oynadık. göbeğini saklıyor ve bacaklarıyla beni havaya kaldırıyor. bu esnada aaaaaaa diye çığlık atıyor. sonra da beni yere fırlatıyor. gülüyor. fakat göbek saklamaca biraz tuhaf. ben saldırayım diye göbeğini açıp gösteriyor, ben hamle edince de kapatıp kaçıyor :) Beraber biberon ve kahvaltılık almaya gittik. yolda kucağımda yatar pozisyonda taşıdım. gözüne güneş geldiği yerlerde gözünü iki eliyle kapıyor. Markette zürafalı biberon alacaz elbette ama illa ki küçük biberon istedi. ben de nasıl olsa lazım olur diye hem büyük hem küçük zürafalı biberon aldım. aylar önce o biberonu istemişti zaten. dönüşte gene kucak istedi. elimdeki torbayı gösterdim. ikinizi birden taşıyamam dedim. sırıtarak sırtımı gösterdi. vay eşşek vay... olmaz dedim. kollarını kavuştura kavuştura kızdı mızıldadı. simitçide küçük pizzalardan aldı kendine. börek te aldım. tam çıkarken fırın dikkatini çekti. fırına henüz konmamış simitleri gösterdi. kürek ustası bi tane pişmiş simit verdi. bizimki aldı ve yemeye başladı. yolda yürürken simidi iki eliyle tutuyordu. birdenbire "ın ın" diyerek simidi direksiyon gibi iki yana çevirmeye başladı. çok şaşırdım. bir de ortasına kornaya bastı, tam oldu. :) evde börek yedi ve biberonuna süt doldurduk TV seyrediyor. Bu arada tek eliyle iki işaretyi yapıyor ve adını söylüyor "iti" diye... ayrıca senin adın ne sorusuna " aa - uu.. guga" diyor. ısrarla ve bilinçli olarak.. sanırım ayşe değil guga demek bu sesler...
Tüm gün salonda kendi kendine oynadı. Bir ara yanıma geldi ve baba, mama dedi. karnı acıkmış. Yumurta istedi ama bitmiş. biz de cocopops yaptık. biraz yedi. (sehpada oturağına oturarak) uykusu gelmiş olması lazım. uyutayım diyorum kabul etmiyor. en sonunda arka odada pepee açtırarak uyumak istediğini söyledi. ayağıma koydum.pepee seyrederken uyudu.

26 Ekim 2013 Cumartesi

26 EKİM 2013 CUMARTESİ

Sabah salona geldi. gene suratsız... bu sefer koltukta yatmakta olan abisinin yanına yattı. sonra beraber bim'e gittiler cocopops almaya.. kendine süt dilimi de almış. sehpaya bi tabak cocopops koydum ve oturağını sehpaya yanaştırdım. yemeye başladı. bir yandan da tv seyrediyor. birden ayağa fırladı. abisini de alıp arka odaya koştu. bir baktım. bazanın altından gitarı çıkarttırmış.(orda olduğunu nerden biliyorsa) TV de "canım kardeşim" animasyonunda ailecek müzük grubu olmuşlardı. gitarı orda görmüş. kendince çalmaya çalışıyor. Abisine sardı bugün... "badi" veya "badim" diyerek etrafında dolanıp duruyor. bir ara pantolonunu ve donunu indirip parmağıyla çember hareketi yapmaya başladı. hiç bir şey anlamadık. anlamadığımıza kızdı. gitti,yeni bir külot alıp geldi. anladık ki, külodu kirli, değiştirmek istiyormuş. parmakla yaptığı çember hareketi de çamaşır makinası demekmiş.  Bir de 3-4 gündür yapmayı nihayet becerdiği bi hareketi gene yaptı da aklıma geldi yazmak.. artık bizim gibi tek elinin 2 parmağıyla iki işareti yapabiliyor. şu an, koltuğun yastığıyla kendine sehpa yaptı. oturağını da önüne koydu. cocopops yiyor. bi de bacak bacak üstüne atıyor haspam...
şu anda bilgisarayda pepee seyrediyor. bunu sağlamak için pepenin müziğini söylüyor nın nın nın nıın nı nı nı nınnınnın diye...
yazmayı unuttuğumuz şeyleri aklıma geldikçe ekliyorum. birkaç haftadır bütün etiketleri kestiriyor. kafayı taktı buna.. annesi bi tane giysinin etiketini kesmiş, şimdi ne kadar etiket varsa kestirmeye çalışıyor.
Gündüz annesinin ayakkabısını giydi. bağcıkları bağlamak için yarım saat uğraştı. parmakları o kadar usta ki neredeyse bağlamayı başaracak.
Öğlenleyin annesiyle "gün" e gittiler. orda kimseye yüz vermemiş sadece bi oğlan çocuğuna hayran hayran bakmış. etrafından ayrılmamış. Gece aile gününe gidecektik. kendisine iki çanta hazırladı. biri sırt çantası, diğeri poşet. oyuncaklarını ve sair eşyalarını doldurdu yanında götürdü. basamaklardan kahkahalar atarak ve zıplayarak indi. çok neşeli... günde de sabahattinin yaşıt oğluyla oynadı. birkaç tane pelüş oyuncak sürekli elindeydi. gece çok geç eve döndüğümüz için çok geç yattı. üstelik biberonu da kaybetmişiz. gece felaket oldu.  

25 Ekim 2013 Cuma

25 EKİM 2013 CUMA

Sabah uyandığımda koltukta yatıyordu. Geceyi orda geçirmiş, erken çıkmak zorunda olduğum için TV yi açtım. Gürültü ettim ama başka zaman "tık" sesine uyanan tavşan uykulu ayşe hiç istifini bozmadı. 9 gibi ağlayarak uyandı ve doğruca arka odaya gidip annesini aradı. bulamayınca kollarını silke silke bağırdı çağırdı. halının üzerine oturup zırladı. sonra kucağıma aldım. kucağımda gözünü yumdu. yattı. ama beni ayakta tutuyor. oturunca huzursuzlaşıyor. ama sehpanın üzerine oturunca oturduğumu farketmedi. bir süre öyle oturduk. yanağını öptüm. hafifçe kızgınlık sesi çıkarıp yanağını sildi. ben de defalarca yeniden yaptım. bir süre kızdı sonra sırıtmaya başladı. gözleri kapalı ama.. biraz sonra koltuğa yattı ve biberonla tv seyretmeye başladı. Babanneye gene arabayla gittik. ben de içeri girdim. kahvaltıda ekmeği domates suyuna banıp banıp "ham" diyerek yedi. ben ayrıldığımda hiç problem çıkmamıştı.  Akşam eve annesiyle geldi. gelir gelmez koltuğa benim yanıma yattı. Akşam yemeğinde oturağına oturarak yemek yemek istedi. bunun içinde yemek tabağını mutfaktaki alt raflara koydu. yemeğini orda yedi. annesi çömelmiş vaziyette balık ayıklayıp ayşeye vermekten helak oldu.

24 EKİM 2013 PERŞEMBE

Sabah çok erken işe gitmem gerektiğinden sabah Ayşeyi uyurken battaniyeye sarıp otomobile koyduğum gibi babanneye götürdüm. Yolda uyandı. Akşam da geç geldim. Ayşe gayet neşeli... Çok değişti son günlerde.. Sürekli birşeyler söyleyip duruyor. Sehpadan koltuğa, koltuktan sehpaya zıplayarak atladı gece boyu.. bakışı, gülüşü değişti sanki.. bebeklikten çıkıp çocuk oldu adeta...  

22 Ekim 2013 Salı

23 EKİM 2013 ÇARŞAMBA

sabah 6.30 gibi yatakta mızırdandı. benim seslenmemle birlikte mızırdanma bağırmaya ve yatakta tepinmeye döndü. ama gözler kapalı uyuyor. sabahları beni görmek duymak istemiyor nedense. annesini istiyor. nitekim annesi sakinleştirdi gene uyudu. 7.30 gibi salona çıktı geldi. günaydın kızım dedim. kes sesini der gibi bi kızgınlık sesi çıkararak ve kollarını sinirlendiğinde yaptığı gibi sallayarak kucağıma geldi yattı. anında uyudu. kucağımda uyuyor...
yarım saat 45 dakika kadar kucağımda uyudu. hem benim hem onun kolu uyuştu. (altta kalan kolu) annesinin yanıan yatırdım. Biraz ağladı ama annesi teskin etti. 9.00 gibi uyanıp yanıma salona geldi. altına işemiş.(olur arada sırada böyle kazalar) işaret ediyor. elbiselerini değiştirdim. huysuz. tv açmamı bile istemedi. cococpops ta... kollarını kavuşturup küsme hareketi yapıyor. tek ayağını yerlere vuruyor. onun yaptığı hareketlerin aynısını ben de yaptım ona karşı.. hepten sinirlendi. tamam tamam deyip gözünün önünden, ayağının altından çekildim de sakinleşti. biraz sonra çişinin geldiğini gösterdi. oturağını sehpaya yanaştırıp, önüne de bir tabak cocopops koydum. her zaman yaptığı gibi iki işi birarada halletti :)
sonra babaneye gidelm dedim. omuz silkti ama ben olmaz gidecez deyince hiç itirazsız kabullendi. ben pantolon giyerken, kemerimi o takmak istedi. dizlerimin üzerine çöktüm. kemeri ayşe bağladı. ardından ıslak mendil kutusunu getirip üstündeki yazıları okur gibi sesler çıkarmaya başladı. yazıtyı okudum. ardımdan kendince taklit etti aynı sesi. sesi beceremese de vurguyu beceriyor :)
laptopta ayşe yazdırdım harfleri tek tek göstererek.. AY-ŞE diye okudum. O da AY-UU diye okudu. sonra raslantısal tuşlara basmaya başladı. "O" harfine basınca harfi gösterip parmağıyla havada harfin şeklini çizdi. o harfe bastıkça ben harfleri okudum. o da kendince yazdıklarını okudu. eğer öğretirsek çok çabuk okuma yazma öğrenecek. ama zaten bunun böylr olacağı bebekliğinden beri belliydi. telefon edip annesine anlattım bu son gelişmeleri kahkaha atıyor. bu çocuk bizden olamaz, hastanede karışmış herhalde.. diyor gülerek ilk iki faciaya bakarak.. ben de belki öyledir ama belki de ilk ikisi karışmıştır. dedim. kahkahadan kırıldı. gene otomobille babanneye gittik. arabayı sen kullanmak ister misin dedim. hemen başıyla onayladı. direksiyonun başında sağa dönecez kızım diyorum, sağa çeviriyor direksiyonu.. babannesinin kapısında okuma yazma ile ilgili maceralarını onlara anlatmaya başladım. hiç hoşuna gitmedi kendinin bahis konusu olması. babannesinin bacaklarına sarılıp kapıyı ve konuyu kapattırdı.  
Akşam almaya ben gittim yanımda pepee bisikletiyle... içerde odadaydı ve gelenin kim olduğuyla pek alakalı değildi. sonra kapıya geldi. birşey anlatmaya çalışıyor. yerden kum alma hareketine benzer bir hareket yapıyor. meğer, babannesi ayakkabısının altını fırçalamış, onu anlatıyormuş. bisiklete bindik yola koyulduk. yolda ilk başlarda direksiyon hakimiyeti olmadığı için 1-2 kere sağa sola çarptı. sonra toparladı durumu ve hiç yoldan çıkmadı. hatta bir kedinin üstüne kırdı gidonu. sağa ve sola dönmeyi beceriyor. sağa dön sola dön komutlarını hatasız uyguluyor. Parka uğradık. kumla oynadı. dondurma çubukları kürek, gazozo kapakları kova oldu. salıncak kaydırak tahtarevalli zaten vaka-i adiye.. sallanırken çok neşeliydi. "Eeee" diye bir ses çıkarıp durdu. ben itiraz ettikçe gülerek daha çok aynı sesi çıkardı. hani çocuklar kötü, pis anlamında der ya işte o "eee- ee" sesi...
bakkala ekmak almak için uğradım. o da içeri girmek için ısrar etti. bisikletin başında dur dedim. bir tane petito aldım. eve varınca hemen koşup biberonunu aldı ve tv de trt çocuk açıp koltuğa yattı.

GUGA

Bu ne diye merak etmeyin. Bu Ayşenin kendine verdiği isim.. Akşam gene laptopta yazı yazdık. önce ayşe yazdırdım. harfleri göstererek. bir tuşa yanlış basılmış, ayşe yerine ayle yazılmış, benden önce farketti. sadece sabah bir kere ayşe yazmıştık. derhal şekli ezberlemiş te bana yanlışı gösteriyor bacaksız. sabahki gibi ayşe yazısını okutmaya çalıştım. "guga" dedi. "hayır ayşe" dedim. inada bindirdi. artık,sen kimsin diyoruz. guga diyor.


22 EKİM 2013 SALI

sabah ağlayarak ve geç uyandı. birkaç gündür sürekli yaptığı gibi gene sehpanın üstüne konmuş bir kase cocopops'u çiş sandalyesine oturarak ve çişini de yaparak yedi. uzun bir süre oturuyor. sonra montunu giydirip otomobille babanneye gittik. ayşeyi kucağıma oturtup direksiyonu ona tutturdum. babanneye bıraktığımda benim de içeri gelmemi istedi ama zaten geç olmuştu. girmedim ama bu sefer mızıklamadı arkamdan...
akşam annesi almış. ben gökhan sayesinde tamamen perişan bi halde eve geldiğim için hemen yattım. eve gelirken dün alıp markette unuttuğumuz ve bu yüzden kızıma yarın almaya söz verdiğim süt dilimini almıştım. sevineceğine kızdı. sebebini anlamadık. belki de onsuz aldığım için kızmıştır. gece 12 de büyük kızım "ayşe uyumuyor diye yanıma geldi. ayşe salonda oyuncak yemek takımlarını çıkarmış. hepsinin içine bugün aldığım pişmiş (kuş lokumu) leri doldurmuş, oyun oynuyordu. çok neşeli... tam o sırada annesi de hasta ziyaretinden geldi. yarı saat kadar annesiyle oyalandı. bir ara annesi dizüstü oturuyordu. o da aynen oturup namaz kılma hareketlerim yapmaya başladı. babannesinden görmüş.bir süre sonra annesinin memesini tutarak yattı uyudu.
bu arada bayram esnasında yapmaya başladığı birşeyi yazmam lazım. abisine isim taktı.. badi veya badim diyor...

22 EKİM 2017 PAZAR

sabah gene enselendi. Koltuğun arkasından kafasını çıkardığı an gözgöze geldik. Kahvaltı için dünden yapılmış akıtmalara nutella sürüp verd...