11 Ocak 2014 Cumartesi

11 OCAK 2014 CUMARTESİ

Sabah uyandığımda ağzında biberon yarı uyur yarı uyanık yatıyordu. Babannesi ortalıklarda yok. herhalde süt sağmaya gitti. Tüh.. çok erken olmasaydı Ayşeyi de götürüp ona da süt sağdıracaktım. İkimiz de ayaklandıktan sonra kızımla oyun oynamaya başladık. Benle güreşip beni yere yatırmaya başladı. devirip yerde döndürüyor. sonra ben aslan oldum. onun peşine düştüm. sekinin üzerinde kaçıyor, ay ay diye bağırarak.. ben de sekinin üzerine çıkınca üzerime saldırıp beni yere atıyor. ben yere düşünce de gülüyor. En sonunda da ben at oldum. Sırtıma bindi ve odanın içinde koşturduk durduk.çok eğlendik. neredeyse 1 saat oynadık böyle... benim yorgunluktan cibrem çıktı tabi... Karnın acıktı mı dedim. kafa salladı. çizgifilm kanalı açtım. sen bunu seyret ben kahvaltı hazırlayayaım dedim. onayladı. mutfakta pataes kızartırken babanne geldi. Kahvaltıyı hazırladı. patates kızartması, helva turşu ve zeytinden oluşan kahvaltımızı ettik. Ayşe patates ve daha ziyade helva yedi. çay içti. babannesi yemedi aç bu çocuk diye hayıflanıp duruyor ama önünde yemek var. aç olsa yer. Sonra dışarı çıktık. Tavukların kümesine gittik. Hayvanları hem çok seviyor hem yanlarına yaklaşmaya çekiniyor. onlar yesin diye etraftan çakıl taşları topladı :) bayağı bir süre kümesin etrafında oyalandık. Sonra alt komşu ömer abilere gittik. Merve ablasından kızımı ineklerin yanına götürmesini rica ettim. götürdü. 2 tane buzağı... Buzağılar Ayşeden, Ayşe buzağılardan ürktü. Ama buzağıları eliyle sevmesini sağladım en sonunda... Ahır çıkışında, yerdeki tavuk tüylerini alıp kuru meşe yapraklarına saplayıp gemi yaptı ve tavukların suluğunda yüzdürdü. 1, 2 , 3 ... durmadan gemi yapıyor. hadi kızım yeter artık dediğimde hemen 1 dakika işareti... gelmemek için bana posta koyup kızdı bile... zor zahmet ayırdık ordan... eve gittik. beni otutturup eliyle bazı işaretler yapıp uzun uzun birşeyler anlatıp duruyor. laflarından hiçbirşey anlaşılmıyor. nanunu hı badadu ohuha falan gibi anlaşılmaz sesler çıkarıyor ama lafın sonunu baba diye bağlıyor ama baba, anladın mı, tamam mı vurgusuyla... :) sonra evin etrafında tur atmayı öğrendi. kümesin ordan girip diğer taraftan varendaya çıkıyor. hoşuna gitti. defalarca yaptı. Bu arada el işaretlerinden söz etmeliyim. bir kısmını anladığımız, bir kısmını anlamadığımız bazı el işaretleri geliştirdi. birisi başparmağıyla işaret parmağının ucunu gösteren, küçük işareti ki o anlamda yapıyor zaten.. diğeri beş parmağını koni şeklinde yukarıda birleştirdiği hareket ki ne anlamda yaptığını çözemedik daha... Günün bombası çişini yaptıktan sonra gayet net ve anlaşılır şekilde "BİTTİ" demesi.. üstelik artık sürekli söylüyor. ilk olarak dün babanesine söylemiş. bugün, bitti mi kızım dedim. kafa salladı. "bitti de" dedim. önce yarı anlaşılır yarı anlaşılmaz bi "bitti" geldi. ardından gayet net "bitti" geldi. yola çıkma zamanı gelince necla yengeye ve merveye hoşçakal dedik. bizimki Merveye gel işareti yapıp arabanın ön koltuğunu gösteriyor. o da  bizimle gelsinmiş. zaten çok sevdi merveyi... yolda uyudu. Gemlikte Ayşenur halasına uğradık. uyandı. Önce akvaryumu gördü. çarpıldı. neredeyse yarım saat akvaryumun önünde oturdu, seyretti. sonra serrayla evin içinde yakalanmaç oynadılar serra kaçıyor. bizimki peşinden koşuyor. halasının verdiği badem şekerlerini yedi. yola çöıktık. tekrar uyudu. eve çıkarırken uyandı. sanki 2 gündür annesini görmeyen o değilmiş gibi, hiç öyle fazladan bir özlemek sarılmak yok. aksine huysuzlandı eve girdi diye.. annesinin memesini tutarak dizine yattı biraz... annesinin misafiri geldi. ayşeye nasılsın diye sorunca ayşe kızıp küsmüş. yanıma arka odaya geldi. balkonu gösteriyor. ordan mandalalrı aldık. mandalları battaniyelerin kenarına takıp duruyor. sonra da bana birşeyler anlatıyor. sonra yomuşu aldı ve apışarasını göstermeye başladı. bez mi bağlayalım dedim. ( zira bugün bez reklamı çıktığında kendisi için istemişti. ama yomuşu götürüp oturağa oturttu.
Tamam... şimdiyi yakaladık... fotoğrafları paylaşma zamanı. Yükleyemedik fotoğrafları. bilgisayar problem çıkardı. mercimek yediriyorum. nurşene kızgınlığından salona gitmiyor ki annesi yedirsin. bana kaldı arka odada... bir yandan yemek yiyor, bir yandan yomuşla oynuyor. yomuşun kulaklarına mandal takmış, kafasına da kulak ısıtıcı zımbırtıyı geçirmiş...

Biraz önce yazmayı unutmuşum.. sayılarla arası süper. köyde her götrdüğü hayvanın kaç tane olduğunu parmaklarıyla gösterdi doğru olarak. 2 tane inek.. 5 tane tavuk... 1 tane köpek.. 1 de 5 e kadar doğru olarak biliyor. bir de horoz sesini çıkarabiliyor.... hüüüühüüü gibi bir ses.. ayrıca tavuk sesini de çıkarmaya çalışıyor.
ablası gelince dolaba saklandı. ablası onu bulunca da bozuldu. kızdı. sonra ablası köyde neler var deyince tek tek seslerini çıkardı.. müüü, hav hav, hüüühüüüü... bi bi bi (bu sonuncusu tavuk sesi.) tavuklar gıdıklamayıp benim de taklit edemeyip buraya yazamadığım bi ses çıkardıklarından böyle oldu.  tavuk mevzusu geçince ayşe hemen buzdolabına koştu ve yumurtaları göstermeye başladı.( vay akıllı bıdık vay) yumurta pişirdik. yemedi. sehpanın üzerine konmasını söyledim yesin diye annesi tepsi getirdi diye kızdı. annesini itleyerek mutfağa gönderdi. orada annesiyle tepişmeye başladı kahkahalar atarak. ama gene de yumurtayı yemedi. pişirdiğimizle kaldık.
Ben Beril...
 bilgisayarı blogta yazanları okumak için devraldım.Blogtakileri seslice okurken yomuşlu olan kısma geldik.Ve Ayşe her söyleneni anlayıp o sırada yomuşu gösterdi (kulaklarında mandallar ve kafasında kulaklık ile ) Söylediğim her şeyi anlamış sıpa.. bide bize gösterip duruyo.Banyo yapması gerek 15 gündür yapmamış.ama banyodan nefret ediyor.Banyo yapalım mı sorusu bile huysuzlandırmaya yetiyo.Zar zor yapılacak o banyo napalım ağlasa da zırlasa da.bakalım neler olacak...
Ben gene baba... Büyük kızım hem doğru söylüyor hem yanlış.. ayşe genelde banyoyu sever ama bu sefer istemiyor.
Kuveti doldurdum. Ayşeninkini değil asıl kuveti. Ayşe kucak kucak oyuncak taşıdı kuvete... 4 kere 5 kere salona gidip geldi. her seferinde kucak dolusu oyuncak (lego) ile geldi. küvete doldurdu. o da küvete girdi. küçük kuzucuğu suya sokup içini su doldurup sonra suyu fışkırtıyor. uçak ve ördekle de aynını yapıyor. bir ara kafamı duşkabinden içeri soktum. oyuncaktan su fışkırttı. çok eğlendi. defalarca yaptı. sonra maşrapayla su dökmeye başladı kafama... çok eğleniyor. ben de ay ay ay diye bağırıyorum. bir süre sonra hareketlerle kuvete girmemi istedi. girdim. meğer dışardan kafamı içeri sokunca yüksek geldiğim için kafama rahat su dökemediği için istermiş. elinde maşrapa... her yerime su döktü... kahkahalar atıyor... eğlence gırla... sabah bir eğlence, akşam başka bir eğlence... bu çocuk insanın ömrünü uzatır valla... uzun süre beni yıkadı. hatta kafama su döküp eliyle ovalamaya bile başladı. ben de ona su dökmeye başladım. saçına şampuan sürmek istedim. çocuk şampuanı değil, normal şampuan olmasını istedi. onu sürdük. saçlarını ovaladım. başından aşağıya su dökünce ağzına su kaçtı ve ağlamaya başladı. ve günün yeni bombası... baba rengi mavi, anne rengi mor ve guga rengi pembe olmasının sebebi ortaya çıktı. Aylardır neden bu renkleri yakıştırdı diye merak ediyorduk. Banyo lifleri yüzündenmiş.... benim kullandığım lif mavi, ayşenin lifi pembe, bir de mor lif var berilin kullandığı ama onu da anneye yakıştırmış... :) banyodan çıktı. salonda annesine şımarıyor giyinirken... gayet neşeli... son zamanlarda giyinirken yere basmıyor. giydirmek zor oluyor. huy edindi. mahsus yapıyor. annesine giydirtmedi kendini beni gösterdi. ben giydirdim.








10 OCAK 2014 CUMA

Bugün öğleden sonra babanneye gidip ,hem Ayşeyi  hem de babanneyi alıp köye Elciva'ya götürdüm. Hava güneşli ve soğuk... bayıldı köye... acayip neşeli... kümese koştu.. tavuklara baktı.. tavuklar  ses çıkardıkça güldü. etrafta havlayan köpek sesleri.. bizimki de her köpek havladığında hav hav diye havlıyor... çok uzun süre havladı durdu ayşe... kümesin yanındaki odunluktan odun aldım sobada yakmak için.. odunları gösterip tavuklara vermemi istedi. tavuk yesin diye.. güldüm. tavuklar yemez kızım bunu. bunlar yakmak için dedim. gittik, sobayı yaktık. kızım da odun attı sobaya.. ama uzaktan fırlatıyor. sonra necla yengelere akşam yemeğine gittik. bahçede inekleri gördü. ineklerin memelerini gösterdim. zevkten dörtköşe.. bayıldı. müü deyip duruyor. evde pencereye çıktı. müü leri gösterip müüü diye bağırıyor. Yemek yedik. et vardı. hapır hupur et yedi hem de bayağı çok. Merve ablasına bayıldı. onun plastik küçük vada tosbağa falan gibi oyuncaklarını aldı oynadı ve sahiplendi. 2 gün bizde kaldı. giderken çaktırmadan geri verdik. sonra TV de çizgifilm kanalı açtık. tüm gece merve ablasıyla salonda oturup seyretti. süs çantalara ekmek doldurdu. onu oyuncak etti kendine... hava karardığında eve gittik. gaz lambası yaktık. kızım gaz lambası da gördü böylelikle.. ateşe üflüyor söndürmek için.. mum üflemeye alışık ya... şinanay olduğu için söndüremiyor.. gaz lambasının ışığında duvarda gölgeler yapıyor. bizden öğrenmiş kuş yapıyor ve kanatlarını çırpıyor. sonra elektrik geldi. biraz televizyon seyrettik. kalemle birşeyler yazdı. oyuncaklarla oynadı. sonra yattık uyuduk. bir de unutmadan, oyuncak arabasını götürmüştük. arabayla hem bahçede hem odanın içinde dört döndü..  ayrıca otomobile ve kendi arabasına da isim koydu... "Bürn Bürn"  
ve son olarak unutmadan, yola çıkmadan, babannesinin 100 TL sini almış cebine koymuş. Para kayıp... aradık taradık. yok... soruyoruz. cevap vermiyor. Allah bilir nereye tıktı... benim de 50 liram kayıp.. belki de onu da ayşe aldı.

9 Ocak 2014 Perşembe

09 OCAK 2014 PERŞEMBE

Bu sabah hışır hışır bi sesle uyandım saat 10 gibi... baktım ki ayşe naylon poşetlere birşeyler dolduruyor. onun sesi.  evde kimse yok. ben uyuyorum. ayşe ayakta. acaba ne kadar zamandır uyanık ve yalnız... en az 2 saat falan olmalı... aman allahım...
bu, naylon poşetlere birşeyler doldurma ve naylon poşetlerle oynama dün zuhur etti. hatta eline bi şeffaf dosya takıp beni gıdıklayarak uyandırmıştı bile... eline geçen kağıt, mouse, ıvır zıvır herşeyi poşetlere dolduruyor. boşaltırmıyor da sonrasında...
neyse sabah hemen babanneye gidelim dedim. kabul etmedi. sırtını dönüp protesto etti. tv yi gösteriyor oyuncak hikayesi açıyım diye... parmağıyla 1 dakika işareti yapıyor. ayakkabısını ve pantolonunu giydiremedim. arabayla babanneye götürdüm. gitmek istemeyen ayşe dedesini görünce "dede" deyip kucağına atladı. sonra da gidip babannesine sarıldı. akşam eve dönmedi. orda kalmış...

8 Ocak 2014 Çarşamba

08 OCAK 2014 ÇARŞAMBA

saat 05.30 gibi uyandı. yatakta oturmuş, anne diye zırlıyor. yanına gittim. zırlama tonu yükseldi. beni istemiyor. süt verdik. annesiyle beraber yattı,gene uyudu.
sabah 09 gibi uyandı. elinde yastıkla salona geldi. gene süt istedi müüü diyerek.. sür demesini istedim... suuüüü sesi çıkıyor. "T" yok... televizyonu açtım. standart duruşunda seyrediyor. koltuğa uzanmış ve ağzında biberon yani...
Bütün gün evdeydik... babanneye gitmedik. onlar bize geldi. babanneyle dedeyi görünce uyumak için yattığı yerden kalktı. tekrar zor uyuttum.. zaten süt bittiği için ayran vermiştim. zor ikna ettim. gün boyunca oyuncakları etrafa saçtı. onlarla oynadı. sepete yastık koydu. kendi de içine girip oturdu. anahtarlığımla oynarken ona oynamamasını söyledim. hemen bir dakika hareketi yaptı. ben gene oynamamasını söyleyince, suçluluk ve mutsuzluk dolu bi yüz ifadesiyle kafa salladı ama gene de anahtarlığımı sepete koydu.
Öğleden sonra 3 gibi uyudu. annesi geldiğinde uyandı. yersiz sebebsiz ve gereksiz yere ağlıyor. anne anne diye ağlayor. annesi zor teskin etti. benim yanıma geldi. TV de oyuncak hikayesini açtırdı. o kadar ki tv yi ilk açtığımda pepee vardı. onu bile seyretmeden hemen oyuncak hikayesi.. hangisi dedim. biii dedi. yatmış koltuğa seyrediyor. ağzında süt dolu biberon... onu gösteriyor.. gidip aldık hanımefendi için hemen...
akşam sürekli arıza çıkarıyor. zırlayıp duruyor mütemadiyen... oyuncak hikayesini kapatmak için için izin istedim. tamam diye kafa salladı. kapatınca zırlamaya başladı. haberleri dinlmek istiyorum o kadar gürültü ediyor ki, birşey duyamıyorum. ayşeye kızıp bağırdım. ağlayarak arka odaya gitti. yarım saat kadar sonra geldi. bana yavır koyacağını sanıyordum ama pek birşey yok. bana birşeyler anlatıyor. tabii anlattığı hiçbirşeyi anlamıyorum. ayşeyi battaniyeye yatırıp abisiyle sallayıp zıplattık. çok hoşuna gitti. oturduğum yerde bacaklarımın üzerine bir sürü bez havlu vs koydu. kımıldamadan oturmaya zorluyor. koyduğu şeyelr bozulmayacakmış. uzun süre hareketsiz oturduktan sonra havluları kaldırdım. görünce bozuldu. gene bacaklarımın üzerine kondu... neyseki sonra unuttu da kurtuldum... unutmadan bugün oyuncak hikayesindeki cesi' nin adını söyledi defalarca "dedi" gibi telaffuz ediyor ama olsun. akşam annesine de söylemesini istedim ama söylemedi. bir de adını ısrarla guga diye söylüyor. mesela bugün babannesiyle inatlaştı guga diye... o ayşe diyor. bizimki inat ısrar ve kızgınlıkla guga diyor.
gece gene oyuncak hikayesi açtırdı. hangisi diye sorunca biii dedi. açtık. seyrediyor... ne zaman bıkacak acaba.... ben koltukta yatıp sızarken o da sehpanın altına yatmış. gece 02 de uyandım. bir baktım ki orda uyuyor. kucağıma alıp koltupa yatırdım. saatlerce halının üzerinde uyumuş. ne kadar rahatsız bir geceydi... ayşe hiç bu kadar mızmız olmamıştı.


7 Ocak 2014 Salı

07 OCAK 2014 SALI

Bu sabah ağlayarak salona geldi. keyifsiz. televizyonu açtırdı. oyuncak hikayesi... çişini yaptı. şokellalı ekmek kuzucukları yaptım. oturağını sehpaya yanaştırıp yedi. havlayan ve yürüyen köpeğini sürekli kablosundan çekiyor. en sonunda koparacak. çekme yapma dedikçe suratı düşüyor. bir de işine gelmeyen birşey söylendiğinde bir parmağını açıp göstermesi standart davranış haline geldi. biraz bekle, izin ver gibisinden... bakışlar da eşlik ediyor. harekete... mahçup mahçup bakıyor bunu yaparken... babanneye gideceğimize iki tane oyuncak hikayesi seyrettik üstüste... hadi gidelim dediğimde tv yi gösteriyor. şimdi de ağzına biberonu aldı yatarak seyretmeye başladı. uyumaz inşallah... Öğlen babanneye gittik. Akşam annesiyle geldi. yolda işeyen bi köpek görmüşler. nasıl işediğini gösteriyor. Dün önceki gün de yapmıştı. bugün gene yapınca annesi
bana söyleyince hatırladım. basamaklardan atlayarak iniyor ama ayakları yan pozisyonda... dedesinin merdivenden inerken yaptığı gibi... belki de ondan kapmıştır. annesi "beni ne kadar seviyorsun" diyormuş. bizimki de parmağıyla 1 gösterip bii diyormuş. abisinin rekorlar kitabında oyuncak hikayesi filminin resmini bulmuş. onu gösterip, bilgisayarı göstermiş, şu an seyrediyor.

6 Ocak 2014 Pazartesi

06 OCAK 2014 PAZARTESİ

Sabah elinde yastığı salona geldi. Ağlayıp zırlamıyor. Müüü dedi. biberonunu verdim. koltuğa yattı. TV seyretti. sonra giyindik babanneye gitti. hiçbir problem çıkmadı. yanına kovasını almıştı. babanneye varınca kapağını açıp bir baktık ki, küçük çatal kaşıklar dolu... tevekkeli sabah kahvaltıda sucukları yesin diye küçük çatal aradığımda bulamamıştım. Akşam almaya gittiğimde kapıda karşıladı beni... arabayla eve geldik. ablasının yomuş'unu da eve getirmiştik bu akşam.. onu alıp oturağa oturttu. ve bize gösterip birşeyler anlatmaya başladı. dün aldığımız balonu verdim. onunla beni köşeye sıkıştırıp bayağı bi eğlendi. sonra da ablasına aynısını yaptı.

Dün gece ben uyurken bilgisayarın başına gelip "dugida" demiş. annesi oyuncak hikayesi mi kızım deyince, gözlerinin içi parlayarak başını sallamış.. ve ardından "hi-i " demiş ki bu iki demek oluyor. annesi gözlerinin parlamasından çok etkilenmiş.. öyle bir anlatıyor ki, ayşenin meramını anlatmayı başardığındaki sevincini...

erkenden yattı. sonra da 09.00 gibi uyandı. gece kaçta yatar bilinmez artık. gene uyudu ama yarım saat kadar sonra uyandı. bir kendini, bir televizyonu gösteriyor. ne anlama geldiği aşikar... anlamazdan geldik. bozuldu. biraz zırladı. annesinin malum yerini tutarak yattı ama uyumadı. sonra dolaptan oyunları çıkardı. twister, kızma birader falan... ardından legolarla birşeyler yapmaya başladı. harfleri telaffuz ettirmeye çalıştım. A dan F ye kadar söylettim. ama F yi doğrudan söyleyemiyor da füüü gibi bir üfleme sesi çıkarıyor. kızma biraderde yeşil rengi gösterdim. rengin adını sordum. abi dedi. yeşil demesini istedim. yehil dedi. gece 12 oldu.. bakalım ne zaman uyuyacak.. 02.30 gibi uyudu...





05 OCAK 2014 PAZAR

Bugün geç kalktı. sucuklu yumurta yaptım. sadece sucuklarını yedi. öğleden sonra mudanyaya gittik maaile..
deniz kıyısında yürüdü. kaydırak ve salıncakta oynadı. kaydırağa çıkış biraz meşakkatli.. ilk başta zorlandı ama gittikçe alıştı ve hızlandı. yemek için hamsi söyledim kızıma.. limon sıktı. çatalı batırıp yedi kendi kendine.. kalamar da yedi... günün tamamında oyuncak hikayesi seyretti. hatta birinci film bitmesine yakın yanıma gelip hi-i dedi. ne dediğini anlamadım. ısrarla hi-i dedi. neden sonra anladım. iki diyormuş.. filmin ikincisini başlatmamı istiyor. gün boyunca filmi defalarca seyretti. konuşma konusunda bayağı ilerleme var ama bir de söyledikleri anlaşılsa... guga rengi balondan da bahsetmeliyim. ince uzun bi balon boyu ayşeden uzun... bir tarafında surat var... onu aldı ve bebek gibi kucağında taşıdı.

4 Ocak 2014 Cumartesi

04 OCAK 2014 CUMARTESİ

sabah uyandı diyemem. öğlene doğru uyandı. süt istiyor ama evde süt bitmiş. yatak odasına yanına gittim. beni kovdu. süt aldım geldim. güleryüzle beni karşıladı. kahvaltı sırasında bardağa süt konması mevzusunda arıza çıkardı. o kadar büyük arıza çıkardı ki herkese ve herşeye kızıp bağırmaya başladı. hiç bir şekilde masaya oturttup kahvaltı ettiremedik. tv de açtığım oyuncak hikayesi bile kâr etmedi. susup sakinleşti gerçi ama kahvaltıya gitmedi. kahvaltıdan bahsedince de gene bağırmaya başladı. bayağı sonra oturağını sehpaya çektirip ona aldığım küçük pizzayı yedi. ancak hâlâ tam yatışmış değil.. toparlamak için oyun oynayayım dedim onla.. yakalamaca ve kovalama ve göbeği pırtlatmaca oynadık. annesi de iştirak etti. ikimiz onu tutup sırayla göbeğine pırt yaptık. kahkahalar ve çığlıklar atıp duruyor. bizden kaçıp arka odaya koştu. yatağa yüzüstü kapanmış, yüzünü de elleriyle örtmüş. ayşe de benim çocukluğumda yaptığım gibi kendisi görmeyince kendinin de görünmediğini sanıyor. gidip gıdıklamaya başladım onu. salona kaçıp sehpanın altına saklandı. orda da bulup gıdıkladım. birkaç kere arka oda salon arası kaçıp durdu. sonra kaçmak yerine bana saldırmaya başladı. ben itleyerek yere düşürüyor. akabinde yerde yuvarlayıp ters çeviriyor ve üzerime basarak sehpanın üstüne çıkıyor. bunu defalarca yaptı. çok hoşuna gitti. oyundan sonra ortalıkta dolaşmaya başladı. dün aldığım muzları kovasına doldurmuş, elinde taşıyor. hatta annesiyle gezmeye gideceklerken çantasına kovayla muzları koymaya çalıştı. sadece bir tane al dedik. bu sefer de muzları tek tek annesine vererek sırt çantasına koydurdu. (tabi annesi sadece bir tane koydu. Diğerlerini koyarmış gibi yapıp masaya koydu. annesiyle beraber gittiler. bir de bugün bi resim çizdi. bildiğin karikatür gibi... resmini çektim. paylaşayım.

Gezmekten geldiler. uyumuş. yolda gölgesiyle oynamış. şimdiye kadar yazmayı unuttum. gölge olayını seviyor. birkaç aydır gölgeler dikkatini çekiyor. bir gece elektrik kesildiğinde duvarda gölgeden şekiller yaptığımdan beri... bu gece kendisi de duvarda kuş yapmaya çalıştı hatta... tam şu anda zırlıyor. 2 tur oyuncak hikayesi seyrettikten sonra televizyonda normal yayına geçtik diye kıyameti kopardı. halbuki filmin bitmesini de beklemiştik. gene de arıza çıkardı. akşam yemeğine kayhana pideli köfte yemeye gittik. yolda sürekli kucakta taşınmak istedi. bu iş te abisine kaldı. 1 porsiyon yedi. dönüşte abisinin ve annesinin elinden tutup zıplayarak yürüdü.

3 Ocak 2014 Cuma

03 OCAK 2014 CUMA

Bu sabah arka odadan sesi gelince yanına gittim. beni kovdu ve 1 saat kadar daha uyudu. sonra salona geldi. gelir gelmez televizyonu gösterdi. oyuncak hikayesini açtım. seyretti. şokellalı ekmak yaptım. biraz yedi. oyuncak tabaklarını çıkarıp biberonundaki sütü onlara boşaltıp oyun kurdu kendine... sütü sağarak boşaltıyor büyük bir ustalıkla... Babanneye gidelim dediğim her seferinde parmağıyla bir dakika hareketi yapıyor. ama o bir dakika bir türlü bitmiyor. biraz sonra gedecez ama diyorum. olur anlamında kafa sallıyor ama hadi gidelim dediğimde gene 1 dakika hareketi...
bir de birkaç gündür taktığı bi reklam var. yandex reklamı... saçları gözünü kapatmış oğlanı pek tuttu. kendisi de saçlarını gözlerinin önüne indiriyor. zaten saçlarını gözünün önünden toplamak aylardır bize eziyet oluyor, bir de mahsus yapıyor. bir de bugün birşey farkettim paintte harfleri yazarken... bazı harfleri ben söyledikten sonra rahatça telaffuz ederken bazılarını telaffuz edemiyor. ben söyleyince tekrarlayacağına başını sallıyor olumlu anlamda... özellikle patlamalı sesler çıkmıyor. "C - S - Ş" gibi... her ne kadar telaffuz edemiyorsa da bazı harfleri tanıyor. öğlene doğru muuu deyip süt istedi ve televizyonun karşısına yattı. uyuyacak.
uyumadı. tv seyretmeye devam etti. bu sırada beni ve ablasını çok güldüren birşey yaptı. canım kardeşim seyrederken karakterin söyleyeceği bir sonraki lafı 1-2 saniye önce söyledi.
"anne yaa"
Uyudu. uyandı. bir tabak mantı yedi. bütün gün yarım yamalak yedikten sonra acıkmış anlaşılan... abisi gelince sehpanın altına saklandı. biz yemek yerken oyuncak hikayesi 1,2 ve 3 ü seyretti. üstüste...
sürekli birşeyler anlatıyor elini kolunu sallaya sallaya... tabi hiçbirşey anlaşılmıyor. biraz bekle, biraz sonra anlamında bir parmağını gösterme hareketi standartlaştı.. şimdi de arka odaya giderken bana dönüp aynı hareketi yaptı. bir de buzz'ın kanatları ve uçması sahnesini seyrede seyrede o da kollarını açıp kanat yapıyor ve çırpıyor. arka odadan geldi. oyuncak hikayesi 3 ü kapatıp haber açmıştım o gidince... gelip posta koydu ve başını öne eğerek gene arka odaya gitti. arka odada eline ruj almış... "baba şüşt" diyormuş. yani babanın haberi olmasın rujla oynadığından... velet seni... gece 1.30 da uyumuş.

2 Ocak 2014 Perşembe

02 OCAK 2014 PERŞEMBE

tam şu anda, Tv de cam damacana reklamını görünce parmağını ağzına sokarak su istedi. nasıl su istiyorduk dedim... fuuuu dedi. annesi de sordu ne istiyorsun diye... ona da fuuuu dedi. annesi düzeltip "su" dedi. bizimkinin hararetle bi kafa sallayıp hıhıı deyişi var, görülmeye değer...

Bu sabah 06.30 civarında uyandı. annesiyle salona geldiler. ağlıyor. annesi sakinleştirdi. ben de uyandım. kızım için televizyon açtım. ağzında biberonla seyretmeye başladı. annesi uyandıktan sonra ona sahanda yumurta yaptı. güzelce yemiş. hep beraber evden çıktık. anne baba guga... anneyi işyerine bıraktık. ardından bankamatikten karta para yükledik. sonra benzin istasyonuna gittik. yakıt aldık. arabayı yıkattık. araba yıkanırken ayşe gene korktu. kucağımda tuttum. koltukta uyuyakaldı yol boyunca... babanneye gittik. zili çaldık. kapı açılmıyor. eve döndük. babanneyi aradık. meğer elektrik kesikmiş. babanneye bıraktım. Akşam almaya gittiğimde hala elektrik yoktu. sokağın ağzında tamirciler var. beraber BİM e gittik. oyuncaklı yumurta, jelibon aldı kendine... eve döndük. evde yumurtadan çıkan çıkarmaları oyuncağın her yerine yapıştırdı. çişi geldiğinde annesi yardım etmeye kalkışınca annesine kızdı bağırdı. yardımsız çiş etme konusunda azimli... Gece bizde kalmak için berilin sınıf arkadaşı özlem geldi. onlar gelince hemen sehpanın altına saklandı. biraz onlarla oyun oynadı. Sonra onlar ders çalışırken onları rahatsız etmesin diye televizyonda oyuncak hikayesi açtık. onu seyretti. artık tam anlamıyla gözünü kırpmadan seyretmiyor. bir yandan da başka şeylerle meşgul oluyor ama kapattırmıyor da... kulağının orada olduğu her halinden belli.
bir kaç gündür yazmayı ihmal ettiğim bi gelişme var. onu yazayım. sürekli konuşuyor. birşeyler anlatıyor ama söylediklerinin tek kelimesi bile anlaşılmıyor. ama öyle hararetli ve heyecanla anlatıyor ki... konuşmalarına vücut dili de eşlik ediyor... tekdüze, kuru bi anlatım değil... konuştukları anlaşılır olmaya başladığında tadından yenmeyecek sohbeti...

1 Ocak 2014 Çarşamba

01 OCAK 2014 ÇARŞAMBA

Gece kaçta yattıysa saat 1 gibi ancak uyandı. kahvaltıda gene pek birşey yemedi. herkes evde olduğu için keyfi gayet yerinde... gene günü arka odada oyuncak hikayesi seyrederek geçirdi. bu sefer onun için spirit filmini açtım. Konusu ve kahramanı olduğu için filmi sevdi. kamyonunun arkasına mandalları doldurup salona geldi. mandalların hepsini damperden yere boşalttı ve mandalları parçalamaya başladı. ben de afrklı renklerde birleştirmeye başladım mandalları. çift renkli mandal hoşuna gitti. bir yandan bana parçalanmış mandalları verirken bir yandan da tek renk mandalları parçalıyor.akşam dedesiyle babannesi geldi. onlara pek yüz vermedi. dedesine dede diyor ama babannesine  anennene diyor. onlar varken yemek yedirmek istedik. yemedi. rüşvet olarak televizyonda oyuncak hikayesi açmayı teklif edince ve açınca filmin hatırına bir tabak çorba yedi. sonra ayağıma koyup sallamaya başladım ama uyumak yerine durmadan tepinip duruyor. canımı yakıyor bacaksız.. şimdi de annesi sallıyor. uyuyacak inşallah. saat 18 oldu gerçi.. uyumasa daha iyi...

22 EKİM 2017 PAZAR

sabah gene enselendi. Koltuğun arkasından kafasını çıkardığı an gözgöze geldik. Kahvaltı için dünden yapılmış akıtmalara nutella sürüp verd...