Saat 10 ve şu an hâlâ uyuyor. sabah 8.0 gibi uyanmıştı. biberon vermiştim. tekrar uyumuş. ayşeyi zeynepe bırakmıştım. eve döndüğümde ikisi de uyuyordu. fırsattan istifade aklıma gelenleri yazayım.
son zamanlarda oyuncaklarına ama özellikle yomuşa yemek yedirme sevdası peydah oldu. kaşıkla yemek veriyor. jelibon veriyor. hatta emzirmeye bile kalkıştı bir seferinde... evvelki gün de yomuşa çorap giydirmiş. kulaklarına da çorap geçirmiş. çok komik görünüyor. kalemleri sopa tutar gibi tutmasına rağmen resimlerin içini taşırmadan boyayabiliyor şaşırtıcı olarak.. ama şu sıralar pek birşey çizmiyor. paintte fareyle birşeyler karalamaya daha hevesli....
sabah uyanır uyanmaz televizyonu gösterdi. trt çocuk açtım. seyrediyor. karnın aç mı dedim. hayır dedi. (yani kafasını sağa sola salladı.) jelibon ve süt dilimi verdim. hakkaten de yemedi. sadece bir ısırık... tekrar yattı.. müüü dedi. süt verdim. yatarak TV seyrediyor. ayağıma koyarak salladım. uzun süre salladıktan sonra ayaklarımın acısı dayanılmaz hale geldiğinde ancak uyudu. Akşam tam annesinin geliş saatinde uyandı. Annesi gelince hemen sehpanın altına saklandı. başka yere saklan orayı herkes biliyor deyince sandalyelerin altına saklandı. annesi güya aradı bulamadı. bulunamayınca ses çıkarıyor. annesi buldu. ablası gelince de saklandı.
bütün günü aç geçirdiği için annesi kavurma et yedirdi... artık açlıktan mı, yoksa etseverliğinden mi bilemiyorum, güzelce karnını doyurdu. gece birlikte oyuncak hikayesi seyrediyorduk. ben uyumuşum.
22 Ocak 2014 Çarşamba
21 Ocak 2014 Salı
21 OCAK 2014 SALI
sabah uyandı. ağlayıp zırlamak yok. hemen televizyonu açtırdı. kahvaltı ettimek istedim ama birkaç ısırık aldı yumurtadan hepsi o... giydirip babanneyi almaya gittik hastaneye gitmek için.. dedesini ziyaret ettik. hastanenin kapısında simitçi gördü. önce simit sonra meyvesuyu istedi meyve suyunu da içmedi. bize taşıttı. hastane koridorlarında sürekli mızırdadı kucağa alınmak için... kucak konusu bayağı sorun olmaya başladı. dedesine uğradık. sonra eve dndük. yolda annesini aldık karakoldan... öğle tatili. eve geldiğimizde annesi parka götür dedi. giderken daha sokağın başında şimdiye kaadar hiç görmediğim şekilde bağırıp kızmaya başladı. sanki sinir krizi geçiriyormuş gibi... paraka girmedi. kapısında zırladı da zırladı... elleriyle elbiselerini çekiştiriyor sanki yırtmak istiyormuş gibi.. dişlerini sıkıyor. tiz çığlıklar atıyor. ne olduğunu niye olduğunu anlamadım. eve döndük. annesi tarhana yedirmeye çalıştı. biraz oyun oynadı sonra TV karşısına yatıp uyudu kendi kendine Akşam 5 e doğru uyandı. oyuncak hikayesi seyretti yemeğe kadar. yemekte mantı yedi ama oturağına oturarak... sandalyeye oturak koyduk. öyle istedi. bayağı birşeyler yaptı ama hatırlamıyorum. sürekli birşeyler anlattı. kulağıma birşeyler fısıldadı. göbeğini açıp kikirdedi uzaktan... oynaştık biraz... at oldum. sırtıma bindi. balonlarla oynadık.. gece gene uyumak bilmedi. olmadık şeyler seyrediyor TV de... bu gece de dünyalar savaşı filmini seyretti gözünü kırpmadan... daha önce de kayıp dizisini seyretmişti aynı böyle... ne anlıyor şiddet sahnesi içeren bu tarz filmlerden anlamıyorum. salonda yattı uyudu. daha doğrusu uyu artık dedim de zorla uyudu. akşam bi isteğine karşı geldim diye zırlayarak arka odaya ablasının yanına koştu. içerden sesi geliyor. "bıdır bıdır bıdır, babaaa" ... beni şikayet ediyor. gece saklambaç oynadık bir ara... gardroba saklanmış. benim onu bulmamı istiyor. gardrobun kapağını açmak istediğimde açılmasını engelleiyor içerden... aradım taradım. en sonunda buldum tabii ki... vay efendim.. niye bulmuşum. zırlamaya başladı. duvara dönüp 20 ye kadar saydım. gene aynı yere saklandı... gene aradık taradık... dışarı gitmiş gibi yaptım. kapağı açıp etrafı kolaçan etti. ben de onu buldum böylelikle tabi... çakallığa hiç kafası çalışmıyor. arada, ufak kandırma operasyonları yapıp dünyada böyle bir şeyin olduğunu da öğretmeye çalışıyorum. mesela; uzaktan göbeğini gösterip sırıtıyor. aklınca ben onu kovalayacam. o da kaçacak. gel, kulağına birşey söyleyecem diyorum. hemen geliyor saf kızım. ben de kandırdım seni deyip göbeğine pırt yapıyorum.
20 Ocak 2014 Pazartesi
20 OCAK 2014 PAZARTESİ
Akşam abisi aldı getirdi. Dün gece babannesinde kaldığından uzun süredir görüşmemiştik. kucağıma geldi. balası gelince ondan saklandı güya... sonra göbek pırtlatmaca oynadık. karşıma geçip göbeğini açıyor. ben peşine düşünce de kaçıp göbeğini saklıyor. çok eğlendik... bol bol güldü kızım.. zor zahmet bir tabak pilav yedirdim. onu da yemiyordu. benim meyveli maden suyuma sulandı. yersen veririm yemezsen vermem dedim. o sadece yedi. bir kaşık pilav, bir yudum elmalı maden suyu... 20.30 bibi anneyi karşılamaya gittik terminale... annesi gelince kucağına oturdu ama en ufak bir sevinç ya da sevgi gösterisinde bulunmadı. eve döndük. bilgisayarın başına oturdu. pepee açtırdı. artık fare kullanmayı bildiği için youtube da istediği videoları tıklayarak seyredebiliyor. bir ara ablası arka odaya çağırdı bizi heyecanla... bir baktık ki, ingilizce bir şarkının melodisini mırıldanıyor... gece oyuncak köpeğiyle ayağımı ezdirme oynadı. köpeği ayağımın yakınına koyuyor. köpek gelip ayağıma çarpıyor. ben "ay ay ay" diye tepki verince bizimki pek eğleniyor. sonra salonda uyuyup kalmış.
19 Ocak 2014 Pazar
19 OCAK 014 PAZAR
Anne yok ama bundan kaynaklanan pek problem de yok. sabah saat 08 gibi uyanıp salona geldi. dün gece uyuması için hazırladığım çadırındaki yatağa yattı. 11.00 e kadar uyudu. uyanınca fırına kahvaltılık almaya gittik. evden çıkmadan "kucak istemek yok" dedim. onayladı ama sokağa çıkar çıkmaz kucak istedi. kucak istemeyeceğine söz verdiğini, yürümesi gerektiğini söyledim. yol boyunca zırladı durdu.. bana bir bakışı var.. "baksana beni ne kadar üzüyorsun" bakışı :) bir de medet umarak bakıyor. fikrimi değştirmek için çok uğraştı. zaten sokağa çıkınca kucak isteme işini son zamanlarda çok yapmaya başladı. zırlaya zırlaya da olsa yürüdü mecburen... dönüşte BİM den kızım için bir sürü şey aldık. jelibon,sürpriz yumurta, süt dilimi... kahvaltıda doğru düzgün birşey yemedi. biraz börek sadece.. sonra çadırına girdi ve sürpriz yumurtayı açtı yedi. biraz sonra geldi ağzı yüzü ve elleri çikolata olmuş. sildim. yumurtadan "bürn bürn" çıktı. sonra göbeğe pırt yapma oynadık. çadıra saklanıyor. ben gelince sandalyelerin altından diğer tarafa kaçıyor. ben diğer taraftan gelince de çadıra kaçıyor. biraz oynadık. sonra TV de bilin bakalım neyi açtırdı.
tabiki oyuncak hikayesi... yatarak seyrediyor. yomuşu da aldı yanına.. ona jelibon yedirmeye çalışıyor. şimdi de biberonla süt vermeye başladı. uyusa iyi olacak... ben her an uyuyabilirim. gözlerim kapanıyor.
Kaç gündür yazmayı unutuyorum. şimdi aklıma gelmişken yazmalıyım. "bitti" diyor ya birkaç gündür... ağzından çıkan aşağı yukarı şöyle birşey... "bıtdi"... çoğu harfi telaffuz edebiyor. edmediği için de komple konuşmayı reddediyor. mesela, geçenlerde "K" dedirtmeye çalıştım. ağzından "K" çıkmıyor.
2 tane oyuncak hikayesini üstüste seyretti. TV yi kapattım. Bozuldu.kızdı. Uyutmak için arka odaya götürdüm. ayağımda sallayacam aklım sıra... pepee melodisi mırıldanmaya başladı bilgisayarı gösterip.. yatağa yatırıp pepee açtım. biberonunu da verdim seyrederken uyur diye... uyumak ne kelime... yandaki yatakta ben uyumuşum. akşam üzeri uyandığımda hala seyrediyordu. karnı aç belli ki... balık krakerleri almış, tıkınıyor. babanneye gidip yemek yemeye niyetliyim. gitmek istemiyor. ağlata ağlata götürdüm. hemen babannenin kucağına koştu. köfte kızarttı kadıncağız.. onu da yemiyor... bugün hiçbirşey yemedi.. kızdım. yeemesini emrettim. ağzına yarım köfte aldı. yarım saat ağzında tuttu. yutmadı. ye dediğim zaman ağzını gösteriyor dolu diye... babannesinin kucağında uyudu... saat daha 18.00... orda kaldı... inşallah sabaha kadar uyanmaz..
tabiki oyuncak hikayesi... yatarak seyrediyor. yomuşu da aldı yanına.. ona jelibon yedirmeye çalışıyor. şimdi de biberonla süt vermeye başladı. uyusa iyi olacak... ben her an uyuyabilirim. gözlerim kapanıyor.
Kaç gündür yazmayı unutuyorum. şimdi aklıma gelmişken yazmalıyım. "bitti" diyor ya birkaç gündür... ağzından çıkan aşağı yukarı şöyle birşey... "bıtdi"... çoğu harfi telaffuz edebiyor. edmediği için de komple konuşmayı reddediyor. mesela, geçenlerde "K" dedirtmeye çalıştım. ağzından "K" çıkmıyor.
2 tane oyuncak hikayesini üstüste seyretti. TV yi kapattım. Bozuldu.kızdı. Uyutmak için arka odaya götürdüm. ayağımda sallayacam aklım sıra... pepee melodisi mırıldanmaya başladı bilgisayarı gösterip.. yatağa yatırıp pepee açtım. biberonunu da verdim seyrederken uyur diye... uyumak ne kelime... yandaki yatakta ben uyumuşum. akşam üzeri uyandığımda hala seyrediyordu. karnı aç belli ki... balık krakerleri almış, tıkınıyor. babanneye gidip yemek yemeye niyetliyim. gitmek istemiyor. ağlata ağlata götürdüm. hemen babannenin kucağına koştu. köfte kızarttı kadıncağız.. onu da yemiyor... bugün hiçbirşey yemedi.. kızdım. yeemesini emrettim. ağzına yarım köfte aldı. yarım saat ağzında tuttu. yutmadı. ye dediğim zaman ağzını gösteriyor dolu diye... babannesinin kucağında uyudu... saat daha 18.00... orda kaldı... inşallah sabaha kadar uyanmaz..
18 Ocak 2014 Cumartesi
18 OCAK 2014 CUMARTESİ
bugün çok nazlı ve çok kaprisliydi. baba onu eleştirince veya hafiften kaşlarını çatınca bile ağlayarak arka odaya teselli bulmaya koştu. gene TV de sürekli oyuncak hikayesi açıktı. arada başka program açtığımızda arıza çıkardı hep... olmaz bitti. dediğimde ağladı zırladı... öğlenleyin annesiyle gezmeye gittiler. akşam döndüklerinde zırıl zırıl ağlıyordu. acayip derecede huysuzdu. tüm akşam bu huysuzluğu sürdü. annesini terminale bırakmaya beraber gittik. arabada uyudu kaldı. anneyi yolcu ettikten sonra eve dönüşte kucağa alınca hemen uyandı. bir daha da uyumadı. hatta gece 12 yi geçtiğinde hala uyumamıştı. çadır yaptırdı abisine kendisi için... bütün oyuncaklarını içine doldurdu gene... yatak hazırladık içine.. yatıyor ama uyumuyor. kalkıyor gene... kızdım da öyle uyudu. içini çeke çeke ağlayarak uyudu ama önce ben kızdım diye ablasının yanına koştu. biraz sonra ondan da yüz bulamamış olacak ki bana geldi mahsun ve mazlum... kucağıma yattı. kafasını göğsüme bastırdı. yattı. ben de saçını okşayıp güzel sözler söyledim. sakinleşti. ayağıma koyup salladım. uyudu. bu arada, akşam yemeğini de gece 12 e doğru yedi. 2-3 tane nutellalı kuzucuk... başka bir şey yediremedim. bir de, biberondaki sütü cezveye ve yumurtalığa doldurup durdu oyun olarak dünden beri... bayağı bir sütü ziyan etti. sehpanın üzerine dökülen sütlerde cabası... ama bir konuda hakkını yememek lazım.. yumurtalık sütle doluyken ve ancak dudak payı kadar boşluk varken, ona tekrar süt ekledi ve taşırmadı... nasıl bie el becerisidir anlamadım... düğmelerini bile kendi ilikliyor... doğduğundan beri el becerisi çok yüksek... sanırım ömürboyu bu özelliği taşıyacak... ve son olarak, evde krallığını ilan etti. herşey ve herkes onun istediği gibi olacak. yoksa arıza çıkıyor.
17 OCAK 2014 CUMA
Çok dolu dolu geçen yoğun günlerdi ama vakitlice yazmayınca, bir çok şey uçup gidiyor maaalesef... bu yazıyı 3 gün sonra yazıyorum maalesef... bugün kızımla tıp fakültesine gittik benim ameliyatım için... arabada giderken uyudu. kucağımda taşırken uyandı. hastanede olduğumuzu farketti ve biraz tedirgin oldu. sakinleştirdim. ortopedi servisinde arabada bulduğumuz kağıt kalemi verdim oyalansın diye... sürekli beni de yanında istiyor. halbuki ben doktor peşindeyim. oturduğu sandalyeye başkaları oturunca koşarak gitti ve defteri ile kalemini aldı. insanlara da gösterdi ne için geldiğini... onlarla biraz zaman geçirdi. adını sordular. gene "guga" dedi. sonra film çektirmeye gittik. sıralı sandalyelerin deliklerinden kalemi sürekli yere atıyor oyun gibi... ona kalemi alttan deliğe sokup yukardan çıkarmayı gösterdim.elimi de koydum deliklerin üstüne... kalem elime batınca, ani refleksle çekmem çok hoşuna gitti. nasıl kahkaha atıyor her seferinde... defaalrca ama defalarca yaptık aynı şeyi. hastanenin koridorları ayşenin kahkahaları ile çınlıyor. rontgen sırası bana gelince dışarda beklemesini ve bir yere gitmemesini söyledim. gerçekten de uslu uslu oturdu ben yokken... işimiz bitince eve döndük. Bu arada unutmadan... bu saate kadar hiçbirşey yemedi. bir zırnık bile ağzından girmedi. öğlen saati dünden kalma cantığı ısıttım. yarısından biraz fazlasını yedirdim. Babanneye gitmedik. gün içinde neler yaptığını hatırlamıyorum. ama bol bol oyuncak hikayesi seyretmişti galiba... oyuncak hikayesi isteme şekli şu... annesinin yaptığı "olmaz-hayır" el işareti aynen ayşede de var. hani şu el sallamaya benzeyen... TV açıkken önce televizyonu gösterip onu yapıyor. sonra parmağıyla kendini gösteriyor. yani TV deki programı kapat. benim istediğim şeyi aç demek bu hareket...
16 Ocak 2014 Perşembe
16 OCAK 2014 PERŞEMBE
Gece 04 gibi ağlayıp duruyordu. Annesi bir hiddetle salona yanıma getirdi. ona oyuncak hikayesini açtım. biraz seyretti. ben de laptopu açtım. bir zaman sonra kucağıma gelip paint açmamı istedi. açtım. yazı yazıyor. renkleri ben ayarlayayım derken daha önce hiç yapmadığı birşey yaptı. fareye el attı. ve imleci sağa sola sürüklemeye başladı. imleci renklere sürüklemeye çalışıyor. 3-4 denemeden sonra becerdi. 5-6 deneme sonra da tıklayarak renk seçmeyi başardı. gecenin zifiri karanlığında fare kullanmayı da öğrendi. hayırlı olsun. Sonra uyudu. Sabah ağlayarak uyandı. televizyonu göstererek eliyle olmaz hareketi yapıyor ve kendini gösteriyor. oyuncak hikayesi açtım. koltuğa uzandı, sütünü aldı. seyretti. kahvaltı edip şurubunu içmesi lazım. nutellalı ekmek hazırlamama rağmen yemiyor. yumurtaya da el sürmedi. çok zaman sonra yumurtadan biraz yedi de ilacı içirebildim. ilaç içer içmez üstüne su içiyor. suyu önceden hazır ediyoruz. ilaçları problemsizce içiyor. neden olduğunu bilmiyorum, beni salondan kovdu. yanına yaklaştırmıyor. eliyle git işareti yapıyor. birkaç kere salona girmek istedim her seferinde beni kışkışladı. ben de arka odaya gittim. biraz sonra koşarak banyoya girdi. acaba çişi mi geldi diye arkasından seyirttim. beni banyodan da kovdu. kapıdan çaktırmadan bakmaya çalıştım. yakaladı. gene kovdu. tuvalet kağıdını alıp salona koştu. biraz sonra koridordaki aynadan bana baktığını ve seslendiğini duydum. canı oyun istiyor belli ki... salona geldim. sehpanın altına girmiş. arar gibi yapıp bir süre sonra ayağını gıdıkladım. dışarı çıktı. beni duvara götürüp birşeyler anlatmaya başladı. yüzünü duvara döndü ve bir bir bir diye saymaya başladı. vay canına... saklambaç tarif ediyor. nerden öğrenmiş bunu. çok şaşırdım. duvara dönüp yirmiye kadar saydım. ayakkabı dolabına saklandı. onu aramaya başladım. hiç sesi çıkmadan bekliyor. o sırada telefonla konuşmaya başladım. onu bulmayınca canı sıkılıp "baba" diye seslenmeye başladı. sonra da dışarı çıkıp sırıtarak yanıma geldi. giydirip babannesine götürdüm. yolda dedeni özledin mi dedim. başını sallayarak onayladı ama dedesi kapıyı açınca ağlayıp kızmaya başladı ve babannesine koştu. tuhaf çocuk. sağı solu belli olmuyor. Annesi anlattı. gece annesi farklı pijama giydiği için kızmış. annesi diğer pijamanın kirli olduğunu söyleyince gidip kirlileri kontrol etmiş doğru mu diye... herşeyi ve herkesi kontrol etmek istiyor...
14 Ocak 2014 Salı
15 OCAK 2014 ÇARŞAMBA
9.00 a doğru ağlayarak salona geldi. öksürüyor. dün de öksürüyordu. balgamı çıkaramıyor derken o kadar şiddetli öksürmeye başladı ki, nihayet balgamı çıkardı. hatta birazcık kustu bile... balgamdan kurtulduk inşallah... annesinin yanına yattı. (annesi evde) öğlene doğru uyandılar ikisi de... annesiyle kahvaltı etti. babannesi geldi. ona sırtını döndü ama sonra yanına gitti. Öğleden sonra sağlık ocağına gittik. Yol boyu kucak istedi. bir süre taşıdım ama dizim çok fena acıyor. yere indirdim. annesiyle ikimiz tutup uçtu uçtu falan yaptık. biraz da yürüdü. doktora vardık. sağlık ocağında kendi dengi çocuklar var. onlarla ilgileniyor. doktorun yanına girdik. hemen kurşunkalem ve kağıt alıp birşeyler çizmeye başladı. sonra doktor muayene etmeye başladı. hiç sesini çıkarmadan ama endişeli bir halde doktorun dediklerini yapıyor. Annesi sürekli teminat veriyor, bu sefer pamuk yok diye (eskişehirdeki hastalık) doktor sırtını, göğsünü falan dinledi. çıkışta kalemleri geri bıraktırdık diye kızdı. doktor amcası ona pembe kalem verdi ama kızdı istemedi. kalemi masaya geri bıraktı. ille de kurşunkalemleri istiyor. en sonunda birini aldı. kağıdı da aldı. çıkışta onları kayhana cantıkçıya götürdüm. yolboyunca raylara basarak yürüdü. özellikle dikkat ediyor rayların üzerinden gitmek için.. aslında tok olması lazım ama gene de yarım cantık yedi. yolda dönerken setlerin, cizgilerin üzerinden zıplayarak basmadan geçiyor. parkın içinden yürümek istedi. parktaki havuzbaşındaki meydanda bisikletle gezmeye geliriz yaz olunca dedim. tebessüm etti. birşeyi kabul ettiği zaman "he baba" demesi harika... evde oyuncak hikayesini seyrederken uyudu kaldı. Akşam neler olduğunu hatırlamıyorum. sanırım hatırlamaya değer birşey yok. tek aklımda kalan sevimli öcüler filmini seyrettiğimiz... sonradan aklıma geldi.. ablasıyla abisi çiğköfte aldılar. bizimki de onların yanında çiğköfteyi marula sarıp, ardından da lavaşa sardı. ama önce limon da sıktı. afiyetle yedi. anlaşılan bu çiğköfteyi tek sevmeyen ben olacağım.
14 OCAK 2014 SALI
sabah 8.30 gibi ağlayarak uyandı. salonda zırlıyor. TV açtım. zor sustu. peynirli yumurta yaptım. oturağına oturup yedi. parmakları yumurtaya bulaşınca parmaklarını bana yalatıyor. ben alıştırdım. sonra oyuncak hikayesini açtım. 3 filmi de üstüste seyretti. Arada ekmek verdim. 3 dilim yedi boş boş... kağıt kalemle birşeyler çizdi. abisinin anaokulu karnesini bulmuş. yazıların üzerine o da yazmış. öğlene doğru uyutmak istedim uyumak istemedi. şokellalı ekmek istedi. verdim yedi. biberonla tv karşına yattı ve uyudu. arka odada ayağımda sallanma teklifimi reddetti. 15 dakika sonra uyandı. öksürük uyandırdı ve bir daha asla yatıp uyuımadı. bilgisayarda pocoyo açtımç. ardından meee diyerek koyunlu film istedi. uzun süre meecikli film seyretti. allahtan film konuşmasızdı. Akşam üzerine doğru çorba ısıttım. yedi. abisi ve annesi geldi. abisinin pastel kalemleri çıktı ortaya.. onlarla boyama kitabını boyadı. çizgileri taşırmadan boyayabiliyor. bilgisayar masasının üzerine resimler çizdi. gündüz de abisinin anaokulu karnesini karalamıştı. yazıların olduğu satırı tekrar yazmış. abisi ona salonda kocaman bi çadır yaptı. çadırdan evinin içini eşyayla doldurdu. büyük bir telaşla evinin içine eşya taşıyıp duruyor. halini bir görseniz. sanırım büyüdüğünde hiçbirşeyi atamayacak. hatta çöp ev bile aklıma geldi bir an... neredeyse bütün oyuncakları yığdı içeriye.. beni de soktu evine... ben de ayşenin evinde yattım uyudum.
13 Ocak 2014 Pazartesi
13 OCAK 2014 PAZARTESİ
sabah 09 gibi uyandı. yanına gittim. beni kovdu. arka odaya gidip yattı. gene yanına gittim. gene kovdu. süt verdim. alırken bile beni kovdu. sonra salona geldi. koltuğa yattı. eli göbeğinde TV seyrediyor. Babanneye gidelim dedikçe TV yi gösterip bir dakika işareti yapıyor. Bu bitince gidecez diyorum. bitiyor bu sefer biberonu gösterip bir dakika hareketi yapıyor. en sonunda gidelim dediğimde sırtını döndü. gitmek istemiyor. Salam kızartmıştım. Onu yedi. tekrar istedi. gene kızarttım. hepsini yedi. babannesine götürmem lazım.. nasıl olacak bilmiyorum. 11.30 oldu. gitmeye niyeti yok. aldı eline kağıt kalem.. birşeyler karalıyor.
Babanneye gitme yolunu gene ayşenin kendisi buldu. eline kovayı aldı. parka gidip kumla oynayacakmış. Parktan sonra babanneye dedim. kabul etti. iyi ki akıl etti bunu... yoksa evden çıkarmak zor olacaktı. gittik. kumla oynadı. kürek bulamadık. yanımızda tırmık var. onunla da kum doldurmak zor oluyor. tırmıkla kumları küme yapıp kovanın eleği ile alıyor. kumu eliyor. küçük çakıllar kalıyor. elekle kovaya kum doldurup kule yapıyor. sonra da yıkıyor. kaydırak ve salıncak ıslak... sadece tahtırevalliye binebildi. parktan sonra omuzuma alıp babanneye gittik. sorunsuzca eve girdi. akşam eve geç geldim. geldiğimi farketmedi. arka odada oyuncak hikayesi seyrediyor. biraz sonra sesimi duydu. yanıma geldi. beni odaya çağırdı. filmi beraber seyredecekmişiz. yemek yemeliyim. izin verir misin dedim. verdi. film seyretmeye devam etti. bir ara salona gelip yastıkları alıp götürdü nedense... ben uyurken salonda çadır yapmışlar abisiyle... sabah sorar nerde çadır diye...
Babanneye gitme yolunu gene ayşenin kendisi buldu. eline kovayı aldı. parka gidip kumla oynayacakmış. Parktan sonra babanneye dedim. kabul etti. iyi ki akıl etti bunu... yoksa evden çıkarmak zor olacaktı. gittik. kumla oynadı. kürek bulamadık. yanımızda tırmık var. onunla da kum doldurmak zor oluyor. tırmıkla kumları küme yapıp kovanın eleği ile alıyor. kumu eliyor. küçük çakıllar kalıyor. elekle kovaya kum doldurup kule yapıyor. sonra da yıkıyor. kaydırak ve salıncak ıslak... sadece tahtırevalliye binebildi. parktan sonra omuzuma alıp babanneye gittik. sorunsuzca eve girdi. akşam eve geç geldim. geldiğimi farketmedi. arka odada oyuncak hikayesi seyrediyor. biraz sonra sesimi duydu. yanıma geldi. beni odaya çağırdı. filmi beraber seyredecekmişiz. yemek yemeliyim. izin verir misin dedim. verdi. film seyretmeye devam etti. bir ara salona gelip yastıkları alıp götürdü nedense... ben uyurken salonda çadır yapmışlar abisiyle... sabah sorar nerde çadır diye...
12 Ocak 2014 Pazar
12 OCAK 2014 PAZAR
Oldukça geç saatte uyandım. Herkes uyuyor. saat 11.00 gibi Ayşenin sesi geldi yatak odasından. annesiyle cilveleşiyor. ben gelince hemen uyuyor numarası yapmaya başladı. ben de üzerini örttüm. kızdı, bağırdı. beni kovdu. Sonra kahvaltı için börek çörek almaya giderken kapıya dikildi. o da gelecekmiş. giydirdik.(son zamanlarda hep yaptığı gibi giyinirken şımardı) arabaya bindik. önce BİM e gittik. orada kendine pingui ve sürpriz yumurta aldı. simitçiye ve börekçiye gittik. evdeb çıkarken kucak istememe konusunda verdiği sözü derhal unuttu. sürekli kucak istiyor. Eve döndük. kahvaltıya oturmak yerine hemen sürpriz yumurtaları aldı. sürpriz yumurtayı kahvaltı masasına götürüp açarak masaya oturttuk. pizza yedi. pingui yedi. meyve suyu almıştım. onu içti. ama meyve suyu yerine dünden kalma fanta içmek istiyor. biz de azıcık azıcık fanta koyup meyve suyunun üzerine kandırmaya çalışıyoruz. ama pek kandığı söylenemez. kahvaltıdan sonra sürpriz yumurtadan çıkan oyuncağı bize yaptırmadı. dokundurmadı bile kendisi yapmaya kalkıştı. biraz biraz yaptı da... hatta yapım şemasını inceleyip nasıl yapılacağını keşfetmeye bile çalıştı. Bu kız biraz fazla akıllı mı ne ? diğer yumurtadan çıkan ve berenin yaptığı oyuncağı ise söktü. sebebini anlamadım. biraz sonra beril koşarak gelip arkama saklandı. beren de peşinden... bir boğuşmadır başladı. hepsi birden bana giriştiler. ayşe beni yere yatırdı. üzerime çıktılar. hep beraber(ayşe de dahil) gıdıklıyorlar. ayşe bile pırt yaptı. beni itleyerek sandalyelerin altına itti. sonra da suratıma bez örttü. arkasında sırayla berile, anneye ve berene daldık. çocuklar anneyi gıdıklarken ayşe meme peşinde... göbeğine pırt filan yaptı ama aklı hemen memeye gitti. Bu arada anlamını bilmediğim 5 parmağı koni yapma hareketi galiba "gel" demek.. oğlenleyin şifonyerin üzerindeki ablasının eşyalarını karıştırken sandalyeden düşmüş. ağlaya ağlaya annesinin dizine yatıp, memesini tutarak uyudu. annesi anlattı. dün mutfak duvarına resim çizmiş.
Huysuz ve geçimsiz uyandı. Akşam yemeğine babannelere gittik. Gitmeden sokak kapısının ağzına götürmek için eşyalarını yığdı. bie sürü oyuncak o kadar çok ki taşınacak gibi değil... allem etti kallem etti götürdü onları da babannesine...Kandil olduğu için ellerini öpsün dedik ama el öpmeyi unutmuş. yemekte bağıra çağıra tavuk yedi. birşeye kızıyor ama neye kızdığını bile anlamıyoruz. yemeğe gitmeden TV de kendi kanalı açılsın istedi. açmadım diye kıyamet kopardı. yemekte uzaktan trt çocuk kanalının sesini dinliyordu. daha önce yazdım mı hatırlamıyorum. arabaya biner binmez ilk işi radyoyu açmak... her seferinde asla unutmuyor.. gece de annesini perişan etmiş.
Huysuz ve geçimsiz uyandı. Akşam yemeğine babannelere gittik. Gitmeden sokak kapısının ağzına götürmek için eşyalarını yığdı. bie sürü oyuncak o kadar çok ki taşınacak gibi değil... allem etti kallem etti götürdü onları da babannesine...Kandil olduğu için ellerini öpsün dedik ama el öpmeyi unutmuş. yemekte bağıra çağıra tavuk yedi. birşeye kızıyor ama neye kızdığını bile anlamıyoruz. yemeğe gitmeden TV de kendi kanalı açılsın istedi. açmadım diye kıyamet kopardı. yemekte uzaktan trt çocuk kanalının sesini dinliyordu. daha önce yazdım mı hatırlamıyorum. arabaya biner binmez ilk işi radyoyu açmak... her seferinde asla unutmuyor.. gece de annesini perişan etmiş.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
22 EKİM 2017 PAZAR
sabah gene enselendi. Koltuğun arkasından kafasını çıkardığı an gözgöze geldik. Kahvaltı için dünden yapılmış akıtmalara nutella sürüp verd...
-
Sabah 9.30 da pıtı pıtı ayak seslerini duydum. Zaten hemen hemen her zaman bu sesi duyuyorum. Çok ta hoşuma gidiyor. Elinde biberonu yanıma ...
-
Bugün pek kayda değer birşey olmadı ama dün ve önceki gün abisine yaptırdığı salıncak olayı var. abisinin barfiksine ip bağlatıp kendisi içi...