11 Mart 2014 Salı

11 MART 2014 SALI

"HAVHİ"... oyuncak telefonu uzatıp konuşmamı istediği kişinin adı bu... kimi kastettiğini anlamadım. herhalde efra... ama ona effa diyordu... şimdi niye böyle diyor anlamadım.
Sabah, annesi gitmek üzereyken uyandı ama çıt çıkarmadan salona koltuğa uzandı ve gözlerini yumdu hemen.. ancak 15 dakika geçmeden uyandı ve çığlık çığlığa ve ağlayarak annesini aramaya başladı. arka odaya koştu. bulamadı. neydeki fazla ağlamadan sakinleşti. çizmeli kedi filmini seyretmeye başladı. (son iki günün takıntısı bu) babanneye gittik. ben de içeri girdim. beraber kahvaltı ettik. ben giderken biraz mızmızlandı. benimle gelmek istedi ama büyük sıkıntı olmadı. akşam almaya ben gittim. kapıyı açmaya koşa koşa geldi. (sesleri duydum) hemen hazırlandı. BİM e gittik. kendine pembe çokomel aldı. eve girer girmez bilgisayarı ve painti açmış, birşeyler çizmeye başlamış...

10 MART 2014 PAZARTESİ

Gün, gece 04 gibi başladı. uyanıp salona geldi. koltuğa uzandı ve süt istedi. sütün bittiğini söyledim. bana, "bir dakika" işareti yaptı ve pıtır pıtır koşarak buzdolabına gitti. kapağı açıp içini kolaçan etti. süt göremeyince boynunu büktü ve adımlarını sürüye sürüye koltuğa dönüp yattı. uyumadan gözleri açık saatlerce yattı. sonra uyudu. öğlene doğru babannesine götürdüm. artık hiç problem olmadan gidiyor babannesine... ben marketteyken telefonla ayşenin siparişlerini verdiler. pembe ve kahverengi gofret (bunu da nerden çıkardıysa) ve renkli çokomel.. aldım. hapır hupur yedi. akşam ablası getirdi. zile basmış. kapıyı annesi açınca, kızıp  kapıyı kapattırmış. kapıyı benim açmamı istiyormuş. gittim açtım. kucağıma zıpladı hemen... akşam ben birileriyle buluşacaktım. evden çıkarken benle gelmek istedi her zamanki gibi... tabii gelemeyince kıyameti kopardı. eve döndüğümde beni gene ağlayarak ve kızarak karşıladı onu götürmedim diye... gece oyuncak telefonuyla birisiyle konuşup duruyor. bana telefonu uzatıp "hafa" (tam hatırlamıyorum. galiba böyle birşeydi) deyip konuşmamı istiyor. kim bu kızım diyorum. efraymış. sorunca kafa sallıyor. ayrıca bugün gerçek telefonla efrayla karşılıklı konuştular...

10 Mart 2014 Pazartesi

09 MART 2014 PAZAR

Gecikmeli yazınca, olayların büyük çoğunluğu unutuluyor ama bugün olan, zaten ömür boyu hatırlanacak birşey olduğundan unutulmasına imkan yok. zaten bu olaydan başkasını yazmaya da gerek yok bugünle ilgili...
Ayşe bu pazar gününü arka odada yalnız başına geçirdi genel olarak.. yanımıza gelmiyor. kendi başına takılıyor. öğlen gibi, ben tuvaletteyken, annesi odaya yanına gitti. bizimki ruj sürmüş dudaklarına... annesi " baban görürse sana kızmaz mı?" diye sordu. silmeyi teklif etti. ben duymazdan geldim ve salona geçtim. biraz sonra Ayşe de salona geldi, ama eliyle ağzını kapatmış vaziyette. çişini mi yapacaktı, su mu içecekti ne? salona gelmek zorunda kaldı. yüzünde tedirgin bir suçluluk ifadesi, eliyle ağzını kapamış görüntüsü çok komikti. gülmemek için kendimi zor tuttum. uykusu gelmiş. ayakta sallanırken de ağzını kapatmaya devam ediyordu. hatta uyuyup uyandıktan sonra bile gene ağzını kapadı. yanıma geldi. bana sarıldı falan ama ağzı hep kapalı. elini çekmeye çalıştığımda direnç gösteriyor. aradan zaman geçtiği için artık ruj silinmiş ama o bunu bilmiyor. en sonunda annesi ruj çıkmış deyince normale döndü.

8 Mart 2014 Cumartesi

08 MART 2014 CUMARTESİ

Gece uyanıp gene salona geldi. saat 03 gibi uyandı ama gene uydu. sabah uyandığında süt istedi ama TV yi gösterip açmamı istemedi. Hayret... aylardır ilk defa... sonra kalktı. yatak odasında annesi ve abisiyle cilveleşme sesleri geldi bir süre sonra...
Ardından salonda abisi geçen gün Ayşenin kendi için aldığı renkli leblebilerden yemeye başladı. Ayşe yemesini istemedi ve kızdı. Abisi salonu terkedince, Ayşeye saklamasını söyledim. Ayşe de dolaba sakladı kavanozu... Sonra abisi salona gelince, dolabı gösterip elini yok anlamında sallayrak ve dolap kapağına dayanıp açılmasına engel olmaya çalışarak yerini belli etti. bir yandan da "abi, ı-ıh" deyip duruyor. bu duruma ne güldüm ya... sabah alışveriş için çıkmaktan bahseder bahsetmez parmağıyla göğsüne dokunarak "ben de" işareti yapmaya başladı. beraber gittik.yol boyunca kucağımdaydı. kendine jelibon aldı ve kahvaltıdan önce yemek için ısrar etti. kabul etmedik. kahvaltıda pizza yedi. kahvaltıdan sonra annesinden ciddi zılgıt yedi. (annesi haksızdı. sinirini ayşeden çıkardı) Ayşe de her zamanki basit ağlama değil de hakkaten derin ve içili ağlamaya başladı. Aslında annesinin haklı olduğu bir yer var. Ayşe herşey kendi etrafında dönsün istiyor. ama bunu söyleyiş şekli rahatsız ediciydi annesinin. bu satırları yazarken salona çağırdılar beni... bir baktım. eline elektrikli süpürgeyi almış (çalışmıyor) yerleri süpürüyor. şimdi de yanıma gelmiş, "guga, hı-hu-ha" deyip elimden tutup balkona götürdü beni. balkonda guga rengi makarnayı gösterip sonra da kendini gösteriyor. dün görmüştü makarnayı ilk olarak.. kucağımda oturmuş, blog videolarını seyrederken bi şarkı tutturdu. "vululuvup, ayyhe vululuvup, ayyhe" 
buradan sonrasını pazartesi akşam yazıyorum. tüm hafta sonu boyunca anlatacak o kadar şey oldu ki, çoğunu hatırlamıyorum. genel olarak söylenebilecek olan şu... Ayşe artık, bebekten ziyade çocuğa dönüşmeye başladı. Çocuk davranışları göstermeye başlıyor yavaş yavaş... 

07 MART 2014 CUMA

Bugünü evde beraber geçirdik.

6 Mart 2014 Perşembe

06 MART 2014 PERŞEMBE

Bu sabah normal uyandı ve gene guga filmi ve süt isteyerek koltuğa uzandı. filme dalmak yerine kucağıma oturup paint açmak istediğini belli etti. laptopun mouse pad'ine parmağını sürtmek bu anlama geliyor. artık mouse kullanabildiği için ben sadece başlangıç menüsünü açtım. ordan painti seçip tıklasın diye..  herşeyi kendisinin yapması huyu ortaya çıktı ve kapattırdı start menüsünü... sonra klavyede microsoft işaretli tuşa basarak start menüsünü açtı. ordan da paint... karaladı durdu. renkleri beğenmeyip yeni renk yaratıyor artık.
babannesine gitmek için giydireyim dedim. giyinmedi. ben de olduğu gibi alıp arabayla götürdüm. Akşam annesi aldı. yolda karşıladım onları. bağırıp çağırıyor. gelmek istememiş, babannesi ben de geleyim size deyince giyinmeye başlamış ancak... telefon evde kaldı bahanesiyle babannesi geri dönünce kıyamet kopmuş tabii...  gözünün yaşını silip kucağımda Bİm e götürdüm. kendine oyuncak aldı. kurmalı tavşan... yolda gene yeşil ışık, kırmızı ışık eğitimine devam... yürümeye niyeti yok. kucak istiyor. almadım. surat edip yürüdü. apartman kapısında eve girmek istemedi. sokakta kal dedim onu da kabul etmedi. eve girdik. evde salon kapısına gene barikat kurdu. insanları geçirmiyor. eve gelirkenki huysuzluğu gitti. acayip neşeli bi çocuk geldi. kovalamaca ve korkutmaca oynadık. ayyy ayyy diye diye kaçışması süper... koltuğun arkasına saklanıp aniden çıkıp korkutma sesi çıkarıyor. kovalamaca oynarken düşüp yere kapaklandı. ağlayıp yattı ayata sallanmasına rağmen uyumadı. satranç taşlarıyla oynuyor. oyuncak telefonu kulağıma dayayıp dedesiyle, babannesiyle konuşturuyor. sonra kendisi efrayla konuşmaya başladı. ardından telefonu annesine verip "effa" dedi. annesi konuştuktan gene telefonu istedi. effayla konuşmaya devam... sonra telefonu gene annesine verdi. bu sefer kutay abisiyle konuşturdu.şimdi de bana getirdi. "vuya" ile konuşacakmışım. kim olduğunu anlasam konuşacam ama.. unutmadan anlatmak gerek.. eliyle enseme şiddetle vurup kafamı öne doğru hareketlendirme oyunu icat etmişti. bu akşam gene yapmak istedi. kızıp yapma dedim. bir süre yapmadı, çeşitli şirinlik ve unutturma çabasından sonra aynı hareketi gene yaptı. kafasına koyduğunu mutlaka yapıyor. gerekirse erteliyor ama vazgeçmiyor. dünkü pepee suyunu almamamı gece annesine şikayet etmesi de bir başka örnek...

5 Mart 2014 Çarşamba

05 MART 2014 ÇARŞAMBA

Bu sabah epey geç uyandı. saat 11.00 gibi.. uyanır uyanmaz, koltukta oturur pozisyonuna geçti ve parmağıyla kolunu sertçe uzatarak emretme jest mimik ve ses tonuyla TV yi gösterip "guga" dedi iki kere. emir anlaşıldı. İA filmi açıldı hemen. süt te hazırlandı. biraz sonra süt bitti. her zaman kalkar kalkmaz çişini yapar. bu sefer çiş yok diyor. internet faturasını ödemek için dışarı çıkmalıyız. bunun içinde hızlı davranmalıyız. ama bizimki yavaş davrandıkça davranıyor. zor zahmet giydirip dışarı çıktık. çıkmadan İA filmini dondurmamı istedi hareketlerle. kumandayı alıp dğmeleri gösteriyor. dondurduk. tramvay durağında ona demir parmaklıklara tırmanmasını öğrettim tramvay beklerken. tramvay gelince kapı açma düğmesine basmak istedi. zaten her düğmeye kendisi basmak istiyor. asansör vs. gelirken de giderken de bütün düğmelere ayşeye bastırdım.
inişte koştura koştura önce ATM ye (burda da düğmelere basmak istedi ama zaman yok diye olmaz dedim) sonra da fatura merkezine gittik. saat 12 olmadan yetiştik.(kapanmıyormuş meğer. eskiden kapanırdı) orda gene "ci" dedi. orda da çişini yaptı. tuvalet kağıdını hap boyutuna kadar katlayıp öyle kullanıyor. Aylardan beri böyle... önce diklemesine 5 e 6 ya katlıyor. sonra da enlemesine 2 ye 3 e.. böylece tuvalet kağıdı küçücük kalıyor. o şekilde kullanıyor. tramvaydan indiğimizde geldiğimiz yerin annesinin işyeri olduğunu biliyor. hemen "anne" diyor. nitekim annesi yanımıza geldi. beraber lokantaya gittik. ciğer tava istedi. kendi kendine yedi. inatla ve ısrarla şişe suyunu açmak istedi. sürahiden doldurulmuş bardak suyu reddetti. şişenin kapağını açmak için uğraştı durdu. gücü yetmiyor ama pes te etmiyor. en sonunda annesi açtı. halil abiyi sevdi. ona dede diyor. dönüşte omzuma aldım. daha önce hiç duymadığım sesler ve hecelerle bi şarkı tutturdu. onu söylüyor. karakolda annesinin bilgisayarının başına oturdu. eve dönerken annesi de gelsin istedi. gelmiyor diye biraz buğuz etti. tramvay durağında beklerken önce pamuk şeker aldık. sonra tutturdu. pepee marka su alalım diye... çok pahalı.. 2 TL.. enayiliğin luzumu yok. almadım. almadım diye huysuzluk etti. sonra uçan baloncu geldi. pepee balonu aldım. 5 TL... koluna bağladık. tramvayda pepee balonu tokatlayıp vuruyor. balon uçunca da gülüp tekrar kendine çekiyor. gene tokatlıyor. epey eğlendi. inişte gene pepee su aklına geldi. zırlamaya başladı. parka gidene kadar zırladı hafifçe.. parkta unuttu. kaydırak ıslaky-tı ama elimle temizledim. bir kere kaydı. ama sonradan yerden kum alıp üstüme atmaya başladı. bunu da oyun etti kendine.. sonradan pepee balonuna atmaya başladı. acayip eğleniyor. pepeeyi yerde tutuyorum. tam o kum atarken bırakıyorum. pepee havalanırken o da kumları pepeeye isabet ettiriyor. çok hoşuna gitti. pepee parmağıma bağlı. sonra elleri kum yüzünden simsiyah oldu. ellerini birbirine sürterek temizlemesini gösterirken balon parmağımdan çıktı ve uçtu. gözden kaybolana kadar balonu seyrettik. balon havada döne döne yükseliyor. bizimki de parmağıyla dönme hareketi yapıyor. zaten her zaman daire veya çember gördüğünde parmağıyla dönme hareketi yapıyor. bakkala gittik ekmek almak için. sakız da aldı kendine... eve döndük. hemen ekmeğin birini alıp kuru kuru yemeye başladı. ilk günden beri boş boş kuru ekmeğe bayılır zaten.. gerçi bu ekmek sıcak sıcak süper gidiyor.

TV de dondurduğumuz İA filmi kaldığı yerden başlattık. seyrederken biberonu da sütle doldurdum. uyumaya başladı. Annesinin geliş saati uyandı. Unutmadan eklemem gereken birşey var. bugün dışarda ayakkabılarının yan dışına basarak yürüdü bir süre oyun olsun diye...
dediğim dedik konusunda çığır açtı artık. herşey olun istediği gibi olsun, herşeyi o yapsın istiyor. misal; BİM'de aldığı bonibonları kasaya koymuştum. onu aldı, sepete koydu. tekrar aldı. kasaya tekrar koydu. gece babanne çorbası istedi. küçük tavada yapılmadı diye zırladı durdu. küçük tavaya koydurdu. ordan da küçük tabağa konmadı diye arıza çıkardı. annesi kızınca çorbayı içmeden arka odaya kaçtı. herşey ama herşey onun istediği gibi olmalı. ayrıca işten kaçmıyor, işe koşuyor. banyodan çıkışta giyinmedi. çıplak geziyor. zor zahmet giydirdik. ayrıca kaç zamandır yazmıyorum ama artık yazmak farz oldu. her banyoya girdiğinde ayak parmaklarının arasını yıkıyor. bu da alışkanlık haline geldi. yatmadan önce gene soyunmaya niyetlendi. annesi giydirdi diye ağlaya ağlaya yanıma geldi. İA filmi açtım. seyrederken uyudu.  

4 Mart 2014 Salı

04 MART 2014 SALI

Sabah uyandığımda o da salonda koltuktaydı. sağa sola dönüp duruyordu. uyanacak gibiydi ama uyanmadı epey bir zaman. uyanınca da hemen TV yi gösterip guga dedi. İA filmini açtım. Süt istedi. verdim. Bitirdi. İkinci biberonu istedi . onu da bitirdi. üçüncü biberonu  da istedi. bu arada kahvaltı öneriyorum, reddediyor. 3.biberonu içmedi. onun yerine oyuncak mutfak gereçlerini aldı. fırını da aldı. sütü tencereye boşaltıp, bardaklara da rendelenmiş kaşarları doldurdu. film bitince giyinip babanne için yola çıktık. her zamanki gibi guga rengi çekeceği aldı ve ayakkabılarını giydi. benim kullanmama izin vermiyor. çekecek gugaymış. öyle diyor. Senin adın ne diye sordum. "guga aahe" dedi. babanneye problemsizce girdi. akşam abisi getirdi. bu sefer de ablasına kafayı taktı. onu eve sokmadı. eve girmesin diye bağırıp çağırdı.

ama sonra ablasına sarılıp ona sırnaştı. tok gelmiş olacak ki, bizimle yemek yemedi. ama gene de İA filmindeki "ham" numarasıyla 2- lokma ciğer yedirebildim. akşam ablası gelmeden bulaşık makinasını çalıştırmış. ama deterjan koymadan.. biz de ablası gelip o da yemek yedikten sonra onun da tabağını koyup öyle çalıştıralım dedik. inatla hemen çalıştırmak istiyor. sandalyeyi tezgaha yanaştırıp oradan dolabı açıp bulaşık makinası deterjanı alma peşinde... ben bir tane verip cebine koydum. yok. illa kendi alacak. nitekim allem etti kallem etti kendisi aldı dolaptan.. annesi lokum istedi çerezciye ayşeyi de götürdüm. hep omuzda tabii... orada kendine renkli leblebi aldı bir paket... pembe, mavi, sarı leblebiler. leblebileri hem yiyor. hem de koltuğa çember şeklinde diziyor. abisi yemesin diye yaygara kopardı. vermedi çocuğa.. gece de gene guga filmi (İA) ve sonra ayakta sallanma. ama uyumadı. sonrasında ne zaman uyudu bilmiyorum. salonda koltukta uyumuş gene...

3 Mart 2014 Pazartesi

03 MART 2014 PAZARTESİ

Bugün de bir ilk yaşandı. Kızım, sabah giyinirken ilk şakasını yaptı. pantolonunu giydirmek için ayaklarına doğru pantolonu tutarken birden bire pantolonun içine kollarını sokuverdi. bir yandan da gülüp kahkaha atıyor. halbuki sabah uyandığında gene mıkırdıyordu ama neşesi çabuk yerine geldi. guga filmini açtırıp( şu sıralar inanılmaz aile takıntısı var) biberonla koltuğa uzandı. çişini yaparken gene parmağıyla oturağın konacağı yeri buyurdu. koltukta otururken "na-nu-ni-na" diye uzun uzun konuştu. bu sesleri ilk defa çıkarıyor. dünden kalma açma ve simidi yedi biraz. oyuncak bıçağıyla küçük parçalara ayırdı yemeden önce.. hatta simit sert geldi. bana parçalattı. sonra önce parka gidelim. sonra babanneye dedim. hı-hı diyerek kabul etti. giyinirken başta yazdığım işi etti. tabii her zamanki gibi ayakkabı giymeden guga rengi çekeceği aldı ve ayakkabıyı onunla giydi. parkta epey eğlendik.

babannenin evine ayakkabı ile soktum. yeri gösterip çıkarmak gerektiğini gösterdi. park kumlu olduğundan yer de kirlenmişti. Akşam annesi aldı geldi. eve girdiğinde dana gibi böğürüyordu. ben canım sıkkın olmasına ve yatmama rağmen kalktım. beni görünce sakinleşti. zaten sabah evden çıkmadan inanılmaz aile filmini dondurarak evden çıkmıştık. hemen filmi açtım. süt istedi. seyrederken uyudu. Annesi almaya giitiğinde kapıyı suratına kapatmış. babannesi ayşeyi kandırıp oyalayıp anneyi ancak içeri alabilmişler. meğer ayşe hanım benim gelmemi istiyormuş.
kısa süre uyuduktan sonra uyandı. TV de madagaskar filmi var. onu seyretti bir süre.. çocuğu kandırıp kanal değiştirdik. dünya küresi salondaydı. avucunu haritada bir yerlere koyup bana adını söyletiyor. annesi türkiyenin yerini sordu. bizimki doğru göstermesin mi... tesadüf herhalde...
Çok erken uyuduğum için gece neler olduğunu bilmiyorum.

2 Mart 2014 Pazar

02 MART 2014 PAZAR

bugün kızım (anlaşılır) ilk cümlesini kurdu. "MÜÜ BİTTİ" gece aile gezmesinden çok geç geldiğimizde daha uyumamıştı. ayağımda sallayıp uyuttum. sonra koltuğa koyduk. mışıl mışıl uyudu. ben de onın yerine yani kendi yatağıma yattım. sabah uyandığımda hala koltuktaydı ama annesi salona gelip yatmıştı. ayşenin de elbiseleri çıkmıştı. gece ben uyurken bir şeyler olmuş. Saat 10 gibi baba baba diye uykusunda konuşmaya başladı. saçını okşayınca da uyandı ve hemen "guga dedi. gece yatarken guga filmi (inanılmaz aile) açıktı. uyandığında kapalı olması hiç kabul dilebilir mi? hemen TV yi açtırdı. biberondaki sütü gösterip parmaklarıyla küçük hareketi yaptı. hakkaten de biberonda az süt var. doldurdum. verdim. koltukta yatarak film seyretmeye devam etti. süt bitince de yukarıdaki lafı söyleyip süt istedi. çişini yapıp( zaten altı açık) tekrar yattı ve süt içmeye devam etti. kalktı. çıplak ayakla yerlere basıyor.annesinin yanına gitti. ben de elimde çorapla yanına gitim. çorap giymemeyi oyuna çevirdi. beni itleyerek yataktan atıyor.
sevginin telefonunda birkaç tane video varmış. zaman kaygısı olmaksızın bugüne koyuyorum ama geçen yaz mevsimine ait görüntüler sanırım.





bir salonda bir yatak odasında gezinip duruyor. altına pijama giymey reddediyor. onun yerine battaniyaye sarınarak, onu etek gibi sarark dolaşıyor. dünden kalma cantığı yedirdim. birkaç gündür hep yaptığı gibi ben bıçakla cantığı doğrarken o da bıçağı bir ucundan tuttu. bıçakla birşeyler kesme merakı çıktı. 2-3 gündür meyve soyarken, vs. hemen gelip bıçağı o da tutuyor. kendi başına bıçağa dokunmamasını söyledim. şimdiye kadar öyle bir girişimi olmadı. cantığı yedi. TRT çocuk kanalını açtım. eskiden bayıldığı kanalı artık istemiyor. minikayı açtım. seyrediyor.
ablasıyla kahvaltılık ve ıvır zıvır alışverişine gitmek istedi. canımıza minnet. vesileyle giyinmek zorunda kaldı. BİM de hem meyveli yoğut (sevmezdi aslında) hem de ozmo kornet almak istemiş. ablası da birisini seç demiş. bizimki düşünüp meyveli yoğurdu seçmiş. üzerine minik renkli toplar dökülüyor ya..o yüzden merak sardı herhalde... kaşıklayıp kaşıklayıp yedi. evden çıkınca TV yi kapatmıştık. geldiğinde TV kapalı diye hemen zırlamaya başladı. tekrar açtık minikayı. reklamlarda ozmo kornet reklamı çıktı. hemen bana ablasını şikayet etti. ama sen tercih etmemişsin deyince zırlamaya başladı. abisine sardı şimdi de... gözü onu görmek istemiyor. hatta evden dışarı bile attı. çocuk bir süre kapının dışında kalmak zorunda kaldı. ardından kendisi kapıyı açıp içeri aldı. herhalde biraz önce beren benle tartıştığı için onu cezalandırmış olsa gerek... gece olanları da anlatmalıyım. ben uyuyduktan sonra uyanmış. sesine annesi salona gitmiş. vay.. nasıl olur da annesi salonda yatar. onu kovmuş. koridora atmış. uyuyana kadar annesi koridorda beklemiş. uyuduktan sonra koltuğa yatabilmiş. gece altına kaçırmış. hiç öyle bir huyu yoktur halbuki... 40 yılda bir kazayla olur böyle şeyler..
gene unuttuğum birşey geldi aklıma. hemen yazayım. yemekleri özellikle etleri kaşıkla veya çatalın yanıyla kesme alışkanlığı edindi. beceremese de deniyor. dün de ciğeri kesmek için debelendi durdu. gücü yetmiyor henüz. ben parçaladım çatalı onunla birlikte tutarak. ama inadından ciğeri kaşıkla yedi.
öğlene doğru uyudu. akşam hazırlanıp gemliğe gittik ayşenurlara... yolda arabada gene alışkanlık haline getirdiği arka koltukta oturup kulağımı katlama oyununa başladı. bu sefer annesinin de kulağını katlıyor. yüzündeki şımarık ve neşeli ifade müthiş. elif serrayla oynamaya bayılıyor. bütün gece evin içinde koşuşturup durdular. elif uykusu gelip yatınca bizimki de yanına yattı. tabii bizimki yatakta dönüp durduğu için serra rahatsız oldu. çocukcağız önce gelip şikayet etti. sonra da ayşeye kızmış. ayşe zırlayarak salona geldi. eve dönüş yolunda uyumasın diye epey uğraştık ve becerdik. ayakkabılarını giymeyi reddediyor. eve nasıl gideceksin. seni kim eve taşıyacak sorusuna.. hı-hı-ha-hu-ha.. babaaa şeklinde cevap veriyor. konuşmasınından hiçbirşey anlaşılmıyor ama beden dili tonlama ve vurgular müthiş... arabada ısrarla ona bakmamı istiyor. ben de araba kullanırken yola bakmak zorunda olduğumu, bakamayacağımı söyledim. elleriyle kafamı çevirmeye çalışıyor.  eve gelir gelmez sebebsiz şekilde zırlamaya başladı. guga filmi istedi açtım. süt elinde koltukta yatarak seyrediyor. saat yarım civarı ve neredeyse uyuyacak.

01 MART 2014 CUMARTESİ

Maalesef gene gününde yazmadığımdan bugünün olayları aklımda kaldığı kadar olacak. sabah(her haftasonu olduğu gibi) herkes uyurken ikimiz ayaktaydık. ne yaptığımızı hatırlamıyorum. muhtemelen guga filmi seyretmişizdir. öğlene doğru annesi uyanınca yatakta cilveleştiler biraz. sonra ben büyük kızımı sınava götürürken o da gelmek istedi. zaten alışkanlık hatta saplantı haline getirdiği şeylerden biri de bu... birisi dışarı çıktığı zaman mutlaka o da onunla çıkmak istiyor. dün hamidiye caddesine giderken gene benle gelmek istedi. çok uzak olduğunu bu yüzden gelemeyeceğini söylediğimde arıza çıkardı. sınavın yapılacağı liseye küçük kızım da geldi. arabada hemen camdaki yağmur damlalarını silmek için hemen silecekleri çalıştırdı. ayrıca artık arabanın kontağını ayşe açıp kapıyor. araba kullanmayla arası iyi olacak... eve geldikten sonra uyudu. gündüz abisiyle koşturmaca oynadı. salona girişi çıkışı sandalyelerle kapadı. açmak istediğimizde kurduğu barikata dayanarak engel oldu. kendisi altından emekleyerek gelip geçiyor. bizi geçirmiyor. 
annesi kızıp barikatını kaldırınca kızıp ağlamaya başladı. bunun üzerine abisi salona kocaman bir çadır inşa etti. içine girip yere battaniye serip yatmış. uyuyacak. ben de yanına yattım. sonra dışarı çıktık. ayağıma koyup salladım. uyudu.


akşam aile gezmesine yomuş ve çizgeçi de yanına aldı. ne kadar ısrarcı, dediğim dedikçi olduğu malum.. sıkıysa alma... orada akranı ömer meteyle oynamış. hatta ona "öme" filan demiş.  büyük kızların ipadlerinden oyun oynamış.  öme ile koşuşturmaca oynamışlar. ikisi oyuncak otomobillerle oynuyordu son gördüğümde.. benim yanıma gelmek için de birçok girişimi oldu ama ben kabul etmedim. problem çıkarmadı. arada gelip kendisine tiramisu yedirmemi istedi. yedirdim. propaganda yapan politikacılarının yanına gitti sık sık... gece 2 gibiydi eve geldiğimizde.. ayağıma koyup salladım. hemen uyudu. onu salonda koltukta bırakıp yatak odasına yatmaya gittim. 
unuttuğum birşeyi hemen ekleyeyim. tamamen kızıma ait bir portre. işte şöyle birşey...

Ertesi gün facebookta ayşeyle ömer metenin resmi paylaşılmış. işte...



22 EKİM 2017 PAZAR

sabah gene enselendi. Koltuğun arkasından kafasını çıkardığı an gözgöze geldik. Kahvaltı için dünden yapılmış akıtmalara nutella sürüp verd...