12 Kasım 2014 Çarşamba

12 KASIM 2014 ÇARŞAMBA

sabah umduğumun aksine gayet güzel uyandı. annesi ile takıştı ancak.. ben müdahale ettim. kucağıma aldım. sakinleştirdim. ne yapmak istesin dedim. boya dedi. kağıt kalem verdim. ayşe yazmasını istedim. "A" harfini yazdı. YŞ ve E yi önce ben çizdim görmesi için o da taklit ederek çizdi. işte burda ayşe yazıyor deyince, itiraz edip sızlayan bir sesle ( üff... ama "B") dedi. ayşe yazarken "B" nin de olması gerektiğini düşünüyor.

berra yazalım. orada "B" var dedim. 
bir de unuttuğu birşey var. uzun zamandır kalemi tutulması gerektiği gibi tutuyor. artık inatla sopa tutar gibi tutma huyundan vazgeçti. herhalde okulun etkisi.. hatta maggie simpson videosunda kalemi, eskiden kendisinin tuttuğu gibi tutan bebeği kınıyordu.

akşam geç geldim. gelirken danone 4lü çilekli içecek aldım. beğenmedi barbi süt değil diye... gene de birini içti. hepsini açtı içmeden bıraktı. birisini abisine vermesini istedim. verdi. akşam yemekte tabaktaki yemeği yemek yerine gene carcar konuşup dalga geçti. tek yediği (gene) dmates suyuya bandırdığı ekmek.. yemeğini yemesi için uyardım. suratını astı. yemek yemesini söylediğim için mi üzüldüğünü sordum. asık bir suratla kafasını salladı. ama tabağınındaki yemeği yedi. gece yazı yazdı. resim yaptı. ayşe berra yazdı kendince... bazı bildiği harfleri ardarda yazıyor. A-B-E-O-P-Ş-S-Y
"R" yazmadın dedim. "P" ye kuyruk takıp dönüştürdü. gece maç seyrederken minika istedi. açmadım. bozuldu yattı.

10 Kasım 2014 Pazartesi

11 KASIM 2014 SALI

sabah okula gitmesin dedim. normal okula gitme saatinde ayaklandı. salona gelir gelmez hemen yapbozu aldı. defalarca onu yaptı bozdu yaptı. beni de dahil ediyor. bir tane yılan resmi çizmiş. makasla kesmiş. bana yaklaştırıp tıssss diye ses çıkarıp beni korkutuyor. sürekli yapbozla oynuyor.
bir de seksek oynadı. pembe taşı yer karolarının üzerine atıyor. sonra karodan karoya zıplıyor.



kahvaltı etmek istemedi. sütlü gevrek hazırladım yedi. kendime yaptığım tostu da istedi. halbuki önceden peynirli diye istememişti. biraz yedi. sonra uyku deyip süt istedi ve yattı. pek uyuyacağını sanmıyorum ama minika seyrederek yatıyor.
boyama kitabındaki baykuş yazısını taklit etmiş. bay yazmış. "k" yazmak zor gelmiş bana şikayet ediyor. enikonu yazıyor. öğretsek yazmayı sökecek gibi...
ayaklandı nitekim. ünalın işi için söz vermiştim. kızımı da alıp adliyeye gittik. biz icra dairesindeyken koltukta uslu uslu oturdu. sonra otosansite gittik. yolda arabada mavi bi toka buldu. bana uzun uzun birşeyler anlattı. ilk başta anlayamadım. sonradan farkettim ki, son günlerde sürekli seyrettiği maggi simpson macerasını ('The Longest Daycare'") anlatıyor. malum; orada da mavi toka başroldeydi.
ünal amcası ona meyve suyu ısmarladı. gürsuda öğle tatilini beklerken döner ekmek yedi. en son adliyeye gittik tekrar... ben vezneye gitmişken ayşe ünalın kucağında uyumuş. eve döndüğümüzde de uyanmadan yatırmayı başardım. akşam 16 a kadar uyudu. uyanınca gene beraber yapbozu yaptık. tek başına da yaptı.
jengaları istedi. annesi bir yerlere kaldırmış. bulamadık. kızdı. annesi gelince buldu. jengalardan değişik şeyler yaptı.


akşam yemekte dalga geçip konuşmaktan yemek yemedi neredeyse... abisi suyu döktü diye, gülüp alaycı şekilde anlattı. abisi bozuldu. yemekten sonra da ufak oyuncaklarla oynamaya devam etti.
sonra maggie simpson macerasını seyrettirdim. onu ve simpson resim albümünü gene defalarca üstüste seyretti. sonra bu blogdaki videoları seyretti. yapboz videosundan sonra hemen koşup yazbozu yapmaya başladı. biraz sonra bi kağıda "abpo" yazmış. bana getirdi. ayşe imiş yazdığı...
sonra pepee ve şila yazdığı kağıtları da getirdi. yapbozların arkasına yazıyor.




süt isteyip minika açtırdı ama yatmak yerine TV nin dibine kadar girip seyretmeye başladı. yakından seytetmemesi konusunda uyrdım. bombok bir suratla yanıma geldi. elini uzatıp kulağımı çekmeye başladı. sen benim kulağımı çekemezsin dedim. suratı çarşamba pazarı gibi, abisine gidip ağlayarak sarıldı. arka odaya gittiler. herhalde yatıp uyur.
uyumak yerine arka odadan kahkahaları geliyor. epey süre sonra salona geldi. annesi ona laptopta pocoyo açtı. annesinin telefonıyla oynamak isteyince annesi azarladı. ayşe muziplik peşindeydi. idare edilebilirdi. ama azarladılar. ayşe de ağlayarak bana geldi. kucağımda bana sarılarak yattı. sonra annesi gönlünü almak için geldi. hala haklı olduğunu anlatmaya çalışıyor. ben de kızdım. sonra yattım uyudum. ayşe ne zaman yattı bilmiyorum. sabah uyanması sıkıntılı olur herhalde.

10 KASIM 2014 PAZARTESİ

sabah çok zor ve sıkıntılı uyandı. hatta servise bindirdiğimde yarı uyuyordu denebilir. aslında işim olmasaydı bugün okula göndermezdim. öğlen aldım. serviste koltukta uyuyormuş. uyuyacam deyip kucağıma gömüldü. beraber ekmek almaya gittik. bakkaldan kendine cips ve sakız aldı. karnının aç olduğunu söylüyor. kuru yumurta verdim. az yedi. cips yedi. duck tv açtım. yatarak biraz seyretti ama sonra ayaklandı. uyukusu kaçtı. uyumaz artık. bütün günü evde oyun oynayarak geçirdi. oyuncakları saçtı. kumandayı okul servisi yaptı. minik oyuncakları üzerine bindirip okula götürdü. öğretmen olup sıraya girmiş çocuklara fırça attı, "buraya bak" diye.. çok geldi deyip elbisesini çıkardı. akşam annesi bi sürprizle geldi.
yapboz.
yetenekli velet... yapbozu gayet güzel yapmaya başladı. hakkaten beceriyor. ilkinde benim ağzımı açık bırakacak bir hız ve doğrulukla yaptı. ama ikinci yapışında su koyverdi.
akşam yemekte sadece domatesin suyuna ekmek bandı. bu alışkanlık oldu. seviyor. sonra banyoya gitti. çeşmenin altındaki leğeni ayağının altına aldı. diş macununu ve fırçasını aldı. güzelce dişlerini fırçaladı. sonra ellerini yıkadı ve çıktı. çok güzel manzaraydı. birgün video kaydı alacam.

7 Kasım 2014 Cuma

08-09 KASIM 2014 CUMARTESİ-PAZAR

Sabah çok ama çok geç uyandı. okula gitmiyormuş gibi... kahvaltıdan sonra istanbula doğru yola çıktık. arabada çok neşeliydi. babannesiyle oynaştı. parmaklarını makas yapıp kulaklarımızı burnumuzu kesti. ayva yedi. adapazarından ablasını da aldık. ona da çok mutlu oldu. istanbulda dayımla oynadı ama kendi dayısını da istedi, "keşke benim dayım da gelseydi diyerek. hatta o kadar ki, sabah uyandığında "aaa, dayım gelmemiş" dedi. herhalde rüyada geldiğini görmüş. süeda ve zeyneple oynadı. süedayla pek iyi anlaştı. zeynep çok ufak oynamayı bilmiyor. kızımın yüzünü yoldu.
aslında gün içinde bir sürü şey oldu zikredilmeye değer ama çoğu akıldan uçtu gitti.
Ertesi gün düğün günüydü. düğün telaşında pek ayşeyle ilgilenemedim. aklımda kalanlar, arabanın ön koltuğuna oturup araba kullanmak istemesi.. kısa mesafelerde iki kere yaptık bu işi ama ayşe hep istediği için ağlayıp zırladı. sonra dönüş yolunda gene kısa mesafe kullandırdım. tatmin oldu ve yatıştı. arabaya bineceğimiz zaman arabanın ön kapısına hamle ediyordu yoksa... nikah salonunda çok huysuzlandı. hep kucak istedi. çocuk haklı.. hem uykusu geldi hem salon çok boğucu... üsküdarda denizi gördü. hemen yüzmek istedi. nikah salonunun bahçesinde balon gördü. gene akıldışı fiyatlara sattıkları için almadım. onun yerine pepee saati ve cüzdanı gördü aynı ambalajda... 8muhtemelen gene fahiş fiyat ama kıyaslama yapacak bilgiye sahip değilim.) onu aldım. saati hemen koluna taktı.   bursaya dönüşte arabada uyudu. eve çıkarırken uyandırmadan yatağa yatırmayı başardık. aslında uyandırmadan demek yanlış. ayılmadan demek daha doğru....
aklıma gelmişken; istanbula doğru yola çıkarken pepee bebeğini oyuncak bebek arabasına, şila bebeğini de hırkasının içine (sanki kanguru ile taşıyor gibi) koyup onları da yanında götürmek istedi. bizce bi mahsuru yok. ancak elbise giyme konusunda (gene) arıza çıkardı. kızıp oyuncaklarını almamaya karar verdi. gurur ve hırs... babası kılıklı... tepesi atınca gözü dünyayı görmüyor.  ben de kızdım ve bağırdım. (hakkaten bağırdım. hıncımı ayşeden çıkardım)

6 Kasım 2014 Perşembe

07 KASIM 2014 CUMA

Geçtiğimiz haftadan birkaç video





Sabah servise bindirdim. elinde öğretmenine göstereceği resim... akşam aldığımda gene arabadan kucağıma zıplayarak geldi. merdivenlerden uçak olarak çıktık. arada saçımı yedi ham ham diye.. akşam yemek için geçen gün gördüğümüz pembe balıktan (barbun) almıştım. alacağıma söz vermiştim kızıma.. bol bol barbun yedi. elinde limon... sıkıp sıkıp yedi. geceyi genel olarak resim çizerek geçirdi. unutmuşum, sonradan aklıma geldi. servisten indiğinde (hava karanlık artık) gökte aydde yoktu. bakındı bakındı göremedi. gecenin ilerleyen saatlerinde beni balkona çıkarıp gökteki aydedeyi gösterdi. onu takip etmiş meğer....



5 Kasım 2014 Çarşamba

06 KASIM 2014 PERŞEMBE

Okula gitmek istemedi sabah... gitsin istedik, bu sefer de giyecekleri konusunda arıza çıkarmış. annesini kudurtmuş. beni çağırdı. geçen sefer giydiremediğimiz beyaz çorabı istiyor. pembe çorabı giymeyi reddediyor bu sefer. beyaz çorap kirli, yıkanıyor diyoruz. umursamıyor. ben de gitmesin okula dedim. yattı biraz. sonra salona geldi. akhvaltı diye annesi için aldığım metro çikolatalı bar'ı yedi. laptopun başına oturup maggi simpsonın okul macerası klibini istedi. açtım. gene 10-5 kere üstüste seyretti. maggi kötü bebeği kandırmak için tokasını kelebekle değiştiriyor diyorum. bana karşı çıkıyor. pencerede ezilen kelebekmiş. hayır toka diyorum. ısrar ediyor kelebek olduğunda... doğrudan mesajları algılayabiliyor. dolaylı mesajları anlayamıyor. en sonunda "peki toka uçar mı. bu kelebek nerden geldi" dedim. o zaman anladı. hemen manevra yapıp "men seni kandırdı" demeye başladı. küçük oyuncak sepetini istedi. onlarla oyun kurmaya başladı.

sonra tekrar ve tekrar aynı simpsons bölümlerini seyretmeye devam etti. artık anladı kötü bebeği kandırmak için tokayla kelebeğin değiştiğini...
unutmamam gereken birşey var. kağıdı saçmasapan katlayıp uçak yapması. birkaç gündür kağıtları katlayıp bantla yapıştırıp uçak yapıyor. tabii ki uçmuyor ama uçtuğunu iddia ediyor. bugün de uçak yaptı. uçuruyor. ben uçak yaptım. yerden alıp "bak işte uçmuyor" deyip buruşturdu. (hakkaten de uçmamıştı) zaten uçsaydı da benim uçak yapmama kızmıştı. gene de buruşturacaktı. sonra unutmadan yazmam gereken başka şeyler de var. mesela; kapı çalındığında kapıyı açıp "mik o" diye bağırması... günü evde geçiriyoruz. resim çiziyor.dans ediyor. beni de ettiriyor.

boyama yapıyor. beni rahat ettirmesini isteyince küsüyor. neyse; uyutayım mı seni dedim. kabul etti. arka odada pepee seyrederken ayağımda salladım. uyudu. uyanınca abisiyle oynamaya başladı. arka odada kitaplarını çadır gibi koyup arkası arkasına dizmişti. çok hoş görüntüydü. annesi gelince kapıyı açtı. annesi kim o demeden kapıyı açma dedi. kapıyı kapattık. gene ses çıkarmadan kapıyı açtı. gülüyor. sanırım inadına yapıyor. annesi üstündekileri çıkarıp yıkamaya başladı. bizimki kendi kendine giyindi. gelip onu gösteriyor ta-taa diye...
geceboyunca legolardan değişik konstruksiyonlar yapıp, "kim istiyor. el kaldırsın" deyip bizlere dağıttı. sonra, annesiyle rol değiştiler. annesi çocuk oldu ve ayşe gibi kıyafet beğenmeyip giymedi. ayşe istediğini giydiremeyince çok bozuldu.
aslında akşam bir sürü şeyler oldu ama artık "aksiyon" çoğaldığı için değerini yitirmeye başladı. hepsini ne yazıyor ne de aklımızda tutuyoruz.
ama bunu atlamamam lazım. benim resmimi yapmış. getirdi. gözlerimi kapattırdı. sonra sürprizi gösterdi. bugün de okula götürecek, öğretmene göstermeye...




05 KASIM 2014 ÇARŞAMBA

sabah okula gitmek istemedi. bu konuda çok istikrarsız oldu. bir istemiyor. bir istiyor. serviz beklerken babannesiyle dedesinin depoda olduklarını farkettik. onların yanına uğradık. onları görünce kocaman gülümsedi. onlara el salladı. okula gidiyorum dedi. sonra servise bindirdim. akşam servis geç geldi. artık zıplayarak kucağıma geliyor servisten. boş bulundum. dengemi kaybedecektim nerdedeyse. artık daha hazırlıklı olmalıyım. merdivenlerden uçak olarak çıkmak istedi. kanatlarını (kollarını) açtı. koşa koşa uçarak çıktık merdivenlerden. evde yeni yaptırdığımız dolabın içine saklandı bol bol... yanına ışık ta alıyor. biz de ayşeyi arıyoruz. bir de "hukki" istiyor. ne olduğunu anlamadım. tarif etti. küçük, kahverengi... jeton düştü en sonunda... nesquik gevrek... laptopta simpsonları seyrederken katır kutur iki tabak yedi. harddiskte kayıtlı simpson filmini seyrettikten sonra "bebek okulda" bölümünü seyretmek istedi. biz de öyle bir bölüm yok. ben yok deyince kızıp ağlayıp annesine gitti. meğer dün gece annesi youtubedan bir bölüm bulmuş. konuşmasız... maggie kreşe gidiyor. aynı videoyu buldum. ben uykuya daldığımda 20. veya 30. kez üstüste seyrediyordu.

4 Kasım 2014 Salı

04 KASIM 2014 SALI

Sabah uyanmak istemedi. hatta annesini bile "uyu uyu" diyerek zorla yatırdı. ben de okula gitmemesine karar verdim. uyanınca babannesine götürecektim ama babannesine gitmek istemedi. okula gitmek istedi. ne var ki okul servisi gitmişti. hayret eskiden babanneye gitmek isterdi. şimdi ise okula.. çocukların sağı solu hiç belli olmuyor. fanilasını açıp lisa simpson'ı gösterdi. ben de simpson filmini açtım.  laptopta onu seyretmeye başladı. donduralım filmi babanneye gidelim dedim bir süre sonra.. kabuletmedi. beraber elektrik parası ödemeye gidelim deyince hemen kabul etti. kucağıma alıp yola çıktık. maalesef eve yakın olan tahsilat veznesi kapanmış. taa, belediyeye kadar ayşe omuzumda yürümek zorunda kaldım. yol boyunca pembe olan herşeyi, kedileri, yerdeki gölgemizi ve ilgisini çeken herşeyi bana gösterip durdu. sonra babanneye gittik. biraz onlarla beraber oturdum. gene ağlamaklı ve üzgündü. ben çıkarken kahvaltı ediyorlardı. Akşam üzeri almaya gittim. tam ben gelmden babannesine kendisini eve götürmesini söylüyormuş. üstüne ben gelmişim.  beni görünce bozuldu. bana "git" dedi. şaşırdık. ısrarla gitmemi istedi. babannesinde kalacakmış. yarın da okula gitmeyecekmiş. ben de salona gidip kanepedde uzandım biraz. benim gittiğimi sanınca hemen babannesine "ev" demeye başladı. anlaşılan kendisini babannesinin götürmesini istiyor. sonra akşam yemeğinde lüfer vardı. kızıma 4-5 lüfer ayıkladım. babannesi yedirdi. bir "burda kalacam" diyor. bir "eve gidelim" bir "okula gitmek"ten bahsediyor. bir "babannesinde kalmak"tan... en sonunda kucağıma alıp eve götürdüm. beyaz tüylü montunu ters giymekte ısrar etti ama kabul etmedim. eve girer girmez, kapının önünde taşa yattı. mızmızlanıp 10-15 dakika kalkmadı.
annesi gelince toparladı. bu arada; babannesi "nasılsın kızım" diye sorunca "iyilik" diye cevap verdiğini yazmalıyım.

3 Kasım 2014 Pazartesi

03 KASIM 2014 PAZARTESİ

Sabah ağlıyordu. dün parmağını sıyırtmış. yara bandı yapıştırmıştık. sabah hok acıyo diye ağladı bir süre... servise gülerek bindi. öğlen ayşeyi aldım. merdivenlerde uçak olmak istedi. evde sürekli oyun kuruyor ve beni de oyunlarına dahil ediyor. o bebek horoz oluyor. ben baba horoz.. bütün gün hiç rahat vermedi  bana.. n sonunda kağıt kalemleri aldı da resim çizerek oyalandı biraz. annesi gelince gene saklandı hemen sehpanın altına... annesi onu haticeye birşeyler almaya gönderdi elinde not kağıdıyla.. iş te yapıyor kızım...
gece saklanma oyunu oynadı bizle... koltuğun arkasına saklanıp anneababa diye bağırıp onu bulamamamızla pek eğlendi. sonra, sandalyenin altına girdi. eliyle gözlerini kapatıyor ve onu görmediğimizi sanıyor. (çok uzun süredir bunu yapıyor) görünüyorsun ki, oası gizli değil ki dedik. bu sefer iki sandalyeyi yanyana koydu. kenarlarını yastık battaniye ve sepetle örttü. artına girdi ve saklandı. annebaba diye bağırıp onu bulmamızı istiyor. manzaraya ne kadar çok güldüm. uykusu gelince de gene o hazırladığı yerde yattı uyudu...

2 Kasım 2014 Pazar

02 KASIM 2014 PAZAR

Sabah uyanıp yanıma geldi. öbürleri uyanıncaya kadar beraber zaman geçirdik. oyuncaklarıyla oynadı. dünden kalma börekleri meyve suyuyla yedi. benden seyretmek için birşey istedi ama anlamadım. küçük saçlı bebek... adı haya mıydı neydi. ne olduğunu anlamadım. "anla" diye kızdı bana..  gün içinde annesiyle rolleri değiştirdiler. ayşe anne oldu. sevgi çocuk... ona su falan getirdi. komik bi görüntüydü. bir ara TV de belgeselde simpsonlardan bir kare görününce simpsonları seyretmek istedi. simpsonları nerden biliyor diye merak ettim. hiç seyretmedik ayşeyle beraber. birden elbisesini çıkarmaya başladı. meğer fanilasının üzerinde lisa simpsonun resmi varmış. ordan biliyormuş. bilgisayardan açtım. seyretti. uzun süredir seyretmediği mashayı da seyretti. akşam abisiyle banyoya girmek istedi abisiyle oynadı biraz.. sonra annesi (gene) ağlatarak yıkadı. çıkışta benim yanına gitmemi istedi. artık ben yıkayacakmışım. çok uykusu geldi. acayip huysuzluk etmeye başladı. birazdan uyur.  

1 Kasım 2014 Cumartesi

01 KASIM 2014 CUMARTESİ

sabah uyanıp yanıma geldi. kuru yumurta istedi. dün de istemişti, becerememiştik. yaptım ydi. bir tane daha istedi. artık tuzu da kendi döküyor. üstelik ölçülü olarak... ev soğuktu. hırka giydirdim. sonra da kombiyi yaktım. bir süre sonra yanıma gelip "baba ben çok terledim" deyip hırkasını çıkardı. kelimeler yarım yamalak ama cümle kurulumu tam... yanıma gelip benden birşey istedi. "hayağğ" gibi bir kelime söylüyor. önce anlamadım ama sonra tarak dediği ortaya çıktı. dün aldığımız poni oyuncağının tarağı kaybolmuş. beni arka odaya götürdü. ve yatakta oynarken tarağın yere düştüğünü ve kaybolduğunu anlattı bana...
sonra balkon camından dışarı bakarken karşı apartmanındaki güvercinlerin bizim balkona gelmesini istiyor. tabii gelmiyorlar. ben kuşlar için yuva yapayım dedim. tutturdu huva diye... "kızım sonra, saksı almamız lazım" dedim. annesi ayak altından çkilssin diye kızımı babannesin gönderdi. beraber gittik. beni salmadı. başını omzuma yaslayıp baba baba diye ağladı gitmeyeyim diye... uzun süre ayşeyi ikna etmeye çalıştım. en sonunda ayrılabildim. arkamdan hemen uyumuş. uyanınca babannesi getirdi. bugün annesi ve abisinden bol bol azar işitti. bizim iki manyak ayşeye yüklendiler de yüklendiler. aslında ayşeyi idare etmek o kadar kolay ki... en sonunda ağlayarak yanıma geldi. "onlar kötü" diyor ağlayarak... kucağıma alıp teselli ettim. canavarlar üniversitesin açtım. beraber seyrettik. gün misafirleri gelmeye başlayınca, onlara şirinlik yapıp durdu. benim yanımda pasta börek tarzı şeylerden yedi. sonra yatmış uyumuş. gece 03 gibi uyandı. salonda koltukta yarım saat kadar ağlayarak yattı. müdahale de ettirmedi. sonra tekrar daldı uykuya...

22 EKİM 2017 PAZAR

sabah gene enselendi. Koltuğun arkasından kafasını çıkardığı an gözgöze geldik. Kahvaltı için dünden yapılmış akıtmalara nutella sürüp verd...