31 Mart 2014 Pazartesi

31 MART 2014 PAZARTESİ

Gece 02 de uyandı ve yaklaşık 04 e kadar uyanık kaldı. ben uyur uyanık eşlik ettim. çişi geldiğinde kendi kendine yaptı. sadece üstünü toplamam için benden istedi. sabahleyin ise çok geç, yaklaşık öğleye doğru uyandı. kahvaltıda patetesli yumurta yedi. akşama kadar annesiyle, ablasıyla ve özlem ablasıyla şehirde dolaşmışlar. pek eğlenmiş. tramvay yolunda koşturmuş. arkadaş dinmiş. onlarla kovalanmaç oynamış. taşların üzerinden hoplayıp zıplamış. özleme rahat vermemiş. nitekim eve dönüşte özlemin gitmesini istemedi. 
gidince de bozuldu.

Özlem gitti diye yattı uyudu. uyandıktan biraz sonra ablası geldi. yalnız başına geldi. özlem yok yanında diye kıyamet kopardı.(beraber çıkmışlardı) zorlukla sakinleştirdik. Akşam pasta aldık. tabii ayşe mum üflemeden pasta yemez. evdeki koca kalın mumu diktik. onu üfledi. pastayı da parmaklaya parmaklaya yedi. 
Ayrıca gece abisinin kaykayına da binmiş ve düşmüş. canı acıdığı için ağlamaya başladı. bu vesileyle daha önce kaykaya binişinin videoları vardı. onları koydum. 


30 Mart 2014 Pazar

30 MART 2014 PAZAR

sabah oy kullanıp geldiğimde çocukların hepsinin uyandığını gördüm. mucize.. daha saat 8.30.. ayşe youtube açmış, trotro seyrediyor. ablasının dediğine göre bilgisayarı da youtube u da, trotruyu da ayşe açmış. şaşkınlıkla anlatıyor. halbuki ayşe uzun zamandır bunu yapabiliyor. videoyu dondurdum. salonda beraber börek yedik. tekrar arka odaya gidip video seyretmeye devam etti. abisi geldi yanıma.. haberi o verdi. Abisinin guınnes rekorlar kitabına pek meraklı olduğunu yazmışmıydım. rekorlar kitabını almış. böceklerle ilgili sayfayı açmış(muhtemelen tesadüfen) ve "ödzüler" veya "ödjüler" benzeri bi ses çıkarmış. tekrar söyletemedim. öğlen eve döndüğümde ablasının babannesine götüdüğünü öğrendim. akşam gene ablası aldı. gelirken BİM'e uğradılar. kızım için bonibon aldılar. ilk başta bonibonları yerken, sonradan su dolu bardağa atmaya başladı. hafiften kızdım. daha doğrusu uyardım. suratındaki ifade çok değişik, ben kızınca yüzü düşüyor(!) birgün o surat ifadesinin resmini çekmeliyim. bir ara bardak ortadan kayboldu. ayşe de ikinci bonibon tüpünü aldı. sehpanın altına girdi. meğer ben görmeyeyim diye bardağı sehpanın altına koumuş. kendi de sehpanın altına girip, bir tüp bonibonu bardağa boca etti. gene kızdım. gene suratında aynı ifade... gecenin ilerleyen saatlerinde acıktı. şokellayı getirdi. sürdüm. biraz yedi. gece uzun süre ablasıyla kovalanmaç oynadı.
ayrıca gece bir laf etmişti ama evde hiç kimse ne dediğini hatırlayamadı sabah... bunu yazarken beril hatırladı birden... "anne lütmen"

29 MART 2014 CUMARTESİ

sabah annesinin yatağında yalnız başına yatıyordu. uyanmış, hafif bi mızırdama sesi duydum. yanına gittim. onunla oynaştım biraz. güya istemiyor ve sırtını dönüyor ama "istemem yan cebime koy" tavrı.. gıdıkladım, göbepine pırt yaptım, yüzün üfledim. bol bol güldü. bacaklarıyla güya beni havaya kaldırıp atıyor. bu hareketi çok uzun zamandan beri ara ara yapıyor. beni havaya kaldırdığında çığlık ta atıyor. sonra beni savuruyor. ben süşünce gülüyor. salona gitti. 55 e basarak kendi kanalını açtı. seyretmeye başladı. şokellalı ekmek yedi ama ekmek lokmalarına şokellayı kendi sürmek konusunda ısrarcı oldu. çıplak ayakla geziyor ama terlik giyiyor. terlikleri yere ters koyuyor sonra da ayaklarını çapraz yapıp terlikleri düz giyiyor. Akşamın genelini arka odada youtube seyrederek geçirdi ama 5 dakikada bir beni yanına çağırıp, ya takılan videoyu düzelttiriyor ya da seyrettiği sahneyi gösterip hakkında yorum yapıyor, ha-hı-hu diye... bir de akşam eve geldiğimde maaile çiğköfte yediklerini gördüm. bizimki de hapur hupur yiyordu.

28 Mart 2014 Cuma

28 MART 2014 CUMA

Gece 4 e kadar koltukta dönüp durdu. uyuyor ama huzursuz.. bir kaç kere uayndı. minika açtım. seyrederken uyudu. gecenin bir yarısı kalktı. oturağına gitti. kendi kendine çişini yapmaya yeltendi. bıraksam işini halledecekti ama müdahale ettim. sabah uyandığında gene problem çıkardı. ama dünkünün ancak çeyreği kadar. dün çok fenaydı. en nihayet TV ye daldı ama son zamanlardaki takıntısı TV kanalını kendisinin açması. eğer biz açtıysak, başka kanalı açıyor. sonra tekrar çocuk kanalını açıyor. ardından da parmağıyla kendini gösterip "hıh" diyor. bisiklete binip babanneye gittik. artık sağ sol olayını epey kavradık. yolda da düzgün gidiyoruz genellikle.. gerçi 1-2 kere bir yerlere tosladı ama dalgınlıktan herhalde... apartmanın merdivenlerini tırmanırken güya benden kaçmak için, kovalanmaç oynuyormuşuz gibi hızlı hızlı ve neşe çığlıkları atarak çıktı. eve de neşeyle girdi. kaç gündür yazmayı unutuyorum. aklıma gelmişken yazayım. ben sehpanın üzerine laptopu koyunca o da kendi pembe laptopunu hemen benimkinin yanına koyuyor ve onunla ilgilenmeye başlıyor haftalardır. birkaç gündür de orta parmağımı tutarak pembe laptopunun tuşlarına bastırıyor. rakamlara bastığımızda alet rakamı söylüyor. bu sayede "altı" yı da söylemeyi başardı. "üç" ü bir türlü söyleyemiyor. dili dönmüyor. çok uğraştım ama nafile... söyleyemediği için canı da sıkılıyor. 1 2 3 diye saymasını istediğimde "bii, iti, bi" şeklinde sayıyor.  Akşam abisi getirdi. gülerek geldiler eve... arka odada youtub açıp masha seyrediyor.

27 Mart 2014 Perşembe

27 MART 3014 PERŞEMBE

Sabah kızgın uyandı. yarım saat kadar bana bağırdı. kızdı. odadan bile kovdu. Tv açtım. kapattı. herşeye ama herşeye bozuk attı. sakinleştikten sonra laptopta masha açtık. daha doğrusu o açtı. evden çıkarken merdivenlerden o kadar hızlı inmeye kalkıştı ki neredeyse düşüyordu. dengesini kaybetti. sonra bisiklete binip babanneye gittik. yolda parka uğradık ama herşey ıslak olduğundan sadece tahtırevalliye binebildi. babanneye vardığımızda bisikleti kucaklayıp merdivenlerden çıkardı. birkaç gündür bunu alışkanlık edindi. ciddi ciddi taşımayı başarıyor da... akşam gene ben aldım. babannesinin evinde de aynı sabahki gibi buğuz ediyordu. tabii sabahkinin şiddeti katbekat fazlaydı. gidecekken bir yeri gösterip huysuzlanmaya başladı. kızıp homurdanıyor. sonradan anladık. çekeceği gösteriyormuş. ayakkabılarını çekecekle giyecekmiş. hiç lazım olmamasına rağmen ayakkabılarını çekecekle giydi. bunu da alışkanlık edindi aylardır. eskiden ayakkabıyı giydikten sonra çekeceği ayakkabının içine sokardı. şimdi artık çekeceğin nasıl kullanılacağını da anladı. kullanılması gerektiği gibi kullanıyor. bisikletle geri dönerken bisiklete hiç yön vermedim. rotayı ayşe belirledi ve dosdoğru eve geldi. yolu biliyor. akşam yemekten önce annesinden süt isteyip durdu. annesi süt istiyorum demesi için zorladı ama ancak süt yerine müü diyeceğine üflemeye benzer bir ses alabildi. abisiyle oynaştı bol bol.. video
gene ruj sürmüş. annesi sorunca hemen ağzını kapattı :) geceyarısından sonra beni uyandırıp yaklaşık 1 saat kadar uyanık kaldı.

26 Mart 2014 Çarşamba

26 MART 2014 ÇARŞAMBA

Bu sabah erkenden tıp fakültesine gittik babannesiyle birlikte... hastane lafını duyar duymaz pazartesi günkü bebeği hatırladı. arabada kahvaltı etti. yolda cilimboz deresinin kıyısına çişini yaptı. hastanete vardığımızda hemen yere inip çimenlerin içinde koşmaya başladı. yolunu değiştirip özellikle çimenlerin içinden yürüdü. kaldırıma çıkınca kendine oyun buldu. kaldırımdaki kırmızı renkli taşlarının üzerinden zıplayarak geçiyor. artık bebek olmaktan çıkıp çocuk olmaya başladı. hastanede rontgen bölümündeki sandalyeri görünce hemen ocak ayında beraber geldiğimizde oynadığımız oyunu hatırladı. babannesinden kalem aldık. gene oynadık. kahkahalar attı. fazla kalamadım hastanede. babannesiyle bıraktım. bir sürü kişi sevmek istemiş ayşeyi ama ayşe hepsine posta koymuş. akşam annesi alıp geldi. keyfi yerinde... abisiyle kovalanmaç oynadı. sevinç çığlıkları atıp duruyor. sonra ablasının pofuduk terliklerini çalmış. gülerek geldi salona ve sakladı. sonra da kendi ayağına geçirdi. eve ilk geldiğinde de laptopu çalıştırıp chrome'u açıp "y" harfine basınca annesi hayret etti, youtube'un "y" sine bastı diye.. ben de günyadın dedim. kaç zamandır yapıyor bunu... youtube'u kendi kendine açıp masha'yı buluyor. bir de kaç günden beri yeni aldığımız pembe kurbağayı yatırıp üstünü örtüyor ve hrkese "şişşt" deyip parmağıyla sessizlik işareti yapıyor. hatta geçen gün TV nin sesini bile kıstı. kıstırdı.  

23 24 25 MART 2014 PAZAR PAZARTESİ SALI

Topluca yazmak hiç iyi olmuyor. bir sürü şey uçup gidiyor. önce salıdan başlayayım. salı günü sabah babannesi geldi. ben çıktığımda uyuyordu. akşamdan hatırladığım pek birşey yok. sadece kumandanın tuşlarını artık öğrenmiş. 55 e basarak trt çocuk kanalını açıyor. haber dinleyelim kızım deyince de 22 ye bastı ve cnn türk açtı. akıllı kız :) sonra gene trt çocuk açmak istedi. annesi kumandayı bulamıyorum diye yalanla onu kandırmaya çalıştı. ayşe kumandayı buldu. annesi kanalı değiştirmesine mani olmak isteyince de kumandayla dudağını patlattı. annesi ona kızınca da o da annesine kızdı ve küstü. bir de akşam şunu çizdi.

Pazartesi günü oldukça renkliydi. tıp fakültesine gittik babanneyle birlikte... bütün gün hastanede geçirdik. kendince oyunlar uydurdu. 













 hastanede şeritbariyerlerle oyunu görüntülerde var. ayrıca; hastanede inci adında bi bebek vardı. onunla da epey ilgilendi. ayrıca beni dışarı çıkarıp kendini poliklinik tarafında bırakıyor veya tersi... kapıyı açmakta çok zorlanıyor ama inatla kendi başına açıyor. artık bebek gibi değil, çocuk gibi davranmaya başladı. akşam bisikletine bindirip osmanlı tatlıcısına gittik. bisikletiyle yön bulmayı epeyce beceriyor artık. sağı solu da yeniden öğrenecek yavaş yavaş... 
pazar günü yazayım diye niyetlendiğim bir sürü şeyi unutmuşum maalesef  ama kitap fuarında test kitabı almak için yarım saat zırladı. zorlukla çocuk kitabı almaya ikna ettik. 2 tane kitap aldı kendine... sabahleyin de biz sınavdayken abisiyle kalmıştı. ayrıca inatla ve ısrarla terliklerini ters giyiyor. ben de uyarıyorum sürekli. gene terliklerini giymek için yere koydu ters olarak. ben de uyardım. pis pis sırıtarak ters konmuş terlikleri ayaklarını ters sokarak düzgün giydi. o sıra dalga geçtiği ve şaka yaptığı o kadar netti ki yüzünde... artık şaka da yapıyor.   

22 Mart 2014 Cumartesi

22 MART 2014 CUMARTESİ

"bigu gomingu migagu" bunlar biraz önce çıkardığı sesler.. artık konuşuyor ama bu şekilde... bir sürü anlaşılmaz sesler çıkarıyor. bunları bir cümle düzeninde ve değişki ses tonlamaları, mimik ve jestlerle arkası arkasına söylüyor. mümkün olduğunca anlamaya çılışıyoruz ama anlamak ne mümkün.. 
bir de "havhi" ismi dilinden düşmüyor. youtubetaki son takıntısı "masha" taktığı isim bu... efraya diyordu. artık mashaya da diyor. youtube'u kendi kendine açıp, videolar arasında urf yapması bir yana, açılan reklamları kapatmayı bile öğrenmiş. sabah uyanınca herkesi tek tak yatağa çağırdı. maaile yatakta yattık. bal almak için bime gderken ayşeyi de götürmek istedim bisikletiyle.. gannesi giydiremedi. baba diye buyurarak annesini kovdu. ayakkabılarını giydirirken guga diye bağırıp pembe çekeceği almaya koştu. annesi de söyleniyor "takıntılı manyak" diye.. ayakkabısını çekecekle giydi. giderken gene bisikleti kendi sürdü. yolda miting yüzünden etrafta olan polisler bizimkine takıldılar, sevmek istediler. hiçbirine yüz vermedi. posta koydu. giderken bisikleti çukura soktu ve bisiklet öne doğru devrilince o da düştü... ama hafifçe... zaten kaçtır düşecek gibi oluyor ama dengeyi sağlayıp düşmüyordu. böylece öğrenmiş oldu düşülebileceğini... kendine fırından un kurabiyesi, bimden ise oyuncak yumurtası ve renkli ahşap bloklar aldı. onları dizip oynadı. o kadar ki, kahvaltı masasına gelmedi. biz de tabağı yanına götürdük. patates kızartması için ketçap mayonez istedi. abisini bir fırçalaması var yanlış ketçap (acısız) verdi diye..
aklıma geldikçe yazıyorum. renkli eti puf tarzı şeylere bayılıyor ama sadece üzerindeki guga renkli yerleri yiyor. kalanı bırakıyor. 

21 MART 2014 CUMA

Sabah, erken çıkmam gerektiğinden henüz uyurken battaniyeye sarıp arabayla götürdüm babanneye.. öğlene doğru uyanmış. Akşam bisikletle almaya gittim. bisikletimize bindik ve incirli caddesi boyunca anneyi karşılamak için cumhuriyet caddesine doğru gitmeye başladık. anneyi beklemek için parka girdik. oradaki beyaz taşlardan geçen sefer de yaptığı gibi zıplayarak geçti.
arkasından salıncak ve kaydırakta biraz oyalandı. kuleye tırmanmasını öğrettim. biraz zorlansa da becerdi. sonra sıkılıp bisikletine bindi. annesi gelince beraber eve gittik. yolda bisikleti kendi kendine kullanmak istedi ve kullandı da..


evin önündeki kaldırımda da biraz aşağı yukarı gezindi. tabii, yokuş yukarı gidemiyor henüz. benim arkadan itlemediğimi sık sık kontrol ediyor. bayır aşağı giderken evin önünde duramayacak sandım. iki ayağını yere sürtüp durmayı becerdi bacaksız. sonra eve çıktık. bisikleti kendi taşımaya kalktı merdivenlerde. iki eliyle kucaklayıp taşıdı hakkaten... kendi işini kendi yapmaya bu kadar meraklı olması ilginç.. becerebile de beceremese de her işi kendi başına yapmaya çalışıyor. bu konuda çok kararlı... 
gece ablasıyla boğuştu. abisine kızdı fırça attı. fırça atmasını henüz videoya çekemesem de çok ilginç..  buyurgan ve azarlayıcı bi ses tonuyla, ha-hı-ha-hu gibi sesler çıkarırken elleriyle de emredici jestler yapıyor. bu arada yüzündeki mimikler tam bir emretme ve kızgınlık gösteriyor. 




ayrıca unutmadan dün gece de yıkanmak istedi. yıkanmaktan vazgeçirdik ama uzun süre evin içinde çırılçıplak dolaştı. neyeki sonradan giydirebildik.



20 Mart 2014 Perşembe

20 MART 2014 PERŞEMBE

sabah 09 gibi uyandı ve kızgınlıkla yatak odasına gidip tekrar yattı ta saat 11 e kadar... o uyurken banyoya gireyim dedim. tam o sırada uyandı ve o da yıkanmak istedi. kuvetini doldurup  j mnmm
şu yukardaki harfleri bugün aldığımız pembe renkli kurbağayı klavyeye bastırıp ayşe yazdırdı. gugaymış o... öbür bebek daha büyük olduğundan o da anne olmuş. neyse, kuvette epey bi zaman oynadı. saçlarını yıkarken şimdiye kadar beceremediğimiz, birşeyi becerdik. kafasını arkaya doğru attı ve yüzü ıslanmadan sadece saçlarını yıkamayı becerdik. banyodan çıkışta giyinmedi. çırılçıplak battaniyenin altına yattı. öğlen annesi gelene kadar (miting yüzünden) öyle yattı. yatarken özellikle şokellalı ekmek istedi. beraber sürdük ekmeğe... yedi. sonra sosis yemeye karar verdi. dün yedirememiştik. sabah ta istememişti. sonra 6-7 tane yedi hapur hupur... sonra pepee bisikletini çıkarıp ayşeyle bukart vizesi için dışarı çıktık. ayşe bisikletine kuruldu. ben de arkadan itleyerek şehreküstüne kadar gittik. sağı solu unutmuş. bisiklete hakim olamıyor. sürekli biryerlere çarpıyor veya çarpacak gibi oluyor. hep çarpacaksın diye uyarıyorum. bisikleti düz götürmekte sıkıntı çektik. oyuncakçıya uğradık. kaç gündür aklımdaydı. kendine guga rengi ama "toz guga" rengi bir bebek, bir kurbağa bir de bebek arabası aldı. koyu pembe beğendiklerini bıraktı hep toz pembe olanları aldı. bayılıyor pembeye..  kartla para çekerken falan hep işlemleri kızım yaptı. sıra beklerken bisikletle gezdi. sonra ayağı kaydı. yere düşecek gibi oldu. sonra bunu oyuna çevirdi.

Dönüşte mitinge takılmamak için yukardan gittik. parka uğradık. salıncak ve kaydırak faslından sonra eve vardık. apartmanın kapısında içeri girmek istemedi. ben de sevgiyi aşağı çağırdım ayşeyle sokakta kalsın biraz diye.. annesi geldi ama ayşeyi kucakladığı gibi yukarı çıkardı ve işte kıyamet orda koptu.


görüldüğü gibi bağırdı çağırdı. bisikleti alıp kapıya çıkardı falan ama kâr etmedi. balkonda miting seyretmeye gelen babannesinin ve dedesinin kucağında hemen uyudu. birkaç saat uyuduktan sonra uyandı ve kaldığı yerden devam etti. 





bana vurdu. annesini yerlere devirmeye çalıştı. abisiyle beraber BİM e gitsin bari dedik. buyurgan bir edayla parmağını uzatıp beni gösterdi. yaklaşık yarım saat kendini paraladı. sonra akinleşti. laptopta maşa açmaya çalıştı ama laptopta chrome açınca sık kullanılanlarda youtube olmadığından kendi kendine youtube açamıyor. ben de "y" harfine basmayı öğrettim. o zaman youtube çıkıyor ama youtube açılsa bile diğer bilgisayardaki gibi "maşa" görünmüyor açılış sayfasında.. arayıp buluyorum. desteğime ihtiyacı var. diğerinde kendi kendine hallediyor. sakinleştikten sonra nihayet yeni aldığımız oyuncaklarla oynamaya başladı. bebekleri bebek araabasına koyup gezdirmeye başladı. bir ara abisiyle kovalamaca oynamaya başladı. kurbağasını abisinden kaçırıyor. abisi de yakalamaya çalışıyor. neşesi yerine geldi nihayet.. eve girmek istememesi ve girdikten sonra tekrar çıkmak için çırpınması çok ilginçti. biraz skağa düşkün olacaz galiba.. bir de unutmadan, dünden beri TRT çocuk kanalını açmayı öğrendi. 

19 Mart 2014 Çarşamba

19 MART 2014 ÇARŞAMBA

sabah çok geç uyandı. saat neredeyse 11 olmak üzereydi. uyanınca ağlayıp zırlamadı. problem yoktu. ÇK filmini açtım. müü dedi. biberonu aradım. yok. bulamadım. bulamadım kızım dedim. 5-10 dakika kadar öylesine yattı. sonra "baba hı ha" diyerek arka odaya gitti ve elinde biberonla geldi. bana gösterip birşeyler diyor. sütle doldurdum verdim. ayağındaki terlikleri çıkarıp büyük insan gibi tutup halının üzerine koydu. ama halının şeritlerine hizalamaya dikkat ederek... valla simetri hastası bu kız... bizim gibi 2 pasaklıdan nasıl böyle çıktı anlamadım.

film seyretmeye devam etti ama artık gözünü kırpmadan seyretmiyor. bunu da ezberledi anlaşılan. dün gece sesini kapatıp seyretmişti. nasıl olsa nerde ne konuşulduğunu biliyor. 
işte böyle film seyrediyor. 
filmi yarım bırakıp kucağıma geldi eliyle yere birşeyler çizme hareketi yaparak... bu, paintte birşeyler karalamak istiyorum anlamına geliyor. geldi kucağıma... fareyi vermeye çalışıyorum. kızdı. laptopun kendi parmakla komuta etme yerini kullanacakmış. nitekim, ben fareyle paint açtım diye painti kapattı kendi açtı. birşeyler karaladı gene...

 sonra babanneye götürdüm. artık taşımakta zorlanıyorum. arabayla gittik. hemen emniyet kemerini işaret etti. kemerini bağladık hanımefendinin.. dedesi var. babanne yok. ama sıkıntı olmadı. Akşam ablası aldı geldi. Akşam ve gece boyunca neler yaptığı aklımızdan çıkmış ama gece ısrarla sehpanın altında uyumak istedi. yere battaniye yaydık. orda uyudu. bir de unutmadan, youtube'da  rusça bir çizgifilm karakterine taktı. adı "maşa" galiba... arka odadaki bilgisayarda youtube açmayı beceriyor. açtığında zaten ilgili videolar açılş sayfasında yer aldığından üstüste videoları tıklayıp duruyor. chrome tıkladığında sık kullanılan sayfalar arasında youtube yer alıyor. tıklayıp hallediyor kendi kendine...

22 EKİM 2017 PAZAR

sabah gene enselendi. Koltuğun arkasından kafasını çıkardığı an gözgöze geldik. Kahvaltı için dünden yapılmış akıtmalara nutella sürüp verd...