30 Ağustos 2013 Cuma

30 AĞUSTOS 2013 CUMA

sabah erkenden kalkmış. kendi kendine çişini yapmış. annesinin yanına gidip onu uyandırmış, annesi külodunu inik görünce çişi var sanıp oturağa götürmüş. bizimki içindeki çişi gösterip yaptığını sesle belli etmiş. kahvaltı etmiş. öğleden sonra cantık yemeye götürdüm kızımı yeni pepee bisikletiyle... henüz ne pedalları çevirebiliyor ne de gidonla bisiklete yön verebiliyor. giderken problem yoktu ama dönüşte bisikletten inip tutamaktan tutarak bisikleti o itledi. tabii yön vermekte zorlanıyor. ben müdahale edip yönlendirmesine yardım ettiğim zaman bana kızma tonlamasıyla "babaaa" diyor.. bir ara kaldırımda ağaçların altındaki çukura soktu yanlışlıkla bisikleti.. çıkaramayınca benden yardım istedi.. çıkardım... ondan sonra tüm ağaç dibi çukurlarına özellikle soktu. uğraşıp didinip çıkardı. akşam burgaza gittik. deniz çok dalgalı... aklı denizde ama sahile gidilecek gibi değil... gece yattı ama hem yerini yadırgamasından hem de galiba sivrisineklerden doğru dürüst uyumadı.. annesini de uyutmadı...

29 Ağustos 2013 Perşembe

29 AĞUSTOS 2013 PERŞEMBE

sabah ablası dersaneye giderken ona ahrçlık verdim. ablasına para verdim de ona vermedim diye dakikalarla bozuk attı. küstü. ağladı. en sonunda ona da para vermek zorunda kaldım ama o kadar içerlemiş ki, bir süre sonra parayı bıraktı. mızıldamaya devam etti. bana küstüğü için abisinin yanına yattı. onu uyandırıp yüzünü örterek oyun oynadı onunla.. sonra kendisi de pikenin altına girdi. keyfi yerine geldi. birkaç hafta önce yapmış ama ben yazmayı unutmuştum. yatakta kendi kendine takla attı defalarca... hala kahvaltı etmiyor doğru dürüst...  laptopta efraların resimlerini gösterdim. yüzünde güller açtı görünce... öğleden önce uyudu.. uyanınca arabasına binip gezindi. o sırada ben koltukta yatıyordum. yanıma gelince ayaklarımı yere indiriyor. sonra arabayla eziyor. defalarca... hala birşey yemiyor. akşam 4 gibi sahan getirdi. nihayet acıkmış. yumurta istiyor. yumurtayı pişirdim. o sırada ablası ekmek almaktan dönmüş, çikolata da almış Ayşe'ye.. Çikolataları aldı. sıcaktan yumuşamış. buzdolabına koyalım sertleşsin dedik. vermiyor. artık yumurta da yemiyor. kızarak çikolataları dolaba koymasını söyledim. babanın kızgınlığını öğrenmesi lazım demiştim ya , hakkaten öğrenmesi lazım.. lafımı hiç kazımadı. arka odaya kaçtı. ardından gittik. bir baktık ki, çikolataları çarşafın altına saklıyor. bir de parmağıyla sus işareti yapıyor :)
(kendine özgü sus işareti çok komik)
çikolatalarını aldım. buzdolabına koydum. ağlamaya başladı. ablası "babanın sözünü dinlemen lazım" deyince bu sefer ona vurmaya başlamış. bana kızgın ve küs... ablasının kucağında... yumurtayı da yemiyor. ablasını çişe bile salmıyor. aslında uyuması lazım... ama uyumadı... akşama doğru sıcak biraz azalınca kovalarını, küreklerini, kamyonlarını torbaya koyup çocuk parkına gittik. torbayı ters çevirerek hepsini kumların üzerine döktü. sonra kovalardan birini alıp çeşmeye koştu. defalarca kovayı su ile doldurup kumlara döktü. çeşme başında sıra kapmayı hiç bilmiyor hatta sırasını da kaptırıyor. herkes gittikten sonra doldurabiliyor kovasını.. 2 tane oğlan çocuğuyla birlikte kumla oynadılar. bir süre oynadıktan sonra "bisiklet almaya gidelim" dedim. topladık eşyalarımızı... milyoncuya gittik. güzel bisiklet yok. biz de eve gelip oyuncakları arabanın bagajına bıraktık ve bebek arabasını alıp cumhuriyet caddesine gittik.yolfa parkta otlamakta olan bi kuzu gördük. kuzuyu arabasından .nmeden sevmeye başladı. kuyruğunu okşuyor. sonra indi sırtını ve başını okşadı. kuzunun kulağını gösteryor sonra kendi kulağını tutuyor. yola devam ettik.  "sana pepee bisikleti alayım mı" diye sorduğumda bir başını sallaması var görülmeye değer... bisiklette ayakları pedala erişiyor. henüz çevirme hareketini bilmiyor ama kısa zamanda öğrenir. akşam evde monte ettik. bindi... ardından evde kriz saatleri başladı. "benim dediğim olacak savaşı" önce süt içmek istedi. zaten bütün gün yemek yememiş, yemekten önce süt içerse iştah miştah kalmaz. vermedik. başladı bağırmaya... evin içinde tepiniyor. bizimle güç savaşına girdi. bilmiyor ki, taviz vermeyen gaddar bi anababası var...  süt elde edemedi ama tepinmekten vazgeçmedi de... koltuklara kollarını vura vura tepiniyor. arada kendini de koltuğa vuruyor. ardından sofrada saçları tabağa giriyor. toka takalım dedik. bu sefer toka taktırmama krizi... yemek yemeye ikna etmişken yemek te yemedi. sofradan kalktı. ben de kollarından tuttum. annesi zorla toka taktı. hem bana hem annesine tepkili.. ablasının kucağına gidiyor... uzun süre bağırıp kendini yerlere attıktan sonra sakinleşti. banyoya soktuk. bu sefer banyoda arıza çıkarmış.. aslında annesi yıkanma usulunu bilmediğinden hep yaptığı suyu kovadan alıp kuvete dökme huyunu, sıcak suyu üstüne dökecek sanıp engelleyince problem çıkmış. artık eskisi kadar azimle bağıramıyor. pes etmek üzere... masaya oturdular annesiyle... domates yiyor.. bu sırada gene birşeye kızdı. bardağı yere fırlattı. bu sefer annesinden bayağı şiddetli tepki gördü.. biraz ağladı ama artık ateşi söndü..

27 Ağustos 2013 Salı

28 AĞUSTOS 2013 ÇARŞAMBA

gece kendi beşiğinden annesinin yanına gelmiş. sabah annesi telefon etti. salondan yatak odasına bir gittim ki, uyanmış, şirin şirin yatakta yatıyor. annesi gittikten sonra sahanda yumurta yaptım. yumurtayı genelde o kırar bana verir.. bu sefer yumurtayı bana vermek yerine havluya sarıp paketledi. bunu oyuna çevirdi. istiyorum istiyorum vermiyor. sahandaki peynirler yanacak... ben de başka yumurta alıp kırdım.. pişmesine yakın bir baktım elindeki yumurtayı kırıp bana vermeye çalışıyor. engel oldum. bozuldu. çok az yedi. laptopta pepee falan seyretti. jengalarla oynadı. şimdi de bebek arabasına oyuncak bebeğini koydu. boynuna da melodika çantasını astı. evde geziniyor... Balkona çıkıyor. bebek arabasını parkediyor. sandalyeye oturuyor. en fenası da beni kovuyor. kapıdan bile bakmama izin vermiyor...hala balkonda...

öğlene doğru uyudu ama babannesi geldiğinde uyandı. giderken de hiç memnun olmadı. şu anda evin içinde kraliçe gibi geziniyor.. üstünde pelerini elinde asasıyla... pelerin de eskiden uyurken işerse diye yatağın altına serilen örtü :)



Ablasını hastaneye götürürken Ayşe de bizimle geldi. allahım! ne sıcak.. sürekli de kucak istiyor.. zaten kendimizi zor taşıyoruz. Hastane koridorlarında da kucak istiyor. almayınca vikvikleniyor. masalardan birinde duran masa takvimi çok ilgisini çekti. üzerinde matruşka şeklinde kadın çizimleri var. giderken onu da (ç)aldı... Eve gelince ablası uyuttu. Akşama doğru uyandı ama nasıl mızmız nasıl huysuz.. sürekli vikvik.. sürekli mızmız... omzuma kafasını gömdü neredeyse yarım saat öylece durduk. Annesi gelince aynısını annesine yaptı bu sefer.. ne kendisi bir yere gidiyor ne de annesini salıyor. ne istediğini de bilmiyor.. sürekli bir huysuzluk hali... annesi gelmeden bende hiç değilse üzüm yemeye başlamıştı, artık mızmızlanmıyordu.. annesi gelince başa sardı.

26 Ağustos 2013 Pazartesi

27 AĞUSTOS 2013 SALI

sabah odadan ağlama sesi geliyordu. gittim, baktım. Annesinin yataktan çıkmasına bozulmuş, ona bağırıyormuş. Kucağıma alınca sustu. salonda koltuğa yatırdım. ben gidip yatak odasında yattım. biraz sonra biberonunu almaya geldi. bakındı, bulamadı. ben bulup verdim. biberonu alınca battaniyeyi ve yastığı gösterdi parmağıyla... hepsini kucaklayıp salona döndü. Dün de aynısını yapmıştı. annesinin gitmesini istemiyor. annesi gittikten sonra sahanda yumurta hazırladım. yedi. laptopta pocoyo seyretti. sonra biberonunu alıp koltuğa yattı. Trt çocuk kanalını açtım. keloğlan seyrediyor. ardından laptopta paintte birşeyler çizdi. bunu birkaç kere yapmıştık. seviyor birşeyler karalamayı.. gerek kağıt üzerinde gerekse paintte... paint programını tanıyor.. zaten program açıktı. görünce hemen birşeyler çizmek istediğini belli etti. sonra annesi aradı. telefonda annesiyle konuştu(!) telefonu mikrofon gibi tutup abi, anne, aba falan diyor.. çok sevimli görünüyor... Öğlene doğru hatta bayağı erken saat 10 gibi kendi kendine yattı uyudu.. 12 buçuk gibi uyandı. birkaç parça şokellalı ekmek verdim. sonra yemek istemedim. ben de kahvaltıdan kalma annesinin bıraktığı rafadan yumurtayı verdim. onu yedi. Abisine bırakıp evden ayrıldım. akşam eve geldiğimde çırılçıplak ortalıkta dolanıyordu. Banyodan çıkmış giyinmemiş. makarna yiyordu ablasıyla birlikte... Biraz sonra ablası ayağında salladı uyuttu. Bilgisayarda oyuncak hikayesi 3 ü seyrederken, çocukların oyuncaklara kötü davrandığı sahneyi seyretmek istememiş, orayı ileri sardırmış. Bu huyu kalıcı.. eskiden de pepenin zuluya çarptığı sahneye tepki gösterirdi. merhametli olmak ve empati duygusu kızımda yapısal bir karakter özelliği.. biraz bana benziyor... uyandıktan sonra külodunu giymesi için kızarak söyledim. hiç kazımadı. artık babanın kızdığını öğrenmesi gerek.. bu konunun üzerinde duracam biraz.. akşam üzeri bim'e gittik. yolda karşıdan karşıya geçerken birkaç aydır yaptığımız gibi kırmızı ışıkta bekledik. yeşil yürüyen adam çıkmasını bekledik. bu konuda birkaç aydır örnek davranışlar sergiliyorum ki konuyu içselleştirsin. ama bu sefer farklı birşey oldu. yanımızda yeşil yanmasını beklemeden kırmızıda geçen bir insanı farketti ve parmağıyla onu gösterdi. ben de "yanlış yapıyorlar kızım" dedim. daha önce de kırmızı geçenler olurdu ama ayşe onları farketmez ya da tepki vermezdi. bu sefer "ama o geçiyor" manasına gelecek hareketler yaptı. şu an ablasıyla azıyor. evin içi kahkahalarla çınlıyor. kızım barbi laptopunda mozartın türk marşını dinleyip duruyor. hatta annesi söyledi.. bir keresinde mırıldanmış bile.. hep diyordum.. müzik kulağı var bu kızda... youtube ta türk marşını açtım. videoda piyanoyu görünce hemen gitti. abisinin melodikasını getirdi. piyanolu videoyu tekrar açmamı istiyor.. resim kabiliyeti var.. müziğe de yatkın... sanatçı mı olacak nedir... bir de yazmayı unuttuğum bir olay var.. Ben yokken annesinin memesini emmiş. Efradan gördü de özendi herhalde :)

26 AĞUSTOS 2013 PAZARTESİ

Tam çok kısır bir gün, ne yazacağım derken, kızımla kovalanmaç oynadık. çok eğlenceliydi. emekleyerek benden kaçtı. ben de emekleyerek peşinden... sandalyelerin altında tünelimsi bir geçit var... emekleyerek oradan kaçıyor ben de peşinden.. tabii ben iri olduğumdan oradan zarzor geçiyorum.. iyi zaman geçirdik... yoksa sabah kalktı.. kahvaltı etmedi. sadece süt içti.. kös kös oturmaktan başka birşey yapmadık yazacaktım. Rafadan yumurta yedi oyundan sonra... bunu da seviyor. yemeğin ardından arabasıyla ayağımı ezme oyununu oynadık gene... ayağıma çarparak kahkahalar atıyor. Ardından biberonuna süt doldurtup yattı TV başında... öğlenleyin arka odada uyumak istedi benim her zamanki klasik pozisyonumda... bacaklarımı yatağa uzattım. kendim sandalyeye oturdum. Ayşeyi de ayağıma koydum. hemen uyudu. akşama doğru uyanınca şokellalı ekmek yedi biraz.. hemen sonra annesi erken geldi. efralar yoldaymış. geliyorlarmış. kızımla arabaya atlayıp mustafanın sevdiği yemeğin malzemelerini almaya gittik. saatlerce arabayla (akşamüzeri izmir yoluna çıkarsak olacağı buydu)   market market dolaştık. eve döndüğümüzde gelmişlerdi bile.. onları gördüğüne pek sevindi. hatta giderlerken arkalarından bayağı bir ağladı. ama tabi gelmelerine sevinmiş olması Efrayla kavga etmelerine engel değil.. Bizimki efraya dalınca efra da çimdikleyiverdi. Bizimki yaygarayı kopardı. Annesi ayşeye akıl veriyor biri seni çimdikleyince sen de onu çimdikle diye.. ben de bu anlatmayla olmaz. insanın içinde olacak dedim. bizimkinin öyle bir huyu yok.. hatta kendini savunmayı bırak, hakkını korumayı bile akıl edemiyor. mesela, parkta vs. birisi önüne geçmek isteyince hiç karşı koymuyor. hemen yol veriyor. hatta sırasını kapabilsin diye geri bile çekiliyor. korktuğundan veya çekindiğinden değil, huyu böyle...

25 Ağustos 2013 Pazar

25 AĞUSTOS 2013 PAZAR

Arabada uyuyor diğer aile üyeleri ile birlikte... saat 3 gibi eve vardık. kucakta eve çıkarılırken hemen gözlerini açtı. ondan sonra uyut uyutabilirsen.. süt istedi.. bitmiş.. aralıklarla birkaç saat ağladı.. annesi ayağına falan koydu.. zor zahmet uyudu. sabah 9 gibiydi. elinde yastığı ve battaniyesi salona geldi. koltuğa yatıp TV seyretti. Sonra buzdolabına gidip açtı. bakınıyor ne yiyecem diye.. triplex gofretleri aldı. birkaç tanesini yedi. sonra kakasını yapmak istedi ama yapamıyor. inliyor.. beni yanına çağırdı çocukcağız. elimi tutup benden güç almaya çalışıyor ama canı çok yanıyor belli.. baktım olacak gibi değil, annesini çağırdım.. o manuel müdahale ile biraz çıkmasını sağladı... sonra sahanda yumurta yaptım. yatarak yedi. hala süt peşinde.. boş süt kutusunu aldı.. süt olmadığını görünce bozuldu. son triplex gofreti aramaya başladı ama galiba abisi yemiş, bulamadı. şu an ablasıyla oynuyor. biraz sonra biberonuna su doldurtup annesinin yanına yattı uyudu. Uyandıktan sonra pek sesi soluğu çıkmadan evde oyalandı. akşama doğru benle beraber arabaya indi. kucağımda arabayı parkettik. Gece düğüne gittik. dönüşte arabada uyumasın diye şöför mahallinde kucağıma alıp direksiyonu tutturdum. uyuma kızım deyince hiç istifini bozmayıp yatan çocuk hadi gel arabayı kullan deyince hemen fırlayıp kucağıma atladı. bu arada yazmayı atladım. son birkaç gündür ne olduğu anlaşılabilen kelimeler etmeye başladı. "hadi, hayır" falan gibi... üstelik durmadan bıdır bıdır birşeyler söyleyip duruyor.

24 Ağustos 2013 Cumartesi

24 AĞUSTOS 2013 CUMARTESİ

Bugün sabah erkenden esralarının yanına, Örene gitmek için erkenden yola çıktık. Ayşe gezme lafını duyunca hemen hazırlandı. Yolda yemek için poğaça falan almıştım. Çok ama çok az yedi arabada.. Parçacıklı şeftali suyu aldım (ne saçma birşeymiş) parçaları yutmuyor çıkarıyor. günün en komik ve hayat boyu hatırlanacak hikayesi yolda gerçekleşti. Burnunu karıştırıyormuş. (son birkaç aydır yapıyor) Burnundan çıkan sümüğü parmsğında tutup göstermiş annesine.. Annesi de alıp camdan dışarı atmış.. Sen misin atan... hemen annesinin burnuna parmağını sokup oradan sümük alıp onu elinde tutmaya başlamış.. göze göz, dişe diş, sümüğe sümük yani... Örene vardık.. Efrayı ve diğerlerini görünce pek sevindi. otelin oyun parkına gitti hemen.. efranın da gelmesini istiyor. sallandı, kaydı... ayrılmıyor parktan... En sonunda çocuk havuzuna gitti. havuza giriyor. ardından çıkıyor. hemen yanındaki duşun altına giriyor. saçını ve ayaklarını yıkıyor sonra tekrar havuza giriyor. hemen çıkıyor. aynı şeyleri gene yapıyor. bunu defalarca yaptı. bıkmadı. hatta duşta yerler biraz yosunlu olduğu için 2 kere yere düştü, buna rağmen devam etti. gayet güzel yemek yedi. sonra denizde gittiler. bizimki ilk başta denize girmedi. sahile de yaklaşmıyor. dalgalardan çekiniyor. ayağı ıslansın istemiyor. kumdan küçük bir set yaptım. onun ardında kovalarla oynadı. denize taş attı.  simidini şişiedim. denize de girdi. ilk başta kollukla girmek istedi. hatta kollukları da koluna geçirdi ama henüz erkenmiş, beceremedi. korktu. seneye olur... kumsaldan otele dönüşü daha doğrusu dönemeyişi çok komikti. duşta ayaklarını yıkayıp kumdan arındırıyor. sonra yürümeye başlayınca ayaklarına tekrar kum bulaşıyor. geri dönüyor, tekrar ayaklarını yıkıyor. kısır döngü... en sonunda kucağıma aldım da otele soktum. bugün efra ilk defa bir eşyasını ayşeyeden kıskandı, vermedi. makarnadan su pompası.. ayşe de almak istiyor ama efra vermedi. yemek sırasında ayşe ele geçirdi. zor bıraktırdık ta yemek yedirdik.

23 Ağustos 2013 Cuma

23 AĞUSTOS 2013 CUMA

Sabah yatak odasına bir gittim ki, bizimki yastığını, battaniyesini ve biberonunu kucaklamakla meşgul... onları alıp salona gitti. yastığını düzgünce (ters konursa düzeltiyor) koltuğa koydu ve yattı. TV açtım. Biberona da süt... keyfi gıcır... şokellalı ekmek yedirmek istedim. yemedi. kahvaltı etmedi. sütle idare ediyor. Kuş görünce veya kuştan bahsedilince hemen saçının tepesini parmağıyla gösteriyor, kafama kuş konmuştu anlamında... TV de kuş çıkınca gene aynı hareketi yaptı.. Hep yapıyor zaten... biberonuna tekrar süt doldurttu ama içmedi. beni buzdolabına götürdü. yumurta istiyor.. peynirli yumurta yaptım onun sevdiği gibi.. (ya da benim sevip onu da alıştırdığım gibi) sarısı patlamamış ve sümüksüz... ama sadece 3-4 lokma yedi. pek iştahı yok..
TV seyretmekten sıkıldı. kendine oyun kurdu. koltuğun üzerine eski sandalye altlıklarını dizdi. "atta" diyerek birinden birine atlıyor. biraz oynadıktan sonra yoruldu ve yattı... kendi kendine uyudu galiba... Abisine bırakıp gittim. benim ardımdan uyanmış. abisinin yaptığı tostu yemiş. ben dönünce beni kapıda karşıladı. Ayağında sadece donla geziyor haftalardır olduğu gibi.. bir de ayağında mavi çoraplar var.. çok komik görünüyor... Elinde abisinin telefonu... telefonu pantolonumun cebine soktu ne hikmetse... geçen gün aldığımız kamyonla dozeri getirdi bana gösteriyor. parka kumla oynamaya gitmek istiyor herhalde.. annen gelince gideriz dedim. başıyla onayladı. Abisinden öğrendiğime göre meğer 3 tane çorabı üst üste giymiş... abisi giydirsin diye ağlamış.. Anne gelince önce parka gittik. kamyonla ve dozerle oynadı ama aklı geçen seferki gibi çeşmeden su doldurup kuma dökmekte.. nitekim kamyon kasasıyla su taşıyıp kuma döktü defalarca... ardından pazara gittik. bir tane domates aldı tezgahtan yedi.çilek istedi. aldık. şeftali istedi. evde var dedim. durmadan şeftali gösteriyor. eve gelince kalemleriyle birşeyler çizmeye baladı.

22 Ağustos 2013 Perşembe

22 AĞUSTOS 2013 PERŞEMBE

Sabah erkenden kalktık Efraları uğurlamak için... Giderayak kızımın Efraya şefkatli davranacağı tuttu. Öyle ki, Efranın başını çarptığı yeri gidip dövdü. Gidişlerine de bayağı üzüldü. Arkalarından ağladı. Kızım çişini yaparken aynı oturağa Efra da oturmaya kalktı. Tabii kızım itekliyor efrayı.. kızımın ardından efra oturdu oturağa... Geçen günkü oturak kavgasına göre gayet olumlu gelişme...Barbi laptopu efra aldı diye gene bozuluyor ama...annesi de ağlamak yerine gidip elinden alacan diye gösterip öğretmeye çalışıyor aklısıra.. Öğlenleyin eve döndüğümde neşesi gayet yerindeydi. Dünkü faciadan sonra harika bi durum... Şeftali yedi. pocoyo seyretti. Arabasıyla gezdi. bana çarpıp güldü. Sonra da uyudu..
ben de uyumuşum.. Birisi beni uyandırdı. bir baktım Ayşe... Patates ve barbunya yedi biraz... şeftali de yedi.. Yemeğin ortasında işaret parmağını ağzına sokarak (ağzı aralık) malum şeyi istiyor. Su demesi konusunu açınca da bir tuhaf bakıyor.. pek kayda değer ve anlatıcak bi faaliyeti yok. TV seyrediyor. Süt içiyor.. (süt yetiştiremiyoruz. Dün ve önceki gün gece süt almak zorunda kaldık.) Çok süt içiyor. Engel olmamız lazım..
Akşam annesi gelince onunla biraz oynaştı. Annesinin ona aldığı elbiseyi giydi. Düğmelerini ilikletmiyor. meğer derdi kendi iliklemekmiş.. o kadar uzun boylu değil.. tamam, el beceresi yüksek ama düğme iliklemek için daha çok erken... beceremedi zatenn. ama vazgeçmedi de... annesiyle birlikte alışverişe gitti. geç saat döndüler.. Annesi, "dişi değil mi, hepsi aynı" diyor... Mağazalarda bir sürü şeyler almış, sepete doldurmuş.. Kadınlar alışverişi doğuştan biliyorlar anlaşılan... tezgahtar kızlara tişörtleri katlamakta yardım etmiş... yerlerine koymuş, düzeltmiş. Evde aldıklarını bana gösterdi. Etiketlerini koparmak istedi. Gücü yetmeyince bana koparttırdı... Bu arada yanlış ta olsa düğmeleri iliklemeyi başarmış, meğersem o kadar uzun boyluymuş... Bir de annesi mayo almış ona... onu gösterdi. sonra da giymek istedi. şimdi olmaz kızım. elbiselerini çıkarman lazım dedim. kızdı mayoyu yere attı. ben de ona kızdım ve mayoyu yerden almasını söyledim. kızgın olduğumu ve kesinkes emir verdiğimi anlaması için sert duruyorum ama o kadar güleryüzlü ve sempatik bakıyor ki gülmemek için kendimi zor tutuyorum. Babanın kızdığını ve dediğini yapması gerektiğini öğrenmeli ama işin ciddiyetinin farkında değil... Ben de kulağını tutup hafiften çektim dediğimi yapmadı diye... şaşırdı ama mayoyu gene de almadı. Daha bazı şeyleri öğrenecek...
gece arabasıyla sehpanın etrafında dönerken yerde olan ayağıma çarpıp kahkaha atmaya başladı. ben de "ah,ayağım, ezdi beni" falan deyince iyice neşesi arttı. defalarca ayağımı ezdi..  Sonrada koltuğa uzattığım öbür ayağımın altını gıdıklamaya başladı. ben gıdıklanma tepkisi verince çok hoşuna gitti. sehpanın etrafında bir tur atıyor. Ayağımı gıdıklıyor. sonra bir tur daha atıyor.gene gıdıklıyor... çok eğleniyor.
Benim ona nasıl kızdığımı taklit ediyor. Parmağımı sallamışım. O da sallıyor.. Kulağını çekmişim. O da kulağını tutuyor.. hıııı demişim.. o da diyor.. bu arada konuşma faslı iyice ilerledi. tamamı anlamsız ama sürekli birşeyler söylüyor...

20 Ağustos 2013 Salı

21 AĞUSTOS 2013 ÇARŞAMBA

Sabah uyandığında süt için ağladı... (Süt yetiştiremiyoruz eve... Bir yandan abisi, bir yandan berra... 10 paket süt 2 günde biter mi? ) Annesi işe giderken karşı bakkaldan aldı. Pencereden sallandırığım torbayla aldım. biberonu doldurdum. 1 saat daha uyudu. sonra geldi. gülerek Efrayı gösteriyor. Efranın eve olmasından memnun ama didişmekten de geri durmuyorlar. biraz önce anlamsız seslerle Efrayı şikayet ediyordu bana... her ikisi de ellerine çiğ patates almışlar, onu yiyorlar... Ayşe kağıt kalem alıp birşeyler çizdi. Konkona onları gösteriyor. Efranın küçük oyuncakları, köpekle hulk paylaşılamıyor.  Ayşe hiçbir oyuncağını ve eşyasını Efranın almasını istemiyor . bebek arabasını almasın diye yaptıkları aşağıda
video
Hele arabası... araları iyiyken bile Ayşe ona el sürdürmüyordu... Hâlâ kriz sebebi araba..
video
Ayrıca Efrayla başetmek için sonuna kadar uğraşacağına gelip bize şikayet ediyor ve ağlayarak yardım istiyor.. kendi problemini kendin çöz deyince de daha beter ağlıyor. En son efrayla araba yüzünden kavga edip arabayı efradan kaçırdı ve gidip ablasının yanına yattı. böylelikle efradan kurtulacak sanırım...

gece faciaydı. mütemediyen ve kesintisiz zırlıyor. Saatlerce... dayanılacak gibi değil... Uyuyana kadar tüm bi geceyi ağlayarak geçirdi.

20 AĞUSTOS 2013 SALI

sabah beni uyandırmak için çok uğraştı ama ben kalkmadım yerimden.. teyzesi yumurta yedirmiş. sürekli gelip gelip avucunun içiyle göğsüme hafifçe bastırıyor ( insan uyandırma biçimi ) en son kalktım ve ne var kızım dedim. Apışarasını tuttu. Meğer çişi varmış.. yaptırdık. Aslında kendisi yapabilir ama nedense benim yaptırmamı istiyor. Efra ile kavgalarının sesleri artık sokağa falan taşıyor. Efra laptopu kendine çeviriyor. Bizimki başlıyor ağlamaya.. Efra dün saçını çekmişti. yarım saat ağladı. saçını gösterip  durdu. Bir de bugün Efra galiba bizimkini ısırmış.. Acayip feryat kopmuştu.. herhalde o sırada.... hep beraber aquaparka gittiler... akşama maceralarını dinleriz...
video
aquaparkta bayağı iyi eğlenmiş.. mustafa onları havuza atmış, suya dalmışlar kendilerince... nasıl daldın deyince yere çömelip kafasını eğiyor... suyla acayip oynamışlar... gene havuza gider misin denince hemen hazırlanmaya başlıyor...

22 EKİM 2017 PAZAR

sabah gene enselendi. Koltuğun arkasından kafasını çıkardığı an gözgöze geldik. Kahvaltı için dünden yapılmış akıtmalara nutella sürüp verd...